İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN

Bilinçli Durum ve İçeriklerin Önemli Özellikleri — Bernard Baars

Çevirmen: Furkan Avcı
Editör: Ege Kingir

Özgün adı: “Major Features of Conscious States and Contents”

Bernard Baars’ın “On Consciousness: Science & Subjectivity” (“Bilinç Üzerine: Bilim & Öznellik”) adlı kitabının Observational Definitions of Consciousness (Bilincin Gözlemsel Tanımları) bölümünden alıntıdır. Kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

1. Uyanıklığa karşılık gelen kafa derisi EEG’si bulgusu

Uyanıklığın ham kafa derisi EEG bulgusu “düzensiz, düşük voltajlı ve hızlı” (12–70 Hz) gibi görünmektedir. Bununla birlikte, doğrudan kortikal kayıt[1], sinyal-gürültü oranını kafa derisi EEG’sine göre 1000 kat kadar iyileştirir. Bu veriler, korteks ve talamusun küçük bölgeleri arasında çok daha ayrıntılı, bölgesel ve içeriğe özgü sinyaller gösterir.

Uyanık epileptik hastalarda doğrudan beyin kayıtları özellikle önemli olmuştur.

Korteks üzerine yerleştirilmiş implante elektrot ızgaraları takan hastalar, bir kelimeyi dikkatle dinlemeleri istendiğinde işitsel konuşma algılama alanlarında (Wernicke alanı[2]) belirgin bir şekilde aktivasyon gösterir. Aynı kelimeyi tekrarladıklarında hem Broca[3] hem de Wernicke alanı tam da beklendiği gibi etkinleştirilir.

Benzetme yaparsak, bir futbol sahasındaki seyirciler belli bir mesafeden farklılaşmamış kalabalık gürültüleri çıkarabilir, ancak bir dizi yerel mikrofon rastgele olmayan ancak oldukça düzenli, etkinliğe özgü ve organize olan binlerce bire bir konuşmayı algılar.

Kortikal aktivite ne kadar yakın gözlemlenirse, küçük bölgeler arasındaki tutarlı, görev odaklı sinyallemeye o kadar çok benziyor. Fare korteksinin genetik kodlu voltaj görüntülemesi gibi daha yeni yöntemler, çok yüksek uzay-zamansal (spatiotemporal) çözünürlüğe ve geniş uzaysal kapsama sahiptir. Bu yöntemler, dört büyüklük mertebesini (1⁰⁴) kapsayan, ölçekle değişmeyen uzay-zamansal nöronal aktivite kalıpları ile sessiz uyanma durumunun (quiet waking state) “kritikliğe yakın” olduğunu gösterir.

Uyanık korteksin kritikliğe yakın durumu, çok çeşitli ölçeklerde çok çeşitli özel bilgi işleme türleri için yüksek düzeyde hazır olma anlamına gelir. Doğrusal olmayan dinamik sistemlerin diğer tipik bulguları da bulunmuştur. Walter J. Freeman ve meslektaşları, bu fenomeni tanımlamak için analitik ve fizyolojik araçlar geliştirdiler[4].

Doğrudan beyin kayıtları, küçük kortikal bölgeleri bir göreve ve uyarana özgü bir şekilde, <.1–200 Hz aralığındaki salınımlarla bağlayan çok büyük bir uzay-zamansal sinyal söz dağarcığı önerir. Tek nöronlar bu popülasyon salınımlarına katılabilir veya bunlarla rekabet edebilir.

İntrakraniyal (kafa içi-doğrudan kortikal kayıt) EEG’deki karmaşık dalga formlarının, yavaştan hızlı salınımlara kadar faz bağlantılı bir dalga hiyerarşisini yansıttığına inanılmaktadır. Bu nedenle, kafa derisi EEG’sinin geleneksel anlayışı, daha eski, düşük çözünürlüklü ve analiz edilmemiş kayıt tekniklerinin bir eseri gibi görünmektedir.

2. Bilinçli ve bilinçsiz görme

Çoğu görsel kortikal işlem bilinçli değildir. Retina girdisi, uzaysal çözünürlük kaybı olmadan görsel talamusta (LGN) [5]sonlanan gangliyon hücreleri aracılığıyla optik sinire taşınır. LGN, ilk kortikal projeksiyon alanı Alan V1’e noktadan noktaya doğrulukla sinyal gönderir. Uzun süreli binoküler rekabet (binocular rivalry), hiyerarşi boyunca görsel nöronların tek nöron ve çoklu birim kaydına izin veren sürekli flaş bastırma (continuous flash suppresion) kullanılarak etkinleştirilir. Bu sayede bilinçli görsel akışa tepki veren nöronlar, bilinçsiz akışa tepki verenlerden bağımsız olarak takip edilebilir. Logothetis ve çalışma arkadaşları, neredeyse otuz yıldır makak korteksindeki iki görsel akışı sistematik olarak izlediler.

Optik sinir tek yönlü iken, talamik ve kortikal nöronlar arasındaki tüm yüksek seviyeli sinyaller çift yönlüdür ve korteks ve talamusun tipik sinyalleme modu olan tekrar-girişli (reentrant) sinyalizasyon veya adaptif rezonansa[6] yol açar. Alan V1’den itibaren görsel sinyal, hiyerarşinin tepesine yakın yüksek seviyeli, raporlanabilir gestaltlar olarak ortaya çıkan 40’tan fazla topografik dizi boyunca süzülür. Son bulgular, bildirilebilir görsel gestaltların MTL’de (medial temporal lob) ortaya çıktığını ve oradan prefrontal bölgelere yayıldığını göstermektedir. Bu nedenle bilinçli görsel içerikler, MTL’deki yakınsak görsel “gestaltlara” iyi karşılık gelir. Bu, sistematik şekilde geliştirilen ve neredeyse 30 yıllık kümülatif çalışmalara dayanan tarihi bir sonuçtur.

Bu modalitelerde yüksek seviyeli duyusal kortekste işitsel, rinal (burunla ilgili) ve somato-duyusal gestaltların da ortaya çıkması muhtemel görünmektedir. Baars ve arkadaşları (2013), korteksin duyusal olmayan bölgelerinde, örneğin öznel çaba duyguları için dorsolateral prefrontal kortekste[7]bildirilebilir Bilme Duygularının (Feelings of Knowing-FOKs) ortaya çıktığını öne sürmektedir. Bu, beyin görüntüleme kanıtlarıyla tutarlıdır.

Duyusal bilinç içerikleri yüksek seviyeli arka (posterior) kortekste ortaya çıkarken, soyut Bilme Duyguları, zihinsel çaba veya aşinalık hislerinde olduğu gibi, prefrontal kortekste aynı şeyi yapabilir. Bu kanıt, görme durumunda artık oldukça güçlüyken, diğer duyusal modalitelerindaha fazla test edilmesi gerekiyor. Tutarlı raporlar, bilinçli görsel kortikal aktiviteyi (bilinçsize kıyasla) genlikte daha yüksek, titreşimli faz bağlantısında daha geniş ve nedensel (Granger) yayılım da dahil olmak üzere daha geniş yayılmış olarak tanımlar (Gaillard ve diğerleri, 2012). Bilinçli algı için prefrontal aktivitenin gerekli olup olmadığı tartışılmaktadır. Panagiotaropoulou ve arkadaşları (2014), makakta doğrudan kortikal kayıt kullanarak, görsel gestalt oluşumunun (entegrasyon) medial temporal lobda gerçekleştiğini, gestaltın buradan lateral prefrontal kortekse doğru yayıldığını bulmuştur.

3. Derin uyku

Derin uyku; ham EEG’de düzenli, yüksek genlikli ve yavaş dalgalar olarak gözlemlenebilen yaygın delta dalgaları (<2 Hz) ile en doğal bilinçsiz beyin durumudur. Delta dalgaları, milyarlarca kortikal ve talamik nöron arasındaki koordineli duraklamayı ve ateşlemeyi yansıtır. Delta uykusu, yakın bilinçli dönemlerde edinilen epizodik hatıraları pekiştirmeye hizmet eder.

Beyin, delta dalgalarının tepe noktalarında, çukur noktalarına kıyasla daha farklı davranır. Delta uykusunun YUKARI yarısı, mikro düzey salınımlarının zengin bir karışımına ve yaklaşık bir saniye ateşlemeye izin verirken, AŞAĞI yarısı yaygın nöronal duraklamayı gösterir. YUKARI durumu anlık bir uyanma dönemi olabilir. Derin uyku ile uyanıklık arasındaki en büyük fark, delta dalgalarının çukurları sırasında işlemenin düzenli olarak kesintiye uğraması olabilir.

Steriade (2006) derin uykudaki yavaş salınımların, interhemisferik fissür (iki yarıküre arasındaki yarık) yoluyla önden arkaya akan büyük, seyahat eden dalgaları yansıttığını göstermiştir. Genel anestezi gibi indüklenmiş bilinçsiz durumlara bazen “yapay koma” adı verilir ve doğal yavaş dalga uykusundan farklı olduğu düşünülür.

4. REM rüyaları

Gözlerin kapalı olduğu ve büyük, düzenli, basmakalıp göz hareketleri ile REM rüyaları, uyanıklık durumuna benzer. REM sırasında kafa derisi EEG’si “düzensiz, düşük voltajlı ve hızlı aktivite” gösterir, bu da C-T çekirdeğinde (kortikotalamik çekirdek)[8] uyanıklık benzeri uzay-zamansal sinyalizasyona işaret eder. REM sırasında uyandırılan denekler, belki 10 saniye sonra anlatılarında süreksizlikler olmakla birlikte zengin bilinçli imgeler ve dramatik senaryolar bildirdi. Lüsid (öz-bilinçli) rüya (lucid dreams) görme sırasında insanlar, 10–30 saniyelik çalışma belleğine benzer şekilde, gönüllü “başlangıç” ve “bitiş” sinyalleri olarak göz hareketlerini kullanarak on’a kadar sayabilir.

REM rüyaları sırasında, talamus düzeyinde duyusal akış engellenir, böylece bilinçli rüya içerikleri içsel kortikal aktiviteyi yansıtır. Rüya içeriği, son uyanma dönemlerinden “gün kalıntılarını” ve motivasyonla yönlendirilen “güncel endişeleri” gösterir. Rüyalardaki fMRI, korteksin görsel ve duygusal bölgelerinde yüksek metabolik aktivite gösterir.

5. Beyin anatomisi

Bilinçli içerik, talamokortikal komplekse bağlıdır ve majör sirkadiyen durumlar beyin sapı nöromodülasyonu tarafından açılıp kapatılır. C-T kompleksi dışındaki bölgeler sürekli olarak etkileşime girer, ancak bildirilebilir bilinçli içerikleri doğrudan desteklemez. Biyolojik olarak, C-T kompleksi memelilerde (yaklaşık 200 milyon yıl önce) ortaya çıkar ve kuş palyumunda (pallium)[9] anatomik homologlara sahiptir. Memeli öncesi amniyonlar paleokorteks (rinal korteks ve hipokampus) gösterir.

C-T sisteminin bağlantı modeline ilişkin çok sayıda yeni kanıt, sinyal akışını optimize etmeye hizmet eden küçük dünya bağlantısallığını (small-world connectivity) ortaya koymaktadır. C-T sistemi, benzer sayıda nörona sahip olan ancak paralel işlem akışlarını ortaya çıkaran serebellumun aksine, memeli beynindeki en yüksek paralel etkileşimli sistemdir. C-T sisteminin yapısal yol haritası, bilinçli durumlar ve içeriklerle ilişkili büyük bir biyolojik zorluk olan odaksal kararsızlıkları (focal uncertainties), belirsizlikleri ve karar noktalarını çözmek için ideal görünmektedir. (Bkz. Baars ve diğerleri, 2013.)

C-T sisteminin yapısal haritası gibi, EEG frekans bantlarındaki güç, ters frekans yasasını ((1 / f) EXP B) izler.

6. Duyusal gestalt “yayını”

Bilinçli gestaltlara karşılık gelen nöronal aktivite, yüksek oranda dağıtılmış uzun süreli hafıza izleri, örtük öğrenme (implicit learning) ve otonomik ve motor fonksiyonların biofeedback eğitimi ile gösterildiği gibi beyinde geniş çapta yayılır. Kesin raporlanabilirlik gerçeği, prefrontal korteks gibi yönetici bölgelerin arka duyu bölgelerinden doğru kaynak bilgileri aldığı anlamına gelir.

7. Çok geniş bir bilinçli içerik yelpazesi

Bilinçli durum, olağanüstü bir içerik yelpazesine sahiptir — çeşitli duyularda duyusal algı, içsel imgeler, duygusal hisler, iç konuşma, soyut kavramlar, eylemle ilgili fikirler, Bilme Duyguları (aşinalık, güven yargıları, çaba duyguları gibi) ve çok daha fazlası . Bilinçli içerik kümesi açık uçlu olabilir. Spontane bilinçli zihniyetin “mevcut amaca dayalı endişeleri” yansıttığına inanılıyor.

8. Bilgi vericilik (Informativeness)

Girdi sinyalleri lüzumsuz hale geldiğinde bilinçli içerikler kaybolur, bu genel bir fenomendir ve tüm duyularda gözlemlenebilir. Duyu-motor (sensorimotor) becerileri de tekrarla birlikte bilinçli erişimden kaybolur. Bu tür lüzumsuz etkiler, semantik doygunluk durumunda olduğu gibi, yüksek düzeyli semantik (anlambilim) için de geçerlidir.

Görmede klasik bir örnek, stabilize retina görüntüleri içerir. Normal görme sırasında gözler sürekli, hızlı bir tremor (irade dışı titreme) sergiler; böylece gelen ışık şiddeti ve açısı aynı retina reseptörlerine düşmez. Foveaya ışık girdisini stabilize etmek için bir kontakt lense küçük bir ışık projektörü monte edilirse, görüntü hızla bilinçten kaybolur. Görüntünün o anda oluşturduğu örüntüde meydana gelecek herhangi bir değişiklik, uyaranı bilince döndürecektir.

Bu çok genel etkiler, duyusal bilincin fiziksel enerji kalıpları yerine bilgilendirici girdilerle geliştiğini göstermektedir. Duyular basit enerji dönüştürücüler değil, çoklu seviyelerdeki girdi analizi için hızlı adapte olan nöronal ağlardır. Sabit bir uyaran tahmin edilebilir hale geldiğinde, artık bilinçli olarak algılanmaz.

Bu nedenle, “bilgi vericilik” bilinçli algı için gerekli bir koşul gibi görünmektedir.

9. Bilinçli olayların geçici doğası

Duyusal şimdiye dair deneyimimiz birkaç saniye sürebilirken, bilişsel şimdiki zamanımız yarım dakikadan az olabilir. Aksine, çoğu bilinçdışı bilgi, uzun süreli bellekte bulunur ve sürekli olarak duyusal ve içsel girdilerle etkileşime girer.

10. İç tutarlılık

Bilinçli içerikler, güçlü bir tutarlılık kısıtlamasıyla işaretlenir. Örneğin, çoğu kelimenin birden fazla anlamı sunumdan sonra kısa bir süre aktifken, herhangi bir zamanda yalnızca biri bilinçli hale gelir. Bu nokta aynı zamanda algısal uyarım için de geçerlidir (algısal belirsizlikler veya rakip girdilerde olduğu gibi) ve bilişsel uyumsuzluk durumunda olduğu gibi inançlar için de geçerli olabilir.

Genel olarak, karşılıklı olarak tutarsız iki içerikten bir seferde yalnızca biri bilinçli hale gelebilir.

11. Sınırlı kapasite ve dizisellik (seriality)

Özenle yapılmış birçok deney, anlık bilinç kapasitesinin yalnızca 1–4 ayrı “öge” olduğunu göstermektedir. Denek “bu… bu… bu” gibi kısa bir kelimeyi tekrar ederken öngörülemeyen ögeler görsel olarak sunulduğunda, bu kökünden sınırlı kapasite tutarlı bir şekilde ortaya çıkar.

Dolayısıyla, herhangi bir anda bilinçli içeriklerin izole kapasitesi kökten sınırlıdır. İstifleme (chunking), uyaran organizasyonu (stimulus organization) ve uzun vadeli hafızamızda halihazırda var olan bilgi ve becerilerle kurabileceğimiz öğrenilmiş çağrışımlarla bu dar sınırların üstesinden gelebiliriz. Yine de izole edilmiş bilinçli nesnelerin akışı, doğrudan gözlemlendiğinde (çoğunlukla bilinçsiz olan) beynin muazzam paralelliğinin aksine, diziseldir.

12. Çoklu bağlanma seviyeleri (entegrasyon)

Duyusal korteks, farklı kortikal “vizyotopik (visuotopical)[10] haritalar” retina konumu, boyut, kontrast, renk, nesne kimliği ve hareket gibi farklı görsel özelliklere yanıt verecek şekilde bölgesel olarak özelleşmiştir. Klasik bir soru, bu kortikal dizilerin, günlük algının bütünleşik gestaltlarını oluşturmak için faaliyetlerini nasıl koordine ettiğidir.

Son kanıtlar, gestalt entegrasyonunda MTL’yi (medial temporal lob) işaret etmektedir.

13. Çoklu problem çözme fonksiyonları

Bilinçli biliş; algılama, öğrenme ve yenilik işlemeyle ilgili olduğu için (yeni) problem çözme için de gerekli gibi görünmektedir. Herbert Simon ve Alan Newell’in 1950’lerde başlayan açık problem çözme protokollerine dair çalışmaları, bilinçli bilişin sınırlı kapasitesini gösterdi ve daha sonra hem küçük hem de büyük kapasiteli bir bileşeni olan bilişsel mimariler üzerinde çalışmalarına yol açtı.

Açıkça problem çözmede, matematiksel kanıtlarda olduğu gibi, gerekli her adım bilinçlidir. Ancak çoğu gerçek hayat probleminin öngörülebilir ve otomatik bileşenleri vardır — bu cümleyi okuma eylemi gibi. Gerçek hayattaki çoğu problem çözme, değişen bilinçli ve bilinçsiz anları içerir.

Düşünce izleme çalışmalarına dayanarak, spontane düşünce akışının, birbiriyle iç içe geçmiş birden fazla bilinçli ve bilinçsiz unsur “ipliğini” içerdiği ileri sürülmüştür. Jerome Singer ve meslektaşları, spontane düşüncenin çoğunlukla “mevcut endişeler” tarafından yönlendirildiğini gösterdi. Sağlıklı deneklerde spontane biliş akışı ne rastgele ne de işlevsizdir. Genellikle bilinçsizce hedefe yönelik gibi görünüyor.

Depresyon gibi durumlarda, kendini gerçekçi olmayan bir şekilde eleştiren düşüncelerin sürekli tekrarlandığı görülür. Bilişsel davranışçı terapi çalışmaları, olumsuz ruh hallerini yönlendiren yarı bilinçli veya bilinçsiz işlevsiz inançların varlığını güçlü bir şekilde öne sürmektedir. Travmatize olmuş kişilerde yapılan düşünce izleme çalışmaları genellikle istenmeyen ve müdahaleci düşünceleri, duyguları, görüntüleri ve yoğun duyguları gösterir.

Bu bulgular, travma sonrası stres bozukluğunu (TSSB) resmi bir psikiyatrik kategori olarak yerleştirmeye yardımcı oldu.

14. Örtük kendine atıf — gözlemleyen ben

Bilinçli deneyimler genellikle deneyimleyen ama örtük bir benliğe, William James’in dediği gibi “gözlemleyen benliğe” atfedilir. İnsanlarda kendi kendine işlevler, precuneus ve orbitofrontal korteks ile ilişkili görünmektedir. Bununla birlikte, vestibüler denge sistemi gibi daha geniş bir kortikal ve subkortikal bölge ağına bağlanır.

Örtük olduğu için “gözlemleyen egonun” kendi işleyişini rapor edebileceğine dair çok az kanıt vardır. Öz-tanıma, bireyler arasında çok büyük farklılıklar gösteren bilişsel bir beceridir.

Örtük ego hakkındaki gayri resmi inançlar genellikle yanlıştır. Daha ziyade, algılayan “ben”, içinde bilinçli olayların tanımlandığı, ancak kendi içinde ve kendisi hakkında bilinç sahibi olmayan örtük bir çerçeveyi içeriyor gibi görünüyor. Örneğin, pariyetal korteksin egosantrik (benmerkezci) görsel [11]haritaları, alosantrik [12](nesne merkezli) haritalar ve motor korteks ile koordinasyon içinde çalışır, tıpkı fizikteki büyük kütlelerin etrafındaki yerçekimi kuvvet çizgileri gibi. Hem hipokampal / entorhinal hem de paryetal bölgelerin egosantrik ve alosantrik haritalara sahip olduğu düşünülmektedir.

15. Doğru raporlanabilirlik

Bilinçli içerikler, genellikle çok yüksek doğrulukla, çok çeşitli istemli yanıtlarla rapor edilebilir. Geleneksel operasyonel bilinç göstergesi, doğru raporlanabilirliğe dayanmaktadır.

Efsaneler, diğer dünyevi inançlar, rüyalar ve uyanık halde kurulan fantezilerin gösterdiği gibi, insanların bol bir yaratıcı yaşamla da ayırt edildiğine dikkat edin. Bu nedenle, beyinlerimizin ikili özelleşmesi vardır — son derece doğru olabiliriz (bu, tehlikeler ve fırsatlarla başa çıkmada çok önemlidir) ve aynı zamanda hayali olaylar tarafından yönlendiriliriz.

16. Öznellik

Bilinçlilikte, yalnızca rapor eden gözlemciye açık olan özel bir olay akışı vardır. Raporlanabilirlik klasik duyular için geçerlidir, ancak vestibüler (denge) duyusu için geçerli değildir, örneğin, duyu-motor erişimin pariyetal kontrolü, sentaktik (sözdizimsel) analiz ve çok daha fazlası için geçerli değildir. Bu bilinçdışı işlevlerin beyin temelleri iyi anlaşılmamıştır.

17. Odaksal-FOK ayrımı

Bilinçli içerikler odaksal algı benzeri içerikler şeklinde görülme eğilimindeyken, Bilme Duyguları (FOK’lar) yaygın ve önemlidir. Karmaşık semantik ve sentaktik bilgiyi içeren ünlü “dilinin ucunda olma durumu” da dahil olmak üzere yargılar, sezgiler, soyut kavramlar ve canlı (vivid) beklentiler FOK olarak deneyimlenir.

Bu, algılar ve kavramlar arasındaki farkı yansıtabilir.

18. “Bilincin aracılık ettiği (Consciously-mediated)” öğrenme çok etkilidir

Basit olmayan (non-trivial) öğrenmenin bilinçli erişimi için biraz zaman gerektirdiğine dair kanıtlar güçlü. Binlerce bilinçaltı algı deneyi, basit olmayan bilinçsiz öğrenmeyi göstermeye çalıştı, ancak yeni materyalin sağlam bir şekilde öğrenilmesi bulunamadı.

Bilinçsiz öğrenmeye yönelik yeni iddialar sıklıkla ortaya çıkar, ancak önceden var olan bilginin çağrıştırılmasıyla sınırlı görünmektedir. Depolanan bilgiler kolaylıkla etkinleştirilebilir. Örneğin, bu noktada hala tartışmalar olsa da bilinçsiz[13] yılan resimleri amigdala aktivasyonunu tetikleyebilir.

Ancak, “bilincin aracılık ettiği öğrenme” çok etkilidir. Standing (1977) tarafından yapılan klasik bir deneyde, deneklere her biri 10 saniyeden daha kısa süreyle binlerce bilinçli[14] resim gösterildi. Onlardan ezberlemeleri istenmemiş, sadece dikkat etmeleri istenmiştir.

Birkaç gün sonra, “yeni” resimlerden “eskiyi” yüzde 90’ın üzerinde doğrulukla ayırt edebildiler. Böylece güçlü öğrenme, yalnızca bilgi bilinçli hale geldiğinde gerçekleşir. Bu kadar yüksek öğrenme verimliliği, bilinçaltı algı için hiç rapor edilmemiştir.

Bu “kolay öğrenme” sonuçları mantıksız görünebilir, çünkü zahmetli ve titiz akademik çalışmaya alışkınız. Fark, görev koşullarında. Akademik öğrenme, incelikliezber yapmayı ve istendiğinde hatırlamayı gerektirirken, eskiye karşı yeni tanıma ve ipucu ile hatırlama gibi daha kolay erişim görevlerinde yüksek verimli rastlantısal öğrenme bulunur.

“Örtük öğrenme” terimi genellikle “bilinçsiz öğrenme” anlamına gelecek şekilde yanlış anlaşılır, ancak bu doğru değildir. Örtük öğrenme deneyleri her zaman deneklere bir dizi bilinçli uyaran gösterir. “Örtülü öğrenme” hakkında gerçekten bilinçsiz olan şey, bilinçli uyaran seti algılandığında ve öğrenildiğinde oluşan çıkarım sürecidir. Örtük öğrenme, doğal dilin edinimi için hayati öneme sahiptir, ancak orada da bebekler, anadillerinin düzenliliklerini örtük olarak anlamadan önce çok sayıda bilinçli sözler duyar. Yetişkinler doğal olarak bebeklerle “bebek konuşması” yapar, yetişkin sözcüklerini kullanırken bebek ton melodilerini taklit eder. Bu nedenle dil edinimine bilinç aracılık ediyor gibi görünmektedir.

Özetle, kanıtların ağırlığı, kaydadeğer ölçüde öğrenmenin bilinçli arabuluculuk gerektirdiğini göstermektedir. Bilinçsiz öğrenmenin zayıf etkileri ile karşılaştırıldığında, bilincin aracılık ettiği öğrenme hem zahmetsiz hem de etkilidir.

19. İçeriğin tecrübe edilen sabitliği

Bilinçli algılar, proksimal (yakınsal) fiziksel uyaranların yine de sabit olarak algılanan çok yüksek değişkenliği göz önüne alındığında, etkileyici bir şekilde sabittir. İnançlar, kavramlar ve kişilik kalıpları gibi soyut bilişler bile yetişkin yaşamı boyunca son derece sabittir.

20. Alosantriklik (Nesne merkezlilik)

Bilinçli algılar genellikle alosantrik karaktere (nesne merkezli) sahiptir, ancak bunlar aynı zamanda pariyetal korteksin bilinçsiz egosantrik haritaları tarafından da şekillendirilir. Görsel dorsal akımın tek taraflı pariyetal hasarından sonra, görme alanının karşı tarafı bilinçten kaybolur. Bu tür “görsel ihmal (visual neglect)”, pariyetal haritaların, ventral özellik haritalarının bilinçli hale gelmesi için gerekli olmasına rağmen, tek başına bilinçli görüşü desteklemediğini gösterir. “Bağlamsal” oldukları söylenir.

21. Bilincin aracılık ettiği karar verme (decision making)

Bilinçli arabuluculuk, karar vermek, hedef peşinde koşmak ve problem çözmek için kullanışlıdır. Bu görevler, rutin ve öngörülebilir süreçler için bilinçsiz dönemlerle iç içe geçmiş bilinçli anlar gerektirir.

Benzer şekilde, istemli karar verme hem bilinçli hem de bilinçsiz anları içerir. Esasen tüm bilişsel görevler karışımdır, çünkü her bir sürecin kendi artıları ve eksileri vardır.

[1] Doğrudan kortikal kayıt; beyin dokusuna stereotaktik (üç boyutlu film çekme yöntemi) derin elektrodların veya subdural (beyin zarı katmanlarından olan dura’nın altı) “grid” ve “strip” denen elektrodların yerleştirilmesi ile çekilen EEG yöntemidir. (Ç.N.)

[2] Wernicke alanı; serebral korteksin konuşmaya bağlı olan iki bölümünden biridir, diğeri Broca alanıdır. Dilin üretiminde yer alan Broca’nın aksine, yazılı ve sözlü dilin anlaşılmasında rol oynar. (Ç.N.)

[3] Broca alanı; beynin ses üretimiyle bağlantılı işlevleri yürüten bir bölgesidir. (Ç.N.)

[4] Bu konuyla ilgilenen okuyucular Walter J. Freeman’in ‘’ Mechanism and significance of global coherence in scalp EEG’’ adlı makalesini okuyabilir. DOI: 10.1016/j.conb.2014.11.008 (Ç.N.)

[5] Lateral geniculate nucleus (lateral genikülat çekirdek-LGN); talamustaki görsel yol için bir röle merkezidir. Retinadan büyük bir duyusal girdi alır. LGN, optik sinirin oksipital loba, özellikle de birincil görsel kortekse olan ana merkezi bağlantısıdır. (Ç.N.)

[6] Adaptif Rezonans Teorisi (Adaptive Resonance Theory), obje tanıma gibi görevlerde, beyinde gözlemcinin beklentisini temsil eden yukarıdan aşağıya (top-down) süreçler ile duyulardan gelen aşağıdan yukarıya (bottom-up) bilgilerin etkileşimi sayesinde başarıya ulaşıldığı görüsüne dayanan bir teoridir. (E.N.)

[7] Dorsolateral prefrontal cortex (DLPFC) ; başlıca görevleri çalışma hafızası, karar verme, kognitif esneklik, planlama gibi idari işlevleri yönetmek olup motor hareketlerin planlanması ve organizasyonunda da görev alır. (Ç.N.)

[8] Beyinde talamus ile korteks arasında çift yönlü ve uzun mesafeli bağlantılar vardır. Bu bağlantılara talamokortikal ve kortikotalamik yolaklar denir. Matris-çekirdek teorisine (Matrix-core theory) göre talamusun belli çekirdeklerindeki bazı hücreler (çekirdek hücreleri), aksonlarını kortekse topografik (dar ve belirli bir alana) biçimde gönderirler. Duyusal girdiler kortekse ulaşana dek topografik organizasyona sahiptirler ve çekirdek hücreleri duyusal sinyallerin talamustan kortekse ulaşmasında etkilidir. Bahsedilen teoriye göre talamustaki diğer hücreler ise korteksin geniş bölgeleriyle, topografik organizasyon olmaksızın bağlantı kurarlar. (E.N.)

[9] Kuş palyumu (bird pallium-avian pallium); bir kuşun beyninin dorsal telensefalonudur. Subpallium ise, ventral telensefalondur. (Ç.N.)

[10] Vizyotopik (visuotopical); görsel sistemin farklı bölümlerindeki nöronları arasındaki bağlantıların uzamsal özgüllüğünden ortaya çıkan görsel alanın haritalanması (Ç.N.)

[13] Buradaki anlamı: Kişinin (muhtemelen çok kısa bir süre) baktığı fakat bilinçli olarak deneyimlemediği (E.N.)

[14] Buradaki anlamı: Kişinin bilinçli olarak gördüğü, deneyimlediği (E.N.)

Algımız Nasıl Gerçekleşir: Yukarıdan Aşağıya-Aşağıdan Yukarıya İşleme — Rabia Kurşun

19/04/2023

Rabia Kurşun, İstanbul Üniversitesi psikoloji öğrencisi, akademik hayatını biliṣsel nörobilim alanında ilerletmek istiyor. Daha önce hiç yerde gördüğünüzü zannettiğiniz yılanın yalnızca bir ip olduğu yanılgısına

Read More »

Eleanor Rosch — Kognitif VikiMaraton

08/03/2021

Bu döküman CogIST olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Vikipedi Türkiye’de, kadın bilişsel bilimcilere dair gerçekleştirdiğimiz katkıların bir arşivi niteliğindedir. Vikipedi’deki maddeler sıklıkla değiştirilebildiği

Read More »

Düşünce Dili Hipotezi (İnternet Felsefe Ansiklopedisi) — Matthew Katz

02/03/2022

Özgün Adı: The Language of Thought Hypothesis Düşünce dili hipotezi (the language of thought hypothesis/LOTH), zihinsel temsilin bir dil yapısına sahip olduğu, başka bir deyişle, düşüncenin

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

CogIST'te Etkinlik Düzenle

Yazı-Çeviri Gönder

Gizlilik Politikası

Mesafeli Satış Sözleşmesi

Eğitim Katılım Sözleşmesi

Geri Bildirim Formu

Instagram Twitter Linkedin Youtube