Özgün Adı: Final decision? Why the brain keeps on changing its mind
Stephen M. Flemming Metakognisyon Grubu’nu yönettiği UCL’deki Wellcome Trust Nörogörüntüleme Merkezi’nde araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Grubun araştırması, yetişkin insan beyninde bilinçli farkındalık, metakognisyon ve karar almayı destekleyen mekanizmalara odaklanıyor.
Son karar mı? Beyin neden sürekli fikrini değiştiriyor?
Benjamin Franklin der ki: “Oldukça sert ve çetin üç şey vardır: çelik, elmas ve insanın kendini bilmesi[1].” Kısık bir sesin yerini saptamaktan tutun da yeni bir iş seçimine kadar verdiğimiz her kararın doğruluğuna bir ölçüde güveniriz. Eğer bu karara o kadar da güvenmiyorsak, muhtemelen kararımızı değiştiririz. Şimdilerde, bilim insanları bu karar değişikliklerini kullanarak, içgörü hakkında ipuçları toplamaya çalışıyorlar[2]. Görünüşe göre fikir değişiklikleri, düşünce akışımızı takip edebilmek için, hassas bir süreci yansıtıyor.
İçgörünün ne anlama geldiğine ve fikir değişikliklerinin bunun üstünde nasıl bir rol oynadığına dair iki yaklaşım var. Bir görüşe göre, fikir değiştirmenin sebebi; bir karara vardıktan sonra da delilleri tartmaya devam etmemiz. Bu sürece ‘karar sonrası delil birikmesi (post-decision evidence accumulation)’ adı veriliyor. Diğer görüş ise, beynin bir karara varıldıktan sonra da, ek mekanizmalarla birleşerek, aktif olarak hatalarını düzelttiğini söylüyor. Beyinlerinin frontal bölgeleri zarar gören insanlar kendilerini izlemekte (self-monitoring) ve yaptıkları hataları tespit etmekte başarısız olabiliyorlar.
Yakın zamanda yapılan ve her biri katılımcılarının bilgisayar ekranında ne gördüklerine dair bir karara varmalarını bekleyen bir çift çalışma, iç düşüncelerimizi (internal thoughts) nasıl izlediğimizi ve kendimizi doğrulamanın (self-correction) nasıl gerçekleştiğini aydınlatıyor.
Çalışmalardan birinde[3], Cambridge, Columbia ve New York Üniversitelerinden araştırmacılar; gönüllülerden, bir grup yanıp sönen noktanın sağa mı yoksa sola mı sürüklendiğine karar vermelerini ve aynı anda bu kararlarına olan güvenlerini bir kolu aşağı-yukarı hareket ettirerek göstermelerini istediler. Katılımcılar kolu hareket ettirdikleri anda, ekrandaki noktalar yok oluyordu.
Katılımcılar çoğu zaman kolu seçtikleri hedefe doğru -yani sağ üst, sağ alt, sol üst, sol alt- hareket ettirdiler. Ancak bazen de hareketin ortasında, kararlarını ve kararlarına duydukları güven seviyesini değiştirdiler. Peki ne oluyordu? Bu davranış şekillerini bir bilgisayar modelinin öngörüleriyle karşılaştıran araştırmacılar fikirlerimizi tümevarımla (bottom-up)[4] değiştirdiğimize dair kanıt buldular. Noktalar ekranda görünmüyorken bile, katılımcıların sinir yollarında (neural pipeline) bilgi biriktirmeye devam etmeleri; onların kararlarını ve/veya kararlarının doğruluğuna olan güvenlerini değiştirmelerine sebep oldu.
Trinity Koleji ve Hollanda’da yer alan Leiden Üniversitesi’nden bir diğer grup[5], bunun neden gerçekleştiğine dair farklı bir açıklama getirdiler: tümdengelim (top-down) yaklaşımı. Bu çalışmada, beyinlerindeki elektiriksel aktivitenin ölçülmesi için elektroensefalografiye (EEG) bağlanan gönüllülerden, bilgisayar ekranında her bir renk adı göründüğünde, mesela “kırmızı”, düğmeye basmaları isteniyor. Ancak, eğer renk adı daha önce göründüyse veya yazan renk ve kullanılan font rengi aynıysa düğmeye basmamaları gerekiyor (örneğin, kırmızı renkle yazılmış “kırmızı” kelimesi). Hızla gerçekleştirilmesi zorlu bu görevdeki denemelerin yüzde 43’ünde hata yapılıyor. Katılımcılar, kendilerini izlemelerinin (self monitoring) değerlendirilmesi için, hata yaptıklarını fark ederlerse başka bir butona basıyorlar.
Peki, araştırmacılar ne mi buldu? Beynin, duyusal bilgileri birleştirdiği bilinen parietal bölgesinden gelen bir sinyalin, karar verildikten sonra belirgin bir seviyeye çıktığı gözlendi. Bu durum, dış dünyayı algılamak için kullandığımız mekanizmanın içimizde karar alırken de devreye girdiğini gösteriyor. İlginçtir ki, hata anlarında da frontal kortekste teta dalgaları gözleniyor. Bu bulgu, frontal kortekste belli belirsiz bir hata sinyalinin karar değiştirmeye gerek olup olmadığını anlamak için sürekli delil toplamaya devam etmeyi tetikleyebileceğini gösteriyor.
Her iki çalışma da karar verildikten sonra biriken delillerin önemi konusunda hemfikir olmalarına rağmen, bu delillerin kaynağı konusunda ayrışmaktadırlar. Cambridge grubuna göre, gelen bir delil akışı, bir seçim yapılmadan önce ve sonra sürekli olarak birikmektedir. Öte yandan Trinity Koleji grubu, kararın değiştirilmesi için tümdengelen sinyallerin -önceki süreçleri etkilemek için geri beslenen bilgilerin- etkili olduğunu söyler.
İki çalışmanın tasarımındaki farklılıklar, birbirleriyle mukayese edilebilmelerini bir ölçüde kısıtlayabilir. Bu da bize gelecekteki çalışmaların daha belirgin sonuçlar elde etmeleri için iki yaklaşımı birleştirmesi gerektiğini gösteriyor. Örneğin, Cambridge deneyine benzer deneylerde tümevaran ve tümdengelen etkilerin karar değişiklikleri üstündeki ağırlıklarını birbirlerine kıyasla göstermek için EEG kullanma fikri ilgi çekici olabilir.
Psikologlar uzun zamandır metakognisyonla -kendi düşünce ve davranışlarımızı değerlendirme yetisi- ilgileniyorlar. Metakognisyonun nöral temellerinin karmaşık ve çok yönlü olması muhtemeldir. Ancak bahsi geçen çalışmalar, basit karar vermenin iyi bir başlangıç noktası olabileceğini göstermekte. Franklin’in ölümünden 200 yıl sonra artık biliyoruz ki, çelik ve elmas daha basit atomik ve moleküler yapı taşlarından oluşuyor. Basit kararların mekanizmalarını inceleyerek, nihayet Franklin’in üçüncü sert maddesinin, kendini bilmenin, bileşenlerini de ortaya çıkarabiliriz.
[1]- Buradaki ‘kendini bilmek’ ifadesi ‘self knowledge’ için kullanıldı. Bu ifade özgün metinde ‘kişinin kendi duygu, düşünce, inanç ve zihinsel süreçlerini algılaması ve bunlara dair bir içgörüye sahip olması’ anlamına geliyor. Buradaki kullanım, kendini bilmek ifadesinin sahip olduğu ağırbaşlılık ve yüksek bir mertebeye işaret eden kullanımından ayrı okunmalıdır. Alıntılanan cümledeki mizahı koruyabilmek adına ‘içgörü’ çevirisini uygun bulmadım. Yazının geri kalanında ‘içgörü’ ve ‘kendini bilmek’ ifadeleri bağlama göre değerlendirilerek ‘self knowledge’ın karşılığı olarak kullanılmıştır. [ÇN]
[2]- https://elifesciences.org/articles/14790
[3]- https://elifesciences.org/articles/12192
[4]- ‘Tümevarım/tümdengelim’ ifadeleri özgün metindeki ‘bottom-up/top-down’ın karşılığı olarak kullanılmıştır. Tümdengelen etki karar alındıktan sonraki bir geri besleme mekanizmasına işaret ederken, tümevarım yaklaşımında karar anından önce ve sonra sürekli bir bilgi akışından söz edilir. [ÇN]
[5]- https://elifesciences.org/articles/11946