İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN

ChatGPT’nin En Zor İmtihanı: Şiir — Berkay Havuk

Yazar: Berkay Havuk

Berkay Havuk, girişimci ve yazar. Teknoloji ve inovasyon alanlarında yazılar kaleme alan Havuk, girişimcilikte 5 yıllık bir deneyime sahiptir. Bir girişim stüdyosu olan StartupFabrika’nın ve aynı zamanda Web3 danışmanlık şirketi olan Locusolus’un kurucu ortağıdır. Mirket Yayınları’ndan çıkan “İletişim Bozukluklarına Giriş” adlı kitabın çevirmenidir ve çeşitli dergilerde şiir eleştiri yazıları ve şiirleri yayınlanmıştır.

Önsöz

Yapay zekanın şiir yazma becerisi ve bu konudaki çalışmalar yalnızca edebiyat alanında değil, insan zihninin ve duygusal dünyasının karmaşıklığını anlama çabamızda da önemli bir dönüm noktası olarak karşımıza çıkıyor. Berkay Havuk’un kişisel blogu için kaleme aldığı bu metin, ChatGPT gibi örnekler üzerinden yapay zekanın şiir serüvenine ve teknoloji ile insan yaratıcılığı arasındaki etkileşimlere dair bir tartışma sunuyor. Biz de CogIST olarak, daha fazla soru ve tartışmaya ilham kaynağı olması amacıyla yeniden yayınlıyoruz.

Keyifli okumalar,
CogIST

–

ChatGPT ile tanıştığımda henüz ikinci sürümünde ve boynu bükük bir sohbet robotuydu. Nerelisin sorusuna “Atinalı’yım” cevabını verdiğinizde, “demek Yunansın” demekle yetiniyordu henüz.

OpenAI şirketinin ChatGPT’yi kamuya açmasıyla beraber ortalık karıştı, yapay zeka hakkında yıllardır ortaya atılan komplo teorileri yeniden uçlandı, herkes bu ürünün nimetinden nasıl faydalanabiliriz diye sürekli birbirini tekrar eden içerikler yayınlamaya başladı. Yapay zeka hangi meslekleri bitirecek adlı araştırmalar vesaire vesaire.

Evet, sevgili arkadaşlar hepimizin malumu ChatGPT bazı işleri oldukça kolaylaştıracak ve hızlandıracak. Şüphe yok. Bu minik övgü seremonisinden sonra, yazıyla ilişiği sebebiyle ChatGPT’nin en temel tanımını tek cümleyle özetleyelim: ChatGPT her şeyden önce bir doğal dil işleme modelidir.

Peki, şiir ne? Sözlükler elbette şiire bir tanım atfetti. Bir anda “şiir nedir” diye sorulduğunda her birimizin aklında aynı ifade belirmiyor, değil mi(?) Bu ifadeyi köşesinden destekleyen ünlü Fransız şair Paul Valéry, “Çoğu insanın şiirin ne olduğu konusunda o kadar az fikri var ki, işte bu belirsiz fikir şiiri tanımlıyor” diye yazmıştı.

Hayatının herhangi bir döneminde birkaç şiir kitabı karıştırmış biri için ChatGPT’nin şiir performansı maalesef asgari ölçütü karşılamıyor. W.H. Auden 1935’te şiire en azından “catchy words” kalıbını yakıştırmalı demişti. ChatGPT tam da şiir yazan ama şiir okumayan biri gibi. Ama sizin için başarının yegane kıstası bir sınav başarısı ya da ödülse, belediye şiir yarışmalarında mansiyon ödülü alabilir, dinozor jürileri kandırabilir.

Buyrunuz hem İngilizce hem de Türkçe bir örnek görelim:

İngilizce şiir talebi karşılandı
Türkçe şiir talebi karşılandı

Siz bu örnekleri çoğaltabilirsiniz, daha çok malzeme vererek GPT’ye yardımcı olabilirsiniz ama şiirin maalesef prompt’u yok, sevgili dostlar.
Bu motora asgari ölçüde ya da günümüz ölçütünde şiir yazdıracak prompt var diyen babayiğit varsa buyursun. En fazla kafiyeli, vezinli, akrostiş ve ünlü şairlerin üslubunu kopyalayarak talebinizi karşılatabilirsiniz. Yani şiirin matematiğini öğrenmiş.

“Üretken Önceden Eğitilmiş Transformatör”ün kısaltması olan bu model, yalnızca yaptığı şeyle değil, aynı zamanda nasıl yaptığıyla da kendine özgü bir yöntemle çalışıyor. Dilbilgisi ve sözdizimini iş başında izleyerek dil hakkında bilgi ediniyor. Algoritmalar etkili bir şekilde kendilerini eğitiyor. Verilerdeki kalıpları alıyor ve bir deneme yanılma süreciyle onlara yaklaşıyor. GPT-3/4, doğru koşullar altında gerçekçi metin paragraflarını istediğiniz gibi tekrarlayabilir. Bununla birlikte, güvenilirliği onunla geçirdiğiniz zamanla paralel olarak azalır. Sonunda, boş bir şekilde konuşma dilindeki döküntü parçalarını, kısa konuşmaları ve konuşma etiketlerini bağladığını fark edersiniz. Tabii ki, ChatGPT müthiş bir teknoloji, bu yüzden başarısızlıklarını affediyoruz. Ancak başarısızlıklar bazen sinir bozucu olabiliyor: teklemeler, hatalı tekrarlar vs. GPT’nin metaforik çıktısı, hiperaktif bir dil kemiği ya da otomatik pilota alınmış dil diyebiliriz.

Yapay zekaya ya da robotlara (şair robot Deniz Yılmaz) şiir yazdırmak çok önceden beri gündemde olan bir karın ağrısı, en önemli örneklerinden biri de ünlü fütürist Ray Kurzweil, “Cybernetic Poet’’i, kısaca RKCP, belirli bir yazar veya yazarların şiirlerinden bir seçki toplar ve ardından o yazarların çalışmasından bir “dil modeli” oluşturur. Bu dil modeli, bilgisayar tabanlı dil analizi ve matematiksel modelleme tekniklerini içerir. RKCP daha sonra bu modeli kullanarak orijinal şiirler yazabilir. Şiirler analiz edilen yazar(lar)a benzer bir üsluba sahip olur. ChatGPT de RKCP gibi dilin semantik katmanında değil gramatik sentaksal katmanında, örüntülerin tanınmasıyla çalışır fakat RKCP’den farklı olarak belli bir grup girdi (bir şairin veya bir grup şairin şiirleri) üzerinden değil, milyonlarca web sayfasıyla beslenerek mümkün metinsel örüntüleri deneme yanılma yoluyla öğrendi. Yani bir metindeki ilişkilerin tesbiti ve bu ilişkilerin yeni metinler yaratmak için biçimsel bir simülasyonunun yaratılması değildir söz konusu olan, bir metinsel yapıyı oluşturan karmaşık ilişkiler ağını yeniden kurmayı, deneye yanıla öğrenmektir ve böylece bir metnin benzerini üretmek için artık onu daha önceden tanıması gerekmez, daha önce öğrendikleri üzerinden o metni algıladığı an tanımaktadır.

RKCP ve ChatGPT dışında; Poetry Ninja, Bored Humans, Racter gibi web siteleri ve yazılımlar da bir tuşa basarak şiir üretebiliyor. Bu araçlar, kendisine “bağışlanan” herhangi bir kelimeden görüntüleri ve fikirleri serbest bir şekilde ilişkilendirebiliyor. Twitter botlarla dolup taşıyor; trend olan konulara küçük kasideler oluşturan bir botla karşılaşabilirsiniz mesela. Duyguları dilde keşfetmek için tasarlanan Microsoft’un “empatik” yapay zeka sistemi Xiaoice, kullanıcılar tarafından gönderilen görüntülere yanıt olarak milyonlarca romantik şiir yazdı. Avustralyalı ve Kanadalı araştırmacıların buluşu olan Deep-speare, Shakespeare soneleri yazmayı kendi kendine öğrendiğinde büyük bir heyecan yaratmıştı.

Evet evet, AI şiir yazabiliyor ancak yenmesi gereken bir şiir türü var (post-modernleri tatmin edecek o şiir). Yapay zeka şiirde “kazanabilir” mi? Ya da ne tür bir şiir bizi ikna edebilir? Cevap, bir bilgisayarın ne yapabileceğine inandığımızdan çok, şiir olarak nelerin yeterli olduğuna inandığımıza bağlıdır. Tam da burada yapay zekanın eksiklikleri ortaya çıkıyor. Çünkü bir makinenin bu taklit oyununda rekabet edebilmesi için, mikro etki ayarlamalarıyla duyularımızı, zihnin mikro mimiklerini, en yüksek ifade çarkına çekebileceğini göstermesi gerekir. İlhan Berk’in ruhu “dünyayı gezmeye çıkan nehirler” olarak betimlemesiyle veya Turgut Uyar’ın yalnızlığı “darağacındaki bir adama, yeraltındaki gizli bir sandığa” benzetmesiyle veya Seamus Heaney’in aşkı “bir kalaycının kepçesi gibiydi / parıltısını geçmiş / yemek kutusuna batmıştı.” diye tanımlaması gibi. Yapay zekanın şiirin şampiyonlar liginde oynaması için sözcükleri en yakın çağrışımlarla doldurması ve içe dönmek, zorlukları itiraf etmek, geri dönülmez seçimlerden pişmanlık duymak, nihai ölümü ve yalnızlığı düşünmesi ve öğrenmesi gerekir. Robert Frost’un “Tasarım” adlı şiirinin sonunda güve yemeye hazırlanan bir örümceği izlerken, bu kasvetli sahnenin doğa hakkında neyi ortaya koyduğunu ve bunu yapmanın herhangi bir ahlaki kuralı olup olmadığını sorduğundaki şiirsel hissiyat gibi.

Yapay zeka araştırmacılarının bu teknoloji hakkındaki tüm güvenine rağmen, şiir hakkındaki varsayımları ve deneyleri ortaya koymak konusunda çok az iş yapmış gibi görünüyorlar. İncelenmemiş varsayımlar vesilesiyle, şu an bu yazıyı okuyorsunuz. Pek çok kişinin şair ile makine arasındaki uçurumun kapanacağına inanabilmesinin nedeni kısmen bu varsayım ve deneylerin yetersizliğidir aslında. Yapay zeka hakkında müthiş bir böbürlenmeye de sebebiyet veriyor bu durum. Ayrıca, artık yapay bir yazar yaratma teklifine kanalize edilen yaratıcılıkla ilgili yanlış anlamaları da muhtemelen açıklıyorlar. Belki geliştiriciler şiirin apaçık yapaylığını -ölçü, kafiye ve asonans gibi istatistiksel olarak ölçülebilir biçimsel unsurlarla nasıl işaretlendiğini- görür ve eşdeğerliklerin mümkün olduğunu düşünür. İnsanlar mısra biçimlerinin mekaniğinde ustalaşabiliyorsa, neden bir makine ustalaşamasın? Ne de olsa Turing testi, okuyucuların retoriğe, büyük jestlere ve duygusal kasvetlere karşı bir zayıflıkları olduğunu gösterdi; bunların tümü algoritmalar tarafından kolaylıkla taklit edilebilir. AI’nın bir gün insan şairlerle rekabet edeceğini söylediğimizde kastettiğimiz buysa, o zaman kesinlikle kazanacak ama kastımız bu değil elbette. Semantik bir vurgundan bahsediyoruz.

Pekiştirici bir soru olarak; yapay zeka normal bir insan gibi düşünmüyor olabilir mi? Yani şiirin çıktısına varmadan önce geçen o tüm devinim makine ve insanda farklı mı işliyor? Bir makinenin insanı gerçek anlamda tuşe ettiği bir olayı mercek altına alarak insan vs. makinenin zihinsel çatışmasını inceleyelim:

2016’da en iyi Go oyuncusu olarak bilinen Lee Sedol Google’ın AlphaGo yazılımı ile karşı karşıya geldi. Deep Blue’nun anlaşılmaz hesaplamalarını bile geride bırakan kendi kendine öğrenen algoritmalar kullanan AlphaGo, Sedol’u şaşırtan öyle bir hamle yaptı ki, Sedol’ün toparlanması on beş dakikaya ihtiyacı vardı. AlphaGo kazanmaya devam etti. O sırada başka bir Go şampiyonu “Bu bir insan hareketi değil” dedi. “Bu hareketi oynayan bir insan görmemiştim.” AI neden bu oyunlarda (satranç, go vs.) bizi yendi? Satranç hakkında insanlar gibi düşünmeyi ve sadece daha akıllı ve daha hızlı gitmeyi öğrendiği için mi? Bizi yendi çünkü tamamen insanlık dışı bir şekilde düşünmeyi öğrendi. AI iyimserleri böbürlenme hakkını kendilerinde buluyorlarsa, bunun nedeni, bir makinenin sonunda çözemeyeceği hiçbir görev olmadığını tekrar tekrar göstermiş olmalarıdır. Satranç, iyi oynamak için gereken kurnazlık ve öngörü nedeniyle, bir zamanlar algoritmaların erişemeyeceği bir seviye olarak görülüyordu. Ayrıca AI’nın, kurallarının izin verdiği astronomik konum sayısıyla ünlü eski Çin masa oyunu Go ile başa çıkabileceğinden de şüpheliydik. Her iki durumda da yanılmışız: büyükustalar bozguna uğratılmıştı. Peki, şiir neden mekanik bir zihni kendinden uzak tutmak için bu kadar çabalasın ki?

AlphaGo vs. Lee Sedol

Bu meseleyi sırtımıza alarak, şiir insanların nasıl düşündüğüyle amansız bir şekilde bağlantılıdır — T. S. Eliot’ şiirden şöyle bahseder: “Varlığımızın temelini oluşturan daha derin, isimsiz duyguların biraz daha farkına varmamıza” yardımcı olan bir tür, yanılgısız kendi kendini sorgulamaya yarayan bir araç. Bir şiirin zihinsel gücü, onu harekete geçiren niyetler dizisinden, şairleri eyleme iten dürtülerden kaynaklanır. Ancak ChatGPT bir şiir yazma çağrısı aldığında, “şiir” yazdığını, hatta “yazmanın” ne olduğunu bile bilmiyor olabilir. Tarz duyarlı bir eylemdir: yapay zeka “yapsın, yapsın” diye çabalarsınız. Demek istediğim, bir bilgisayar, şairlerin nasıl ve neden yaptıklarını da kopyalayamadığı sürece, bu işi kotaramayacaklar. Makineler bu işi bir makine gibi yapacak: yapay zeka şiirleri, hiçbir insan zihninin içermeyeceği çok büyük hazır veri katmanlarını özümsemiş olmanın istatistiksel yan ürünleri olacak — yunusların dilini çözmek veya fizikteki yeni parçacıkları gözlemlemek için kullandığı kaba kuvvet yöntemin aynısıyla. Algoritmaların verileri taşıması yetmeyecek algoritmaların algoritmaları taşıması da gerekecek. Yapay zekaya ölümlülük bilgisini ve onu saran bütün endişeleri nasıl verebiliriz? Bunun için herhangi bir hesaplama kısayolu var mı? Bu nedenle şiir, türümüzün ustalaştığı pek çok şeyin aksine kopyalanamaz. Bu, yalnızca bizim türümüzün hakim olabileceği bir iç gözlem eseridir. Şiir yazmanın insanüstü bir yolu yok, çünkü insan olduğumuz için şiir yazarız.

Şair Howard Nemerov, 1967 tarihli bir makalesinde, eğer insanlar bilgisayar tarafından yazılan şiirleri sevmeye başlarlarsa, bunun nedeninin “makinenin zihnin inceliklerini taklit etmesi değil, zihnin kendisini basitleştirmesi” olacağını dile getirdi. Yapay zekanın başarılı olması bizim başarısız olmamız demek.

Dikkatimizi reklamcılara satarak ekran süresini optimize etmek için anında şiirler yaratılabilir mi? Cevabı evet. Instagram olmadan imkansız bir fenomen olan “instapoetry” başarısının ardından gelen kitap anlaşmaları, milyonlarca takipçi ve muazzam satışlar, algoritmaların edebi zevki meşrulaştırabileceğini ve pazarlayabileceğini zaten gösterdi. Bu meselenin ortaya koyduğu şey, şiir anlayışımızın ne kadar saptığı ve herhangi bir şeyi deha olarak kabul etmeye ne kadar hazır olduğumuz…

Makine şiiri yayıldıkça, (ro)botların yapabildikleri şeylere karşı bir tolerans yaratacaktır. Yapay zeka, şiiri bir “yapı”, bir kelime dağarcığı sistemi, uzaktan kumandalı bir teatrallik olarak yükseltecek ve biz onu onurlandıracağız. Algoritmalar için en uygun olan yüzeysel ve keyfi hallere değer vermeye, içsellikten sıkılmaya başlayabiliriz. Yazmak daha az riskli, daha az zahmetli görünecektir. Şiiri gerçekten anlama beklentisinden kurtulacağız. Belki de içinde hiçbir insani gerçeklik barındırmayan şiiri ödüllendirmeye geleceğiz. Derin sahte duygulara değer verip onları daha iyi görerek değerlendireceğiz. El dokuması, göz nuru dörtlükler nostaljiye karışacak: Metaverse’deki şiir müzelerinin hediyelik bölümünde satılan zanaat ürünlerine dönüşecek.

Sonsöz

En nihayetinde bu yazı, yapay zekanın şiir yazıp yazamayacağıyla ilgili bir tartışma değil. İnsanların yapabileceklerinin daha ne kadar önemli olacağına dair bir tartışma. Romancı Tao Lin’in “bilinçsizleştirilmiş şey” dediği şeye doğru emin adımlarla hareket ediyoruz. Dadaistlerden ve gerçeküstücü şairlerden yaklaşık bir asırlık duyu karıştırıcı deneyler, bizi ChatGPT’nin neler yapabileceğine hayran bırakmanın yanı sıra makine şiiri yazan insanlara da kapı açtı. Çoğumuz için şiir artık gündemde değil, gittikçe unutulan bir şey ama ŞİİR GULYABANİDİR, ÖLMEZ.

Şiir üretmenin daha verimli bir yoluna ihtiyaç duymamız için bir neden yok, onu seri üretim kaderinden kurtaran şey bir işe yaramamasından kaynaklanıyor. Yine de düşünen makinelerin saldırısına karşı şiir, insanlığın son ve en iyi duruşu olacaktır.

Gerçekliği Görmek İçin mi Evrildik? — Donald D. Hoffman

15/12/2021

Özgün Adı: Did we evolve to see reality, or are spacetime and objects just our user interface?* Uzayzamanı, hayatın ve bilincin doğal bir şekilde evrildiği antik

Read More »

Zihne Doğru Bir Keşif: Bilişsel Bilim Okumak — Ekinsu Özkazanç

30/07/2020

Ekinsu Özkazanç, Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dilbilimi mezunu, ODTÜ Bilişsel Bilimler’de yüksek lisans öğrencisi. Bilgisayar ortamlı iletişim, jest çalışmaları, uzam algısı, formal anlambilim gibi birtakım alanlar

Read More »

Metehan Irak ile Röportaj — CogIST

07/12/2022

Türkiye’de bilişsel bilimle ilgilenen gerek amatör, gerek öğrenci, gerekse uzmanları kapsayan bir sosyal ağ oluşturma hedefi doğrultusunda, farklı alan ve kurumlardan hocalarla kendi çalışma sahaları

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

CogIST'te Etkinlik Düzenle

Yazı-Çeviri Gönder

Gizlilik Politikası

Mesafeli Satış Sözleşmesi

Eğitim Katılım Sözleşmesi

Geri Bildirim Formu

Instagram Twitter Linkedin Youtube