İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN

Hayvanların Hafızası Var ve Bu Alzheimera Çözüm Bulmamıza Yardımcı Olabilir — April Reese

Çevirmen: Hasan Deniz Baran
Editör: Neslihan Çalışkan

Özgün Adı: Animals do have memories, and can help us crack Alzheimer’s

April Reese; Santa Fe, New Mexico merkezli, bağımsız bir bilim ve çevre gazetecisi. Çalışmaları Scientific American Outside, bioGraphic ve The Guardian dahil birçok mecrada yer aldı.

Neredeyse modern bilim hayatımıza girdiğinden beri, hayvanların geçmiş deneyimlerini hatırlaması fikri o kadar absürt görünüyordu ki az sayıda araştırmacı bu konu üzerine çalışmakla uğraştı. Elbette yalnızca büyük ve sofistike beyinleriyle biz insanlar epizodik anılara (örneğin, geçen cumartesi bakkala gittiğimizi anımsamak gibi) sahip olabilirdik. Popüler düşünceye göre sürekli hayatta kalmak için mücadele içinde olan hayvanlar sadece ve sadece şimdide yaşamalıydılar. Kendi bilişsel süper güçlerimizi kullanarak, şu anda biliyoruz ki büyük ölçüde yanılmışız ve hatta hayvanlar âleminden bir hafıza şampiyonu, Alzheimer hastalığının tedavi yöntemini geliştirmemizde bize yardımcı bile olabilir.

Hayvanların anılara sahip olmayan ilkel canlılar olduğu ve sadece şimdide yaşadığı görüşünün kökeni 400 yıla dayanan ve hala felsefeye giriş derslerinde öğretilen ve tartışılan eski bir fikre uzanıyor. Fransız bir rahip ve felsefeci olan Nicolas Malebranche (1638–1715) “Zevk olmadan yerler, acı olmadan ağlarlar, farkında olmadan büyürler; hiçbir şey arzulamazlar, hiçbir şeyden korkmazlar, hiçbir şeyi bilmezler” diye yazmıştı. Malebranche, modern batı felsefesinin babası ve belki de hayvanları değersiz kılmasıyla; onların ruhtan yoksun ve bu sebepten ötürü de mekanik robotlardan farksız olmadıklarını düşünmesiyle meşhur olan René Descartes’in fikirlerini şairane bir şekilde özetliyordu.

Bilim, hayvanların kabiliyetleri hakkında daha fazla şey öğrendikçe, bu varsayımı haklı çıkarmak da imkânsızlaşmış oldu. 1980’lerden başlayarak, araştırmalar, pek de şaşırtıcı olmayan bir biçimde, hayvanların işlemsel belleğe (koşmak veya tırmanmak gibi motor becerileri kullanmaya yardımcı olan bir tür uzun süreli bellek) sahip olduğunu doğruladı. Peki ya epizodik bellek, zihinsel zaman yolculuğu yapabilme, geçmiş bir olaya dönebilme ve onu zihinde tekrar oynatabilme becerisi? 1972 yılında epizodik hafızayı tanımlamış olan, Kanadalı psikolog Endel Tulving, bu tarz zihinsel başarıların bizim dışımızdaki canlıların ötesinde olduğu görüşünü popüler kıldı. Diğer türlerin hipokampusunun (epizodik anıların içinde barındığı ve geri çağrıldığı beynin bir bölümü) anıları bizimki gibi yakalayabileceğine dair kanıt neredeydi? — diye sordu Tulving.

Kararlı, küçük ama oldukça istikrarlı bir grup araştırmacı, hayvanların epizodik belleğe sahip olup olmadığı sorusuna odaklanmayı sürdürdüler. Belki de biz sadece bunu test etmenin doğru yolunu bulamamıştık diye düşündüler, ki hayvanların bize kendi içsel yaşantı anlatamayacağı düşünülünce, bu üstesinden gelmesi zor bir sorun halini alıyordu. Günümüzde, hayvan belleğini incelemek için yeni sinsi yollar bulan bilim insanları bu soruyu kesin olarak yanıtlamaya her zamankinden daha yakınlar. Geçtiğimiz on yılda, hayvanlar âleminin en ücra köşelerinde olan hayvanları — batı bodur alakargaları, yunusları, filleri ve hatta köpekleri araştıran araştırmacılar aynı sonuca ulaştılar: En azından bazı hayvanlar geçmişe dair insanlardakine benzer anılara sahip olabiliyor. Indiana Üniversitesinden sinirbilimci Jonathan Crystal, bana “Uzun bir zamandır insanlar, insan olmayan hayvanların epizodik anılar oluşturmaktan aciz olduklarını düşündüler. Bu varsayılan görüş doğru değil” diye belirtti.

Kanıtların artması eski bir şüpheci olan Auckland Üniversitesi’nden Michael Corballis’in fikrini değiştirmek için yeterliydi. Corballis, 2012 yılında, Trends in Cognitive Sciences dergisinde evrimsel bir bakış açısından bakıldığında zihinsel zaman yolculuğunun büyük olasılıkla insanlara özgü olmadığını yazdı. Sonuçta insanlar diğer memelilerden evrimleşmişti, peki o halde eğer biz epizodik belleği insan olmayan atalarımızdan almadıysak, nereden almıştık? Hem insanların ve hem de farelerin elma bahçesine giden bir yolu ve en son ne zaman orada olduklarını hatırlayabilmesi gerçekten çok mu ihtimal dışıydı?

Hayvanların geçmişi tekrar tekrar yaşadıklarına dair şimdiye kadar ki en ikna edici kanıtların bazıları Crystal’ın farelerin epizodik bellekleri üzerine yaptığı araştırmalardan geliyor. Daha önceki çalışmalar epizodik hafızanın, bir şeyin nerede ve ne zaman olduğu gibi, belirli özelliklerini ölçmeye eğilimliydi ama pek az sayıda çalışma asıl önemli olan konuya odaklandı: Hayvanların bu geçmiş deneyimlerini, başından sonuna kadar, zihinlerinde tekrar oynatıp oynatamadıkları. Farelerdeki anımsamayı araştırmak için, Crystal ve onun doktora öğrencisi Danielle Panoz-Brown, 2018’de zekice bir çalışma yürüttü. İlk başta, 13 fareyi 12 kokuyu hatırlaması için eğittiler. 1’den 12’ye kadar numaralandırılmış ve her biri farklı bir kokuya sahip 12 duraklı özel bir fare “arenası” inşa ettiler. Fare rota üzerinde belirli bir duraktaki kokuyu, örneğin sondan ikinci veya sondan dördüncü, tanıdığında bir ödül alıyordu. Daha sonra araştırmacılar kokuların sayılarını değiştirip, eğitimin işe yarayıp yaramadığını, yani fareler serideki sondan ikinci ve sondan dördüncü kokuyu, kokuların yerleri farklı olsa bile tanıyıp tanıyamayacaklarını gözlemlediler. Bu gösterdi ki, fareler kokuları sadece koku yoluyla değil aynı zamanda serideki pozisyonlarına göre de tanıyorlardı. Crystal “Hayvanların birçok öğeyi ve bu öğelerin oluş sırasını hatırlayıp hatırlayamayacağını öğrenmek istedik” diye belirtti.

Ekip, bir yıl boyunca yapılan testlerin sonunda, farelerin bu görevde yaklaşık yüzde 87 oranında başarılı olduğunu buldu. Daha sonraki testler farelerin anılarının hafızalarında yer edindiğini ve diğer anıların müdahalelerine karşı koyduğunu onayladı. Dahası, araştırmacılar geçici olarak hipokampusun etkisini azalttığında, fareler daha zayıf bir performans gösterdiler ve bu da farelerin gerçekten de epizodik bellekten faydalandıklarını tekrar doğrulamış oldu. 2018 yılında başka araştırmacılar tarafından yunuslar üzerinde yapılan çalışmalar gösterdi ki hayvanlar bir anıyı hafızalarında tekrar oynattıklarında hipokampus aktive oluyor ve bu hipokampusun anı tekrarını koordine ettiğini doğruluyordu. Bu bulgu da Tulving’in hayvanlardaki hipokampusun epizodik anılarla baş edemeyeceği görüşüne karşı çıkıyordu.

Cognitive Neuroscience in Memory (2017) kitabının yazarı, Boston Kolejinden psikolog Scott Slotnick epizodik belleğin hayvanlar âleminde, en azından memeliler arasında herkesin düşündüğünden çok daha yaygın olduğuna inanıyor. Slotnick, 2017 yılında bir blog gönderisinde “Hipokampal sharp-wave ripple” isimli keskin beyin dalgalarının anıyı tekrar oynatmayı koordine ettiğini ve test edilen bütün memelilerde gözlemlendiği göz önüne alındığında, bütün memelilerin epizodik belleğe sahip olduğu sonucu çıkartılabilir.” diye yazdı.

Hayvanlar üzerine geliştirilmiş cesur ve yeni epizodik bellek paradigması, hayvanların içsel yaşantıları ve davranışlarıyla ilgili anlayışımızın çok daha ötesine geçen olası sonuçlara sahip. Farelerin hafıza testlerindeki etkileyici başarısı bize Alzheimer hakkında, daha etkili bir şekilde nasıl tedavi edileceği konusu da dâhil olmak üzere, pek çok şey öğretebileceği anlamına geliyor. Crystal, Alzheimer hastalarını en çok güçten düşüren şeyin epizodik bellek olduğunu ve bu sebeple bunu daha benzer bir şekilde taklit edecek modelleri farelerde geliştirmeyi denediklerini ifade etti.

Zamanlama daha iyi olamazdı: Gen düzenleme gibi yeni genetik araçlar bilim insanlarının Alzheimer benzeri nörolojik koşullara sahip fareleri üretmesine ve onları yeni Alzheimer ilaçlarını test etmek için mükemmel analog denekler haline getirmesine olanak sağlıyor. Alzheimer tedavilerini epizodik bellekleri[1] çalınan fareler üzerinde test etmek bilim insanlarına, pahalı ve çoğunlukla hayal kırıklığına sebep olan klinik deneylere geçilmeden önce ilaçların insanlar üzerinde ne kadar iyi bir etkisi olacağı konusunda çok daha iyi fikir verebilir. Crystal, bunun her türlü yeni fırsatı doğurduğunu ve eğer bir ilaç epizodik belleği geliştirmezse, bu onun en değerli tedavi aracı olmayacağını ifade etti.

Alzheimer ilaçlarının başarı oranı ne yazık ki halen yürek burkacak derecede düşük. Nörolog Jeffrey Cummings’in, Clinical and Translational Science dergisinde 2017 yılında yayınlanan çalışmasına göre bu ilaçlar yüzde 99 başarısızlık oranına sahip. Crystal bana “Dürüst olmak gerekirse, klinik deneylerin başarısız olmasıyla ilişkili pek çok faktör var ama benim iddia ettiğim şey bunlar bir kez olsun çözüldüğünde, epizodik bellek fonksiyonundan faydalanan bir model kullanmak daha doğru olur.” dedi.

Crystal ve ekibi şu anda bu tasarımcı fareleri geliştiriyor fakat bunlar yakın zamanda hazır olmayacaklar. Sadece Birleşik Devletler’de, Alzheimer hastalığına sahip insanların sayısı bugünkü 5,8 milyondan nüfus yaşlandıkça 2050 yılında 14 milyona yükselecek. Eğer epizodik bellekleriyle beraber fareler Alzheimer’ın kodunu kırmaya yardım edebilirlerse, en sonunda bu geçmiş hırsızının hakkından gelinebilir gibi gözüküyor.

Notlar

[1] Ve bununla beraber, anıları. (Ç.N.)

Sağduyu Bilgisayarlara Daha da Yaklaşıyor — John Pavlus

21/06/2020

Özgün Adı: Common Sense Comes Closer to Computer Geçen Ekim ayının bir akşamında, yapay zeka araştırmacısı Gary Marcus zamanını IPhone’nundan son derece gelişmiş bir nöral ağ ile eğlenerek

Read More »

ChatGPT’nin En Zor İmtihanı: Şiir — Berkay Havuk

08/11/2023

Berkay Havuk, girişimci ve yazar. Teknoloji ve inovasyon alanlarında yazılar kaleme alan Havuk, girişimcilikte 5 yıllık bir deneyime sahiptir. Bir girişim stüdyosu olan StartupFabrika’nın ve

Read More »

Akıl Yürütme, Tasarı İçermiyorsa İnsana Özgü Olamaz — Justin E. H. Smith

13/10/2021

Özgün Adı: If reason exists without deliberation, it cannot be uniquely human Justin E. H. Smith, Paris Diderot Üniversitesinde bilim tarihi ve felsefesi profesörü olarak görev

Read More »

Copyrights @2025 CogIST All Rights Reserved

CogIST'te Etkinlik Düzenle

Yazı-Çeviri Gönder

Gizlilik Politikası

Mesafeli Satış Sözleşmesi

Eğitim Katılım Sözleşmesi

Geri Bildirim Formu

Instagram Twitter Linkedin Youtube