İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN

Görsel İmgeler Karşısında Beynimizin Sınırlılığı— Rebecca Keogh

Çevirmen: Işıl Sanusoğlu
Editör: İlknur Eliş

Özgün Adı: The human brain’s bandwidth for visual images is severely limited

Rebecca Keogh Avustralya’daki New South Wales Üniversitesi’nde bilişsel nörobilim alanında doktora sonrası araştırmacısıdır.

Yeni dairenize bir kanepe almak için Ikea’da olduğunuzu hayal edin. Büyük yumuşak yastıkları olan, şarap renginde iki kişilik bir koltuk beğeniyorsunuz. Mevcut mobilyalarınızla birlikte nasıl görüneceğini hayal ediyor ve istediğiniz kanepenin bu olduğuna karar veriyorsunuz. Mağazada dolanmaya devam ederken, endüstriyel tarzda güzel bir lamba ve bir sehpa buluyorsunuz, bu sehpanın kanepeyle yan yana gelince nasıl duracağını hayal etmeye çalışıyorsunuz. Ancak bu üçünü birlikte hayal etmek, sadece kanepeyi hayal etmekten daha zor. Kafanızda kaç mobilya parçasını yeniden düzenleyebileceğinizi düşünüyorsunuz? Aynı anda ne kadar fazla şey hayal edebileceğimizin bir sınırı var mı, yoksa hayal gücümüz gerçekten sınırsız mı?

Danışman hocam Joel Pearson ve ben, New South Wales Üniversitesi’ndeki laboratuarımızda bu sorunun cevabını arıyoruz. Çalışmalarımızda mobilya yerine, içlerinde çizgiler barındıran dairelerden oluşan ve Gabor yamaları olarak bilinen basit şekiller ile iki gözün rekabeti (binocular rivalry) olarak bilinen görsel bir illüzyon kullandık. İki gözün rekabeti, her bir göze birer tane olmak üzere iki farklı görüntü gösterildiğinde ortaya çıkar. Kişiler iki görüntünün bir karışımını görmek yerine, sol göze sunulan görüntü veya sağ göze sunulan görüntüden yalnızca birini görür. Joel Pearson’ın önceki çalışması, Gabor yamasını hayal etmenin veya çok zayıf bir halini görmenin, iki göz rekabetinde bu görüntüyü görme olasılığınızı artıracağını göstermiştir.

Örneğin, sizden birkaç saniyeliğine kırmızı bir Gabor yaması hayal etmenizi isteseydim ve sonra size bir kırmızı ve bir yeşil Gabor yamasından oluşan bir iki göz rekabeti ortamı sunsaydım, kırmızı görüntüyü görme olasılığınız yeşili görme olasılığınızdan çok daha yüksek olacaktı. Bu, hazırlanma etkisi (priming) olarak bilinir ve genellikle başlatılan denemelerin yüzdesi –yani, bir bireyin hayal edilen görüntüyü sonraki iki göz rekabeti ekranında görme yüzdesi– olarak ölçülür. Bu deney şimdiye kadar yalnızca tek bir görüntü kullanılarak çalışıldı. Biz ise aynı anda kaç öğeyi hayal edebileceğimizi test etmeye karar verdik. Sınırsız sayıda öğe hayal edebilecek olursak, o zaman bir veya birden fazla görüntü için aynı seviyede hazırlanma etkisini gözlemlemeliydik.

Hırslı bir şekilde başladık, katılımcılardan bir ila yedi görüntü arasından herhangi birini hayal etmelerini istedik. Onlara Gabor yamalarının kaç tane ve hangi renk hayal etmelerini ve bunların hangi yönde olması gerektiğini gösteren ipuçları sunduk. Daha da önemlisi, onlara verdiğimiz ipuçları, katılımcıların hayal ettikleri süre boyunca mevcuttu, yani hafızanın karıştırıcı etkisi yoktu, çünkü hangi görüntünün nerede olduğunu hayal etmeleri gerektiğini hatırlamaları gerekmiyordu. Katılımcılarımızın hayal edebildikleri şeyde sınırlı olduklarını, akıllarında yaklaşık üç veya dört madde tutmaları gerektiğinde hazırlanma etkisinin şans seviyelerine kadar düştüğünü gördük. Bu çalışmayı birkaç takip deneyi ile izledik ve gördük ki, deneklerimiz daha fazla öge hayal etmeleri gerektiğinde görsel imgelenmelerini daha az canlı olarak değerlendirdiler ve aynı anda birden fazla görsel hayal etmeleri gerektiğinde bu ögelerin doğruluğu azaldı.

Dolayısıyla, görsel imgelenmemizde ciddi sınırlamalar olduğu kesinlikle gösterilebilir. Neden mi? Görsel imgeleme kapasitesi sınırlarının, beynin ön ve arka görsel alanlarını kapsayan görsel-imgeleme beyin ağında bir yerlerde ortaya çıkması muhtemeldir. Frontal bölgelerin, beynin duyusal (bu durumda, görsel) alanlarını besleyen yukarıdan-aşağıya bağlantılar yoluyla görsel imgelerin kontrolünden ve yaratılmasından sorumlu olduğu düşünülmektedir. Bu yukarıdan-aşağıya bağlantıların, görsel imgeleme deneyimine yol açan, beynin görsel bölgelerindeki nöronların ateşleme hızını veya sinaptik bağlantılarını manipüle ettiği düşünülür. Bu yukarıdan aşağıya manipülasyonları beynimizin görsel alanlarında hayal ettiğimiz görüntülerin “haritalarını” yaratmak olarak düşünebiliriz. Birden fazla görüntü hayal ettiğimizde, birden çok harita oluştururuz ve bu haritalar beynin görsel alanlarındaki boşluklar için rekabet eder. Belki de görüntü haritaları arasındaki bu rekabet ve etkileşim, kapasite sınırlarımıza yol açan şeydir.

Bu sınırlamalar neden önemlidir? Sonuçta görsel imgelem, Ikea’dan kanepe ve masa satın almaktan daha fazla işe yarar. Örneğin akıl hastalıklarının tedavisini ele alalım. Fobiler genellikle hayali maruz kalma ile tedavi edilir. Terapi, birisini örümcekler, uçak gezileri, topluluk önünde konuşma, yükseklik vb. gibi endişeye neden olan şeylere defalarca maruz bırakarak çalışır ve bu tekrarlanan maruz kalma, korku tepkisinin azalmasına yol açar. Açıkça, uygulamasal nedenlerden dolayı, insanları bu durumlara tekrar tekrar maruz bırakmak zor olabilir; bu nedenle klinisyenler bunun yerine hayali maruz kalmayı kullanır. Hasta, korku uyandıran uyaranları olabildiğince ayrıntılı olarak hayal eder ve bunun, uyaranlara gerçek maruz kalmaya benzer şekilde çalıştığı düşünülmektedir.

Klinik psikolojide görsel imgelem içeren bir başka tedavi biçimi, depresyon, genelleştirilmiş anksiyete, obsesif-kompulsif bozukluk ve yeme bozuklukları gibi birçok farklı bozukluğu tedavi etmek için kullanılan imgesel yeniden yazmadır (imaginal rescripting). İmgesel yeniden yazma, katılımcıların geçmişten veya gelecekten korku veya endişe üreten senaryoları hayal etmesini veya simüle etmesini içerir. Bu senaryoları olabildiğince ayrıntılı olarak hayal ederler ve ardından daha olumlu bir alternatif senaryo ya da sonuç hayal etmeleri istenir –anıyı ya da düşünceyi yeniden yazarlar. Ayrıca süreç boyunca bu senaryolara yönelik düşüncelerini nasıl değiştirecekleri kendilerine öğretilir.

İmgesel maruz kalma ve yeniden yazma gibi imgelemeye dayalı terapilerin, piyasadaki en iyi bilişsel davranışçı terapilerden biri olduğu gösterilmiş olsa da, yüzde yüz etkili değiller. Bu tedavilerin ne kadar iyi çalıştığını etkileyen faktörlerden biri, hem görüntülerin kapasite sınırlarından hem de insanların yaratma yeteneklerindeki bireysel farklılıklardan etkilenen, zihinde yaratılan senaryoların “gerçekliği” olabilir.

Terapinin yanı sıra geçmişi hatırladığımızda ve geleceği planladığımızda görsel imgelem kullanıyoruz; çalışma belleğimizde görsel bilgileri sakladığımızda ve manipüle ettiğimizde; ahlaki yargılarımızda ve başkalarına yardım etme niyetimizde bile rol oynar. Keşfettiğimiz görsel görüntülerin kapasite sınırları, bu durumlardan herhangi biri sırasında tutabileceğimiz ve işleyebileceğimiz bilgilerin miktarını ve kalitesini muhtemelen etkileyecektir. İmgelemimizdeki bu sınırlamalar, hem günlük hayatta hem de terapötik müdahalelerde başarabileceklerimizi sınırlayabilir.

Şimdilik jüri, görsel imgeleme kapasitemizin geliştirilip geliştirilemeyeceği konusunda hâlâ kararsızdır (aslında, şu anda üzerinde çalıştığım mesele bu). Ancak bildiğimiz bir şey varsa, o da görsel imgelemimizin kapasite sınırlarını ölçmek için yeni nesnel yollar inceleyerek ve yaratarak, insan imgeleminin ve zihninin tüm sınırlarını anlamaya ve bunların üstesinden gelmek için yeni yollar geliştirmeye başlayabileceğimizdir.

Otlaklarda Yılan Görmek Primatların Evrimleşmesine Nasıl Yardımcı Oldu? — Lynne A. Isbell

11/02/2021

Özgün adı: “How seeing snakes in the grass helped primates to evolve” Lynne A. Isbell, California Davis Üniversitesi’nde antropoloji profesörüdür. The Fruit, the Tree and

Read More »

Alkol Bilişsel Bozulmayı Yavaşlatıyor Olabilir Mi? — Irmak Biriz (KUUPJ)

10/01/2021

Bu metin CogIST ve Koç University Undergraduate Psychology Journal (KUUPJ) işbirliği çerçevesinde yayınlanmaktadır. KUUPJ’nin diğer çalışmalarına ise buradan ulaşabilirsiniz. Uzun ve yoğun iş temposu bittikten sonra arkadaşlarla

Read More »

Biliş Çalışmaları İçin İşlemlemesel Bir Temel — David Chalmers

05/10/2022

Özgün Adı: A Computational Foundation for the Study of Cognition David J. Chalmers, Felsefe Bölümü, Avustralya Ulusal ÜniversitesiKanberra, ACT 0200, Avustralya [Bu makale 1993 yılında yazılmış fakat

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

CogIST'te Etkinlik Düzenle

Yazı-Çeviri Gönder

Gizlilik Politikası

Mesafeli Satış Sözleşmesi

Eğitim Katılım Sözleşmesi

Geri Bildirim Formu

Instagram Twitter Linkedin Youtube