Özgün Adı: Danish children struggle to learn their vowel-filled language — and this changes how adult Danes interact
Morten H. Christiansen Cornell University’de Psikoloji profesörü olarak, Fabio Trecca ise Aarhus University’de Cognitive Science of Language bölümünde öğretim üyesi olarak görev almaktadır.
Danimarka, kapsamlı bir refah sistemi ve güçlü eğitimi ile zengin bir ülkedir. Fakat şaşırtıcı bir şekilde, Danimarkalı çocuklar kendi ana dillerini öğrenmede güçlük yaşıyorlar. Çok benzer bir dili öğrenen Norveçli çocuklarla karşılaştırıldıklarında, Danimarkalı çocukların 15 aylıkken ortalama olarak yüzde 30 daha az sözcük bildikleri ve geçmiş zamanı öğrenmek için neredeyse iki yıl daha uzun zamana ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. “Hamlet”te, William Shakespeare şu ünlü ifadeyi yazmıştır: “Çürüyen bir şey var Danimarka devletinde,” ama o, belki de Dancadan bahsediyordu.
Bizler, Aarhus Üniversitesi ve Cornell’deki Puzzle of Danish grubundan bir bilişsel bilimci ve bir dil bilimciyiz. Araştırmamız boyunca, Danimarkalıların emsalsiz bir biçimde onlara özgü konuşma tarzının Danimarkalı çocuklar için ana dillerini öğrenmesini nasıl da zorlaştırıyor olduğunu keşfettik — ve bu, dilin biliminin bazı prensiplerine karşı koyuyor.
Dancada (üstteki) ve Norveççede(alttaki) sesli bir şekilde üretilen “Smokedtrout” (somon füme) sözcüğünün görsel tarifi. Dancada iki sözcüğün nasıl da tamamen birbirine karıştığına dikkat edin. Fabio Trecca, CC BY-ND
Danca Neden Bu Kadar Zor?
Dancanın neden bu kadar karmaşık olduğu konusunda üç ana neden bulunur. İlki, yaklaşık 40 farklı ünlü sesi ile -İngilizcenin lehçelerine bağlı olarak değişen 13 ve 15 ünlü ile karşılaştırıldığında- Dancanın dünyadaki en geniş ünlü envanterine sahip olmasıdır. Üstelik Danimarkalılar konuştuklarında sıklıkla ünsüz sesleri ünlü-benzeri seslere dönüştürürler. Son olarak, Danimarkalıların ayrıca sözcüklerin sonunu “yutmayı” ve ortalama olarak, neredeyse bütün hecelerin çeyreğini göz ardı etmeyi sevmesidir. Bunu sadece gündelik konuşmada yapmazlar, aynı zamanda yazılı bir metni sesli olarak okuduklarında da yaparlar.
Dancanın zorluğu, Norveç komedi TV Show’undan bir klipte görüldüğü üzere İskandinavya’da gizem değildir.
Diğer diller bu faktörlerden birini içerebilir ama öyle görünüyor ki Danca bu üçünü birleştirmede emsalsiz olabilir. Bunun sonucu olarak, Danca, çok az ünsüz sesten oluşan bir yığın ses dizilimlerine sahip. Ünsüz sesler sözcüklerin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamada dinleyicilere yardımcı olduğu için, Dancada ünlü-gibi seslerin üstünlüğü dili anlamayı ve öğrenmeyi zor bir hale getiriyor gibi görünmektedir. Dancanın bu tuhaf duruma neden ya da nasıl düştüğü belli değil ama en nihayetinde bu durum, Alman yazar Kurt Tucholsky’in “Dan dili, konuşmak için uygun değil… her şey tek bir sözcük gibi hissettiriyor.” diyerek alaya alması gibi görünüyor.
Çocuklar Geç Öğreniyor, Yetişkinler Farklı Bir Şekilde İşliyor
Danimarkalı çocukların kendi ana dillerini nasıl öğrendiğini incelemeden önce, Danca konuşmanın özelliklerinin, çocukların dili anlama kabiliyetlerini etkileyip etkilemediğini anlamamız gerekiyordu.
Bunu yapmak için, ekibimiz iki yaşındaki Danimarkalı çocukları bir araba ve bir maymun gibi iki tane nesne gösteren bir ekranın karşısına oturttu. Sonrasında çocukların Danca sözcükleri dinlerken nereye baktığını takip etmek için göz takip cihazı kullandık.
Çocuklar ünsüz ses bakımından zengin olan “Find bilen!”- konuşulduğunda kulağa “Fin beelen!” deniliyormuş gibi gelen ve “Arabayı bul!” anlamına gelen- cümlesini duyunca, oldukça hızlı bir şekilde arabaya bakıyorlardı.
Ancak, ünlü ses bakımından zengin olan “Her er aben!” — kulağa “heer-ahben!” gibi gelen ve “İşte maymun!” anlamına gelen- cümlesini duyduklarında, çocukların maymuna bakması neredeyse yarım saniye daha uzun sürdü. Bu ünlü ile dolu cümlede, sözcükler arasındaki sınırlar bulanık olur ve çocukların denileni anlamasını daha da zorlaştırır. Yarım saniye çok değilmiş gibi görünebilir ama konuşma dünyasında çok uzun bir zamandır.
Ama Dancadaki bu ünlü bolluğu çocukların ana dillerini öğrenmesini ayrıca daha da zor hale getirir mi? Öyle görülüyor ki getirmekte. Başka bir çalışmada, sözcüklerin birçok ünlünün arasına sıkışması durumunda çocukların yeni sözcükleri öğrenmede zorluk yaşadığını keşfettik.
Çocuklar dili başka insanların konuşmasını dinleyerek öğrenir ama başka dillerle karşılaştırıldığında Dancanın gariplikleri bunu daha zor bir süreç haline getirir. Thanasis Zovoilis/Moment via Getty Images
Danimarkalı çocuklar elbette eninde sonunda ana dillerini öğrenir. Ancak takımımız şeffaf olmayan Danimarkalı ses yapısının etkilerinin çocuklar büyüdüğünde yok olmadığını, aksine, yetişkin Danimarkalıların, dillerini işleme biçimini şekillendirdiğini gördü. Danimarka ve Norveç tarihsel, kültürel, ekonomik ve eğitimsel anlamda birbirleriyle yakından akrabalar. Bu iki dil ayrıca benzer dilbilgisine, geçmiş zaman sistemine ve kelime hazinesine sahip. Fakat Danimarkalıların aksine, Norveçliler ünsüz sesleri telaffuz ediyor.
Birçok deneyde, Danimarkalılardan ve Norveçlilerden içinde ya bir sözcüğün kasıtlı olarak belirsiz (ambiguous) bir anlama sahipmiş gibi üretilmiş olduğu (tıpkı “tent” ve “dent” sözcüklerinin ortasında bir sözcükmüş gibi) ya da tüm cümlenin anlamının alışıldık olmadığı (örneğin “Japon balığı kız kardeşi için bir erkek çocuğu aldı”) cümleleri dinlemelerini istedik. Danimarkalı konuşması oldukça belirsiz olduğundan, Danimarkalıların yetişkin Norveçlilere göre bir kişinin ne dediğini anlamaları için bağlama daha fazla baktıklarını– konuşmadan önce neler denildi, insanlar birbiri hakkında neler biliyor ve genel arka plan bilgisi gibi bilgileri içeren- bulduk.
Tüm bu sonuçlar, insanların dili yorumlama biçiminin statik olmadığını, ancak konuştukları belirli dil veya dillerin yarattığı zorluklara dinamik olarak uyum sağladığını ortaya çıkarır.
Danca konuşan yetişkinler, diğer dillerin konuşurları ile karşılaştırıldıklarında bağlamsal ipuçlarına daha çok güvenirler- örneğin daha önceden ne hakkında konuştular, diğer kişi hakkında ne biliyorlar- Thomas Barwick/Stone via Getty Images
Tüm Diller Aynı Değil
Dil bilimleri arasında tüm dillerin benzer olarak karmaşık olup olmadığı ve bu durumun insanların beyninin dili nasıl öğrendiğini ve işlediğini etkileyip etkilemediği konusunda öteden beri süregelen bir tartışma bulunmaktadır. Danca hakkındaki bu keşfimiz tüm ana dillerin öğrenilmesinin ve kullanılmasının eşit derecede kolay olduğu fikrine karşı çıkmaktadır. İşin doğrusu, doğuştan itibaren farklı dilleri öğrenme, o dilleri işlemede farklı ve ayrı tarzların oluşmasına neden olabilir.
Sonuçlarımız dille mücadele eden -felç gibi tek bir travmatik olay ya da genetik ve diğer uzun süreli faktörler gibi- insanlar için önemli pratik sonuçlara da sahip. Dili geliştirmek için yapılan pek çok güncel müdahale bir dildeki, genellikle İngilizcedeki çalışmalara dayanıyor. Araştırmacılar, bu müdahalelerin diğer dilleri konuşan bireylere de aynı şekilde yarayacağını varsayıyor. Ancak, eğer diller öğrenildiği ve işlendiği tarzda büyük oranda çeşitli ise, bir dil için yarayabilecek müdahale başka bir dil için işe yaramayabilir.
Dilbilimciler önceki çalışmalarda diller arasındaki farklılıklara baktı ama çok azı bu tarz farklılıkların dil öğrenme aşamasında gelişen işleme mekanizmasının üzerindeki (processing machinery) olası etkisiyle ilgilendi. Bunun yerine, odağın çoğu tüm dillerde ya da çoğu dilde geçerli olan evrensel dilbilimsel örüntüler araştırmak üzerine olmuştur. Ancak, araştırmamız dilsel çeşitliliğin dili öğrenme ve işleme şeklinde değişikliğe sebep olabileceğini gösterir. Ve Danca gibi olağan bir çeşitliliğin olduğu bir dilde böylesine saklı derinlikler varsa, kim bilir dünyanın yaklaşık 7000 dilinin geri kalanına daha yakından baktığımızda ne bulacağız?