İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN

Bilişsel Nörobilim Perspektifinden Travma — Feyzanur Polat

Yazar: Feyzanur Polat
Editör: İbrahim Ethem Deveci

Feyzanur Polat, Marmara Üniversitesi Psikoloji son sınıf öğrencisi, yüksek lisansını nöropsikoloji veya bilişsel nörobilim üzerine yapmak istiyor.

Travmanın kişinin beden reaksiyonları, zihinsel süreçleri ve algısı üzerinde değişimlere neden olduğu bilinmektedir ve beden, zihin ve beyin olmak üzere tüm insan organizmasını etkilediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bilişsel nörobilim perspektifinden bakıldığında, beyin görüntüleme tekniklerinin gelişmesiyle bilim insanları travma psikolojisine yoğunlaşmış ve insanlar belirli görevleri yerine getirirken ya da geçmişe dair bir anılarını hatırlarken beynin hangi alanlarının aktif olduğunu görüntülemişlerdir. Bu çalışmalar travmanın insan organizması üzerindeki etkisine ışık tutma konusunda kıymetli bulgular sağlamıştır. Literatürde, travma hakkındaki görüşlerin nörobilim teknolojisinin gelişmesiyle farklı bir boyut kazandığı söylenebilir.

Tarih boyunca travmanın belirtileri birçok edebi metinde, sanat eserinde ya da arkeolojik kalıntıda görülmektedir. Ne var ki, yaşam boyunca, insanlarda uyku sorunlarına, sinir krizlerine ya da delüzyonlara sebep olacak travmatik olayların meydana gelmesi son derece olası bir durumdur. Fakat Travma psikolojisinin literatüre girmesi bir hayli geç olmuştur. Travma sonrası stres bozukluğunun tanı olarak kabul edilmesi 1980 yılını bulmuştur (American Psychiatric Association, [APA], 1980). Nörobilimin hızlı gelişimi ve teknolojilerinin travma alanında kullanılması, travma psikolojisine somut bir perspektiften bakılmasını sağlamıştır. Nörogörüntüleme ya da beyin aktivasyonunu ölçen cihazların travmatik semptomlar gösteren bireyler üzerinde kullanımıyla, travma psikolojisi yeni bir boyut kazanmıştır. “1990’lı yılların başından bu yana beyin görüntüleme araçları, travma yaşayan bireylerin beyninde gerçekten neler olduğunu göstermeye başlamıştır. Bunlar, travmadan kaynaklanan hasarı anlamada gerekli kanıtları sağlamış ve bilim insanlarını tamamen yeni onarma yolları formüle etmeye yönlendirmiştir” (Van der Kolk, 2022, s 21). Bilişsel nörobilimin, birçok alana olduğu gibi travma psikolojisine de yeni bir anlayış getirdiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Gelişen fizik ve bilgisayar teknolojilerine dayanan cihazların, nörobilimin popüler araştırma alanlarından biri haline gelmesinde önemli etkisi bulunmaktadır. Bu cihazlar, beyin kimyasallarını ya da elektriksel aktivasyonu ölçerek beyin dalga modellerini gösteren çizgiler halinde ya da direkt olarak görüntüleme olanağı sağlamaktadır. Bilim insanları bu cihazları kullanarak, insanlar bir görevi yerine getirirken ya da geçmişe dair bir anılarını hatırladıklarında beyinlerinin hangi kısımlarının aktif olduğunu anlama ve görüntüleme olanağı bulmuşlardır. Bu teknolojik cihazların travmatik semptomlardan olan flashback yani geçmişe dönüş yaşayan insanların beyninde neler olduğunu anlamak için kullanılması fikriyle bilişsel nörobilim travma psikolojisine ışık olmaya başlamıştır. Bu araştırma travmatik bir olaya maruz kalmış ve bu semptomdan muzdarip olan kişiler üzerinde yapılmıştır (Van Der Kolk, 2022, s 40). Katılımcıların travmaları detaylı bir şekilde öğrenilmiş ve her bir katılımcıya özel travmatik semptomları tetikleyebilecek metinler hazırlanmıştır. Daha sonrasında bu kişiler beyin görüntüleme tarayıcılarının içerisindeyken bu metinler okunarak semptomlar ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve beyindeki hangi bölgelerin aktif veya inaktif olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca daha sonrasında kontrol için tamamen nötr geçmişteki travmalarına dair herhangi bir unsur içermeyen başka bir metin de okunmuştur. Taramaların sonuçları, travmanın beyinde nasıl değişimlere ya da hasarlara neden olduğuna kanıt niteliğinde görülmektedir.

Taramalar, travma yaşayan beynin bedene nasıl komutlar verdiğini göstermiştir. Duygusal bölge olarak bilinen limbik alanda, özellikle de yaklaşan tehlikelerde uyaran ve stres tepkisini harekete geçiren amigdalada yoğun bir aktivasyon görülmüştür. Bu çalışma, olayın üzerinden ne kadar zaman geçse de “travma yaşayan insanlara, belirli deneyimleriyle ilgili görüntüler, sesler ya da düşünceler sunulduğunda, amigdalalarının alarm tepkisi verdiğini açıkça” göstermiştir (s 42). Başka bir deyişle, beyin travmatik anımsamalarda da olay esnasında salgıladığı hormonları ya da verdiği tepkileri bedene tekrar yaşatmaktadır. Bununla birlikte, Brodmann’ın 19. alanı olarak bilinen, beyne girdiği anda görüntülerin kaydedildiği görsel korteks taramalarda son derece aktif görülmüştür. Normal şartlarda, 19. alana gelen görüntülerin yorumlanabilmesi için alakalı bölgelere mesajın iletildiği bilinmektedir. Fakat bu durum “beynin bir alanının travma gerçekten yaşanıyormuş gibi yeniden harekete geçtiğine” delil niteliğindedir (s 44). Taramalardaki başka bir bulgu ise, beynin konuşmayı üreten alanı olarak bilinen Broca bölgesindeki kan akışında belirgin bir düşüş görülmüştür. Travmatik olaya maruz kalmış kişiler genellikle olay yaşandığı esnada konuşamadıklarını, seslerinin çıkmadığını bildirmektedir ve taramalarda görülen bu aktivasyon düşüklüğü bu durumun sebebini açıklamaktadır.

Travma esnasında gerçekleşen beyindeki somut değişikliklerin, travma sonrasında da devam ettiğine bilişsel nörobilim alanı açıklık getirmiştir. Beyindeki bu farklılıkların, düşünme şekli, duyusal mesajlar ya da algı üzerinde farklı deformasyonlara ya da travmatik semptomlara neden olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bununla birlikte, travmatik belirtilerin kişinin savunma mekanizması, psikolojik sağlamlığı ya da aile geçmişine dayanarak çeşitlilik gösterebileceği söylenebilir. Örneğin, travmaya maruz kalan kişilerin, flashback durumunda dahi farklılık gösterebildiği görülmüştür. Bazı insanlar, aşırı terleme, heyecanlanma ve titreme gibi tüm fizyolojik reaksiyonları canlı bir şekilde yaşarken, bazı insanlarda depersonalizasyon olarak bilinen hissizleşme durumu görülebilir. Van der Kolk, ağır bir trafik kazası geçirmiş ve travmatik semptomları olan bir çiftle çalışmış ve laboratuvarda aynı prosedürleri yerine getirerek çiftin ayrı ayrı beyin görüntülerini almıştır. Aynı olaya maruz kalmalarına rağmen sonuçlar bir hayli farklı çıkmıştır. Sonuçlardan, birinin disosiyasyon yani çözülmeler gösterdiği ve travmayı yeniden yaşadığı anlaşılırken (daha önce bahsettiğim tarama sonuçlarına benzer sonuçlar), diğer kişide ise “düşünme, odaklanma, yönelim gibi beynin neredeyse her alanındaki aktivite azalmış” yani depersonalizasyon görülmüştür (s 71). Bu örnekten de anlaşıldığı üzere, beynin travmatik olayı algılayışı ve verdiği komutlar insanların geçmiş deneyimleri ya da savunma mekanizmaları gibi birçok faktöre bağlı olarak farklı şekillenebilmektedir.

Sonuç olarak, bilişsel nörobilimin travmanın beyin ve bedendeki tezahürünü anlama ve yorumlamada önemli bir araç olduğu söylenebilir. “Bilişsel psikolojide son zamanlarda en heyecan verici şey, nörobilim ve bilişsel psikolojinin birleşimiyle oluşan ve bilişsel nörobilim olarak adlandırılan disiplinde yeni gelişmelerin olmasıdır” (Solso, 2007, s 41). Ayrıca, bu gelişmelerin diğer alanları aydınlatmada kullanılması ise çok daha heyecan vericidir.

Kaynakça

American Psychiatric Association. (1980). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders: DSM-III. Washington, DC: American Psychiatric Association.

Solso, R. L., Maclin, M. K., Maclin, O. H., & Ayçiçeği-Dinn, A. (2007). Bilişsel psikoloji. Kitabevi.

Van Der Kolk, B. A. (2022). Beden Kayıt Tutar: Travmanın iyileşmesinde beyin, zihin ve beden. (NC Meral, Çev.). Ankara: Nobel Yayıncılık.

Ayrık Beyin ve Bilincin Bütünlüğü — Furkan Avcı

26/07/2020

Furkan Avcı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde lisans eğitimini sürdürmektedir. Bilişsel nörobilimdeki özellikle nörolojik ve nöropsikolojik hastalıkların bilişsel bilimle nasıl ilişkilendirebileceği konusu ilgisini çekmektedir. I felt

Read More »

İşaret Dili — Kognitif VikiMaraton

22/09/2020

Bu döküman 2 Eylül 2020 ‘de CogIST olarak Vikipedi Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz katkıların bir arşivi niteliğindedir. Vikipedideki maddeler sıklıkla değiştirilebildiği için, bu katkıların kendi payımıza düşen

Read More »

Kırmızı Ve Yeşil Uzmanları: İnsanların Renk Görüşü Neden Bu Kadar Tuhaf — James P. Higham

06/09/2020

Özgün Adı: The red and green specialists: why human colour vision is so odd James P Higham, New York Üniversitesi’nde antropoloji doçenti. Çoğu memeli, görüntüden çok

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

CogIST'te Etkinlik Düzenle

Yazı-Çeviri Gönder

Gizlilik Politikası

Mesafeli Satış Sözleşmesi

Eğitim Katılım Sözleşmesi

Geri Bildirim Formu

Instagram Twitter Linkedin Youtube