İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN

Beyin Çelişkili Gerçeklerin Geçerli Olmasını Sağlamak İçin Ne Yapar? — Mikhail Filippov, Semir Zeki

Çevirmen: Beyza Gülzehra Ekinci
Editör: İlknur Eliş

Özgün adı: “What does the brain do to ensure that contradictory truths are valid? Answer: it ensures that they never meet.”

Mikhail Filippov, Quod AI’da baş araştırmacıdır ve University College London’da araştırma görevlisidir. Quod AI’da yürüttüğü araştırmalarda kaynak kodları anlaşılır bir İngilizce ile açıklanabilir hale getirmek için doğal dil işleme, derin öğrenme ve istatistiksel modeller kullanmaktadır.

—

Semir Zeki, University College London’da Nörobiyoloji ve Nöroestetik profesörüdür. Asıl ilgi alanı olan primatlardaki görsel beynin organizasyonu, onu sanattaki estetik anlayışının nöral altyapısını araştırmaya yöneltmiştir.

Mikhail Filippov ve Semir Zeki’nin katkılarıyla

Matematiksel ve fiziksel teoriler, evrenimiz hakkında bilgi edinmenin bir yolunu oluşturur. Biz ise, deneysel gerçekler aracılığıyla evrenin inşa edilme şeklinin modellerini oluştururuz. Peki ya bu modeller birbirleriyle çeliştiklerinde ne olur? Her ikisini birden nasıl kabul edebiliriz?

Duyusal dünyada, görmede de çelişkiler ortaya çıkabilir. Bu genellikle belirsizlik (ambiguity) ya da değişkenlik (instability) olarak adlandırılır. Evrenin doğasıyla ilgili çelişkili gerçekler meselesini ele almadan önce bunlardan söz edeceğiz.

Görme açısından, bitmiş olmasına rağmen hala belirsizliğini koruyan bir eser olarak Vermeer’in İnci Küpeli Kız isimli tablosu güzel bir örnektir. Tablo yoruma oldukça açıktır; inci küpeli kız hakkında mesafeli veya davetkar, içerleyen veya onaylayan birisi olduğu gibi birçok yorum yapılabilir. Önemli olan nokta ise şudur: (a) net bir çözüm yoktur çünkü tüm çözümler geçerlidir (bkz. Zeki 2008) ve (b) yalnızca tek bir çözüm geçerli olabilir ve bu çözüm yerini eşit derecede makul olan ve aynı şekilde yerine geçilene kadar egemen olacak olan başka bir çözüme veya yoruma devretmeden önce herhangi bir anda bilinçli evreyi işgal edebilir (bkz. Zeki 2004).

İki durumlu (bi-stable) veya çok durumlu (multi-stable) figürlerde, görüntü algısal olarak tamamen farklı bir şeye, örneğin bir yüzden bir eve dönüşür. Görüntünün iki durumlu olduğu bilinse dahi herhangi bir anda yalnızca tek bir görüntü -yüz veya ev- mümkündür.

Bir algısal durumdan diğerine geçiş genellikle bizim kontrolümüz altında değildir. Görüntüler, uzun süreli izleme sonucu iki veya daha fazla durum arasında geçiş yaparlar ve bir durumun hüküm sürdüğü sürenin uzunluğunun bile kontrol edilip edilemeyeceği açık değildir.

Nitekim beyin, çözüme dair bir kesinlik olmadığı zamanlarda, bu çözümler önemli ölçüde farklı olsalar bile, iki çözümü de eşit derecede makul olarak değerlendirebileceği bir sistem geliştirmiştir. Ayrıca sisteminin başarılı olabilmesi için bu iki çözümün kesişmemesini de sağlar.

Aynı genel kuralın daha önemli ve daha yüksek düzeyli bilişsel durumlar için de geçerli olduğuna inanıyoruz. Temelinde klasik mantığın yer aldığı yerçekimi ve uzay-zaman yasaları buna örnek olarak verilebilir. Bu yasalar, her ikisinin de temelinde beyin mantığı olsa da, kuantum mantığından farklıdır; tıpkı iki çelişkili görüntünün de temelinde beynin algısal mekanizmalarının olması gibi..

Nitekim, kuantum mantığı ile varılan sonuçlara klasik mantık ile varılamadığı söylenebilir.

Kuantum Mantığı üzerine yaptıkları açıklamada, Birkhoff ve von Neumann bunu şöyle ifade etmişlerdir: “Amaç …kuantum mekaniği gibi klasik mantığa uymayan fiziksel teorilerde bulmayı umduğumuz mantıksal yapıyı keşfetmektir.”

Yukarıdaki alıntıda, fiziksel teorilerin mantıksal yapısına değindiklerinin altını çizelim. Biz ise, fiziksel teorilerin mantıksal yapısının temelinde beyin mantığı olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, onların söylediklerini aşağıda belirtildiği gibi yeniden düzenleyeceğiz:

“Amaç …beynin kuantum mantığına ve klasik Newton mekaniğini dikte eden mantığa götüren gerçekleri birlikte barındırmasına izin veren mantıksal sisteminde hangi varyasyonların olduğunu keşfetmektir”.

Doğrusu, her ikisi de beyin mantığı olan kuantum mantığı ve klasik mantık birbirleri ile çelişkili değildir. Bunlar sadece fiziksel gerçekliğin iki farklı modelidir ve tıpkı iki durumlu görüntülerde olduğu gibi herhangi bir anda yalnızca biri bilinçli evrede yer kaplayabilir. Ayrıca, belirsiz uyaranlarda olduğu gibi, doğru bir çözüm yoktur, çünkü her iki çözüm de doğrudur.

Çıkardığımız genel sonuç, beynin dünya hakkında (görünüşte çelişkili) bilgi elde etmek için çok fazla farklı çözüm üretmediğidir. Beyin, bilişsel bilgi ile duyusal bilgiye aynı genel yaklaşımı uygular. Bunlar kendi mantık sistemi ile uyumluysa beyin, çelişkili diyebileceğimiz gerçekleri bile kabul ederken uyumlu değilse her ikisini de reddeder.

Eğer beyin her ikisini de kabul ederse, tıpkı görsel bir imgenin iki çelişkili yorumunu aynı anda kabul etmeyeceği gibi bu ikisini de aynı anda kabul etmeyecektir.

Dolayısıyla, mantıksal tümdengelim sistemi aracılığıyla dünya hakkında bilgi elde etmenin yanı sıra, beyin, ister duyusal ister bilişsel dünyadan türetilmiş olsun, çelişkili modelleri gerçeğe uygun olarak filtrelemesine olanak tanıyan başka içsel ve mantıksal bir sisteme sahiptir. Ancak, herhangi bir anda bilinçli evrede yalnızca biri yer kaplayabileceğinden beyin, bu modellerin birbirleriyle çelişmediklerinden emin olmalıdır. Bunu, birlikte gerçekleşmemelerini sağlayarak yapar. Aslında bu, beynin çelişkili ama aynı derecede geçerli gerçeklerle başa çıkmak için benimsediği çözümdür: birlikte gerçekleşmediklerinden emin olmak. Diğer bir deyişle beyin, bu gerçeklerin asla karşılaşmamalarını sağlar.

‘Sosyal’ Bir Beyin Var Mı? Uygulamalar ve Algoritmalar — Lockwood, Apps, Chang

20/12/2020

Özgün adı: “Is There a ‘Social’ Brain? Implementations and Algorithms” Öne Çıkanlar Psikoloji ve sinirbilimde temel bir soru, sosyal davranışın sosyal olarak özelleşmiş (socially-specific) sistemler

Read More »

Bilimin En Zor Problemi: Türeyiş Destanı — Muharrem Ayar

06/09/2023

“Bilimin En Zor Problemi” serisinin tüm yazılarına buradan erişebilirsiniz. Muharrem Ayar, Boğaziçi Üniversitesi Dilbilim Bölümü Mezunu. İşaret dili dilbilimi, dil edinimi ve dil evrimi konularıyla ilgileniyor. Şu

Read More »

Makine Düşünebilir Mi ve Nasıl Düşünebilir? — Cahit Arf

09/08/2020

Ünlü matematikçi Cahit Arf’ın Atatürk Üniversitesi — Üniversite Çalışmalarını Muhite Yayma ve Halk Eğitimi Yayınları Konferanslar Serisi’nin birincisi için hazırladığı metni Dr. Emin Öngüner’in şahsi

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

CogIST'te Etkinlik Düzenle

Yazı-Çeviri Gönder

Gizlilik Politikası

Mesafeli Satış Sözleşmesi

Eğitim Katılım Sözleşmesi

Geri Bildirim Formu

Instagram Twitter Linkedin Youtube