İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN
  • Anasayfa
  • Faaliyetler
    • Etkinlik
    • Yayın
  • Yazılar
  • Biz Kimiz?
  • Duyurular
  • İletişim
  • EN

Daha Önceden Tanışmış Mıydık? Doppelgangerler ve Algı Üzerine — Jordan Suchow

Çevirmen: Elif Akyel
Editör: Mehmet Ali Sevim

Özgün adı: “Haven’t we met before? On doppelgängers and perception”

Jordan Suchow, Berkeley’de, Kaliforniya Üniversitesinde görme, öğrenme, bellek ve teknoloji konularını çalışmakta olan bir bilişsel bilimcidir.

2015’te, 28 yaşındaki Niamh Geaney adlı İrlandalı bir kadın, bir TV prodüksiyon şirketi tarafından sıra dışı bir yarışmaya katılması için davet edildi. Bu yarışmada amaç, tıpkı onun gibi görünen yabancı bir insan bulmak, başka bir deyişle kadının yabancı ikizini bulmaktı. Sosyal ağları ve mevcut her noktayı iki hafta boyunca didik didik arayan kadın, Dublin’den, Karen Branigan adlı dead ringer[1] bir kadın buldu. Bu kadın vefat etmişti. Sonrasında adı Luisa Guizzardi olan ve Genoa’da yaşayan başka bir ikiz buldu. En son da Sligo şehrinden Irene Adams adında başka bir ikiz buldu. Görünüşte benzer dördüzler olan bu kişiler, aslında birbirleriyle bir kan bağına sahip değillerdi.

Geaney, benzerini alışılmadık bir yerde bulan tek kişi değil. Doppelgangerlerin[2] bolluğu veya ünlülere ve sanat eserlerindeki kişilere benzeyen kimseler rahatsız edici bir olasılığa işaret ediyor: Dünyanın herhangi bir yerinde, sana tıpatıp benzeyen biri var… Bunu eşsizliğinize bir hakaret olarak mı yoksa kolektif insanlığımızın bir vasiyeti olarak mı kabul edeceğiniz tamamen size kalmış. Her iki durumda da, “eşsizlik” hikâyesi, yüzsel benzeme kanısının sıkça gözden kaçırılması dolayısıyla burada sona ermez: İnsanların görsel tanıma becerileri farklılık gösterir ve bu bireysel farklılıklar başkalarının kendilerine benzeme düzeyinin belirlenmesini etkiler.

Bu bireysel farklılıkların bir ucunda prosopagnozi, bir diğer deyişle “yüz körlüğü” olan insanlar vardır. Prosopagnozik bir kişiye bir fotoğraf sunduğunuzda fark edeceksiniz ki fotoğraftaki kişiyle ilgili saç renginden ifade edilen duyguya kadar birçok soruya cevap verecek, ancak ondan fotoğraftaki insanı teşhis etmesini istediğinizde, bir ünlünün, yakın bir arkadaşının hatta kendisininin fotoğrafı bile olsa tanımakta zorluk yaşayacaktır. Bu farklılığın diğer ucunda da “olağanüstü tanıma yeteneği olanlar” vardır. Bu kişilerin insan yüzlerini tanıma yeteneği o kadar olağanüstüdür ki bu durum, birkaç yıl önce sadece kısa bir süreliğine metroda birilerinin yanından geçse bile “tanıdığı” insanları her yerde görmesi gibi sosyal bir problem bile yaratır. Birçoğumuz bu iki ucun ortasında bir yerlerdeyiz, yüzlerce ya da binlerce kişiyi tanıyoruz ama hepsini de hatırlamıyoruz.

Ayrıca insanların belli türdeki yüzleri ve insanları tanıma becerileri de değişiklik gösterir. Örneğin, psikologlar bizi çevreleyenlerden farklı görünen insanları ayırt etmeyi daha zorlaştıran ırk ayrımcılığını incelemişlerdir. Ya da tipik olarak herkes tarafından ayırt edilemeyen tek yumurta ikizlerinin durumunu düşünün, bu kişilerin arkadaş ve aileleri ikizleri ayırt etmeyi deneyim yoluyla edinmişlerdir. Dışarıdakilere göre, hatta ikizleri olanlara bile, ikizler, iki insanın birbirine benzeyebileceği oran ne kadarsa o kadar birbirlerine benzer. İkizlerine çok fazla maruz kalmış ve onlar arasında net bir şekilde ayrım yapma motivasyonuna sahip ebeveynler için ise ikizlerden her biri eşsizdir.

Yüzler arasındaki benzerlikleri kavramaya çalışan yüz- algılama araştırmacıları, ‘yüz alanı’ kavramına başvururlar. Karşılaştırma yapabilmek için bir nesnenin konumunun üç boyutlu fiziksel uzamda bir nokta olarak nasıl tanımlandığını düşünün. Aynı şeyi, algılanan özelliklerinin ve niteliklerinin çok boyutlu soyut uzamdaki pozisyonunu tanımlayarak, yüz gibi zihinsel bir nesne ile de yapabilirsin. Uzamdaki her nokta bir yüze denk gelir. Yakın noktalar benzer olan yüzlere karşılık gelirken, uzak noktalar farklı görünen yüzlere karşılık gelir.

İnsan görünüşünün uzam-yüz-nokta tanımlaması, hikâyenin tamamı değil. Şair Walt Whitman çokluklar (multitudes) içerdiğimizi söyler. Aynı zamanda bu çoklukları da aksettiririz. Yaşlanma, yüzün kızarması, saç boyama, diyet yapma, kelleşme, güneşlenme, gülümseme, terleme, yara izine sahip olma, tıraş olma, piercing takma, pul pul dökülme yaşama, botoks yaptırma ve fotoşop ile bir insanın görünüşü zamanla önemli ölçüde değişir. Dolayısıyla görsel kimlik bir kişinin tek bir görünüş ile değil, yüz şeklinde puslu bir yörünge oluşturan birden fazla görünüşle tanımlanır. Bizi tanımak isteyenler bu değişikliklere rağmen tanımak zorundadırlar ve genelde de tanırlar.

Bu bağlamda görsel öğrenme, kişinin görsel ortamının taleplerine yanıt olarak, yüz alanının aktif bir şekilde çözümlenip düzenlenmesi olarak düşünülebilir. Bu ortam, bir kişinin dar bir yüz şekli alanında ince ayrımlar yapmasını gerektirdiğinde, kişinin görsel sistemi uyum sağlayarak yüz alanında çözülmesi gereken bir çarpıklığa neden olur. Örneğin ikiz yetiştiren bir ebeveynin karşılaştığı ortam, bakım verenin görsel sisteminin ikizlerinin yüzlerinin temsilini birbirinden ayırmasına ve ikisini çatışmadan çıkmış gibi çözmesine neden olur.

İki insanın ‘benzer’ göründüğünü söylemek, başkaları hakkında bir yargıda bulunmanın yanı sıra, kendimiz hakkında da bir yargıda bulunmaktır. Çünkü yüz şekli psikolojiktir, her insanın kendi yüz şekli vardır ve bu yüz şekli öğrenilmiş görsel ustalık kadar yüz tanıma becerisini de yansıtır. Çevreler ve tercihler değişiklik gösterdiğinde, yüzdeki mesafeler birbirinden uzaklaşır. Öyleyse, görünüşteki fark edilir benzerlik her zaman hem gözlemciyi hem de gözlemleneni yansıtır. Benzerliğin bu genişletilmiş anlayışı doppelganger, dead ringer ya da ikiz yabancı gibi kavramları komplike hale getirir. Yüz körlüğü yaşayanlar ve bu konunun acemilerine göre çok sayıda benzer vardır. Olağanüstü tanıma gücü olanlara ya da uzmanlara göre de, hiçbir iki insan benzer görünmez.

Öyleyse, dışarıdan bir insan sana tıpatıp benzer mi? Cevap, tam olarak neyi kastettiğimize bağlı. Revize edilmiş benzerlik (similitude) tanımımız her ne olacaksa olsun, mutlaka gözlemci ve gözlemlenen arasındaki karşılıklı bağımlılığa saygı duyan bir tanım olmalıdır. Olası revize edilmiş bir tanımımız — ‘benzer0’ (identical0) olarak adlandıralım bunu- eğer bir ömür boyu maruz kalsalar bile başka hiçbir insan iki kişinin farklı olduğunu söyleyemezse görünüşte benzer sayılmalıdır, şeklindedir. Bu tanım öyle katıdır ki; iki insanın birbirine ne kadar çok benzeyebilecekse o kadar çok benzediği tek yumurta ikizlerini bile elimine etmektedir. Dolayısıyla tanıma göre benzer0 ikiz yabancılar yoktur.

Bu tanımı biraz daha esnetirsek, eğer hiç eğitim almamış bir gözlemci iki insanın farklı olduğunu net bir biçimde söyleyemiyorsa iki insanın ‘benzer1’ olduğunu söyleyebiliriz. Ancak en iyi yüz tanıyıcılarının olağanüstü becerileri, onları aldatacak kadar görünüşte benzer birilerini bulma olasılığınızın olmadığını gösteriyor. Tanımı daha da esnetmek gerekirse, söyleyebiliriz ki eğer ortalama derecede eğitim almamış bir kişi onların net bir şekilde farklı olduğunu söyleyemezse iki insan görünüşte ‘benzer2’dir. İşte, doppelganger fikri en azından burada mantıklıdır.

Dünyada bu zamana kadar yaşamış insan sayısına ilişkin tahminler, bu sayının 100 milyar civarında olduğunu gösteriyor. Bu demek oluyor ki, arkadaşınız ile karıştırdığınız her yabancı ya da her bir ünlü için eğer tanışsanız çok daha benzer görünecek onlarca, yüzlerce hatta binlerce insan var. Dışarıda, belki başka bir yer ve zamanda, tecrübesiz ortalama bir insanın sizden ayıramadığı, görünüşü size çok benzeyen biri var, yabancı tek yumurta ikiziniz.

[1] Dead Ringer: Geçmişteki at yarışlarında birbirine tıpatıp benzeyen atların yer değiştirilmesi ile yapılan bir tür şike. Hızlı koşan at yerine tıpatıp aynı olan “Ringer” konulur ve bahisçiler bu yol ile kandırılırdı. Bu deyim de günlük dilde tıpatıp benzeri, kopyası anlamına gelmektedir. (E.N.)

[2] Doppelganger: Kuzey mitolojisi ve Alman folkloründe kişinin fiziksel olarak aynı fakat karakter olarak zıttı olan görüntüsü anlamına gelen Almanca kökenli kelime. Günlük kullanımda birbirine fiziksel olarak çok benzeyen kişiler için de kullanılır. (E.N.)

Hayvan Bilişi — Kognitif VikiMaraton

22/09/2020

Bu döküman 2 Eylül 2020 ‘de CogIST olarak Vikipedi Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz katkıların bir arşivi niteliğindedir. Vikipedideki maddeler sıklıkla değiştirilebildiği için, bu katkıların kendi payımıza düşen

Read More »

Akıl Yürütme, Tasarı İçermiyorsa İnsana Özgü Olamaz — Justin E. H. Smith

13/10/2021

Özgün Adı: If reason exists without deliberation, it cannot be uniquely human Justin E. H. Smith, Paris Diderot Üniversitesinde bilim tarihi ve felsefesi profesörü olarak görev

Read More »

Bilişsel Bilim ve Felsefenin Neden Birbirine İhtiyacı Var? — Paul Thagard

16/04/2023

Özgün Adı: Why Cognitive Science Needs Philosophy and Vice Versa Öz Felsefenin bilişsel bilimle ilgisiz olduğu yönündeki yaygın görüşlerin aksine, bu makale felsefenin genellik ve normatiflik

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

CogIST'te Etkinlik Düzenle

Yazı-Çeviri Gönder

Gizlilik Politikası

Mesafeli Satış Sözleşmesi

Eğitim Katılım Sözleşmesi

Geri Bildirim Formu

Instagram Twitter Linkedin Youtube