İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Home
  • Activities
    • Events
    • Publication
  • This paragraph should be hidden.

  • Who are we?
  • Upcoming Events
  • Contact
  • TR
  • Home
  • Activities
    • Events
    • Publication
  • This paragraph should be hidden.

  • Who are we?
  • Upcoming Events
  • Contact
  • TR

İkidilli Beyin: Neden Her Zaman İyi Değil? — Angela Grant

Çevirmen: Cem Taylan Aşık
Editör: Yunus Şahin

Özgün Adı: The bilingual brain: why one size doesn’t fit all

Angela Grant, doktorasını Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden psikoloji ve dilbilimi alanında aldı. İkinci dil öğrenimi ve ikidillilik üzerine odaklanarak dil işlemeyi incelemek için davranışsal ve sinirbilim tekniklerini kullanmaktadır.

Son birkaç yıldır ikidillilik üzerine mevcut araştırmalara odaklanan gerektiğinden epeyce fazla makale dikkatinizi çekmiş olabilir. O yazılan makalelerinbazıları ikidilliliğin zihni geliştirdiğini öne sürerken Maria Konnikova’nın 2015 yılında The New Yorker’da kaleme aldığı ‘İkidillilik Gerçekten de Bir Avantaj mı? (Is Bilingualism Really an Advantage?)’ adlı makalesi gibikarşı tarafta güvenden çok şüphe uyandırmayı hedefliyorlar. Bu gelişmelerin çevresinde gidip gelen görüş ayrılıkları bazı grupların dildışı beceriler, yetenekler ve işlevler üzerinden ikidilliliğin etkilerini gözlemlediği ve diğer araştırma gruplarınınsa bu bulguları tekrarlayamayadığı, bilişsel bilim literatüründeki bir tartışmayı yansıtıyor.

İkidillilik hakkındaki tüm bu kargaşaya rağmen çoğu araştırmacı ikidilliliğin avantajlı olup olmadığı gibi basit bir konudan uzaklaştılar. İkidilliliğin kendiliğinden bilişsel bir avantaj sunup sunmadığını sormaktan ziyade, araştırmacılar artık bireysel etkilerini daha iyi anlamak için ikidilliliğin çeşitli yönlerini araştırarak daha detaylı bir yaklaşım şekli ele alıyorlar.

Bahsettiğim nüanslar hakkında bir fikir vermesi için, düşünün ki; birden çok ikidillilik şekli mevcut. Eş zamanlı (simultaneous) ikidilli bireyler her iki dili de doğumlarından itibaren öğrenirler; erken dönem ardışık ikidilli bireyler bir dili evde konuşabilirler fakat yaşadıkları toplumun dilini konuşmayı okulda öğrenirler; geç dönem ardışık ikidilli bireyler bir dile sahip şekilde büyüyüp ardından farklı bir dili konuşan ülkeye yerleşirler. Bu üç tür arasındaki farklılıklar hiç de önemsiz değildir. Bu farklılıklar okuduğunu kavramadan telaffuza dilin birçok alanındaki yeterliliğin ve akıcılığının farklı seviyelerde olmasına yol açar.

Güncel bir çalışmada Washington Üniversitesi’nden Patricia Kuhl ve meslektaşları ikinci bir dilin kulanıldığı iki farklı yolun etkilerini incelediler: dinleme ve konuşma. Amerika’da ikamet edip İspanyolca ve İngilizce konuşan ikidilliler ile İngilizce konuşan tekdillilerin “beyaz madde” farklılıklarını ölçmek için, beyindeki su akışını izleyen yayınımsal görüntüleme (diffusion tensor imaging, DTI) isimli bir teknik kullandılar. Araştırmacılar bu veriyi, ikidilli kişilerin, ikinci dillerine dair konuşma ve dinleme süreçlerine dair kendilerinin bildirdikleri ölçümlerle beraber, bu süreçlerin her birinin beyindeki beyaz maddeye etkisini incelemek üzere kullandılar.

Peki beyaz madde neden önemli? Sinir hücresi boyunca sinyaller yollayan uzun, ince aksonlardan oluşan beyaz maddeyi incelemek ve çalışmak beyin bölgeleri arasındaki bağlaşıklığı (connectivity) ölçmek için bir yöntemdir. Eğer insan beynini bir bardaktaki su olarak düşünecek olursak (tabi ki de bardak kafatası oluyor) o vakit beyaz madde bu bardaktaki pipetler gibidir, yani aksonların gezdiği yönlerdeki su akışını yönlendirir. Yaygın bir DTI ölçütü olan fraksiyonel anizotropi (fractional antisotropy, FA) beyindeki tüm su akışınıharitalandırır. Bir diğer daha spesifik ölçüt olan radyal yayınımsallık (radial diffusivity, RD) araştırmacılara pipetin yanındaki zayıf noktaları, suyun sızdırdığı yerleri belirtmede yardımcı olur. Araştırmacılar uzun zamandır, sağlıklı bir beyinin yüksek FA (tek bir yönde akış), ve düşük RD (ters yöndeki sızdırmalar) gösterdiğini düşünüyor.

Yine de Kuhl ve meslektaşları, çalışmalarındaki tekdillilerinbirden fazla beyaz madde kanalında ikidillilerdendaha yüksek FA ve düşük RD’ye sahip olduğunu keşfettiler, ki bu ikidilli kişiler için aşikar bir dezavantaj. Fakat resim bu kadar basit değil. Asıl ikidillilik deneyimlerinin etkisini veya ikinci dili dinlemek ve konuşmak için harcanan tahmini süreyi incelediklerinde, daha fazla ikidillilik deneyimin ikidilli ve tekdilli kişiler arasındaki farklılıkları azalttığını buldular.

Özellikle, dil üretimi ile ilgili bölgelerdeki düşük RD ikinci dilde dinleme yapıyorken harcanan daha fazla zaman ile ilişkiliydi (aşağı fronto-oksipital fasikulusun anteriyor kısımları). İkinci dili konuşmak için daha fazla zaman harcamak ise dili anlama ile ilişkili beynin bölgelerinde daha yüksek FA ile ilişkiliydi.

Esasında, araştırmacılar tekdilliler ile az tecrübeli olan ikidillileri kıyasladıkları bir ileri inceleme yaptıklarında, ABD’de en az 4 yıllık dil ile haşır neşir olan ikidillilerin tekdillilerle kıyaslandığında benzer ölçüde beyaz maddeye sahip olduklarını tespit ettiler. Tekdillilerden belirgin şekilde farklılık gösterenler iseABD’de iki yıl veya daha az bir süredir bulunan ikidilliler oldukları anlaşıldı.

Bu çalışmanın sonuçları ikidilliliğin beyini etkileyen pek çok faktörden yalnızca biri olduğunu bize hatırlatmasıdır. Bu çalışmada, sözü edilmeyen faktör, ikidillilerin neredeyse hepsinin göçmen olması, tekdillilerin ise hiçbirinin göçmen olmamasıdır. Gelişim süresince, ilk yaşlardaki beslenme ve stres gibi temel beyaz madde seviyelerini etkileyecek, ülkeler arasında farklılık gösteren bir dizi faktörler olabilir. Sonuç olarak, yazarların göçmen ikidilliler ve göçmen olmayan tekdilliler arasındaki karşılaştırması uygun değildir ve bu çalışmada tekdilli ve ikidilli kişiler arasındaki genel farkı tedbirle yorumlamamız gerekir. Buradaki kritik katkının tekdilli ve ikidilli kişiler arasındaki genel fark olduğuna değil, ikidilli deneyimin etkileri olduğuna inanıyorum: ikinci dilinizi aktif kullanmanın daha sağlıklı beyaz maddeye yol açtığı sonucu.

Bu çalışma bize ikidilli deneyimini hesaba katmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor; tüm ikidilli çalışmaları bir araya getirmek ve genelgeçer değerlendirmeler yapmak pek de yapıcı değildir. Onları bir araya getirmek istiyorsanız, iddia edilen anatomik ve bilişsel ikidillilik avantajların yanı sıra, ikidillilerin iki kat daha fazla komünite ile etkileşimde bulunduğunu, iki kat daha fazla kültür içinde yaşadığını ve iki kat daha fazla okuyacak gazetelerinin olduğunu unutmamak gerekir.Peki, bunlar avantaj değil de nedir? Milyonlarca insan her yıl İngilizceyi tam olarak bu nedenlerden dolayı ikinci bir dil olarak öğreniyor (aslında, ana dili İngilizce olmayıp İngilizce bilenlerin sayısı ana dili İngilizce olanların üç katıdır).

Ana dili İngilizce olan biri olarak bile, daha önce hiç İspanyolca öğrenmemiş olsaydım, şu anda bu yazıyı yazıyor olmayabilirdim:dil öğrenen biri olarak deneyimlerim, doğrudan dil ve bilişsel bilime olan ilgime yol açtı. Öyleyse medyadaki hikayeyi yeniden yazalım. İkidillilik bir avantajdır. Beyni nasıl etkilediğini ise hala üzerinde çalıştığımız bir sorudur.

Ortak Eylem: Zihinsel Temsiller, Bilgi Paylaşımı ve Diğer İnsanlarla Koordine Olmak İçin Genel Mekanizmalar — Cordula Vesper ve Diğerleri

07/03/2022

Özgün Adı: Joint Action: Mental Representations, Shared Information and General Mechanisms for Coordinating with Others Yazarlar: Cordula Vesper, Ekaterina Abramova, Judith Bütepage, Francesca Ciardo, Benjamin Crossey,

Read More »

Görsel Yanılsamalar Bağlamında Görsel Algının Esasları — İnci Ayhan, Güneş Ünal

30/04/2023

Dr. İnci Ayhan Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim üyesi ve Görsel Algı Laboratuvarında baş araştırmacıdır. Başlıca çalışma alanları görsel algı, zaman algısı ve görsel sistemde

Read More »

Robot Bilişi Hem Düşünen Hem De Hisseden Makineler Gerektirir — Luiz Pessoa

30/09/2020

Özgün Adı: Robot cognition requires machines that both think and feel Luiz Pessoa, Maryland Nörogörüntüleme Merkezi[1] yöneticisi, Biliş ve Duygu Laboratuvarı[2] baş araştırmacısı ve Maryland Üniversitesi’nde psikoloji profesörü.

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

Event Submission

Manuscript Submission

Privacy Policy

Distance Sales Agreement

Course Participation Agreement

Feedback Survey

Instagram Twitter Linkedin Youtube