İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Home
  • Activities
    • Events
    • Publication
  • This paragraph should be hidden.

  • Who are we?
  • Upcoming Events
  • Contact
  • TR
  • Home
  • Activities
    • Events
    • Publication
  • This paragraph should be hidden.

  • Who are we?
  • Upcoming Events
  • Contact
  • TR

Felsefe Olarak Yapay Yaşam — Daniel Dennett

Çevirmen: İbrahim Ethem Deveci
Editör: Ayşe Nur Genç

Özgün Adı: Artificial Life as Philosophy

Filozofların Yapay Yaşam (Artificial Life) ile karşılaştıklarında takip edebilecekleri muhtemel iki yol vardır: Yapay Yaşam’ı yeni bir felsefe tarzı ya da yalnızca geleneksel yöntemlerle yönelebilecekleri, felsefenin uğraşmaya değer yeni bir nesnesi olarak görebilirler. Peki Yapay Yaşam yeni bir felsefi yöntem olarak mı yoksa yeni bir fenomen olarak mı daha iyi görülebilir? Her iki seçeneği seçmek için de geçerli sebepler olabilir ama ben filozofların ilk seçeneğe şans tanımaları, bu seçeneği daha önemli ve umut verici olarak görmeleri konusunda ısrarcıyım.

Filozoflar her zaman çeşitli varsayımlarla neyin mümkün, gerekli ya da imkansız olduğuna dair nihai kararın verildiğini kabul ettikleri düşünce deneyleriyle uğraşmışlardır. Filozofların bu yöntemlerle vardıkları sonuçlar, herkesin bildiği gibi pek de ikna edici değildir. Bunlar çeşitli karmaşık senaryolarda “mantıklı” ya da “aşikar” olabilen, gerçek bir kavrayışın eseri olmaktan ziyade, genellikle filozofun hayal gücünün, önyargılarının ve sınırlarının ürünleri olan sonuçlardır. Yapay Yaşam tıpkı ebeveyni olan disiplin Yapay Zeka gibi, bir tür felsefe olarak düşünülebilir- yalnızca kendi düşünsel süreçlerinin aktörü olan bir insan düşünürün çaresiz zihnine asla uygulanamayacak şartlarda, detaylıca tasarlanmış düşünce deneyleri oluşturulup test edilen bir disiplin olarak. Kısacası, Yapay Yaşam araştırması sonsuz bir karmaşıklığa sahip ön eklemeli düşünce deneylerinin oluşturulmasıdır. Bu deneysel tarz, felsefenin esas meselesini teşkil eden ve kavramsal araştırmalar için veri olarak kullanılması gereken birçok sezginin veya önsezinin doğru ya da yanlış olduğuna karar vermenin harika bir yoludur. Söz konusu fırsatı gören her filozof, hangi soyutlama düzeyiyle ilgilendiği fark etmeksizin, bu alana dalmak isteyecek ve kavramları bilgisayarların benzetimdeki (simulation) ustalığından yararlanarak ele almak için kolları sıvayacaktır.

Öte yandan, belki de bazı filozoflar Yapay Yaşam alanını düşündüğüm gibi görmeyecektir. Değerlendirmeme karşı çıkacaklar ya da bu değerlendirmenin bazı varsayımları ve imaları yüzünden endişeleneceklerdir. Böylelikle onlar için Yapay Yaşam; yalnızca felsefi analize, eleştiriye, savunmaya, kategorize edilmeye ihtiyaç duyan bir başka tartışmalı nesne olarak ortaya çıkacaktır. Peki Yapay Yaşam inancının n sayıdaki tanımlayıcı doktrinleri nelerdir ve bunları savunmak ya da eleştirmek için ne söylenebilir? Halihazırda, Güçlü Yapay Zeka’nın herhangi bir zekadan ya da bir Zayıf Yapay Zeka türünden ayırt edilip edilemeyeceği ile ilgili heyecanlı tartışma felsefe koridorlarında yankılanmakta. Alanın popüler yanılgılarını belirlemek ve onları ortaya çıkarmak, her iki tarafın aşırı hırslı partizanlarına bir ders vermek, alanda yapılan işlerin gerçek ürünlerini ortaya koymak ve olası ihtimalleri açıklığa kavuşturabilmek adına işe yarar çalışmalar olduğu kuşkusuz. Ancak bununla birlikte, filozofların bu alana yapacakları katkıların baskın gelerek kavramsal bir erk rolünü almaları da utanç verici olurdu.

Eğer Yapay Yaşam’ın sınırlarını genişçe çizersek, araştırmaların şimdiden önemli anlayışlar kazandırmaya başladığı biyoloji, bilim ve zihin felsefelerinde hatta metafizikte ve etikte geleneksel felsefi problemler karşımıza çıkar. Conway’in Hayat Oyunu’nun[1] nispeten basit bir atası bile nedensellik, açıklama seviyeleri, zamanla kazanılan kimlik, ceteris paribus (diğer bütün değişkenleri sabit tutan) tarzı akıl yürütme ve diğer konular hakkındaki geleneksel sorulara dair bir anlayış geliştirir.[2] Peki ya iş birliğinin evriminin olasılığına dair Hobbesçu, salt betimleyici hikayeler (just-so stories) savunulabilir mi?[3] Axelrod’un öncü çalışmaları, kesinlikle zengin bir araştırma geleceğine işaret ediyor. İletişim hangi koşullar altında, grup bireyleri arasındaki etkileşimin bir özelliği olarak ortaya çıkar (çıkabilirdi, çıkacaktı, çıkmalı, çıkması mümkün)? Amip benzeri basit otomatlardan tanımlanabilir hedeflere, inançlara vb. sahip kasti davranış gösteren sistemlere uzanan kademeli bir köprü kurabilir miyiz? Felsefi ilgiyi açığa vuran bu tip sorular biyolojinin tadına doyulmaz kavramsal sorularıyla kusursuzca kaynaşıyor: Neden cinsiyet var? Evrimsel trendlerle ilgili hipotezleri formüle etmek için kullanabileceğimiz sabitlenebilir ölçekler ve karmaşıklık, tasarım ya da uyumluluk ölçüleri var mı? Hangi koşullarda bireylerin aksine grupların kaderi evrimde belirleyici bir rol oynar? Bir birey nedir? Liste böylece uzayıp gidiyor.

Yapay Yaşam, filozoflara çağdaş felsefede belirgin bir şekilde yer alan noktalara meydan okuyan veya onları tasvir eden bir yığın örnek vermektedir. Filozoflar alanla tanıştıkça ve aktif olarak alan araştırmalarına daldıkça, erken çalışmaların felsefi ürünlerinin meyve sinekleri gibi katlanarak çoğalacağını umuyorum. Sonuçta bir filozofun alışkanlıklarına daha iyi hitap eden bir alan tasarlamak zor olurdu. Çünkü gerçeklerin birçoğunu kendiniz uydurmanız gerekiyor! Bu her filozofun bildiği gibi, kavramsal araştırmalar açısından kabul edilebilir bir durum.

[1] Hayat oyunu 1970’te İngiliz matematikçi Horton Conway tarafından geliştirirmiş bir hücresel otomattır. Daha fazla bilgi ve denemek için https://bitstorm.org/gameoflife/ ziyaret edilebilir. (Ç.N.)

[2] Dennett, D. C. (1991). Real patterns. Journal ofPhilosophy, 88, 27–51.

[3] Just-so stories kavramının bilimde ve felsefedeki kullanımı: Kültürel bir pratik, biyolojik bir özellik, ya da insanın ve diğer canlıların davranışları hakkında verilen, test edilmesi mümkün olmayan, hikaye tarzında açıklama. Kaynak için tıklayınız.

Görsel Dil mi, O da Ne?: Görsel Dil Teorisi ve Çizgi Romanlarda Hareket — Irmak Hacımusaoğlu

14/06/2023

Irmak Hacımusaoğlu, Koç Üniversitesi’nde psikoloji lisans eğitimini ve Vrije Universiteit Amsterdam’da bilişsel nöropsikoloji alanında yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Tilburg Üniversitesi, Görsel Dil Laboratuvarı’nda (Visual Language Lab) doktora

Read More »

Esra Mungan ile Röportaj — CogIST

17/06/2020

Türkiye’de bilişsel bilimle ilgilenen gerek amatör, gerek öğrenci, gerekse uzmanları kapsayan bir sosyal ağ oluşturma hedefi doğrultusunda, farklı alan ve kurumlardan hocalarla kendi çalışma sahaları

Read More »

Cem Bozşahin ile Röportaj — CogIST

15/02/2024

Türkiye’de bilişsel bilimle ilgilenen gerek amatör, gerek öğrenci, gerekse uzmanları kapsayan bir sosyal ağ oluşturma hedefi doğrultusunda, farklı alan ve kurumlardan hocalarla kendi çalışma sahaları

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

Event Submission

Manuscript Submission

Privacy Policy

Distance Sales Agreement

Course Participation Agreement

Feedback Survey

Instagram Twitter Linkedin Youtube