Feyzanur Polat, Marmara Üniversitesi Psikoloji son sınıf öğrencisi, yüksek lisansını nöropsikoloji veya bilişsel nörobilim üzerine yapmak istiyor.
Dikkat, bazı şeylerle daha etkili olarak uğraşabilmek için diğerlerinden vazgeçme eylemidir, der William James (1890, s 403–404). Çeşitli araştırmalardan edinilen bulgulara dayanarak dikkatin birçok alanla pozitif bir korelasyonu olduğu söylenebilir. Yürütücü işlevler başta olmak üzere, yaratıcılık (creativity) ve bellek arasında bir doğru orantı söz konusudur. Bu ilişkiye binaen dikkatin belleğe açılan kapı olduğu metaforu daha çok anlamlandırılabilir (Calvin ve Ojemann, 2016, s 87). Genel olarak literatüre bakıldığında, dikkatle ilgili yapılan araştırmalar işlem kapasitesi, uyarılma derecesi, seçici dikkat ve bilişsel nörobilim arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır.
İşlem kapasitesi dikkatle ilgili olarak araştırmacılar tarafından fazlasıyla çalışılan konulardandır. Günlük deneyimlere bakıldığında kişinin etraftaki uyaranlardan sadece birkaçıyla ilgilendiği ve hatırladığı fark edilebilir. Bu durumun, çok fazla uyaranı aynı anda işleyebilecek yeterli kanal kapasitesine sahip olmamaktan kaynaklandığı düşünülmektedir (Solso, 2007, s 101). Bu düşünceden hareketle, bilgi işlemi sırasında geçilen bir dar boğaz (bottleneck) olduğu ve bu durumun yetersiz olan nörolojik becerilerden kaynaklandığı savunulmaktadır (s 102). Bu bilgilerin ışığında, işlem kapasitesinin sınırlı olması ve seçici dikkat arasında iki taraflı bir ilişki olduğu düşünülebilir. Seçici dikkat, farklı uyarıcıların farklı şekilde işlenmesini içerir ve günlük hayatta yaygın psikolojik, bilişsel ve nörolojik sonuçlara sahiptir (Dayan et al., 2000, s 1218). Örneğin, müzikli ortamda iki kişinin birbiriyle diyalog halinde olduğunu düşünelim, muhtemelen mekanda çalan şarkının sözlerinden bihaberlerdir. Bu iki kişinin daha sonrasında birbirleriyle ne konuştuklarını hatırlamaları çok muhtemel, fakat çalan şarkı? Ortamda çalan şarkı ya da dışarıdan gelen farklı bir uyaran dikkatin dışında kalabilir ve bu sebeple hatırlamak güçleşebilir. Bu örnekten hareketle, seçici dikkat, kişinin karanlık bir odaya fenerle bakarken ilgisini çeken nesnelere ışık tutup diğerlerini karanlıkta bırakarak ihmal etmesi olarak tanımlanabilir (Solso, s 102).
Yapılan araştırmalar, işleyen bellekte bilgiyi canlı tutma ve yanıt için alakalı uyaranları seçme, yani dikkat gösterme arasında bir etkileşim olduğunu göstermiştir (Soto et al., 2008, s 342). Bu noktadan hareketle, seçici dikkatin ölçülebilme kriterinin işleyen bellekten geçtiği yani birçok uyaran arasından kişinin hangisine odaklandığı hatırlama yoluyla anlaşılabilir. Literatürde seçici dikkati ölçmek için araştırmacıların geliştirdikleri farklı araştırma yöntemleri bulunmaktadır. Bunlardan en çok bilineni ve kullanılanı Broadbent’ın iki kulaktan aynı anda dinleme (dichotic) tekniğidir (1954). Broadbent deneyinde katılımcıların bir kulağına sırasıyla üç rakam aynı zamanda diğer kulağa da farklı üç rakam sunmuştur. Örneğin sağ kulak için 4, 9, 3 dinletilirken sol kulak için de 6, 2, 7 dinletilmiştir. Deney koşullarından birinde, katılımcılardan duydukları sayıları hatırlamaları istenmiş ve bir diğer koşulda ise rakamları sırasına göre hatırlamaları istenmiştir. Sonuçlar (doğru hatırlanan rakam sayısı) beklenenin altında gelmiş; katılımcılar birinci koşulda %65 oranında, ikinci koşulda ise %20 oranında doğru cevap vermiştir. Broadbent iki koşul arasındaki belirgin performans farkını ikinci koşulda dikkatin daha çok gidip gelmesine bağlamıştır (1954). Bu araştırmanın bulgularına bakıldığında birinci koşul sonuçlarından, seçici dikkatin işleyen bellek ile etkileşimi olduğu çıkarılabilir fakat ikinci koşul sonuçları ise bellek ve dikkatin işlem kapasitesinin de önemli bir faktör olduğu hipotezine yönlendirebilir. Başka bir deyişle, dikkatin yalnızca bellekle ilişkili birkaç fenomenle değil, neredeyse bütün bilişsel sistemlerle ilişkili olduğu söylenebilir.
Dikkat konusunda bilişsel nörobilim ile ilgili yapılan çalışmalar, beynin belirli bölgelerinin dikkatle ilişkili olabileceğini sunmuştur. Bununla birlikte, dikkat sisteminin de diğer bilişsel işlevler gibi birçok alanla etkileşim halinde olup yine de kendi kimliğini koruduğu söylenebilir. Bilim insanları, talamusun alakasız duyusal uyaranları filtrelemekten, prefrontal korteksin ise beynin duyusal kortikal alanlarıyla doğrudan etkileşime girerek çevresel birçok uyaran arasından kişinin hangi bilgilere odaklanacağını seçmekten sorumlu olduğuna inanmaktadır fakat sürecin nasıl ilerlediği konusu henüz soru işaretidir (National Institutes of Health, 2015). Bununla birlikte, Fockert ve arkadaşları, işleyen belleğin dikkat dağınıklığını azaltma ve önemli bilgilere öncelik verme konusunda çok önemli olduğunu savundukları hipotezlerini insanlarla nörogörüntüleme yöntemi kullanarak test etmişlerdir (2001). Deneylerinde katılımcılardan, aynı sırada olan bir dizi rakamını (düşük bellek yükü) veya her denemede farklı bir dizi rakamını (yüksek bellek yükü) çalışma belleğinde tutarken çeldirici yüzleri görmezden gelmelerini gerektiren seçici bir dikkat görevini tamamlamaları istenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, yüksek bellek yükünün prefrontal korteks ve görsel korteksteki yüzle alakalı bölge aktivasyonunu arttırdığı görülmektedir. Bu bulgular işleyen belleğin görsel seçici dikkatin kontrolü üzerinde önemli bir rol oynadığına kanıt niteliğinde olabilmektedir (2001).
Sonuç olarak, bilişsel bilimin araştırmacılar tarafından fazlaca çalışılmış konularından olan dikkat üzerine seçici bellek, işlem kapasitesi ve işleyen bellek gibi farklı konularla ilişkili olarak birçok araştırma yapılmasına rağmen, bilişsel bilimin birçok alanında olduğu gibi dikkat konusunda da hala cevaplanmamış birçok soru bulunmaktadır. Fakat, gelişen bilişsel nörobilim teknikleri, teknoloji ve yöntemleri sayesinde birçok sorunun cevap bulacağına hiç şüphe yoktur.
Kaynakça
Broadbent, D. E. (1954). The role of auditory localization and attention in memory spans. Journal of Experimental Psychology, 47, 191–196.
Calvin W. H. and Ojemann G. A. (2016). Neil’in Beyniyle Konuşmalar: Düşünce ve dilin sinirsel doğası. G Koca, Çev). İstanbul: Metis Yayınları.
Dayan, P., Kakade, S., & Montague, P. R. (2000). Learning and selective attention. Nature Neuroscience, 3(11), 1218–1223.
de Fockert, J. W., Rees, G., Frith, C. D., & Lavie, N. (2001). The role of working memory in visual selective attention. Science, 291(5509), 1803–1806.
James, W. (1890). Principles of Psychology. New York: Holt.
Mapping brain circuits involved in attention. (2015 November 2). National Institutes of Health. https://www.nih.gov/news-events/nih-research-matters/mapping-brain-circuits-involved-attention
Solso, R. L., Maclin, M. K., Maclin, O. H., & Ayçiçeği-Dinn, A. (2007). Bilişsel psikoloji. Kitabevi.
Soto, D., Hodsoll, J., Rotshtein, P., & Humphreys, G. W. (2008). Automatic guidance of attention from working memory. Trends in cognitive sciences, 12(9), 342–348.