İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Home
  • Activities
    • Events
    • Publication
  • This paragraph should be hidden.

  • Who are we?
  • Upcoming Events
  • Contact
  • TR
  • Home
  • Activities
    • Events
    • Publication
  • This paragraph should be hidden.

  • Who are we?
  • Upcoming Events
  • Contact
  • TR

İnsanlarda Diğerkamlığı Anlamak — Michael Vlerick

Çevirmen: Kaan Hamurcu
Editör: Asena Sayın

Özgün Adı: Explaining human alturism

Özet

İnsanlar yabancılara karşı çoğunlukla diğerkam[1] davranırlar; bu yabancıların iyiliklerinin karşılığını verme imkanı olmasa da durum böyledir. Evrimsel bir bakış açısından bu düşündürücüdür. Diğerkamcı işbirlikçi davranışlar ancak genetik olarak ilintili organizmalara (türe karşı özgecilik [kin selection]) yönelik olduğunda veya iyiliğin karşılığı beklendiğinde (karşılıklı diğerkamlık [reciprocal altruism]) anlam ifade eder. Bu diğerkam davranışlar organizmanın uyumluluğunu düşürüp bir diğer organizmanın uyumluluğunu arttırır (mesela besin paylaşarak). Neo-Darwinci evrim teorisini gözden geçirmemiz gerektiğini teklif eden Sober ve Wilson gibi evrim teorisyenlerinin argümanı da bu noktalara dayanmaktadır. Onlara göre insanlarda diğerkamlık, diğerkamların olduğu grupların diğer insan gruplarına göre avantaj sahibi olmasından ötürü grup seçiliminde öne çıkması ile evrimleşmiştir. Wilson ve Sober’in sunduğu bu hipotez savunucu bulmuş olsa da birçok araştırmacının da tepkisine maruz kalmıştır. Grup seçilimi hipotezi üzerine süren yoğun tartışmaların temelinde kavramsal açıklığın eksikliği yatmaktadır. Bu karışıklığa istinaden bir çözüm olarak genetik grup seçilimi ile kültürel grup seçilimini (Boyd, Richerson ve Henrich tarafından geliştirilmiştir) açıkça birbirinden ayırmaya ve kültürel grup seçiliminin, genetik grup seçilimi hipotezini zayıflatan problemlerle karşı karşıya olmadığını ifade etmeye çalışacağım. İnsanlarda diğerkam eğilimin kültürel grup seçilimi ile gen-kültür ortak evrimi vasıtası ile evrimleştiğini savunuyorum ve bunu desteklemek amacıyla deneysel kanıtlar sunacağım. Bu savımın yanı sıra diğerkam davranışın özünde insanların salt sergilemek için evrimleştiği davranışlardan öte bilinçli ve istemli muhakeme (reasoning) süreçlerinin önemli etkileri ile ortaya çıktığını ifade edeceğim. Böylece insanlarda diğerkamlık üzerine mevcut literatürde göz ardı edilen bu muhakeme süreçlerini de ortaya koymuş olacağım.

1. Giriş

İyiliğimizin karşılığını verme imkanı olmayan yabancılara karşı bile diğerkam bir tutum içinde oluruz. Kan veya para bağışlayan pek çok insan bunu hiçbir zaman tanımayacakları insanların hayrına yaparlar. Deneylerde yabancılarla işbirliğine giden insanları görmekteyiz: Tutsak ikilemi senaryosunda da (ihanetin her zaman daha yüksek bireysel fayda sağladığı) diktatör oyunu senaryosunda da (her şeyi kendilerine saklayabilecekleri) durum böyledir. Tutsak ikileminde sadık kalan ve diktatör oyununda yabancıya da üç beş bir şeyler veren katılımcılar sıklıkla görülmektedir (Camerer ve Thaler, 1995; Camerer, 2003; Henrich ve ark., 2001; Fehr ve Rockenbach, 2004; Gächter ve Herrmann, 2009). Dahası pek çok katılımcı, bedel ödemek uğruna da olsa gruba veya diğerlerine zarar verenleri cezalandırmaya isteklidir. Bu da pekala diğerkam davranış örneğidir (Fehr ve Gächter, 2002a). Kültürler arası farklılıklar olsa da diğerkam tutum evrenseldir (Gächter ve Herrmann, 2009; Vakoch, 2013).

Bu yazıda sorduğum soru şudur: İnsanlar neden karşılığını veremeyecek, akrabaları olmayan insanlara diğerkam tutumda olurlar? Evrimsel bir bakış açısından bu durum düşündürücüdür. Diğerkamcı işbirlikçi davranışlar, yani organizmanın eyleminin kendi uyumluluğunu düşürüp bir diğer organizmanın uyumluluğunu arttıran davranışlar (mesela besin paylaşmak) ancak genetik olarak ilintili organizmalara yönelik olduğunda (türe karşı özgecilik [kin selection]) veya iyiliğin karşılığı beklendiğinde (karşılıklı diğerkamlık [reciprocal altruism]) anlam ifade eder. Türe karşı özgeciliğe ilk defa ışık tutanlar Fisher (1930), Haldane (1932) ve Hamilton (1964) olmuştur. Diğerkam organizmanın kendine genetik olarak yakın organizmalara yardım ederek pekala kendi evrimsel başarısını arttırdığını anlamışlardır. İkinci tür diğerkamlık ise karşılıklı diğerkamlık olarak bilinir ve Trivers (1971)’ın diğerkam organizmanın aslında aklı başında bir biçimde, kendi hesabına iş görerek gelecekte getirisi olacak bir iyilik yaptığını ortaya koymasıyla daha iyi anlaşılmıştır (Ruse, 1979, s. 49).

Karşılığını alma imkanı olmayan ve akraba olmayan kişilere yönelik diğerkam tutum, türe karşı özgecilik veya karşılıklı diğerkamlık ile tatmin edici bir biçimde açıklanamamaktadır. Davranışçı ve evrimci bilim insanları ile bilim filozofları insanlarda diğerkamlığa bu iki başlık haricinde de alternatif açıklamalar aradılar. Bu açıklamalar bizleri çoğunlukla grup seçilimi hipotezine yönlendirmektedir. David Wilson (1975, 2005), Elliot Sober ve Wilson (1998) gibi nüfuzlu bilim insanları insan diğerkamlığına ilişkin grup seçilimi hipotezi üzerine bir açıklama ortaya koydular ve bu açıklama pek çok kişiyi peşlerinden sürükledi. Bütün bunlara karşın grup seçilimi teorileri camiada halen oldukça ihtilaflı görülmekte ve pek çok bilim insanı ile filozof tarafından şiddetle reddedilmektedir (örn. Dawkins, 1994; Dennett, 1994; Maynard Smith, 1998; Pinker, 2012).

Bu ihtilaflı süreçte insanlarda diğerkamlığa dair ümit veren bir açıklamada kültürel grup seçilimi ve gen-kültür ortak evrimi sebepsiz yere yabana atıldı. Hak ettiği değeri görmemesine karşın kültürel grup seçilimi, geleneksel grup seçilimi yaklaşımlarına (artık genetik grup seçilimi olarak yer alacaktır) atfedilen problemlerden muzdarip değildir. Bana göre insanlarda diğerkam tutumlar, toplum yanlısı normlar ile cezalandırmalar üzerinden nitelenen ve oldukça işbirlikçi bir niche[2] (diğerkamlığı ödüllendiren ve asalaklık ile diğer antisosyal davranışları cezalandıran) oluşturan kültürel grup seçilimi ile (diğerkamcı) psikolojik özelliklerin bu değişmiş sosyal bağlamda standart (bireyselci) doğal seçiliminin birlikteliği ile insanlarda diğerkam eğilim evrimleşti. Kültürel ve genetik evrimsel süreçler arasındaki böyle bir etkileşim Boyd ve Richerson (1985) ile Richerson ve Boyd (2005) tarafından gen-kültür ortak evrimi olarak adlandırılmıştır.

Bu hipotez, bizlere diğerkam psikolojik eğilimlerin evrimi üzerine akla yatkın ve kanıtlara dayalı bir açıklama sunuyor olsa da diğerkamlığın ve genel olarak ahlaki davranışın, bu diğerkam eğilimlerin evrimleştiği davranış türlerinin açıkça ötesine geçen birçok örneğini açıklayamaz. Evrimsel açıklama, insanların neden akraba olmayan ve iyiliklerinin karşılığını veremeyecek kişilere diğerkam davrandıklarını açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bunların yanı sıra ahlaki karar verme süreçlerinde bilinçli ve istemli muhakemenin tuttuğu önemli yeri de göz önüne almamız gerekmektedir. İnsanlarda diğerkamlık üzerine olan alanyazında bu nokta çoğunlukla görmezden gelinmektedir.

Bu yazıda üç temel amacım olacak. İlk olarak “genetik” ve “kültürel” grup seçilimi kavramlarını net bir şekilde birbirinden ayıracağım ve kültürel grup seçiliminin genetik grup seçilimini zayıflatan problemlerle karşı karşıya olmadığından söz edeceğim. Pek çok grup seçilimine yönelik açıklamalar genetik ve kültürel grup seçilimi arasında ayrım yapmadığından ve bu iki olguyu bir arada sunduklarından bu ayrımı yapmam oldukça önemli. İkinci olarak insanlarda diğerkam eğilimlerin evrimi üzerine akla yatkın bir açıklama sunmaya çabalayacağım. Bu sırada insanlarda ahlak psikolojisinden de genel olarak söz edeceğim ve diğerkam eğilimlerin evrimi üzerine hipotezimi kanıtlarla destekleyeceğim. Son olarak; diğerkam davranışlarda muhakeme süreçlerinin kritik rolünü göstererek ve tasvir ederek insanlarda diğerkamlığın evrimsel temellerine odaklanmış, halihazırda var olan natüralist (doğa bilimlerine uygun) açıklamaları tamamlamaya çalışacağım.

2. kısımda biyolojik ve psikolojik diğerkamlık arasında ayrım yaparak “diğerkamlık” kavramını açıklığa kavuşturacağım. Bu sırada insanlarda biyolojik diğerkamlık için yaklaşık açıklamalar üzerine tartışacağım. 3. kısımda insanlarda (biyolojik) diğerkamlığın nihai açıklaması olan grup seçilimini ele alacağım. Genetik ve kültürel grup seçilimi arasında ayrımı yapacak ve kültürel grup seçiliminin gen-kültür ortak evrimi ile birlikte insanlarda diğerkam eğilimlerin evrimi için teorik olarak tatmin edici ve deneysel olarak desteklenen bir açıklama sunduğunu ifade edeceğim. 4. kısımda yüksek derecede işbirlikçi bir kültürel niche varlığına yönelik kanıtları ele alacağım. Bu niche, insan evriminin son adımlarının yaşandığı bağlam. 5. kısımda evrimsel dinamiklerin insanların neden iyiliklerinin karşılığını verme imkanı olmayan yabancılara diğerkam davrandıklarına yönelik yetersiz bir cevap verdiği üzerine tartışacağım. İnsanlarda diğerkam davranışları (ve normları) açıklarken bilinçli ve istemli muhakeme süreçlerine de değinmek zorundayız. 6. kısımda ise yazımı nihayete erdireceğim.

2. Yaklaşık Açıklamalar

2.1. Psikolojik Diğerkamlık ve Biyolojik Diğerkamlık

Diğerkamlıktan kastım ne? Diğerkamlık, günlük kullanımda diğerlerine faydası olan ve kendine fayda vermeyen eylemler ve eğilimlerdir. Diğerkamlar, bencil bir art niyet gütmeden (kendi saygınlıklarını artırmak ya da iyiliğin karşılığını beklemek gibi) diğer insanlara fayda vermesi amacıyla belirli maliyetleri olan davranışlara girişmeye yatkındırlar. Ne var ki diğerkamlık üzerine mevcut alanyazında bu günlük kullanımdan ziyade psikolojik veya biyolojik diğerkamlık kast edilmektedir. Psikolojik diğerkamlık sadece güdülerle (motive) ilgilenir. Burada bahsedilen diğer insanlara faydalı olma arzusudur. Buna karşın biyolojik (evrimsel) diğerkamlık sadece eylemlere odaklanır. Burada söz edilen ise yardım görenin uyumluluğunu (hayatta kalma ve üreme şansı) artıran ve yardım yapanın uyumluluğunu azaltan eylemlerdir. Çikolatayı paylaşma arzusu psikolojik diğerkamlığı ilgilendirirken çikolatayı paylaşmak eylemi biyolojik diğerkamlığa girer (Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için bkz. Sober, 1988; Sober ve Wilson, 1998; Ananth, 2005).

Canlılar dünyasında biyolojik diğerkamlık sık rastlanan bir olgudur. Bütün komplekslik seviyelerinde canlılar kendi hayatta kalma ve üreme şanslarını azaltıp diğer canlıların hayatta kalma ve üreme şansını artıran davranışlar sergilerler. Bu davranışlardan fayda görenler çoğunlukla genetik olarak ilintili organizmalardır. Bu durum “türe karşı diğerkamlık” olarak adlandırılmaktadır ve evrimsel açıdan pekala mantıklıdır. Genetik olarak ilintili organizmaların uyumluluğunu artırmak canlının kendi evrimsel başarısını da arttırmaya karşılık gelmektedir. Bu noktada organizmanın genetik materyalini yayabilme başarısını düşünebiliriz çünkü diğerkam davranış, genetik olarak benzer materyal taşıyan organizmanın genetik materyallerini yaymasına yardım eder. Doğal seçilime gen odaklı bir yaklaşımdan (Dawkins’in 1976 ‘da yayınladığı Gen Bencildir ile ün kazanan yaklaşım) bakılırsa türe karşı diğerkamlık zaten anlaşılabilmiştir: Akrabalara yönelik diğerkam davranışı kaydeden genlerin kendini kopyalaması işten bile değildir. Organizmanın kendisinin kopyalarına (genetik olarak benzer) yardım etmeye teşvik ettiği için bu genlerin doğal seçilimde başarılı olması ve yayılması beklenir.

Türe karşı özgecilik kavramını ilk ortaya koyanlar Fisher (1930) ve Haldane (1932) oldu. Bu kavram, arılar ve karıncalar gibi tam sosyal (eusocial) böceklerde canlının kovanı veya kolonisi (bunlar genetik olarak ilintili organizmalardan meydana gelmektedir) için kendini feda etmesi gibi uç örnekler için bile gayet açıklayıcıdır. Hamilton (1964), daha sonrasında “kapsayıcı uygunluk” (inclusive fitness) kavramını ortaya attı. Hamilton’a göre genetik olarak ilişkili bir organizmaya fayda sağlayan davranışın altında yatan genler, eğer yardımın faydası yardımın maliyetinden fazlaysa yardım eden organizmanın kapsayıcı uygunluğunu arttırmaktadır. Diyelim ki erkek kardeşimle genlerimizin aşağı yukarı %50’si ortak. Eğer benim ona yönelik yardımsever eylemlerim onun uyumluluğunu 10 kat arttırıyorsa ve benim uyumluluğumu en çok 5 kat düşürüyorsa (diğerkam davranışımın maliyeti) bu durumda benim kapsayıcı uygunluğum artmıştır.

Akraba olmayanlara karşı biyolojik diğerkamlık daha nadir olsa da mevcuttur. Kimi kuşlar avcının dikkatini çekme riskine rağmen avcıyı tespit ettiklerinde ikaz çağrısında bulunurlar, vampir yarasalar avlanamamış türdeşleriyle avlarını paylaşırlar, mirketler grubun diğer üyeleri yiyecek ararken ve beslenirken gözcülük eder ve ikaz çağrısı yaparlar. Bütün bu örneklerde yardımda bulunan canlının anlık uyumluluğu (hayatta kalma ve üreme şansı) azalırken yardım gören (ve çoğunlukla akraba olmayan grup üyelerinin anlık uyumluluğu artar. Kısa vadede diğerkam organizmanın kapsayıcı uyumluluğu azalıyor olsa da nihayetinde karşılığı verildiği için diğerkam davranışlar evrimleşebilmiştir. Diğerkam canlının iyiliği karşılık bulur ve “asalaklar” (free-rider) ise daha fazla iyilikten mahrum edilir, böylece diğerkam canlı uzun vadede fayda görür (uyumluluğu artar). Robert Trivers (1971) karşılıklı diğerkamlık üzerine yaptığı çalışmalarla bu davranışların kişisel çıkar kovalamak için akılcı bir araç (enlightened self-interest) olduğunu göstermiştir (Ruse, 1979, s. 49).

Ne var ki insanlar, karşılığını veremeyecek de olsa yabancılara (akraba olmayanlara) yönelik diğerkam davranışlar sergilerler. Bu özgün ve diğer hiçbir türde rastlanmayan diğerkamlığa dair hem gerçek hayatta hem de laboratuvar deneylerinde kanıtlar bulunabilir. Pek çok insan kan ve para bağışında bulunur, yerlerini tanımadıkları hamile kadınlara verir ve yaşlıların karşıdan karşıya geçmesine yardım eder. Bu diğerkam davranışların hiçbirinde karşılık beklentisi yoktur. Davranışsal oyun temelli deneylerde (tutsak ikilemi senaryosu, kamu menfaati oyunu ya da diktatör oyunu gibi gerçek para üzerinden oynanan oyunlar) katılımcıların önemli bir kesiminin hiçbir alakaları olmayan yabancılara yönelik diğerkam davrandıkları gözlenmiştir. Sırf diğer oyunculara faydalı olabilmek için daha büyük bir ödülden feragat eden ve bunu iyiliklerinin karşılığını göremeyeceklerini bile bile yapan katılımcılar mevcuttur. Buna ek olarak birçok katılımcı kamu menfaati oyununda salt kamu menfaatine faydası olmayan asalakları cezalandırmak uğruna kendilerine ayrılan paradan vazgeçmiştir (Bahsi geçen deneylere ve sonuçlarına göz atmak için bkz. Camerer ve Thaler, 1995; Camerer, 2003; Fehr ve Gächter, 2002a, b; Fehr ve Rockenbach, 2004; Gächter ve Herrmann. 2009).

2.2. Yaklaşık Açıklamalar

Diğerkamlığın arkasında ne var? İnsanlarda biyolojik diğerkamlık üzerinden yapılan yaklaşık açıklamalar( bu açıklamalar dolaysız nedenlerden temel alır) sıklıkla karşılaşıyoruz. Pek çok insana psikolojik diğerkamlık ve benzeri konularda bir tercih hakkı bahşedilmiştir: Kendileri için bir şeylere mal olacak olsa bile diğerlerine yardım etmeyi arzu ederler. Bunun ötesinde bir çeşit adalet duygusuna sahiptirler ve bu doğrultuda adil davranmaya yönelik bir istek, zorunluluk hissederler. Son olarak, insanlar adil davranmalarını ve diğerkam davranışlarda bulunmalarını veya buna mecbur hissetmelerini gerektiren sosyal normları takip etmek isterler. Nöroloji, antropoloji ve gelişim psikolojisi gibi çeşitli araştırma alanları, bu çeşit psikolojik tercihlerin varlığı ve evrenselliği üzerine bulgular ortaya koymaktadır.

Beyin görüntüleme çalışmalarında diğerkam davranışların beyindeki bilişsel ve duygusal empati ile ödül işlemeden (reward processing) sorumlu olduğu düşünülen bölgeleri etkinleştirdiği tespit edilmiştir (Filkowski ve ark., 2016; Sonne ve Gash, 2018). Diğerkam davranışlara girişmek beynin “iyi hissettiren” hormonları dopamin, oksitosin ve serotonin salınımını teşvik eder (Bruening, 2016). Dunn ve ark. (2008) tarafından zekice tasarlanmış bir deneyde, yeterince kalabalık olan katılımcılar rastgele bir biçimde ya kendileri için ya da başkaları için para harcayacakları gruplara ayrılmışlardır. Bu deneyde diğerleri için para harcayan grubun katılımcıları, kendileri için para harcayan grubun katılımcıların bildirdiklerine kıyasla çok daha anlamlı derecede mutlu olduklarını bildirmişlerdir. Bu deneyin bulguları, diğerkam davranışlarda bulunmanın aslında pekala diğer insanlar için samimi bir tasalanmadan (duygusal empati[3] [emotional empathy]) kaynaklandığını ve doğası gereği ödüllendirici nitelikte olduğunu desteklemektedir. Bu, birçok insanın neden karşılık beklemeksizin diğerkamca davrandığını anlayabiliriz.

Bunların yanı sıra insanlarda adalet duygusu ve adil davranmaya yönelik bir arzunun doğuştan geldiğine dair bulgular da mevcuttur. Tomasello ve arkadaşları, küçük çocukların dağıtımsal adalet (distributive fairness) dair doğuştan bir takım önsezilerinin olduğunu tespit ettiler. Çocuklar, bütün ganimeti kendilerine saklayabilecekken görevde kendileriyle eşit derecede katkı sunan arkadaşlarıyla adil bir şekilde paylaşımda bulunurlar (Warneken ve Tomasello, 2009; Warneken ve ark., 2011). Bu davranış, çocuğun diğer çocukların ganimetteki hakkını tanıdığını ve göz ettiğini ifade etmektedir (Schmidt ve ark., 2013). Bununla birlikte çocuklar, ganimetten asalaklara katkı sunanlara kıyasla daha az pay vermektedirler (Melis ve ark., 2013). Binmore (2005)’a göre tıpkı Chomsky (1955)’nin “evrensel dilbilgisi” (universal grammar) olarak adlandırdığı ve doğal dil edinimi sürecinin arkasında yatan evrensel mekanizma gibi insanlarda adil olmaya dair fikirlerin arkasında da evrensel bir adalet mekanizması bulunmaktadır. Binmore (2005), insan adalet normlarında görülen güçlü kültürlerarası benzerliğe işaret ederek tezini desteklemektedir. İşte bu doğuştan gelen adalet duygusu (çok küçük yaşlarda ve dahi bütün kültürlerde mevcut olan) insanların neden ele aldığımız bağlamlarda diğerkamca davrandığına ışık tutmaktadır (diktatör oyununda eşit paylaşım sunmak ve tutsak ikilemi senaryosunda iş birliği yapmak gibi).

Son olarak insanlar sosyal normlara uymaya meyillidir. Bicchieri (2005, s. 42)’ye göre insanlar bu normlara uymaya teşvik de edilebilir. Bu sosyal normlara rıza göstermelerinin sebebi itibarlarını korumak istemeleri veya akranları tarafından kurallara uymadıklarından ötürü cezalandırılmaktan (gayrıresmi olarak) kaçınma arzusu olabilir. İnsanlar pekala bu normlara değer atfettiklerinden ötürü veya diğer insanların onlara yönelik meşru beklentilerini karşılamak için de sosyal normlara uyuyor olabilirler. Sebebi ne olursa olsun, çoğu insanın sosyal normlara uymaya yatkın olduğu su götürmez bir gerçektir. Bicchieri (2005, s. 55)’nin de haklı olarak dediği gibi: Başka türlüsü olsaydı, sosyal norm diye bir şey olmazdı. İlginç şekilde kültürlerarası araştırmalarda farklı toplumlarda diğerkamlığı ve adaleti tartan davranışsal oyun temelli deneylerde katılımcıların çoğunlukla kendi toplumlarındaki etkileşim örüntülerini yansıttıkları tespit edilmiştir (Gintis, 2006, s. 26). Diğer bir deyişle katılımcılar, çoğunlukla kendi toplumlarında sosyal etkileşimleri belirleyen sosyal normlara uymaktadırlar. Dolayısıyla diğerkam davranışların arkasında yatan sebep, insanların uydukları sosyal normların diğerkam davranmayı gerektirmesi olabilir.

İnsanlarda diğerkam davranışlar üzerine yapılmış bu yaklaşık tanımlar (aslında diğerkam davranışların altında yatan psikolojik nitelikler ve bu niteliklerin nörolojik temelleri) iyi belgelendirilmiş ve yaygın biçimde kabul görmekte iken nihai açıklama hakkında aynısını söyleyemeyiz: İnsanlarda diğerkam eğilim evvela niye ortaya çıktı?

3. Grup Seçilimi

Diğerkam davranışları açıklamaya çabalarken diğerkam bireyin kendi çıkarları pahasına diğer grup üyelerine faydalı davranışlarda bulunması karşımıza çıkar. Bu diğerkam eğilimin evrimleşmesinin nihai açıklaması grup seçilimidir. Grup seçilimine göre diğerkamlardan oluşan grubun diğerkam olmayan gruba kıyasla uyumluluğu daha yüksektir ve çoğunlukla bu gruplara üstün gelmişlerdir. Dolayısıyla bu başarılı grupları meydana getiren diğerkam bireylerin gen havuzuna cömert katkılarından söz etmek mümkündür. Diğer taraftan diğerkam olmayanların genleri zaman içinde yok olmuş ve kendi nesillerinden kimse kalmamıştır. Darwin bu durumu şu şekilde belirtmiştir:

“Aynı topraklarda yaşayan iki kabile mücadeleye giriştiğinde (diğer tüm koşullar aynı ise) üyeleri arasında birbirlerini tehlikelere karşı uyarmaya, yardım etmeye ve savunmaya her daim hazır olan çok sayıda cesur, anlayışlı ve vefalı bireyler bulunan kabile daha başarılı olacak ve diğerini dize getirecektir.” (Darwin, 1871, s. 166)

Diğerkam işbirliği, tarih öncesi insan gruplarına çok şey kattı. Diğerkam işbirliği, tarih öncesi çağlarda büyük av hayvanlarını alt etmeye olanak tanıdığı için avlanmayı daha başarılı hale getirdi. Besin paylaşımı sayesinde kıtlık riski azaldı. Söz konusu olan savaş olduğunda da bir diğeri için canını ya da uzvunu feda etmeyi göze alabilenlere karşı alamayanları düşünmek lazım (Bowles ve Gintis, 2011, s. 3–4; Wilson, 2005, s. 12). Son olarak diğerkam işbirliği sayesinde ortaklaşa çocuk yetiştirme mümkün oldu. Komünal ebeveynler (allo-parents) çocuk yetiştirmede pek çok meşakati bir arada göğüslediler. Bu sayede grup üyelerinin üreme başarısı artmış oldu (Hrdy, 2009). Diğerkam işbirliğinin söz edilen kritik getirileri göz önüne alındığında, insanlığın evrim tarihi boyunca diğerkam işbirlikçi grupların diğerkam olmayan gruplar pahasına gelişeceği rahatlıkla söylenebilir. Bununla beraber, birey pahasına grubun yararına olan özelliklerin doğal seçilimini gerektiren herhangi bir açıklama aşikar bir zorlukla karşı karşıya kalacaktır. Evrimsel biyologlar, doğal seçilimin organizmaya hayatta kalma ve üreme hususunda üstünlük sağlayan ve türdeşlerinde olmayan veya çok daha az bulunan nitelikleri koruyacağı üzerine hemfikirdirler. O halde diğerkam nitelikler nasıl seçilecektir? Bu durumda asalaklar, gruptaki diğerkamların yok olmasına sebep olacaktır. Diğerkam grup üyelerinden faydalanacak, bunu yaparken hiçbir bedel ödemeyecek ve egoist genlerini diğerkamların aktarabildiğinden çok daha fazla aktarabileceklerdir. Bunu Darwin (1871, s. 88) de görebilmektedir: “Yoldaşlarına ihanet edeceğine kendini canhıraş feda eden kahraman, arkasında asil yaradılışını miras alacak kimseyi bırakamaz.” Durum böyleyse diğerkamlık nasıl evrimleşti?

Olası bir açıklamaya göre grup içinde asalaklık engellenmiş ve gruplar arası dinamiklerden (between grup dynamics) tetiklenen doğal seçilim (bireylerde gruba faydalı niteliklerin seçilmesi), grup içi dinamikleri (within group dynamics) (bireylerde kişisel fayda getiren niteliklerin seçilmesi) telafi etmiştir. Bu görüş Sober ve Wilson (1998)’ın görüşüdür. Görüşlerini ortaya koyarken yalnızca genlerin veya organizmaların değil grupların da doğal seçilime tabi öğeler olduğunu belirtmişlerdir. Çok katmanlı bir seçilim (multi-level selection) mevcuttur. Teorik olarak mümkün gözükse de bu varsayım az sonra bahsedeceğim önemli ve potansiyel olarak bu varsayımı zayıflatıcı problemlerden muzdariptir.

Oysaki insanlarda diğerkam eğilimlerin evrimine dair bu problemlerle karşılaşmayan ve güçlü kanıtlara dayanan bir açıklama mümkün. Gruplar arası rekabet doğrudan “diğerkam genlerin” seçilimine değil gruplardaki güçlü toplum yanlısı normların (biyolojik değil kültürel olarak) seçilimine yol açtı. Bu kültürel özellikler, karşılığında, diğerkam özelliklerin bireylerin uyumluluğunu artırdıkları için doğal seçilime tabi olduğu, kökten değiştirilmiş bir sosyal çevreyi şekillendirdi. Bu yönde bir açıklama genetik grup seçiliminden ziyade kültürel grup seçilimine ve gen-kültür ortak evrimine dayanır.

Genetik ve kültürel grup seçilimi arasındaki ayrım alanyazında her zaman açık bir biçimde yapılamamıştır. Pek çok açıklama iki tür grup seçilimini de temel alır. Örneğin, Sober ve Wilson (1998, s. 147) grupların doğal seçilimden geçebilecek uyumlu birimler haline gelebilmeleri için kurallara ve düzenlemelere ihtiyacı olduklarını öne sürerler. Bir diğer deyişle, kültürel grup seçilimi kural koyup düzenlemeler getirirken bu kural ve düzenlemeler bir genetik grup seçilimi sürecine yol açmaktadır. Yine benzer şekilde iki grup seçilimini bir arada sunan başka açıklamalar da mevcuttur (örn. Boehm, 1997; Wilson ve Kniffin, 1999; Wilson, 2005; Fehr ve Gächter, 2002b; Gintis ve ark., 2003; Bowles ve Gintis, 2011). Bu durum kuşkucu yazarların (Pinker, 2012 gibi) grup seçiliminin herhangi bir türünü dahi reddetmelerine yol açmıştır denebilir (Bu redde kültürel grup seçilimi de dahildir. Sadece genetik grup seçilimine değinen birkaç sav sunulmuştur).

3.1. Genetik Grup Seçilimi

Diğerkam davranış, Sober ve Wilson (1998, aynı zamanda bkz. Wilson 2005)’a göre tek başına doğal seçilim tarafından seçilemez çünkü bu davranışlar bireyin grup içindeki diğerlerine karşı nispi uyumluluğunu azaltır. Buna binaen bu seçilimin gruplar düzeyinde yapılması gerektiği sonucuna varmışlardır. “Çok katmanlı seçilim” olarak adlandırılan bu yaklaşım (Sober ve Wilson, 1998; Okasha, 2005) doğal seçilimin sadece bireyler düzeyinde değil aynı zamanda gruplar düzeyinde de iş görüyor olduğunu ifade eder. Bu mantığa göre diğerkam eğilimler, gruplar düzeyindeki doğal seçici baskının, bireysel düzeydeki doğal seçici baskıya baskın gelmesinden ötürü evrimleşebilmiştir.

Kısaca söylemek gerekirse genetik grup seçilimi temelinden yapılacak bir diğerkamlık tanımına göre diğerkam grupları oluşturan diğerkam bireylerin, daha az diğerkam grupları oluşturan daha az diğerkam bireylere kıyasla üremede daha başarılı olmasından ötürü bu diğerkam eğilimler evrimleşmiştir. Bu bağlamda grup seçilimi yalnızca genom üzerine etki eder. Bu şekilde bir yaklaşım yalnızca Sober ve Wilson (1998) tarafından değil aynı zamanda birçok araştırmacı tarafından da doğru bulunmuştur (örn. Okasha, 2005; Fletcher ve Doebeli, 2009; Bravetti ve Padilla, 2018).

İnsanlarda diğerkamlığın evrimini genetik grup seçilimi ile ifade eden açıklamalara yöneltilen en ciddi meydan okuma, bireysel seçilimin evrimin en önemli itkilerinden biri olduğu gerçeğidir. Diğerkam grupların, onlara üstün gelecek ve soylarını tüketecek asalaklarca istila edilmeyeceğini düşünmek zordur. Genetik grup seçilimini savunan bilim insanları bu fikre karşı sınıflandırıcı etkileşim (assortative interaction) (Sober ve Wilson, 1998, s. 135) ve ilintili etkileşim (correlated interaction) (Okasha, 2005) kavramlarını sunmaktadırlar. Diğerkamların yalnızca öteki diğerkamlarla etkileşime girmelerini garanti eden mekanizmalar sayesinde asalaklar tarafından yolunmalarının önüne geçebileceklerini ve rekabette geri kalmaktan kaçınabileceklerini haklı biçimde ortaya koymaktadırlar. Bu şekilde ortaya çıkmış diğerkam kümeler, daha az diğerkam gruplara karşı bariz bir evrimsel üstünlük elde edecek ve onlara bahşedilen bu genetik üstünlüklerini gen havuzunda yayacaklardır. İnsanların diğerkam eğilimlerin yanı sıra “hilekarları” tespit etmek (Cosmides ve Tooby, 2005) ve itibar takibi (Mealey ve ark., 1996; Oda, 1997) için bilişsel yetkinlikler de geliştirdiklerine dair kanıtlar mevcuttur. Bu yetkinlikler, diğerkam bireylerin asalaklar tarafından sömürülmesine engel olmuş olmalı. Bu yetkinliklerin varlığı karşılıklı diğerkamlığın var olabilmesi için bir güvencedir. Unutulmamalıdır ki karşılıklı diğerkamlık yalnızca insan gruplarında değil aynı zamanda bazı kuş türlerinde, vampir yarasalarda ve mirketlerde de görülmektedir.

Ne var ki insanlarda genetik grup seçiliminin olduğunu savunmak ilaveten bazı sıkıntılı varsayımlarda bulunmamızı gerektirir. Her şeyden önce insan grupları arasında kayda değer bir genetik çeşitliliğin varlığını ve gruplar arasında göçlerin sınırlı olduğunu (gruplar arası genetik çeşitliliği sürdürebilmek için) varsaymamız gerekir. Bunun ötesinde kayda değer sayıda grubun soyunun tükendiğini ve başarılı grupların daha fazla grup oluşturmak için tıpkı organizmalar ve genler gibi çoğalmak için ürediğini ve bölündüğünü de varsaymamız gerekir. (Maynard Smith, 1976; Pinker, 2012; Richerson ve ark., 2016) Bu sebeplerden ötürü evrim bilimcilerin çoğu, insanlarda niteliklerin genetik grup seçilimine uğraması hususunda çekincelere sahiptir. Ünlü biyolog Edward Wilson (daha önce söz ettiğimiz David Wilson’la karıştırılmamalıdır) meslektaşları Nowak ve ark. (2010) ile genetik grup seçilimini savunan bir çalışma ortaya koyduğunda 137 bilim insanı ortak bir çalışma ile bu teze sert bir yanıt verdi (Abbot ve ark., 2011)[4]. Bu argümanları ve karşı argümanları incelemek çalışmamızın kapsamı dışındadır. Bizim gayelerimiz dahilinde -konu üzerine tartışmalar halen devam etmekte ise de- evrim bilimcilerin çoğunun insanlarda diğerkamlık üzerine genetik grup seçilimine dayanan açıklamaları reddettiğini söylememiz yeterlidir. Ben ise az sonra insanlarda diğerkamlığı açıklamak için bu tartışmalı evrimsel mekanizmayı kullanmamıza gerek olmadığı hakkında konuşacağım.

Sober ve Wilson (1998) bana göre gruplar arası dinamiklerin bir takım önemli diğerkam eğilimlerin yaratıcısı olduğunu ifade etmekte haklıydı. İnsanlarda diğerkam eğilimlerin salt kapsayıcı bireysel uyumluluk (diğerkam davranışların çoğunlukla akraba olmayan bireylere yönelik olduğunu varsayarsak) ve karşılık esasına (diğerkam davranışların çoğunlukla iyiliğin karşılığını veremeyecek kişilere yapıldığını göz önüne alırsak) dayanarak açıklayamayız. Bu durum yine de doğal seçilimde bir üst katmana geçerek grup düzeyinde tartışma yürütmemiz gerektiği anlamına gelmez. Sober ve Wilson (1998)’ın aksine ben, insanlarda diğerkam eğilimleri seçen mekanizmanın standart bireysel doğal seçilim olduğundan söz edeceğim. Bu nasıl mümkün olabilir? Diğerkamlık bireysel uyumluluğu azalttığından ötürü bireysel düzeyde seçilim için kaçınılması gereken bir nitelik değil midir? Bu soruya cevap verebilmek için denkleme kültür ve kültürel evrimi dahil etmemiz gerekiyor.

3.2. Kültürel Grup Seçilimi (ve Gen-Kültür Ortak Evrimi)

Evrimsel süreçler yalnızca organizmaların genomunu değil aynı zamanda insan kültürlerinin (inançlar, adetler ve normlar gibi) niteliklerini de şekillendirmektedir. Önceki çalışmalarımda (Vlerick, 2016, 2020a, b) grup içi ve gruplar arası dinamiklerin kültürel seçilimi itkilediği bir kültürel evrim modeli geliştirdim. Grup içi dinamikler, psikolojik olarak çekici olan (ya da hatırda kalan inançların) kültürel niteliklerin seçimini yapar ve bu nedenle grup üyeleri tarafından benimsenen ve aktarılan kültürel özellikleri seçer. Gruplar arası dinamikler ise ilgili kültürel niteliklere sahip olmayan (ya da daha az sahip olan) diğer gruplara üstünlük kuran kültürel niteliklerin seçimini yapar.

Gruplar arası dinamikler, diğer pek çok niteliğin yanında toplum yanlısı normların ve cezalandırmaların seçilimini yapar. Bu seçilim grup içinde (diğerkam) işbirliğinin artmasını sağlar (Vlerick, 2020a, b). Bilhassa gruplar arası rekabet; gruplar arasında çatışmayı azaltan, diğerkam işbirliğini mümkün kılan ve gözeten normların (ve cezalandırmaların) seçilimini yapar (Aviles, 2002; Boyd ve ark., 2003; West ve ark., 2007; Puurtinen ve Mappes, 2009). Boyd, Richerson, Henrich ve diğerlerinin “kültürel grup seçilimi” olarak ifade ettikleri konsept, grupların rekabetinden doğan seçici baskının ta kendisidir (Boyd ve Richerson, 1985, 2002; Richerson ve Boyd, 1999; Henrich, 2004; Richerson ve ark., 2016).

Gruba faydalı sosyal normların ve cezalandırılmaların kültürel seçiliminin veya çoğalmasının arkasında pek çok önemli etken yer almaktadır. Gruplar arası doğrudan bir çatışma halinde, diğer tüm değişkenlerin aynı olduğu ortamda, daha çok işbirliği içindeki grup diğer gruba galip gelmeye ve onu fethetmeye daha yakındır. Kısıtlı kaynakların kullanımı üzerine rekabet söz konusu olduğunda, işbirlikçi gruplar daha işbirlikçi grupları mağlup edebilmektedir (diğer gruplar telef olurken onlar hayatta kalabilmektedir). Daha çok işbirliği yapan gruplar aynı zamanda daha çok zenginlik elde edebilmektedir. İnsanlık tarihi boyunca (çok yakın zamana kadar) bu, daha az başarılı grupların demografik olarak yutulması ile sonuçlanan demografik yayılmalarla ilintilidir. Son olarak, daha az zengin gruplara mensup bireyler çoğunlukla daha zengin gruplara göç etmektedir. Başarılı ve dolayısıyla zengin grupların adetleri ve normları, sıklıkla daha az başarılı gruplar tarafından taklit edilmektedir (Bowles ve Gintis, 2011, s. 50).

Tüm bu sebeplerden ötürü, kapsamlı (ve diğerkam) grup içi işbirliğinin altında yatan sosyal normların yayılması olasıdır. Etnografik açıklamalar, Pleistosen dönem avcı-toplayıcı gruplarında bireylerin grup içindeki etkileşimini düzenleyen kuralların gruplar arasında önemli sayılabilecek derecede farklar ortaya koyabilecek kadar karmaşık olduğunu ve bu ortamda gruplar arası etkileşimin sık (ve rekabetçi) nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır (Hill ve ark., 2014; Richerson ve ark., 2016). Böyle bir ortamda gruplar arası dinamikler kültürel evrimin önemli bir itici gücü olmuş olmalı.

Gruplar arası rekabetin itici güç olduğu bu kültürel evrim süreci nedeniyle giderek daha fazla toplum yanlısı normlar ve cezalandırmalar tarafından yönetilen toplumlar ortaya çıktı. Böyle bir sosyal ortamın ilkel insanların biyolojik evrimi üzerinde pekala güçlü bir etkisi oldu. İşbirliğine yatkın, normlara uyan ve diğerkam bireyler doğal seçilimden geçebildi. İlkel toplumlarda toplum yanlısı normlar ve cezalandırmalar yalnızca asalakların işbirliğini baltalayan davranışlarının yanlarına kar kalmamasında (yani cezalandırılmalarına) ve sonuç olarak grupta diğerkamlığın sürdürülebilmesinde değil (Vlerick, 2016, 2020a); zaman içinde bu toplumların gen havuzunun diğerkamlar lehine şekillenmesinde de rol oynadı. Bu yönde normatif bir mekanizmanın varlığı sayesinde egoistler ve sosyopatlar, anti-sosyal davranışları için (sürgün ve ölüm dahil olmak üzere) eksiksiz biçimde cezalandırıldı ve normlara uyan diğerkamlara kıyasla (antisosyal) genlerini yayma fırsatı bulamadı.

Kısacası kültürel olarak yüksek derece işbirlikçi bir niche, insan genetik evriminin gerçekleştiği sosyal ortamı köklü bir biçimde değiştirdi. Henrich (2016, s. 185)’in deyimiyle “öz-evcilleştirme” (self-domestication) sürecine yol açtı. İnsanlar yalnızca hayvan türlerini değil (seçici olarak hayvanların en uysallarıyla çiftleştirerek kurtları köpeklere çevirmek gibi), kasıtsız olarak da olsa kendilerini de evcilleştirdiler. Egoist, azılı ve aşırı agresif bireyleri cezalandırarak ve sosyopatik genlerinin yayılmasının önüne geçerek insanlar, sosyal normlara uymaya ve diğerkam davranmaya yatkın bireylerin “üremesini” sağlamış oldular.

Bahsettiğim süreç Richerson ve Boyd (1985, 2005)’un “kültür güdümünde gen-kültür ortak evrimi” (culture-led gene-culture coevolution) olarak bahsettikleri konseptin bir örneği olarak görülebilir. Kültürel olarak evrilmiş sosyal bir ortam, insanın genetik evrimine yön verdi. İnsan kültürü ve biyolojisi bir arada evrimleşti ve daha da fazla diğerkam insanlarla dolu bir topluma olanak sağladı. Pek çok insanda görülen güçlü diğerkam eğilimlerin (yabancılara onlardan bir karşılık beklemeden diğerkamca davranmaya iten arzularının) açıklaması, bu davranışın hayvanlar alemindeki biricikliğinde saklıdır. Diğerkam eğilimler, en az onlar kadar insan yaşamına biricik olan bir nitelik olan toplum yanlısı normlar ve cezalandırmaların oluşturduğu girift bir kültürün varlığı sayesinde evrimleştiler: Üstüne üstlük bu girift kültürün insan genomunu şekillendirme gücü vardı. Şayet insanlarda diğerkamlığın evrimi ve genel olarak insanlarda ahlak psikolojisinin evrimi üzerine sunulan herhangi bir açıklamada bu evrimin gerçekleştiği kültürel bağlam yer almıyorsa (salt genetik grup seçilimini içeren yaklaşımlar gibi) böyle bir açıklama, esas nedeni gözden kaçırıyor demektir.

3.3. Kültürel Olarak Evrimleşmiş Yüksek Derecede İşbirlikçi Niche

İnsanlarda diğerkam eğilimlerin giderek daha da sıkı biçimde toplum yanlısı normlarca şekillenen, grup üyelerinin yoğun olarak gözlendiği ve bu normlara uymayanların sert biçimde cezalandırıldığı (üreme başarılarını düşürecek kadar sert) bir sosyal ortamda doğal seçilime uğradığını savundum. Bu biçimde kültürel olarak evrimleşmiş bir bağlamda normlara uyan diğerkam bireyler, kendilerine kıyasla daha bencil ve azılı akranlarına evrimsel olarak bir üstünlük elde etmişlerdir. Bununla beraber bu niteliklerin evrimleştiği bağlamları anlayabilmek için tersine mühendisliğin[5] kullanıldığı herhangi bir girişim, salt “aksi ispatlanamaz” [6] olmakla eleştirilmektedir. Bu sebeple bir sonraki kısımda hipotezimi destekleyen bulgulardan söz edeceğim.

3.4. Bulgular

Brown’ın (1991) evrensel olgular listesinde “Grubun bütünlüğüne yönelik suçlar için yaptırımlar” da yer alır. Halen varlığını sürdüren birkaç avcı-toplayıcı toplum da dahil olmak üzere tüm toplumlarda bu tür (resmi ve/veya gayrıresmi) yaptırımlar yer bulur. Toplum yanlısı cezalandırmaların evrenselliğine dair antropolojik kanıtlar, ilkel (avcı-toplayıcı) toplumların aynı şekilde toplum yanlısı cezalandırmalara başvurduğuna %100 kanıt olmasa da yine de başvurmuş olabileceklerine dair iyi bir işarettir. Boehm (1997) ile Bowles ve Gintis’e (2011, s. 5) göre menzilli silahların varlığı, normları ihlal eden kişilerin cezayı verenler için en az derecede risk teşkil edecek biçimde cezalandırılabilmesine (sürgün veya ölüm) olanak sağlamıştır.

Ne var ki Henrich’in (2010, s. 187–188) de belirttiği üzere küçük ölçekli toplumlarda normları ihlal eden kişilerin cezalandırılması bu denli sert bir yolla yapılmamaktadır. Cezalandırma önce dedikodu ve alay etme ile başlar. Eğer normları ihlal eden kişi davranışlarına çeki düzen vermezse o zaman kişinin evliliğe dair olanaklardan ve ticaret ortaklarından mahrum bırakılması söz konusu olur. Sürgün, fiziksel şiddet ve koordine bir infaz ancak son çare olarak uygulanır. Henrich (2010), bu yöndeki toplum yanlısı cezalandırmaların küçük ölçekli toplumlardaki evrenselliğine dair kanıtları çok çeşitli etnik gruplar üzerinde yaptığı çalışmalarla elde etmiştir (bkz. Boehm, 1993; Chudek ve Henrich, 2011; Bowles ve ark., 2012; Mathew ve Boyd, 2011; Wiessner 2005).

Bu durum şaşırtıcı değildir. Gelişim psikolojisi alanındaki araştırmalar çocukların çok küçük yaşlardan itibaren kurallara uymayanları ve asalakları cezalandırma eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur (Melis ve ark., 2013). Bu bulgular, insanlarda kurallara uymayanları cezalandırmaya dair içsel bir arzuya işaret etmektedir. Bunun ötesinde insanlara bir zararı olmasa da davranış adabına (rules of conduct) (beslenmeye dair bir tabuyu ihlal etmek ya da sosyal bir görgüye uymamak gibi) uymayan kişilerin de kınamaya maruz kalması da ilgi çekicidir. Diğerlerinin sosyal kurallara uymasını talep etmek ve uymayanları da (hafifçe de olsa) cezalandırmak insan fıtratında yer bulmuş gibi gözükmektedir. Cezalandırmaların yaygınlığı ve sosyal davranışların etkili takibi sosyal normlara uymaya daha az yatkın ve kendi çıkarlarını diğerlerinin önüne koyan bireyler kontrol altında tutulabilmiştir.

Etkili takip ise itibar takibi ve sosyal bilginin paylaşımı ile gerçekleştirilir. Toplumların hepsinde bu davranışların sıklığına dair güçlü kanıtlar mevcuttur. Trivers (1971) ile Panchanathan ve Boyd’a (2004) göre itibar takibi de insanlarda evrenseldir. Tüm toplumlarda itibar takibi yer alır ve biyolojik olarak modern nitelik taşıyan insanların yaşamlarını sürdürdüğü tarım öncesi toplumlarda da itibar takibinin olduğuna mahal verecek neden yoktur. Dunbar’a (1996) göre dil becerisi tam da bu sebeple insan soyunun gelişimi boyunca adım adım evrimleşmiştir. Dunbar dilin evrimine dair bir “gıybet teorisi” (gossip theory) ortaya atar. Bu teoriye göre dil, sosyal bilgi paylaşımı ve sosyal bağ kurma için evrimleşmiştir. Atalarımız; dilin gelişimi sayesinde fazla sayılabilecek sayıda insanla yakın bağlar kurabilmiş (Dunbar bu sayıyı 150 olarak alır), bilgi edinimi ve bu bilginin aktarımını başarmışlardır. Dilin gelişimi aynı zamanda atalarımızı asalaklardan da korumuştur (bkz. Enquist ve Leimar, 1993). Dunbar, günümüzde dahi dilin en önemli işlevinin “gıybet” olduğuna (sosyal bilgi paylaşımı) işaret eder. Günlük yaşamda insanlar arası diyalogların %60 gibi büyük bir miktarı diğer insanlar hakkındadır (Dunbar ve ark., 1995).

Elimizdeki ilmek ilmek bulgular vasıtası ile yakın dönem evrimsel tarihimizin hayat bulduğu sosyal bağlama dair bir resim elde ederiz: Toplum yanlısı normların uygulanmasını talep eden bir bağlam, kişilerin bu normlara uyup uymadığının aralıksız takibi ve kurallara uymayanlar için kaçınılması güç cezalandırmalar.

3.5. Modern Bağlamda Uyumsuzluk Mu?

Tooby ve Cosmides (1996, s. 122) ve Dawkins (1976, s. 220) birbirine oldukça aşina veya genetik olarak ilintili, yapılanların karşılığını veren insanların olduğu ilkel bir sosyal bağlam ile çoğu etkileşimin birbiriyle tamamen alakasız insanların oluşturduğu modern sosyal bağlam arasında bir uyumsuzluk olduğunu ifade etmişlerdir. Bu sebepten ötürü insanlarda diğerkam eğilimler en başında evrimleştikleri ilkel bağlama uygun fakat günümüz bağlamına uyumsuzlardır. Bu eğilimler diğerkam davranan bireylerin bu davranışları iyiliklerinin karşılığını verme imkanı olmayan yabancılara yönelik sergilemelerinden ötürü onların uzun vadeli, “kapsayıcı” uygunluklarını artık yükseltmemekte aksine düşürmektedir.

Bu mantıkla yola çıkarsak tutsak ikilemi ve diktatör oyunlarında diğerkam davranarak ve yabancılara kan ve para bağışında bulunarak doğal seçilimin genetik olarak insanların içine işlediği yatkınlıklara uymak söz konusuydu (bkz. insanlarda diğerkamlığa dair olası açıklamalar — Bölüm 2). Bu eğilimler ilkel zamanlara uyumlu olsa da modern zamanlara uyumlu değiller. Bir başka deyişle insanların bu acayip (ve uyumsuz) diğerkam davranışlarda bulunmalarının sebebi evrimleşmiş sosyal fıtratlarının modern bağlamda “teklemesidir”. Bu durumu tadı güzel yiyecek ve içecekleri canımızın çekmesi ile kıyaslayabilirsiniz. Bu can çekmeler ilkel zamanlar için uyumluydu, çünkü bizleri gerekli karbonhidratları ve C vitaminini almak için taze meyve yemeye motive ediyordu. Buna karşın modern bağlamda bizleri ucuz ve sağlıksız şekerleme ve içecekleri tüketmeye ittiğinden bu can çekmeler uyumsuzdur.

Ne var ki dikkatli incelemelerin ardından insanlarda diğerkamlığı açıklamak için uyumsuzluk hipotezinin (mismatch hypothesis) yeterli olmadığı görülmektedir. Her şeyden önce Hill ve ark. (2011, 2014) da ortaya koyduğu gibi avcı toplayıcı toplumları nispeten açık sosyal sistemlerdir. Tüm olası senaryolarda atalarımızın kendi kabileleri dışında önemli sayıda insanla etkileşime geçmiş olmaları kuvvetle muhtemeldir (ticaret yapmak vs. gibi nedenlerle). Dolayısıyla atalarımızın sadece akrabalarıyla ve yakından aşina oldukları insanlarla etkileşime geçtiklerine dair varsayım (paleo) antropolojik bulgularla çürütülmektedir.

Dahası, insanlarda diğerkamlığı açıklamak üzere Tooby ve Cosmides (1996, s. 122) ve Dawkins’in (1976, s. 220) öne sürdüğü uyumsuzluk hipotezinde iki önemli sorun fark ettim. İlk problem, bu hipotezin insanların ayrım yapmaksızın herkese diğerkam davranacak şekilde (böylece karşılığını veremeyecek yabancılara da diğerkam davranmaları mümkün olmuştur) evrimleştiğini varsayması. Halbuki bu doğru değil. Daha önce de belirttiğim gibi insanlar, tam da ayrım yapan diğerkamlar olabilmek için “hilekar tespit modülü” (cheater detection module) gibi diğer insanların itibarını takip etmelerine ve sosyal bilgiyi paylaşmalarına olanak veren belirli bilişsel beceriler ve eğilimler geliştirmişlerdir. İnsanlar, hiçbir alakaları olmayan yabancılara diğerkam davrandıklarında bunu kafa karıştırıcı modern bağlamda “oyuna geldiklerinden” ötürü yapmazlar. Bu yabancılarla empati kurduklarından ve ahlaki olarak doğru olanı yapmak istediklerinden o yabancılara diğerkam davranırlar.

Bu da beni uyumsuzluk hipotezine (ve insanlarda diğerkamlığa dair diğer pek çok evrimsel açıklamaya) dair ikinci probleme getiriyor. Bu hipotez, diğerkam davranışı tamamen ilkel bir sosyal ortamda evrimleşen, bir nevi “gömülü” hale gelen psikolojik mekanizmaların bir sonucu olarak ele alıyor. Sonraki kısımda da bahsedeceğim üzere arka plandaki asıl diğerkam davranışlar salt sezgilere ve duygulara dayalı eğilimlerden değil, aynı zamanda bilinçli ve istemli muhakeme süreçlerinden de temel alırlar. İnsanlarda diğerkamlığa dair pek çok bilimsel araştırma bu muhakeme süreçlerinin önemli rolünü yok sayar[7] (ya da en azından muhakeme süreçlerinin neden rolü, söz konusu açıklamalarda eksik kalmıştır). Bu açıklamalar, çoğunlukla diğerkam davranışa dair evrimsel mantığın ötesine bakmazlar ve bu sebeple yapbozun çok önemli bir parçasını kaçırırlar.

4. Muhakemenin (Reasoning) Rolü

Tıpkı tutsak ikileminde işbirliği yapmak, diktatör oyununda adil bölüşme teklif etmek ve kan bağışlamak gibi ahlaki seçimler, salt insanlarda gömülü duygusal ve sezgisel süreçlerin sonucu değildir. Muhakeme süreçleri de bu noktada rol alır. Greene ve ark. (2001) yürüttüğü ve alanında çığır açan bir çalışmada katılımcılar beyin taramasına tabi tutulurken ahlaki ikilemlerle karşı karşıya bırakılmışlardır. Çalışmada, ahlaki değerlendirme ve karar verme süreçlerinde görev alan duygusal bilişsel alt sistemin hemen yanında muhakeme temelli bir bilişsel alt sistem daha tespit etmişlerdir. Ahlaka yönelik düşüncelerimiz çoğunlukla duygusal alt sistem tarafından otomatik ve bilinçdışı olarak yönlendirilse de ilgili ahlaki probleme dair hazır, otomatik, sezgisel veya duygusal bir cevabımız olmayan zamanlarda muhakeme alt sistemi olaya dahil olabilmekte ve kontrolü ele alabilmektedir (bkz. Greene 2013 ve Vlerick 2017).

Eğer insanlarda diğerkam davranışları açıklamak niyetindeysek sadece sezgisel ve duygusal temelli psikolojik eğilimleri (2. kısımda “yaklaşık tanımlar” olarak adlandırdığım eğilimler göz önüne almamalıyız. Ahlaki karar alma mekanizmalarında bilinçli ve istemli muhakeme süreçlerinin de rolünü hesaba katmamız gerekiyor. Aşağıda bahsini edeceğim bu muhakeme süreçleri, genel olarak ahlaki davranış ve grup dışı yabancılara yönelik diğerkam davranışlar özelinde üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.

4.1. Muhakeme Süreçlerinin Ahlak Üzerindeki “Asansör” Etkisi

Bazı insanların sergilediği ahlaki davranışlar, bu ve benzeri davranışların arkasında yatan psikolojik eğilimlerin sağladığı avantajlar göz önüne alındığında gereğinden fazla gibi görünebilir. Ahlaki psikolojimiz, grup içi etkileşimleri denetleyen toplum yanlısı normların ve cezalandırmaların çok güçlü olduğu yüksek derecede işbirlikçi bir niche bağlamına uyum sağlamak amacıyla evrimleşmiştir. Bir diğer deyişle ahlaki psikolojimiz, içinde yaşadığımız gruplarda diğerkam işbirliğine gidebilmemiz için bugünkü haline ulaşmıştır. Buna rağmen insanlar açık bir şekilde grup dışı olan bireylere (ve dahası insan olmayan hayvanlara ve dahi gelecek, daha doğmamış nesillere) sık sık diğerkam davranışlar sergilemektedir. Bu durum kafa karıştırıcıdır.

Tooby ve Cosmides (1996) ile Dawkins’in (1976) bu durumu ahlaki psikolojimizin modern çok kültürlü bağlamlarda “teklemesi” ile açıklamaya çalışması pek doğru değildir. Batı dünyasından insanlar açlık içindeki Afrikalılara bağışta bulunurken pekala “grup-dışı” bireylere yardım yaptıklarının farkındalar. Modern bir bağlama kanmaktan öte kültür veya ırk gözetmeksizin, bilinçli bir şekilde yardım etmeyi seçerler (Vlerick, 2017). Bu tarzda ahlaki davranışlar (sezgi veya duygu temelli), grup içi (diğerkam) işbirliğini teşvik etmek amacıyla evrimleşen psikolojik mekanizmalardan kaynaklanmamaktadır. Bu ahlaki davranışların sebebi bilinçli muhakeme süreçleridir.

Peter Singer (1995, s. 226) bu durumu “muhakemenin asansör etkisi” (escalator of reason) olarak adlandırmaktadır. Ahlak üzerine muhakemede bulunmak, ahlaki psikolojimizin evrimi sonucu ortaya çıkan davranışlardan çok daha farklı davranışlar ve ahlaki normlar ile sonuçlanabilir. İyiliğin karşılığını verme imkanı olmayan yabancılara yapılan ve herhangi bir sosyal beklenti ya da olası itibar kazancı beklentisi olmayan diğerkam davranışlar (anonim hayırseverlik, anonim ve dillendirilmeyen kan bağışı, tutsak ikileminde ve diktatör oyununda yabancılarla işbirliğine gitmek) bu yöndeki davranışlardır. Bu ahlaki davranışlar psikolojik eğilimlerde gömülü çıktılar değillerdir (bu da neden pek çok insanın diğerkam davranışlarda bulunmadığını açıklar). Bu davranışlar ahlaki muhakeme süreçleri içerir. Bu konuda ilginç bir bulgu da Westlake ve ark.’nın (2019) diğerkam davranışların eğitim seviyesi ile doğru orantılı olduğunu ortaya koymasıdır. Yazarlar, daha yüksek bir eğitim alabilmiş kişilerin toplum yanlısı normları daha iyi şekilde içselleştirebildiğini düşünmektedirler. Ben de bu düşünceye ek olarak daha yüksek bir eğitim alabilmiş kişilerin aynı zamanda ahlaki meseleler üzerine daha iyi muhakeme yapabileceklerini ve ahlaki davranışlar üzerine daha yetkin biçimde düşünebileceklerini belirtmiş olayım.

4.2. Normlara Uymak Mı Yoksa Muhakeme Mi?

Evrimsel perspektiften bekleyeceğimiz bir diğerkamlık açıklamasının ötesine geçen bir diğer açıklama, insanların bu tarz diğerkam davranışları empoze eden ya da en azından teşvik eden sosyal normlara uymalarından ötürü diğerkamlığın ortaya çıkmış olduğudur. Bir diğer deyişle insanlar, istemli bir ahlaki muhakeme sürecinin sonucu olarak değil sadece sosyal normlara ve sosyal beklentilere uyarak diğerkam davranabilirler. Bu geçerli bir noktadır. Normlara uymak, gerçekten de diğerkam davranışı ortaya çıkaran önemli etkenlerden biridir (olası açıklamalar için Bölüm 2’ye bakınız). Daha önce de belirttiğim gibi farklı kültürel bağlamlarda yürütülen davranışsal oyun tabanlı teorik deneylerde de görüldüğü üzere insanlar, bu deneylerde de toplumlarını yöneten sosyal normlara uymaya yatkınlık göstermişlerdir (Gintis, 2006).

Buna karşın bütün diğerkam davranışları sosyal normlara uymak ile açıklayamayız. Modern toplumlardan hiçbirinde kan vermeye yönelik bir sosyal norm yoktur (kan vermediği için hiçbir insan kınanmaz), buna karşın insanlar düzenli olarak kan vermeye gönüllü olmaktadırlar. Bunu yapmalarında duyar kasma (virtue signaling) gibi amaçları olabilse de ahlaki muhakemenin yine de önemli bir etken olduğunu unutmamak gerek. Kan bağışına yönelik çalışmalarda çoğunlukla “hayat kurtarabilirsiniz” şeklinde argümanlarla insanlar ikna edilmeye çalışılır. Bir diğer deyişle bu kampanyalarda, muhtemel bağışçıların ahlaki muhakeme süreçlerine hitap edilerek bilinçli ve ahlaki bir seçim yaparak kan bağışında bulunmaları hedeflenir.

Üstelik insanlar akraba olmayan ve iyiliklerinin karşılığını veremeyecek insanlara sosyal normlara ya da beklentilere uyduklarından ötürü diğerkam davranışlar sergileseler de bu diğerkam davranışların açıklamasında bilinçli muhakeme süreçleri halen bir yer tutmaktadır. Bahsi geçen normların ortaya çıkabilmesi, en başta bireylerin statükoyu ahlaki muhakeme süreçlerine meydan okuması ve diğer bireylerin de yeni ahlaki gereklilikleri, bu gereklilikleri desteklemek için sunulan nedenlerle birlikte inceledikten sonra kabul etmesiyle mümkün olabilmiştir. Sosyal norma sorgulamadan uymak ancak bu sosyal normun “oluşturulmuş” olması ile mümkün olabilir. Bunların ötesinde salt sosyal normlara uyulan durumlarda bile muhakeme süreçleri (diğer etkenlere rağmen) halen resmin önemli bir parçasıdır. Muhakeme süreçleri, bu normların her şeyden önce niçin ortaya çıktıklarını bizlere açıklamaktadır.

4.3. Muhakemeden Güç Alan Vicdan Terazisi

İnsanların neden iyiliklerinin karşılığını veremeyecek akraba olmayan kişilere karşı diğerkam davranışları sıkça sergiledikleri sorusunun cevabı için diğerkam eğilimlerin evrimi, cevabın yalnızca yarısını teşkil ediyor. Evrimin sonucu olarak ortaya çıkan ahlaki sezgilerin ve duyguların (empati ve normlara uymak gibi) yanı sıra ahlaki kararların ve davranışların arkasında yatan muhakeme süreçlerini de göz önüne almamız gerekiyor. Bununla beraber sorumuza cevap ararken diğerkam eğilimlerin evriminin taşıdığı önemi yok saymamamız halen gerekli. İçerikten yoksun durumda olan muhakeme süreçleri kendi başlarına ahlaki davranışlara yol açmayacaklardır. “Ahlaki” ve “diğerkam” psikolojik eğilimler olan adalet güdüsü (Binmore, 2005) ve empatiye tutunmaları gereklidir ki ahlaki davranışlar gerçek olabilsin.[8]

Bahsi geçen psikolojik eğilimler, ahlaki muhakeme süreçlerimize yol gösterirler. Bizlere daha önceki çalışmalarımda (Vlerick, 2017) “vicdan terazisi” (moral compass) olarak adlandırdığım bir yapı sunarlar. Muhakemeden güç alan böyle bir vicdan terazisinin ahlaki ilerlemelerin temeli olduğu üzerine fikirlerimi daha önceden sundum. Muhakeme süreçleri olmadan ahlaki bağlamda statükoya meydan okumanın bir yolu yoktur. Singer’in “asansör”ü ortadan kaybolacaktır. Bununla beraber doğuştan (önsezi ve duygulara dayanan) bir vicdan terazisinin yokluğunda da muhakeme süreçleri bizleri ahlaki ya da diğerkam davranışlara götürmeyecektir. Toplum yanlısı bu eğilimlerin yokluğunda muhakeme süreçlerimizin kendi çıkarlarımızı ve yakın akrabalarımızı gözeteceği neredeyse kesindir. İnsanlarda diğerkamlığın özgünlüğünü ifade eden (akraba olmayan ve iyiliğin karşılığını veremeyecek yabancılara yönelik olmasından ötürü) en önemli nokta; bizdeki diğerkamlığın ziyadesiyle toplum yanlısı bir fıtratın (yüksek derecede işbirlikçi bir sosyal bağlama uyum sağlamış) ve bizlerin bu toplum yanlısı davranışlarımızı ahlaki normlar, kararlar ve davranışların üzerine muhakeme süreçlerini devreye sokarak düşünebilmemizin harika bir bileşimi olmasıdır.

5. Sonuç

İnsanlarda diğerkamlık hayvanlar aleminde bir istisnadır. Akraba olmayan, karşılığını veremeyecek varlıklara yönelik geniş çapta (biyolojik) diğerkamlık başka hiçbir türde gözlemlenmemiştir. Diğerkamlık, Darwin’den beri tüm evrim bilimcileri meraka düşürmüş ve insan diğerkamlığını açıklamaya yönelik çabalar pek çok kafa karışıklığı ve tartışmaya yol açmıştır. Bu durum, pek çok bilim insanının grup geçilimi teorilerini geliştirmelerine yol açmış fakat bu teoriler de şiddetli biçimde eleştiriye uğramıştır. İnsanlarda diğerkamlığa yönelik açıklamalar halen (yoğun) tartışmaların konusu olmasına karşın bu tartışmalar açıklıktan uzaktır. “Grup seçilimi” ile kast edilenin ne olduğu üzerine bir fikir birliği mevcut olmamakla birlikte farklı bilim insanları bu kavramı farklı şekillerde kullanmaktadır. Maynard Smith’in (1998), Sober ve Wilson’ın (1998) ‘Unto others’ çalışmasına dair incelemesinde de (Sober ve Wilson bu çalışmada insanlarda diğerkamlığa dair kendi grup seçilimi açıklamalarını ortaya koymuşlardır) belirttiği gibi bu tartışma arkada yatan süreçleri açıklamaya yönelik bir çabadan ziyade farklı görüşlerdeki bilim insanlarının uygun terminolojinin ne olması gerektiğine takıldığı bir çıkmaza girmiştir.

Bunlara cevaben ben bu çalışmada genetik grup seçilimini kültürel grup seçiliminden açıkça ayırarak bu hararetli tartışmaya çoktandır gereken ferahlığı sağlamaya çabaladım. Kültürel grup seçilimi (ve beraberinde gen-kültür ortak evrimi), genetik grup seçiliminin karşılaştığı sorunlarla muhatap olmak zorunda olmamakla beraber bizlere insanlardaki güçlü bir şekilde varlık bulan diğerkam eğilimlerin evrimine dair deneysel kanıtlara dayanan bir hipotez sunmaktadır. Bununla beraber evrimleşmiş psikolojik eğilimler de tek başlarına insanlardaki diğerkam davranışların asıl kökenlerini açıklamakta yetersizdir. Bu durum pek çok örnekte gözlemlenmektedir. Çalışmadaki nihai hedefim ise insanlarda diğerkamlığa dair mevcut bilimsel açıklamalar ile salt evrimsel arkaplana odaklananların iddialarına bir nokta koymak oldu. İnsanlarda diğerkamlığı anlamak istiyorsak bu süreçlerde bilinçli ve istemli muhakeme süreçlerinin rolünü de göz önüne almamız gerekir. Bu süreçler tıpkı Singer (1995)’in adlandırdığı gibi bir “asansör” etkisi ile ahlaki davranışlara ve normlara etki eder. İnsanlarda diğerkamlığın biricikliği yine tamamen biricik iki insani nitelikten meydana gelmektedir: Toplumlarımızı idare eden sosyal normlar ve cezalandırmalar ile bu ahlaki normların ve kararların değerlendirmesinde işe koştuğumuz muhakemeye dair süreçler.

Notlar

[1] Altruism: Diğer insanlara karşılık beklemeden yardım etme güdüsü. Metinde doğrudan karşılığı olarak “diğerkamlık” kullanılacak, bununla birlikte “özgecilik” de bir diğer olağan karşılık. (Ç.N.)

[2] Niche: Belirli bir canlı türüne özel yaşam alanı. (Ç.N.)

[3] Empatiye dayalı tasalanmanın diğerkam güdülere olanak sağladığına dair detaylı bir inceleme için Bateson (2011)’e göz atabilirsiniz.

[4] Abbot ve ark. (2011), bu cevap niteliğindeki çalışmada tam sosyalliğin (eusociality) evrimine odaklanmaktadır. Abbot ve ark.nın eleştirdiği Nowak ve ark. (2010) genetik grup seçiliminin pekala tam sosyalliğin evriminde rol oynadığını ifade etmektedir. Nowak ve ark. (2010)’nın karşı çıktığı Hamilton (1964)’ın tam sosyalliğin (aynı kovana veya koloniye mensup arılarda ve karıncalarda görülen) evriminin türe karşı özgecilik ve kapsayıcı forma dayandırılması gerektiği üzerine olan tezidir. Bütün bunlara karşın Abbot ve ark. (2011) ise Hamilton (1964)’ın teorisininin geçerliliğini savunmakta ve tam sosyalliğin evrimini kapsayıcı form ile açıklamanın mümkün ve gerekli olduğunu ifade etmektedir.

[5] Tersine mühendislik: Bir süreci anlayabilmek için sürecin şu anki durumundan yola çıkarak adım adım önceki biçimlerini inceleyerek bugünkü haline nasıl geldiğini anlamak amacındaki yaklaşım. İng. “Reverse engineering” terimine karşılık gelir. (Ç.N.)

[6] Just-so story: Herhangi bir olgunun ya da olayın arka planı için sunulan, doğrulanamayan ve şüpheli anlatılar için kullanılan terim. Bu anlatılara karşılık doğrulanabilen bir anlatı olmadığından “aksi ispatlanamaz” anlatılar varlıklarını sürdürmeye devam ederler. Deyimin çıkış noktası Rudyard Kipling’in 1902 tarihli aynı adlı çocuk kitabına dayanmaktadır. Kitapta hayvanların özelliklerine eğlenceli fakat uydurma açıklamalar verilmiştir (leoparın beneklerini kazanmasında onu çamurdan beneklerle boyayan Etiyopyalı birinin hikayesi gibi). (Ç.N.)

[7] Burada Darwin’in (1871, s. 185–186) bir istisna olduğunu belirtmemiz gerekir. Kendisi ahlakın ilerlemesinin nedenlerine dair şunları söylemektedir: “İnsanlarımızdaki şefkatin takdir edilmesi ve bu şefkatin örneklerden ilham alan ve bu örnekleri taklit eden alışkanlıklarla pekiştirilmesi önemlidir. Bununla birlikte bu alışkanlıkların genç yaşlarda dini duygulardan da beslenecek biçimde deneyimlere dayandırılması da (muhakeme) pek önemlidir.” (İtalik kısım benim eklememdir)

[8] Tomasello ve ark. (2005) insanlarda empatinin (zihin kuramından kökenini alan) “kendiyle diğerinin denkliği” (self-other equivalence) yönünde bir anlayışa yol açtığını öne sürmektedirler. Diğer primatların aksine insanlar, türdeşlerini salt sosyal bağlamdaki aktörler olarak değil “kendilerinin başka tezahürleri” olarak görmektedirler.

Kaynakça

Abbot, P. (2011). Inclusive fitness theory and eusociality. Nature, 471(7339), E1-E4.

Ananth, M. (2005). Psychological altruism vs. biological altruism: Narrowing the gap with the Baldwin effect. Acta Biotheoretica, 53, 217–239.

Aviles, L. (2002). “Solving the freeloaders paradox: Genetic associations and frequency dependent selection in the evolution of cooperation among nonrelatives. PNAS, 99(22), 14268–14273.

Bateson, C. D. (2011). Altruism in humans. Oxford: Oxford University Press.

Bicchieri, C. (2005). The grammar of society: The nature and dynamics of social norms. New York: Cambridge University Press.

Binmore, K. (2005). Natural justice. Oxford: Oxford University Press.

Boehm, C. (1993). Egalitarian behavior and reverse dominance hierarchy. Current Anthropology, 34(3), 227–254.

Boehm, C. (1997). Impact of the human egalitarian syndrome on Darwinian selection mechanics. The American Naturalist, 150(Suppl.), 100–121.

Bowles, S., Boyd, R., Mathew, S., & Richerson, P. J. (2012). The punishment that sustains cooperation is often coordinated and costly. Behavioral and Brain Sciences, 35(1), 20–21.

Bowles, S., & Gintis, H. (2011). A cooperative species: Human reciprocity and its evolution. Princeton: Princeton University Press.

Boyd, R., Gintis, H., Bowles, S., & Richerson, P. (2003). The evolution of altruistic punishment. PNAS, 100(6), 3531–3535.

Boyd, R., & Richerson, P. (1985). Culture and the evolutionary process. Chicago: University of Chicago Press.

Boyd, R., & Richerson, P. (2002). Group beneficial norms can spread rapidly in a structured population. Journal of Theoretical Biology, 215, 287–296.

Bravetti, A., & Padilla, P. (2018). An optimal strategy to solve the Prisoner’s Dilemma. Nature, Scientific reports, 8, 1948.

Bruening, L. (2016). Habits of a happy brain: Retrain your brain to boost your serotonin, dopamine, oxytocin and endorphin levels. Avon, MA: Adams Media.

Brown, D. (1991). Human universals. New York: McGraw-Hill.

Camerer, C. (2003). Behavioral game theory: Experiments in strategic interaction. Princeton: Princeton University Press.

Camerer, C., & Thaler, R. (1995). Anomalies: Ultimatums, dictators and manners. Journal of Economic Perspectives, 9(2), 209–219.

Chomsky, N. (1955). Logical syntax and semantics: Their linguistic relevance. Language, 31(1), 36–45.

Chudek, M., & Henrich, J. (2011). Culture-gene coevolution, norm-psychology and the emergence of human prosociality. Trends in Cognitive Sciences, 15(5), 218–226.

Cosmides, L., & Tooby, J. (2005). Neurocognitive adaptations designed for social exchange. In D. M. Buss (Ed.), Handbook of evolutionary psychology (pp. 584–627). Hoboken, NJ: Wiley.

Darwin, C. (1871). The descent of man and selection in relation to sex. London: John Murray.

Dawkins, R. (1976). The selfish gene. Oxford: Oxford University Press.

Dawkins, R. (1994). Burying the vehicle commentary on Wilson & Sober: Group selection. Behavioral and Brain Sciences, 17(4), 616–617.

Dennett, D. C. (1994). E Pluribus Unum? Commentary on Wilson & Sober: Group selection”. Behavioral and Brain Sciences, 17(4), 617–618.

Dunbar, R. (1996). Grooming, gossip and the evolution of language. London: Faber and Faber.

Dunbar, R. I. M., Duncan, N. D. C., & Nettle, D. (1995). Size and structure of freely forming conversational groups. Human Nature, 6, 67–78.

Dunn, E., Aknin, L., & Norton, M. (2008). Spending money on other promotes happiness. Science, 319, 1687.

Enquist, M., & Leimar, O. (1993). The evolution of cooperation in mobile organisms. Animal Behaviour, 45(4), 747–757.

Fehr, E., & Gächter, S. (2002a). Altruistic punishment in humans. Nature, 415, 137–140.

Fehr, E., & Gächter, S. (2002b). Strong reciprocity, human cooperation, and the enforcement of social norms. Human Nature, 13(1), 1–25.

Fehr, E., & Rockenbach, B. (2004). Human altruism: economic, neural, and evolutionary perspectives. Current Opinion in Neurobiology, 14, 784–790.

Filkowski, M. M., Cochran, R. N., & Haas, B. W. (2016). Altruistic behavior: Mapping responses in the brain. Neuroscience and Neuroeconomics, 5, 65–75.

Fisher, R. A. (1930). The genetical theory of natural selection. Oxford: Clarendon Press.

Fletcher, J., & Doebeli, M. (2009). A simple and general explanation for the evolution of altruism. Proceedings of the Royal Society B, 276, 13–19.

Gächter, S., & Herrmann, B. (2009). Reciprocity, culture and human cooperation: Previous insights and a new cross-cultural experiment. Proceedings of the Royal Society B, 364, 791–806.

Gintis, H. (2006). Behavioral game theory and sociology. Retrieved from: https://www.umass.edu/preferen/ gintis/behavi~1.pdf

Gintis, H., Bowls, S., Boyd, R., & Fehr, E. (2003). Explaining altruistic behavior in humans. Evolution and Human Behavior, 24, 153–172.

Greene, J. (2013). Moral tribes: Emotions, reason, and the gap between us and them. New York: Penguin Press.

Green, J., Sommersville, R., Nystrom, L., Darley, J., & Cohen, J. (2001). An fMRI investigation of emotional engagement in moral judgment. Science, 293(5537), 2105–2108.

Haldane, J. B. S. (1932). The causes of evolution. London: Longmans, Green & Co.

Hamilton, W. (1964). The Genetical evolution of social behaviour I and II. Journal of Theoretical Biology, 7, p. 1–16, and p. 17–52.

Henrich, J. (2004). Cultural group selection, coevolutionary processes and large-scale cooperation. Journal of Economic Behavior & Organization, 53(1), 3–35.

Henrich, J. (2010). The secret of our success: How culture is driving human evolution, domesticating our species and making us smarter. Princeton: Princeton University Press.

Henrich, J. (2016). The secret of our success: How culture is driving human evolution, domesticating our species, and making us smarter. Princeton University Press.

Henrich, J., Boyd, R., Bowles, S., Gintis, H., Camerer, C., Fehr, E., et al. (2001). In search of Homo economicus: Experiments in 15 small-scale societies. American Economic Review, 91, 73–78.

Hill, K. R., Walker, R., Božiˇcevi´c, M., Eder, J., Headland, T., Hewlett, B., et al. (2011). Co-residence patterns in Hunter-Gatherer societies show unique human social structure. Science, 331(6022), 1286–1289.

Hill, K. R., Wood, B. M., Baggio, J., Hurtado, A. M., & Boyd, R. T. (2014). Hunter-gatherer inter-band interaction rates: Implications for cumulative culture. PLoS ONE, 9(7), e102806.

Hrdy, S. (2009). Mothers and others: The evolutionary origins of mutual understanding. Cambridge: Harvard University Press.

Mathew, S., & Boyd, R. (2011). Punishment sustains large-scale cooperation in prestate warfare. Proceedings of the National Academy of Sciences, USA, 108(28), 11375–11380.

Maynard Smith, J. (1976). Group selection. Quarterly Review of Biology, 51(2), 277–283.

Maynard Smith, J. (1998). Book review: Sober, E., Wilson, D. (1998). Unto others: The evolution and psychology of unselfish behavior Harvard University Press: 1998. Nature, 393, p. 639–640.

Mealey, L., Daood, C., & Krage, M. (1996). Enhanced memory for faces of cheaters. Ethology and Sociobiology, 17, 119–128.

Melis, A., Altricher, A., Schneider, A., & Tomasello, M. (2013). Allocation of resources to collaborators and free-riders by 3-years-old. Journal of Experimental Child Psychology, 114, 364–370.

Nowak, M. A., Tarnita, C. E., & Wilson, E. O. (2010). The evolution of eusociality. Nature, 466(7310), 1057–1062.

Oda, R. (1997). Biased face recognition in the prisoner’s dilemma games. Evolution and Human Behavior, 18, 309–315.

Okasha, S. (2005). Altruism, group selection and correlated interaction. British Journal for the Philosophy of Science, 56(4), 703–725.

Panchanathan, K., & Boyd, R. (2004). Indirect reciprocity can stabilize cooperation without the second-order free-rider problem. Nature, 432, 499–502.

Pinker, S. (2012). The false allure of group selection. Edge June 19, 2012. Retrieved from: https://www. edge.org/conversation/steven_pinker-the-false-allure-of-group-selection

Puurtinen, N., & Mappes, T. (2009). Between-group competition and human cooperation. Proceedings of the Royal Society B, 276, 355–360.

Richerson, P., & Boyd, R. (1999). Complex societies: The evolutionary origins of a crude superorganism. Human Nature, 10(3), 253–289.

Richerson, P., & Boyd, R. (2005). Not by genes alone: How culture transformed human evolution. Chicago: University of Chicago Press.

Richerson, P., et al. (2016). Cultural group selection plays an essential role in explaining human cooperation: A sketch of the evidence. Behavioral and Brain Sciences, 39, e30.

Ruse, M. (1979). Sociobiology: Sense or nonsense?. Dordrecht: Reidel.

Schmidt, M., Rakoczy, H., & Tomasello, M. (2013). Young children understand and defend the entitlements of others. Journal of Experimental Child Psychology, 116(4), 930–944.

Singer, P. (1995). How are we to live? Ethics in an age of self-interest. New York: Prometheus Books.

Sober, E. (1988). What Is Evolutionary Altruism? In B. Linsky and M. Matthen (eds.), New Essays on Philosophy and Biology, Canadian Journal of Philosophy, supplementary volume 14, p. 75–99.

Sober, E., &Wilson, D. (1998). Unto others: The evolution and psychology of unselfish behavior. Cambridge MA: Harvard University Press.

Sonne, J., & Gash, D. (2018). Psychopathy to altruism: Neurobiology of the selfish–selfless spectrum. Frontiers in Psychology, 9, 575.

Tomasello, M., Carpenter, M., Call, J., Behne, T., & Moll, H. (2005). Understanding and sharing intentions: The origins of cultural cognition. Behavioral and Brain Sciences, 28, 675–735.

Tooby, J., & Cosmides, L. (1996). Friendship and the banker’s paradox: Other pathways to the evolution of adaptations for altruism. In W. G. Runciman, J. Maynard Smith, & R. I. M. Dunbar (Eds.), Evolution of social behaviour patterns in primates and man (Vol. 88, pp. 119–143). Proceedings of the British Academy.

Trivers, R. (1971). The Evolution of Reciprocal Altruism. Quarterly Review of Biology, 46, 35–57.

Vakoch, D. A. (Ed.). (2013). International and cultural psychology. Altruism in cross-cultural perspective. Berlin: Springer.

Vlerick, M. (2016). Explaining universal social institutions: A game-theoretic approach. Topoi, 35(1), 291–300.

Vlerick, M. (2017). ‘Better than our nature? Evolution and moral realism, justification, and progress’. In M. In Ruse & R. Richards (Eds.), Handbook of evolutionary ethics (pp. 226–239). Cambridge: Cambridge University Press.

Vlerick, M. (2020a). The evolution of social contracts. Journal of Social Ontology, 5(2), 181–203.

Vlerick, M. (2020b). The cultural evolution of institutional religions. Religion, Brain & Behavior, 10(1), 18–34.

Warneken, F., Lohse, K., Melis, A., & Tomasello, M. (2011). Young children share the spoils after collaboration. Psychological Science, 22, 267–273.

Warneken, F., & Tomasello, M. (2009). Varieties of altruism in children and Chimpanzees. Trends in Cognitive Sciences, 13(9), 397–402.

West, S., Griffin, A., & Gardner, A. (2007). Social semantics: Altruism, cooperation, mutualism, strong reciprocity and group selection. Journal of Evolutionary Biology, 20(2), 415–432.

Westlake, G., Coall, D., & Grueter, C. (2019). Educational attainment is associated with unconditional helping behaviour. Evolutionary Human Sciences, 1, E15.

Wiessner, P. (2005). Norm enforcement among the Ju/’hoansi Bushmen — A case of strong reciprocity? Human Nature, 16(2), 115–145.

Wilson, D. S. (1975). A theory of group selection. Proceedings of the National Academy of Sciences (USA), 72(1), 143–146.

Wilson, D. S. (2005). Does altruism exist? Culture, genes, and the welfare of others. New Haven: Yale University Press.

Wilson, D. S., & Kniffin, K. M. (1999). Multilevel selection and the social transmission of behavior. Human Nature, 10(3), 291–310.

Bu makale CC BY 4.0 lisansı altında Türkçe’ye çevrilmiştir. © 2021 Michael Vlerick

Alıntı: Vlerick, M. (2021). Explaining human altruism. Synthese, 199, 2395–2413. https://doi.org/10.1007/s11229-020-02890-y

Bilgi İşlem Makineleri ve Zeka — Alan Turing (1950)

27/06/2020

Özgün Adı: Computing Machinery and Intelligence Önsöz 20. yüzyılın ikinci yarısındaki teknolojik gelişmelerin ve bununla beraber yaşam tarzlarının, kültürün, genel olarak hayatın değişiminde en etkili olan

Read More »

Cem Bozşahin ile Röportaj — CogIST

15/02/2024

Türkiye’de bilişsel bilimle ilgilenen gerek amatör, gerek öğrenci, gerekse uzmanları kapsayan bir sosyal ağ oluşturma hedefi doğrultusunda, farklı alan ve kurumlardan hocalarla kendi çalışma sahaları

Read More »

Patricia Goldman-Rakic— Kognitif VikiMaraton

08/03/2022

Bu döküman CogIST olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Vikipedi Türkiye’de, kadın bilişsel bilimcilere dair gerçekleştirdiğimiz katkıların bir arşivi niteliğindedir. Vikipedi’deki maddeler sıklıkla değiştirilebildiği

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

Event Submission

Manuscript Submission

Privacy Policy

Distance Sales Agreement

Course Participation Agreement

Feedback Survey

Instagram Twitter Linkedin Youtube