İçeriğe atla
Instagram Twitter Linkedin Youtube
  • Home
  • Activities
    • Events
    • Publication
  • This paragraph should be hidden.

  • Who are we?
  • Upcoming Events
  • Contact
  • TR
  • Home
  • Activities
    • Events
    • Publication
  • This paragraph should be hidden.

  • Who are we?
  • Upcoming Events
  • Contact
  • TR

Çocuk Gelişiminde Dil ve Nedensellik — Ebru Ger

Yazar: Ebru Ger
Editör: Neslihan Çalışkan

Dr. Ebru Ger doktorasını gelişim psikolojisi alanında 2021 yılında Zürih Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Şu an Bern Üniversitesi’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmaktadır. Çocuklarda dil ve iletişim gelişimi, nedensellik algısı, yürütücü işlevler, mizah anlayışı gibi pek çok farklı alanda araştırmalar yürütmektedir.

Konuştuğumuz dil düşüncelerimizi etkiler mi? Dil olmadan da düşünebilir miyiz? Bunlar en az 100 yılı aşkındır filozoflar, psikologlar, dilbilimciler ve diğer birçok alandan insanın üzerine düşündüğü önemli sorular. Yanıtı ise halen tartışmaya açık olmakla birlikte öne sürülmüş farklı teoriler ve fikirler var. Bunlardan daha radikal olanı, dil olmadan düşünmenin mümkün olmadığını iddia eder nitelikte. Daha az katı olanı ise dilin düşünceyi mümkün kıldığı değil yalnızca etkilediği ya da şekillendirdiği yönünde. Renk, müzik, yer-yön, sayı sayma gibi pek çok biliş alanında, özellikle farklı diller konuşan insanlarla yürütülmüş, ilginç deneyler bu teoriyi destekleyecek yönde bulgular ortaya çıkarmışlardır. Örneğin, Türkçedeki mavi ve lacivert gibi açık ve koyu mavi tonları için iki farklı sözcük kullanan bir dili konuşan biri, farklı sözcükler kullanmayan bir dili konuşan birine göre farklı sözcüklerle ifade etme sınırındaki renk tonlarını daha iyi ayrıştırdığı gözlemlenmiştir (Winawer et al., 2007). Ancak dilinde açık ve koyu gibi yalnızca iki renk sözcüğü bulunan bir dili konuşan insanların da renkleri birçok rengi isimlendiren bir dili konuşan insanlar kadar iyi ayrıştırdığı da gözlenmiştir (Heider & Olivier, 1972). Yani bu iki bulguyu bir araya getirerek, dilin düşünceyi (ya da bu bağlamda algıyı) mümkün kılmaktan ziyade etkilediğini söylemek daha doğru olacaktır. Dilin düşünceyi etkilemesi yalnızca yetişkinlerde değil çocuk gelişiminde de gözlenmekte ve önemli bir araştırma alanı teşkil etmektedir.

Dilin düşünceyi etkileyebileceğini araştıran bir başka biliş alanı da nedenselliktir. Nedensellik algısı, bir olayın nedenleri ve sonuçlarını kavrayabilmek ve aralarındaki ilişkiyi anlayabilmek olarak tanımlanır. Bu kavram, dünyayı anlamlandırmak, öğrenmek, ileriyi tahmin etmek ve planlama yapmak gibi temel yetiler için oldukça önemli ve gereklidir (Gopnik et al., 2004, 2007). Nedensellik algısı, özellikle erken çocuklukta gelişme gösteren bir alandır. Daha 6 aylık bebeklerin bile bazı temel nedensellik ilişkilerini, büyük ihtimalle biyolojik bir hazırlık vasıtasıyla anladığı gösterilmiştir (Cohen & Amsel, 1998; Kotovsky & Baillargeon, 2000; Leslie & Keeble, 1987). Örneğin, bebekler durağan bir nesnenin arkasından ona yaklaşan hareket halindeki bir nesnenin yalnızca ona çarpması durumunda harekete geçeceğini, arkadaki hareketli nesne öndeki durağan nesneye çarpmaz da öncesinde durursa öndeki nesneyi harekete geçirmeyeceğini bilmektedir. Yine aynı yaştaki bebekler, bir nesnenin form değiştirmesine, örneğin kırılmasına, durağan başka bir nesnenin değil ama bir insan elinin neden olabileceğini beklemektedir (Muentener & Carey, 2010). Yani erken çocuklukta zaman-uzamsal temas ve insan unsuru nedensellik algısı için elzem öğelerdir. Ancak çocuklar gelişim boyunca bu öğeleri ihlal eden durumların da başka yollar aracılığıyla nedensel olabileceğini öğrenmektedir. Örneğin, bir nesnenin direkt bir fiziksel temas olmadan, mesela bir kablo bağlantısıyla, başka bir nesneyi aktive edebileceğini 2 yaşındaki çocuklar beklemezken 4 yaşındaki çocuklar beklemektedir (Bonawitz et al., 2010; Meltzoff, 1995; Muentener et al., 2012). Bu noktada dil önemli bir rol oynamaktadır. Eğer bir yetişkin bu nesnenin diğer nesneyi aktive ettiğini nedensel bir dil kullanarak ifade ederse (örn. The block made the toy go “Blok oyuncağı çalıştırdı” ) 2 yaşındaki çocuklar da nedensel ilişkiyi anlayabilmektedir (Bonawitz et al., 2010, Muentener et al., 2012). Üstelik yine nedensel yapıda özne ve nesneyi içeren ancak dilde var olan bir fiil yerine uydurma bir fiille belirtilen bir cümle kullanılsa bile (örn. “Blok oyuncağı FEZdi” ) çocuklar bu nedensel dilden yararlanarak nedenselliği anlamaktadır (Ger et al., 2022). Bu noktada dilin genel anlamda nedenselliği görünür kılma etkisinden söz edebiliriz. En başta bahsettiğimiz farklı dillerin algıda yarattığı farklara dönersek, bir diğer önemli soru ise hangi dili konuştuğumuza bağlı olarak nedensellik algımızın değişip değişmeyeceğidir.

Bu konuda özellikle çocuklarla yapılan araştırmalar artmakla beraber halen kısıtlı. Nedenselliği ifade etmek anlamında diller birkaç alanda farklılaşırlar. Bir tanesi nedensellik belirten cümlelerde özne olarak kullanılmaya açık olan ettirgen unsurların (agent) neler olabileceğidir. Örneğin İngilizcede hem canlı hem cansız varlıklar bu ettirgen unsur konumunda kabul görürken Japoncada bu unsurlar çoğunlukla canlı ve kazara değil kasıtlı hareket eden varlıklardır. Kanero ve arkadaşlarının (2016) Japonca konuşan ve İngilizce konuşan çocuklarda yürüttüğü karşılaştırmalı bir çalışmada 4 yaşına kadar her iki grup çocuk da canlı ve kasıtlı varlıkları nedensellik belirten cümlelerin öznesi olarak kabul ederken 4 yaşından itibaren İngilizce konuşan çocuklar Japonca konuşan çocuklara nazaran “Mikrodalga kahveyi ısıttı” cümlesindeki gibi cansız varlıkları özne olarak kabul etmeye daha yatkın olmuşlardır. Benzer bir şekilde Japonca konuşan çocuklar kazara bir şeye sebebiyet veren unsurları İngilizce konuşan çocuklara oranla çok daha az özne olarak kullanmışlardır. Mesela yanlışlıkla bir balon patlatan bir adamı gördüklerinde Japonca konuşanlar ‘Balon patladı’ gibi bir cümle yapısını tercih ederken İngilizce konuşanlar “Adam balonu patlattı” gibi bir cümle yapısını tercih etmişlerdir (Okuno et al., 2020).

Dillerin farklılaştığı bir diğer alansa nedenselliği belirtmek için spesifik bir ek kullanıp kullanılmadığıdır. Örneğin, Türkçe de -dir, -ir, -t gibi belli başlı, ettirgenlik eki olarak da bilinen nedensellik ekleri vardır. Bunlardan en sık görüleni -dir ekidir. “Ali gülüyor” ve “Ayşe Ali’yi güldürüyor” cümlelerinde olduğu gibi gülmek fiiline -dir ettirgenlik eki eklenerek gülme eylemi nedensel olan güldürme eylemine dönmüştür. Başka dillerde böyle spesifik ekler yerine nedensel anlamı halihazırda içinde barındıran fiiller veya yardımcı fiiller kullanılmaktadır. Tek görevi nedensellik belirtmek olan bu tür saydam ekler kullanan bir dili konuşan çocuklar acaba nedenselliği de daha iyi anlıyor olabilir mi? Ger ve arkadaşları (2021, 2022) bu saydam ekleri içeren bir dil olan Türkçe ile böyle ekler içermeyen bir dil olan İsviçre Almancasını hedef aldığı ve bu dilleri konuşan 2.5–4 yaş aralığındaki çocuklarla karşılaştırmalı olarak yürüttüğü çalışmalarda çocukların anadillerindeki bu farklılıktan ötürü nedensellik algılarında oluşabilecek bir fark bulmamışlardır. Örneğin, Türkçe konuşan çocuklar “Kız mavi bir oyuncak FEZdirdi” ya da “Küp arabayı FEZdirdi” gibi bir nedensel cümle duymuşlardır. İsviçre Almancası konuşan çocuklar da aynı cümlelerin içinde nedensellik eki içermeyen İsviçre Almancası karşılıklarını (örn. “S’Meitli hät s’blaue Spilzüg g’TAMMt” ) duymuşlardır. Her iki dil grubundaki çocuklar da bu cümleleri duymaları üzerine anlamlı ve benzer oranda nedensellik çıkarımı yapmışlardır. Yani en azından incelenen bu yaş aralığında çocukların anadillerindeki yapısal ipuçlarını kullanarak nedensel bir anlam çıkarımı yaptıkları gözlense de Türkçedeki saydam ettirgenlik eklerinin bu nedensellik çıkarımı için ek bir avantaj sağladığına dair bir bulgu gözlenmemiştir. Ancak bu alandaki çalışmalar diller arası yapısal farklılıkların nedensellik üzerine etkisini henüz yeni yeni araştırmakta olup daha net sonuçlara varmak için farklı metotlar ve yaş gruplarıyla yapılacak benzer çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Kaynakça

Ger, E., Stuber, L., Küntay, A. C., Göksun, T., Stoll, S., & Daum, M. M. (2021). Influence of causal language on causal understanding: A comparison between Swiss German and Turkish. Journal of Experimental Child Psychology, 210, 105182. https://doi.org/10.1016/j.jecp.2021.105182

Ger, E., Küntay, A. C., Göksun, T., Stoll, S., & Daum, M. M. (2022). Do typological differences in the expression of causality influence preschool children’s causal event construal?. Language and Cognition, 14(2), 161–184. https://doi.org/10.1017/langcog.2021.26

Bonawitz, E. B., Ferranti, D., Saxe, R., Gopnik, A., Meltzoff, A. N., Woodward, J., & Schulz, L. E. (2010). Just do it? Investigating the gap between prediction and action in toddlers’ causal inferences. Cognition, 115(1), 104–117. https://doi.org/10.1016/j.cognition.2009.12.001

Cohen, L. B., & Amsel, G. (1998). Precursors to infants’ perception of the causality of a simple event. Infant Behavior and Development, 21(4), 713–731. https://doi.org/10.1016/S0163-6383(98)90040-6

Gopnik, A., Schulz, L., Schulz, L. E., & Press, O. U. (2007). Causal Learning: Psychology, Philosophy, and Computation. Oxford University Press, USA

Gopnik, A., Glymour, C., Sobel, D. M., Schulz, L. E., Kushnir, T., & Danks, D. (2004). A theory of causal learning in children: causal maps and Bayes nets. Psychological Review, 111(1), 3–32. https://doi.org/10.1037/0033-295X.111.1.3

Heider, E. R., & Olivier, D. C. (1972). The structure of the color space in naming and memory for two languages. Cognitive Psychology, 3, 337–354. https://doi.org/10.1016/0010-0285(72)90011-4

Kanero, J., Hirsh-Pasek, K., & Golinkoff, R. M. (2016). Can a microwave heat up coffee? How English-and Japanese-speaking children choose subjects in lexical causative sentences. Journal of Child Language, 43(5), 993–1019. https://doi.org/10.1017/S0305000915000331

Kotovsky, L., & Baillargeon, R. (2000). Reasoning about collisions involving inert objects in 7.5-month-old infants. Developmental Science, 3(3), 344–359. https://doi.org/10.1111/1467-7687.00129

Leslie, A. M., & Keeble, S. (1987). Do six-month-old infants perceive causality? Cognition, 25(3), 265–288. https://doi.org/10.1016/S0010-0277(87)80006-9

Meltzoff, A. N. (1995). Understanding the intentions of others: Re-enactment of intended acts by 18-month-old children. Developmental Psychology, 31(5), 838. https://doi.org/10.1037/0012-1649.31.5.838

Muentener, P., Bonawitz, E., Horowitz, A., & Schulz, L. (2012). Mind the gap: Investigating toddlers’ sensitivity to contact relations in predictive events. PloS One, 7(4), e34061. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0034061

Muentener, P., & Carey, S. (2010). Infants’ causal representations of state change events. Cognitive Psychology, 61(2), 63–86. https://doi.org/10.1016/j.cogpsych.2010.02.001

Winawer, J., Witthoft, N., Frank, M. C., Wu, L., Wade, A. R., & Boroditsky, L. (2007). Russian blues reveal effects of language on color discrimination. Proceedings of the National Academy of Sciences, 104(19), 7780–7785. https://doi.org/10.1073/pnas.0701644104

Akıl Yürütme, Tasarı İçermiyorsa İnsana Özgü Olamaz — Justin E. H. Smith

13/10/2021

Özgün Adı: If reason exists without deliberation, it cannot be uniquely human Justin E. H. Smith, Paris Diderot Üniversitesinde bilim tarihi ve felsefesi profesörü olarak görev

Read More »

Deliller Chomsky’nin Dil Öğrenim Teorisini Çürütüyor — Paul Ibbotson, Michael Tomasello

10/10/2020

Özgün adı: “Evidence Rebuts Chomsky’s Theory of Language Learning” Noam Chomsky’nin dilbilimde gerçekleştirdiği devrimin büyük bir kısmı, bizim dili öğrenme şeklimizle ilgili iddiaları da dahil

Read More »

Hedwig von Restorff — Kognitif VikiMaraton

17/03/2023

Bu doküman CogIST olarak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Vikipedi Türkiye’de, kadın bilişsel bilimcilere dair gerçekleştirdiğimiz katkıların bir arşivi niteliğindedir. Vikipedi’deki maddeler sıklıkla değiştirilebildiği

Read More »

Copyrights @2026 CogIST All Rights Reserved

Event Submission

Manuscript Submission

Privacy Policy

Distance Sales Agreement

Course Participation Agreement

Feedback Survey

Instagram Twitter Linkedin Youtube