{"id":4899,"date":"2025-10-14T15:28:35","date_gmt":"2025-10-14T15:28:35","guid":{"rendered":"https:\/\/cog-ist.com\/?post_type=blog_content&#038;p=4899"},"modified":"2025-11-26T22:29:16","modified_gmt":"2025-11-26T22:29:16","slug":"radikali-radikallestirmek-radikal-dissalci-bir-bilis-biyolojisine-dogru-bolum-2-bilimden-ne-bekleyebiliriz-bilimsel-realizmlere-karsi-yunus-sahin","status":"publish","type":"blog_content","link":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/blog_content\/radikali-radikallestirmek-radikal-dissalci-bir-bilis-biyolojisine-dogru-bolum-2-bilimden-ne-bekleyebiliriz-bilimsel-realizmlere-karsi-yunus-sahin\/","title":{"rendered":"Radikali Radikalle\u015ftirmek: Radikal D\u0131\u015fsalc\u0131 Bir Bili\u015f Biyolojisine Do\u011fru &#8211; B\u00f6l\u00fcm 2 &#8211; Bilimden Ne Bekleyebiliriz: Bilimsel Realizmlere Kar\u015f\u0131 \u2014 Yunus \u015eahin"},"content":{"rendered":"\n<h2 class=\"wp-block-heading has-text-align-center\"><\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Shapin ve Shaffer (1985), Latour (1990) ve Stengers (2023), bilimsel devrim diye an\u0131lan d\u00f6nemin arkas\u0131nda toplumsal ve siyasal krizlerin nas\u0131l belirleyici bir rol oynad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7arp\u0131c\u0131 bir bi\u00e7imde aktar\u0131rlar. <strong>Onlar\u0131n anlat\u0131s\u0131na g\u00f6re, krizlerin ve kanl\u0131 sava\u015flar\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7ebilmek i\u00e7in toplumsal bir uzla\u015f\u0131ya duyulan ihtiya\u00e7, insanlar\u0131 hakemlik yapabilecek, yeterince g\u00fc\u00e7l\u00fc bir otorite aray\u0131\u015f\u0131na y\u00f6neltmi\u015ftir ve bu ihtiya\u00e7la y\u00f6nelinilen otorite \u201cdo\u011fa\u201dn\u0131n ta kendisi olagelmi\u015ftir. \u00d6znel g\u00f6r\u00fc\u015flerden, olas\u0131 ihtilaflardan ar\u0131nm\u0131\u015f, objektif bir ger\u00e7eklik&#8230;<\/strong> Bununla birlikte bilim insanlar\u0131 ise deneyler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla do\u011fayla \u201ckonu\u015fabilen\u201d, do\u011frudan Do\u011fruyu<a id=\"_ftnref1\" href=\"#_ftn1\">[1]<\/a> ve olgular\u0131 dile getiren ki\u015filer olarak, bu otoritenin ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131lar\u0131 haline gelmi\u015flerdir. \u0130\u015fte modern bilimin <em>epistemik egemenli\u011finin<\/em> temeli budur.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bilimin olgular\u0131 (fact) ve Do\u011fru\u2019yu (truth) sundu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesi, akademide de kamusal alanda da uzun s\u00fcre hakim olmu\u015ftur. Hemen her \u015fey neredeyse an\u0131nda \u201cbulgu\u201d (evidence) ya da \u201cveri\u201d (data) meselesi haline gelmi\u015f, b\u00f6yle bir destekten yoksunsa kolayca spek\u00fclatif ya da dogmatik olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcp kenara at\u0131lagelmi\u015ftir. Fakat tabii ki bu konuda da kar\u015f\u0131t g\u00f6r\u00fc\u015fler de olmu\u015ftur. \u00d6zellikle 20. y\u00fczy\u0131lda, bilimin bize neler s\u00f6yleyebilece\u011fine dair \u00f6nemli tart\u0131\u015fmalar ya\u015fanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Bu b\u00f6l\u00fcmde \u00f6nce bilimin bizlere objektif bir ger\u00e7e\u011fi, hakikati, Do\u011fru\u2019yu sundu\u011funu savunan realist g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ve onun temel arg\u00fcmanlar\u0131n\u0131 \u00f6zetleyece\u011fim. Ard\u0131ndan anti-realistlerin bu yakla\u015f\u0131ma y\u00f6neltti\u011fi ele\u015ftirileri ve geli\u015ftirdikleri genel arg\u00fcmanlar\u0131 a\u00e7\u0131klayacak, sonras\u0131nda ise neden anti-realist bir tutumu savunmam\u0131z gerekti\u011fini tart\u0131\u015faca\u011f\u0131m.<\/strong> Bunu yaparken bilimsel realizm, se\u00e7ici realizmler (selective realisms), in\u015fac\u0131 empirizm (constructive empiricism), k\u00f6t\u00fcmser arg\u00fcman (pessimistic argument), belirlenememe (underdetermination), perspektif\u00e7i realizm (perspectival ralism), bilime sosyolojik ve tarihsel yakla\u015f\u0131mlar ile pratik odakl\u0131 bilim felsefesine ba\u015fvuraca\u011f\u0131m.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Unutulmamal\u0131d\u0131r ki bu b\u00f6l\u00fcmdeki amac\u0131m esasen \u015fu soruya yan\u0131t aramakt\u0131r: <strong>\u201cBilimden ne bekleyebiliriz?\u201d<\/strong> Bu soruya verilecek yan\u0131t, ileride bilin hakk\u0131ndaki daha lokal sorular\u0131m\u0131z\u0131 ve cevaplar\u0131m\u0131z, \u00f6rne\u011fin bu tezin odak noktas\u0131 olan bili\u015fsel bilim ba\u011flam\u0131ndaki tart\u0131\u015fmalar i\u00e7in s\u0131n\u0131rlar sa\u011flayacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\"><strong>2.1 Bilimsel realizme bak\u0131\u015f<\/strong><\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Bilimsel teorilerin ger\u00e7eklikle ili\u015fkisini nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcnmemiz gerekti\u011fine dair tart\u0131\u015fmalar en az\u0131ndan 17. y\u00fczy\u0131ldaki Kopernik\u2013Bellarmine polemi\u011fine kadar geri g\u00f6t\u00fcr\u00fclebilir (Feyerabend, 1975).<\/strong> 19. y\u00fczy\u0131lda da Duhem, Poincar\u00e9 ve Mach gibi isimlerin oda\u011f\u0131nda oldu\u011fu benzer sorular etraf\u0131nda hararetli tart\u0131\u015fmalar ya\u015fanm\u0131\u015ft\u0131r (Duhem, 1991; Mach, 2013; Poincar\u00e9, 2014). 20. y\u00fczy\u0131lda ise bu tart\u0131\u015fmalar, mant\u0131ksal pozitivizmin s\u0131rad\u0131\u015f\u0131 iddialar\u0131yla yeniden alevlenmi\u015f (Richardson ve Uebel, 2007) ve daha sonra Putnam, Boyd gibi filozoflar taraf\u0131ndan s\u00fcrd\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr (Boyd, 1973, 1983; Putnam, 1962, 1975a, 1975b).<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Felsefede pek \u00e7ok konuda oldu\u011fu gibi burada da ne tek bir tezde, daha da k\u00f6t\u00fcs\u00fc, ne de tek bir tez b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde hakk\u0131yla ele al\u0131namayacak kadar uzun bir tarih s\u00f6z konusudur. Bu nedenle tart\u0131\u015fmay\u0131 makul s\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde tutarak daha g\u00fcncel ve do\u011frudan ilgili form\u00fclasyonlardan ba\u015flamay\u0131 tercih ediyorum.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Bilimsel realizm kabaca, bilimsel teorilerin do\u011fru (ya da yakla\u015f\u0131k olarak do\u011fru) oldu\u011fu ve\/ya biraz da metaforik bir ifade kullanacak olursak bize zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z (mind-independent) bir ger\u00e7ekli\u011fin \u201cresmini\u201d sundu\u011fu iddias\u0131d\u0131r (Chakravartty, 2017).<\/strong> \u0130lk bak\u0131\u015fta teorilerin yan\u0131labilirli\u011fi (fallible) bu iddiayla \u00e7eli\u015fiyor gibi g\u00f6r\u00fcnebilir, ancak tabii ki realistler bunu kabul eder ve bu nedenle <strong>\u201cyakla\u015f\u0131k olarak Do\u011fru\u201d (approximate truth)<\/strong> kavram\u0131n\u0131 devreye sokarlar. Burada vurgulamam\u0131z gereken bir husus da, bu tart\u0131\u015fman\u0131n \u00f6z\u00fcnde <strong>teorik terimlerle <\/strong>ili\u015fkili oldu\u011fudur. G\u00f6zlemsel terimler, geni\u015f bir anlamda, do\u011frudan g\u00f6zlemleyebildi\u011fimiz \u015feylere i\u015faret ederken teorik terimler, bu g\u00f6zlemleri a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z terimlerdir (Chakravartty, 2017). <strong>Elbette teorik\u2013g\u00f6zlemsel ayr\u0131m\u0131 ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na tart\u0131\u015fmal\u0131 bir konudur ve bu tezin kapsam\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda kalan geni\u015f bir literat\u00fcre sahiptir.<\/strong><a id=\"_ftnref2\" href=\"#_ftn2\">[2]<\/a> Fakat \u015fimdilik kimilerinin <em>teorik terimleri<\/em> \u00e7ok daha kapsay\u0131c\u0131 yorumlay\u0131p bilimsel teorilerin kulland\u0131\u011f\u0131 her t\u00fcrden terimi bu kavram\u0131n kapsam\u0131na dahil ederken (Chakravartty, 2017) kimilerinin ise tart\u0131\u015fmay\u0131 g\u00f6zlemlenebilir\u2013g\u00f6zlemlenemez ayr\u0131m\u0131 \u00fczerinden y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve g\u00f6zlemlenemez entiteleri yaln\u0131zca \u2018do\u011frudan g\u00f6zlemleyemedi\u011fimiz\u2019 \u015feyler olarak kabul etti\u011fini s\u00f6ylemek yeterli olacakt\u0131r. <strong>Bu noktada \u201cdo\u011frudan g\u00f6zlem\u201din nas\u0131l tan\u0131mlanaca\u011f\u0131na dair bir mutabakat olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da belirtmemiz gerekir. Ancak \u00e7o\u011fu ki\u015fi i\u00e7in elektronlar ya da Sicim Teorisi\u2019nin baz\u0131 bile\u015fenleri g\u00f6zlemlenemezlere iyi birer \u00f6rnektir.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Bilimsel realizmin \u00fc\u00e7 temel kabul\u00fc (commitment) vard\u0131r:<\/strong> <strong>ontolojik\/metafiziksel<\/strong>, <strong>epistemolojik<\/strong> ve <strong>semantik<\/strong>. Ontolojik kab\u00fcl, <em><strong>zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir ger\u00e7ekli\u011fin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131<\/strong><\/em> kabul eder. Epistemolojik kabul, <strong><em>bilim arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla bu ba\u011f\u0131ms\u0131z ger\u00e7ekli\u011fi bilebilece\u011fimizi ve bildi\u011fimizi<\/em> <\/strong>\u00f6ne s\u00fcrer. Semantik kabul ise <em><strong>bilimsel iddialar\u0131n (statement) zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z ger\u00e7ekli\u011fe g\u00f6nderimde bulunan ifadeler olarak, yani literal olarak yorumlanmas\u0131 gerekti\u011fini<\/strong><\/em> savunur. Felsefe literat\u00fcr\u00fcnde realizm tart\u0131\u015fmalar\u0131, bu \u00fc\u00e7 kabul\u00fcn nas\u0131l form\u00fcle edildi\u011fine ba\u011fl\u0131 olarak pek \u00e7ok farkl\u0131 y\u00f6ne ayr\u0131l\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><\/p>\n\n\n\n<figure class=\"wp-block-pullquote\"><blockquote><p><\/p><cite>&#8220;Bilimsel realizm kabaca, bilimsel teorilerin do\u011fru (ya da yakla\u015f\u0131k olarak do\u011fru) oldu\u011fu ve\/ya biraz da metaforik bir ifade kullanacak olursak bize zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z (mind-independent) bir ger\u00e7ekli\u011fin &#8216;resmini&#8217; sundu\u011fu iddias\u0131d\u0131r.&#8221;<\/cite><\/blockquote><\/figure>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">20. Y\u00fczy\u0131l\u0131n en \u00f6nemli analitik filozoflar\u0131ndan <strong>Hilary Putnam<\/strong>, bu konu \u00fczerindeki \u00e7a\u011fda\u015f tart\u0131\u015fmalarda kurucu bir fig\u00fcrd\u00fcr. Putnam\u2019a g\u00f6re semantik kabul, di\u011ferlerini g\u00fcvence alt\u0131na alabilmek i\u00e7in kritik \u00f6nemdedir ve bu noktada <strong>nedensel\u2013tarihsel g\u00f6nderim kuram\u0131n\u0131 (causal-historical theory of reference)<\/strong> ortaya koyar. Putnam\u2013Kripke modeli olarak da bilinen bu yakla\u015f\u0131ma g\u00f6re (Kripke, 1980; Putnam, 1973, 1975b) bir ismin g\u00f6ndergesi (reference), yani kaplam\u0131 (extension), \u201cvaftiz an\u0131nda,\u201d yani ismin ilgili nesneye toplumsal mutabakat (convention) ile atfedildi\u011fi ilk anda sabitlenir.<strong> \u0130sim bu andan itibaren nesnesinin \u201ckat\u0131 belirleyicisi\u201d (rigid designator) olur, akabinde ba\u015fkalar\u0131na ve sonraki nesillere aktar\u0131l\u0131r. B\u00f6ylece, nesneye dair daha sonraki t\u00fcm kullan\u0131mlar ilk \u201cvaftiz\u201d an\u0131na nedensel olarak ba\u011flan\u0131r.<\/strong> Buradaki fikri daha iyi anlayabilmek i\u00e7in Putnam\u2019\u0131n \u00fcnl\u00fc <strong>\u0130kiz D\u00fcnya<\/strong> d\u00fc\u015f\u00fcnce deneyini (Putnam, 1973) ele alabiliriz. Bizim d\u00fcnyam\u0131za t\u0131pat\u0131p benzeyen bir ba\u015fka d\u00fcnya oldu\u011funu ve o d\u00fcnyadaki tek fark\u0131n orada \u201csu\u201dyun H\u2082O de\u011fil, bizim i\u00e7in bilinmeyen bir kar\u0131\u015f\u0131m olan XYZ\u2019den ol\u015ftu\u011funu farz edelim. Bu k\u00fc\u00e7\u00fck farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n suyun g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc, tad\u0131, alg\u0131lan\u0131\u015f\u0131 vb. hi\u00e7bir \u015feyi de\u011fi\u015ftirmedi\u011fini belirtelim. E\u011fer \u201csu\u201dyun g\u00f6ndergesi sadece bizim alg\u0131m\u0131za, kavray\u0131\u015f\u0131m\u0131za ya da kullan\u0131m\u0131m\u0131za ba\u011fl\u0131 olsayd\u0131, hem bizim d\u00fcnyam\u0131zda hem \u0130kiz D\u00fcnya\u2019da ayn\u0131 \u015feye g\u00f6nderimde bulunuyor olurduk. Fakat bu bir \u00e7eli\u015fkiye yol a\u00e7\u0131yor gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir \u00e7\u00fcnk\u00fc farkl\u0131 kaplamlar (extensions) farkl\u0131 do\u011fruluk ko\u015fullar\u0131n\u0131 beraberinde getirir, ki bu da az \u00f6nce bahsetti\u011fimiz \u2018ayn\u0131 g\u00f6nderim\u2019 durumuyla \u00e7eli\u015fik g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bu durum, \u201czihinden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k\u201d (mind-independence) i\u00e7in de bir sorun olu\u015fturacakt\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc burada g\u00f6nderim zihne ba\u011fl\u0131 hale gelir (\u00f6rne\u011fin \u201csu\u201dyun nas\u0131l alg\u0131land\u0131\u011f\u0131na, hissedildi\u011fine, kavramsalla\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131na vb. ba\u011fl\u0131 olur). <strong>Bunun bir di\u011fer sonucu da, \u00f6rne\u011fin, ayn\u0131 \u201cisimleri\u201d kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131zda tarih boyunca ya da farkl\u0131 k\u00fclt\u00fcrlerde ayn\u0131 \u015feye g\u00f6nderimde bulunamayacak olmam\u0131zd\u0131r ki bu da a\u00e7\u0131k\u00e7a bilimsel realizmin iddialar\u0131n\u0131 zay\u0131flat\u0131r. Bu sorunu \u00e7\u00f6zmek i\u00e7in Putnam, bir ismin anlam\u0131n\u0131n ve g\u00f6nderiminin nedensel olarak sabitlenmesi gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, b\u00f6ylece g\u00f6nderim, nesnenin do\u011fas\u0131 taraf\u0131ndan, yani zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z nedensel g\u00fc\u00e7leri taraf\u0131ndan belirlenmi\u015f olur. Ancak bu \u015fekilde, tarih boyunca ve farkl\u0131 k\u00fclt\u00fcrlerde ayn\u0131 ismi kullanarak ayn\u0131 \u015feye g\u00f6nderimde bulunmak m\u00fcmk\u00fcn hale gelir.<\/strong> Buna g\u00f6re, Putnam i\u00e7in bilim, do\u011fadaki uygun kaplamlar\u0131, yani \u201cdo\u011fal t\u00fcrleri\u201d(natural kinds) ke\u015ffeder.<a id=\"_ftnref3\" href=\"#_ftn3\">[3]<\/a> Bu anlamda su, H\u2082O\u2019nun nedensel g\u00fc\u00e7leriyle sabitlendi\u011fi i\u00e7in bir do\u011fal t\u00fcrd\u00fcr. H\u2082O i\u00e7in do\u011fru ya da yanl\u0131\u015f olan her \u015fey su i\u00e7in de do\u011fru ya da yanl\u0131\u015ft\u0131r. Bilim, i\u015fte bu \u015fekilde, zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z ger\u00e7ekli\u011fin do\u011fru bir resmini ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u00d6zellikle de burada tart\u0131\u015f\u0131lan fikirler, daha sonra ele alaca\u011f\u0131m\u0131z Putnam\u2019\u0131n i\u015flevselci g\u00f6r\u00fc\u015fleriyle uyumsuz (incompatible) gibi g\u00f6r\u00fcnebilece\u011finden bu noktay\u0131 biraz daha ayr\u0131nt\u0131land\u0131rmak faydal\u0131 olabilir. Bu i\u015flevselci g\u00f6r\u00fc\u015fler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde, Putnam\u2019\u0131n, \u201csu\u201dyun anlam\u0131n\u0131n onun \u00e7evresiyle kurtu\u011fu \u2018beliren\u2019 (emergent) nedensel ili\u015fkilerinden ve ortaya \u00e7\u0131kan yap\u0131s\u0131ndan kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunmas\u0131 beklenebilir. Nitekim baz\u0131 filozoflar, \u0130kiz D\u00fcnya d\u00fc\u015f\u00fcnce deneyinden tam olarak bu sonucu \u00e7\u0131karm\u0131\u015flard\u0131r (Searle, 1983). <strong>Oysa, Putnam\u2019\u0131n burada vurgulamak istedi\u011fi temel nokta farkl\u0131 bilimsel teorilerde kullan\u0131lan belirli kavramlar\u0131n, bu teorilerin ve onlar\u0131 m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lan semantik \u00e7er\u00e7evelerin birbirinden farkl\u0131 olmalar\u0131na ra\u011fmen, \u201cayn\u0131 \u015feye\u201d g\u00f6nderimde bulunabilece\u011fidir. Bu yolla Putnam, farkl\u0131 teorilere ve bu teorilerin sundu\u011fu a\u00e7\u0131klamalara ba\u011fl\u0131 kalsak bile ayn\u0131 entitelerden s\u00f6z edebilece\u011fimizi ve bu entitelerin anlamlar\u0131n\u0131n teorilerin kendilerinden t\u00fcremedi\u011fini g\u00f6stermeyi ama\u00e7lar.<\/strong> D\u00fc\u015f\u00fcnce deneyini a\u00e7\u0131klarken Putnam, bir D\u00fcnyal\u0131n\u0131n \u0130kiz D\u00fcnya\u2019ya seyahat edip orada \u201csu\u201d olarak adland\u0131r\u0131lan maddenin H\u2082O de\u011fil de XYZ oldu\u011funu ke\u015ffetmesi durumunda \u201c\u0130kiz D\u00fcnya\u2019da \u2018su\u2019 kelimesi XYZ anlam\u0131na gelir.\u201d \u015feklinde rapor verece\u011fini belirtir. Benzer bi\u00e7imde, bir \u0130kiz D\u00fcnya sakini D\u00fcnya\u2019y\u0131 ziyaret etti\u011finde \u201cD\u00fcnya\u2019da \u2018su\u2019 kelimesi H\u2082O anlam\u0131na gelir.\u201d diyecektir. Ayn\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan hareketle, Kripke\u2019den esinlenerek \u201cBertrand Russell \u00fcnl\u00fc bir a\u015f\u00e7\u0131d\u0131r.\u201d c\u00fcmlesinin, konu\u015fmac\u0131 Russell\u2019\u0131n \u00fcnl\u00fc bir filozof de\u011fil de \u00fcnl\u00fc bir a\u015f\u00e7\u0131 oldu\u011funa yanl\u0131\u015fl\u0131kla inanm\u0131\u015f olsa bile, yanl\u0131\u015f oldu\u011fu ileri s\u00fcr\u00fclebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu c\u00fcmleyi yanl\u0131\u015f k\u0131lan \u015fey konu\u015fmac\u0131n\u0131n i\u00e7sel kavramsalla\u015ft\u0131rmas\u0131 ya da inanc\u0131 de\u011fil, \u201cBertrand Russell\u201d ifadesinin konu\u015fmac\u0131n\u0131n zihinsel kavramlar\u0131ndan ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak filozofa g\u00f6nderimde bulunmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Burada <strong>iki noktan\u0131n<\/strong> alt\u0131 \u00e7izilmelidir. <strong>\u0130lk <\/strong>olarak, bu yakla\u015f\u0131m Frege\u2019dekine benzer bi\u00e7imde anlam (sense) ile g\u00f6nderim (reference) aras\u0131nda bir ayr\u0131m yapar ve g\u00f6nderimi anlam\u0131n (meaning)<a id=\"_ftnref4\" href=\"#_ftn4\">[4]<\/a> kurucu unsuru olarak ele al\u0131r. \u00d6rne\u011fin, y\u0131llar boyunca \u201cSabah Y\u0131ld\u0131z\u0131\u201d ile \u201cAk\u015fam Y\u0131ld\u0131z\u0131\u201dn\u0131n ayn\u0131 g\u00f6k cismi, yani Ven\u00fcs, oldu\u011funu bilmeyen insanlar, her iki ifadeyi farkl\u0131 nesneleri \u2018kastederek\u2019 kullanm\u0131\u015flard\u0131r ve bu bilgisizli\u011fe ra\u011fmen bu ifadelerin g\u00f6nderimi Ven\u00fcs olmaya devam etmi\u015ftir. Benzer \u015fekilde, dil felsefesine daha az a\u015fina olan okurlar i\u00e7in, i\u00e7lem\u2013kaplam (intension-extension) ayr\u0131m\u0131na k\u0131saca de\u011finmek faydal\u0131 olabilir. Bu ba\u011flamda kaplam, bir ifadenin i\u015faret etti\u011fi \u015feylere kar\u015f\u0131l\u0131k gelirken, i\u00e7lem bu \u015feyleri i\u015faret etme \u015fekline kar\u015f\u0131l\u0131k gelir. Kabaca s\u00f6ylemek gerekirse, kaplam \u201cg\u00f6nderime\u201d, i\u00e7lem ise \u201canlama\u201d (sense) denk d\u00fc\u015fer. Bunu \u00f6rneklemek i\u00e7in, i\u00e7inde 20 k\u00fcp bi\u00e7imli nesne ve 10 yuvarlak nesne bulunan bir oda hayal edelim. Tesad\u00fcfen, bu odadaki yuvarlak nesneler ye\u015fil ve mavi renklere sahipken t\u00fcm k\u00fcplerin k\u0131rm\u0131z\u0131 oldu\u011funu ve odada k\u0131rm\u0131z\u0131 olan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnelim. Bu durumda \u201codadaki k\u0131rm\u0131z\u0131 nesneler\u201d ve \u201codadaki k\u00fcp bi\u00e7imli nesneler\u201d ifadeleri farkl\u0131 <em>i\u00e7lemlere<\/em> \u2013anlamlara (sense)- sahip olsalar da, <em>kaplamlar\u0131<\/em> -g\u00f6nderimleri- tamamen ayn\u0131d\u0131r.Vurgulamak istedi\u011fim <strong>ikinci <\/strong>nokta ise <strong>g\u00f6nderimin, yani bu yakla\u015f\u0131ma g\u00f6re anlam\u0131n (meaning), bireysel de\u011fil, kolektif ve tarihsel bir nitelik ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bu, Putnam\u2019\u0131n ve Kripke\u2019nin kuramlar\u0131n\u0131n en s\u0131k yanl\u0131\u015f anla\u015f\u0131lan y\u00f6nlerinden biridir. Buradaki temel iddia bir terimin, hangi gerek\u00e7eyle ortaya at\u0131lm\u0131\u015f olursa olsun, bir dil toplulu\u011fu (linguistic community) i\u00e7inde s\u00f6zl\u00fc ya da yaz\u0131l\u0131 olarak dola\u015f\u0131ma girdi\u011fi anda, o ilk kullan\u0131m taraf\u0131ndan nedensel olarak sabitlendi\u011fidir.<\/strong> Terimle ili\u015fkili anlamlar (sense) daha sonra tamamen de\u011fi\u015fse bile bu sabitleme devam eder. Tam da bu nedenle, bir terimi belirli bir anlam (sense) veya <em>i\u00e7lem<\/em> ile kullanan biri, g\u00f6nderimini bilmedi\u011fi halde hala orijinal nesneye g\u00f6nderimde bulunur. Benzer bi\u00e7imde, terimi ilk ortaya atan ki\u015fi bunu eksik ya da hatal\u0131 bir kavray\u0131\u015fla yapm\u0131\u015f olsa bile, g\u00f6nderim kolektif ve tarihsel olarak sabit kal\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bununla birlikte, bu yakla\u015f\u0131m farkl\u0131 a\u00e7\u0131lardan ele\u015ftirilmi\u015ftir. Bu ele\u015ftirilerden \u00fc\u00e7\u00fc k\u0131saca \u015f\u00f6yle \u00f6zetlenebilir: 1) Kimya metafizi\u011fi a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, \u201csu = H\u2082O\u201d \u015feklinde bir \u00f6zde\u015flik iddias\u0131nda bulunamay\u0131z, \u00e7\u00fcnk\u00fc mesele hi\u00e7bir zaman bu kadar basit de\u011fildir ve suyu te\u015fkil eden \u00f6\u011feler aras\u0131nda \u00e7ok daha fazla bile\u015fen s\u00f6z konusudur (VandeWall, 2007), \u00fcstelik bu bile\u015fenlerin kimisi \u2018sabit\u2019 de\u011fil, de\u011fi\u015fken ve ba\u011flamsald\u0131r. 2) Pek \u00e7ok bilimsel realist bu t\u00fcr bir birebir denklik (correspondence) ili\u015fkisinden yana de\u011fildir ve bilimsel realizm a\u00e7\u0131s\u0131ndan bunu gereksiz g\u00f6r\u00fcr. \u00d6rne\u011fin Dupr\u00e9, biyolojik taksonomiyi kar\u015f\u0131t bir \u00f6rnek olarak kullanarak bu t\u00fcrden do\u011fal t\u00fcr yakla\u015f\u0131mlar\u0131na kar\u015f\u0131 bir arg\u00fcman geli\u015ftirir (Dupr\u00e9, 1993). 3) Dil felsefesinde, \u00f6zellikle Wittgenstein\u2019\u0131n Felsefi Soru\u015fturmalar\u2019\u0131ndan itibaren, dilin do\u011fas\u0131na ili\u015fkin tamamen farkl\u0131 bir gelenek ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r (Hallett, 1991; Hanfling, 1984, 2000; Loomis, 2017). Bu gelenek, anlam\u0131 (meaning) kullan\u0131mla \u00f6zde\u015fle\u015ftirir. Kullan\u0131m\u0131 ba\u011flama ba\u011f\u0131ml\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcr ve buradaki anlam\u0131yla \u201cdo\u011fal t\u00fcr\u201d fikrini ne gerekli ne de m\u00fcmk\u00fcn olarak kabul eder.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc nokta i\u00e7in burada biraz daha ayr\u0131nt\u0131ya girmek yerinde olacakt\u0131r. <em>Dil oyunlar\u0131<\/em> (language games) kavram\u0131, Wittgenstein ve Wittgensteinc\u0131 felsefenin merkezinde yer al\u0131r. Buna g\u00f6re dil, belirli bir durumda ger\u00e7ekle\u015fen konu\u015fma edimiyle (act of speaking) kurulur ve bu durumda bizzat ba\u011flam\u0131n kendisi s\u00f6z konusu edim i\u00e7in ge\u00e7erli kurallar\u0131 belirler. Konu\u015fma edimi bu anlamda di\u011fer edim bi\u00e7imleriyle s\u00fcreklilik i\u00e7indedir ve ilgili kurallar \u00e7o\u011fu zaman a\u00e7\u0131k bi\u00e7imde ifade edilmez, t\u0131pk\u0131 kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z pek \u00e7ok <em>oyun<\/em> t\u00fcr\u00fcnde oldu\u011fu gibi. Dolay\u0131s\u0131yla konu\u015fma edimi, oyundaki bir \u201chamle\u201d olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir ancak bu oyunun kendisi -hangi oyun oldu\u011fu, kurallar\u0131n\u0131n ne oldu\u011fu vb.- &nbsp;\u00e7o\u011fu zaman yaln\u0131zca lokal ve ba\u011flamsal olarak, \u00fcstelik \u00e7o\u011fu zaman mu\u011flak bi\u00e7imde a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131kar. Dolay\u0131s\u0131yla, bu ba\u011flamda <em>zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k<\/em> ya da <em>Do\u011fru<\/em> (truth) kavramlar\u0131 anlam\u0131n\u0131 yitirir.<a href=\"#_ftn5\" id=\"_ftnref5\">[5]<\/a> Belki de Felsefi Soru\u015fturmalar\u2019dan (Wittgenstein, 1953, aforizma 23) a\u015fa\u011f\u0131daki pasaj bu durumu daha a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131 k\u0131labilir<a href=\"#_ftn6\" id=\"_ftnref6\">[6]<\/a> :<\/p>\n\n\n\n<blockquote class=\"wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow\">\n<p class=\"wp-block-paragraph\">23. Peki ka\u00e7 t\u00fcrden c\u00fcmle vard\u0131r? \u00d6rne\u011fin, bildirim, soru ve komut mu? \u2013 Asl\u0131nda say\u0131s\u0131z t\u00fcr vard\u0131r: \u201csemboller\u201d, \u201ckelimeler\u201d, \u201cc\u00fcmleler\u201d dedi\u011fimiz \u015feylerin say\u0131s\u0131z farkl\u0131 kullan\u0131m t\u00fcr\u00fc&#8230; Ve bu \u00e7e\u015fitlilik sabit, mutlaka ve ilanihaye i\u00e7in verili bir \u015fey de\u011fildir; aksine, yeni dil t\u00fcrleri, deyim yerindeyse yeni dil oyunlar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar ve baz\u0131lar\u0131 ise ge\u00e7erlili\u011fini yitirip unutulur. (Bunun kaba bir tasvirini matematikteki de\u011fi\u015fimlerden elde edebiliriz.)<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Burada \u201cdil oyunu\u201d terimi, dilin konu\u015fulmas\u0131n\u0131n bir etkinli\u011fin ya da bir ya\u015fam bi\u00e7iminin par\u00e7as\u0131 oldu\u011funa dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in kullan\u0131lmaktad\u0131r. A\u015fa\u011f\u0131daki \u00f6rneklerdeki ve daha ba\u015fka durumlarda g\u00f6r\u00fclebilecek dil oyunu \u00e7e\u015fitlili\u011fini g\u00f6zden ge\u00e7irin: Komut vermek ve komutlar\u0131 yerine getirmek; bir nesnenin g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcn\u00fc betimlemek ya da onun \u00f6l\u00e7\u00fclerini sa\u011flamak; bir betimlemeden (\u00f6rne\u011fin bir \u00e7izimden) bir nesne in\u015fa etmek; bir olay\u0131 rapor etmek; bir olay \u00fczerine spek\u00fclasyonda bulunmak\u2026 bir hipotez kurmak ve onu s\u0131namak; bir deneyin sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 tablolar ve diyagramlarla sunmak; bir hik\u00e2ye uydurmak ve onu okumak; bir oyunu canland\u0131rmak; \u015fark\u0131 s\u00f6ylemek; bilmece tahmin etmek; \u015faka yapmak ve anlatmak; uygulamal\u0131 aritmetikte bir problemi \u00e7\u00f6zmek; bir dilden di\u011ferine \u00e7eviri yapmak; soru sormak; te\u015fekk\u00fcr etmek; k\u00fcfretmek; selamlamak; dua etmek\u2026<\/p>\n<\/blockquote>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Yukar\u0131da da belirtildi\u011fi gibi, dile bu \u015fekilde yakla\u015fmak yeni perspektiflerin \u00f6n\u00fcn\u00fc a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r ve her ge\u00e7en g\u00fcn b\u00fcy\u00fcyen zengin bir literat\u00fcr, Putnam\u2019\u0131n do\u011fal t\u00fcrler ve onlar\u0131n semanti\u011fine ili\u015fkin iddialar\u0131n\u0131 sorgulamaktad\u0131r.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u00d6te yandan, nedensel-tarihsel g\u00f6nderim kuram\u0131 ya da Putnam\u2013Kripke modeli, Putnam\u2019\u0131n bilimsel realizmi savunmak i\u00e7in ba\u015fvurdu\u011fu tek arg\u00fcman de\u011fildir. Putnam\u2019\u0131n ortaya att\u0131\u011f\u0131 bir di\u011fer \u00fcnl\u00fc ve temel arg\u00fcman, \u201cMucize Arg\u00fcman\u0131\u201d olarak bilinir. Bu adland\u0131rma, Putnam\u2019\u0131n realizmin, \u201cbilimin ba\u015far\u0131s\u0131n\u0131 bir mucizeye \u00e7evirmeyen tek felsefe oldu\u011fu\u201d ifadesine dayan\u0131r (Putnam, 1975). K\u0131saca ifade etmek gerekirse, bu d\u00fc\u015f\u00fcnce e\u011fer en iyi bilimsel teorilerimiz do\u011fru de\u011filse ya da en az\u0131ndan yakla\u015f\u0131k olarak do\u011fru de\u011filse, nas\u0131l oluyor da bu kadar ba\u015far\u0131l\u0131 olabildikleri sorusuna dayan\u0131r. Putnam\u2019a g\u00f6re bu durumu a\u00e7\u0131klayabilecek tek tutum realist tutumdur.<a href=\"#_ftn7\" id=\"_ftnref7\">[7]<\/a> Ancak realistlerin bu arg\u00fcman\u0131 savunabilmeleri i\u00e7in, en iyi bilimsel teorilerimizin ger\u00e7ekten de do\u011fruya nas\u0131l ve hangi anlamda yakla\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6sterebilmeleri gerekir. Bu noktada, \u201cse\u00e7ici realizm\u201d yakla\u015f\u0131mlar\u0131 olas\u0131 bir yan\u0131t sunabilir.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\"><strong>2.2 Se\u00e7ici realizmler: a\u00e7\u0131klamac\u0131 realizm, entite realizmi ve yap\u0131sal realizm<\/strong><\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Se\u00e7ici realizm, bilim tarihinde teorilerin birbirleriyle \u00e7eli\u015fik \u015fekillerde de\u011fi\u015fti\u011fini, ancak buna ra\u011fmen s\u00f6z konusu teorilerin belirli k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n korundu\u011funu ve bu sayede belli bir t\u00fcr birikimin sa\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcren yakla\u015f\u0131mlar\u0131n genel ad\u0131d\u0131r.<\/strong> Bu birikim, Do\u011fruya (truth) yakla\u015fma (approximate) bi\u00e7iminde de yorumlanabilir. Buradaki bir di\u011fer \u00f6nemli unsur ise realistlerin, bilimsel realizmi, teorilerin b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011funun yanl\u0131\u015f -en az\u0131ndan b\u00fct\u00fcn\u00fcyle do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131- y\u00f6n\u00fcndeki yayg\u0131n kabul ile uzla\u015ft\u0131rma iste\u011fidir. S\u00f6z konusu birikim fikri, teorilerin hangi k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n yakla\u015f\u0131k olarak do\u011fru oldu\u011funu, hangilerinin ise olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirleme konusunda olas\u0131 bir yan\u0131t sunar.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Se\u00e7ici realizm, teori de\u011fi\u015fimlerinde hangi unsurlar\u0131n korundu\u011funa ili\u015fkin farkl\u0131 yakla\u015f\u0131mlara sahiptir.<\/strong> Bununla birlikte, mevcut tart\u0131\u015fma kapsam\u0131nda bu yakla\u015f\u0131mlar\u0131n temel iddialar\u0131n\u0131, birbirlerinden nas\u0131l ayr\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 ve ortak sorunlar\u0131n\u0131 genel hatlar\u0131yla ele alaca\u011f\u0131m.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Alt ba\u015fl\u0131kta da belirtildi\u011fi gibi, \u00fc\u00e7 temel se\u00e7ici realizm t\u00fcr\u00fc bulunmaktad\u0131r: a\u00e7\u0131klamac\u0131 realizm (explanationist realism), entite realizmi (entity realism)<\/strong> ve <strong>yap\u0131sal realizm (structural realism)<\/strong>. <strong>A\u00e7\u0131klamac\u0131 realizm, teorik de\u011fi\u015fimlerde korunan \u015feyin, \u00f6nceki teorinin ilgili fenomenleri a\u00e7\u0131klama ve \u00f6ng\u00f6rme (predict) a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u201ctemel\u201d ve \u201cgerekli\u201d k\u0131s\u0131mlar\u0131 oldu\u011funu savunur.<\/strong> \u00d6rne\u011fin Kitcher (1993), teorilerin \u201ci\u015fe yarayan\u201d (working parts) b\u00f6l\u00fcmlerinin yan\u0131 s\u0131ra \u201cat\u0131l\u201d (idle parts) ya da \u201c\u00f6nvarsay\u0131msal\u201d (presuppositional parts) b\u00f6l\u00fcmlerinin de bulundu\u011funu \u00f6ne s\u00fcrer. Buna g\u00f6re bilimsel ilerleme, teorilerin bu \u201ci\u015fe yarayan\u201d k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n korunmas\u0131 ve di\u011ferlerinin elenmesiyle sa\u011flan\u0131r. \u00d6te yandan <strong>entite realistleri, farkl\u0131 teknik ve y\u00f6ntemlerle ger\u00e7ekle\u015ftirilen deneyler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, g\u00f6zlemlenemeyen bir varl\u0131\u011f\u0131 belirli ve \u00f6ng\u00f6r\u00fclebilir t\u00fcrden etkiler yaratmak i\u00e7in manip\u00fcle edip edemeyece\u011fimizi test etmenin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funu savunurlar.<\/strong> E\u011fer bu t\u00fcr etkileri ger\u00e7ekten yaratabiliyorsak, o entitenin zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir bi\u00e7imde var oldu\u011funa inanmak makul ve g\u00fcvenilirdir (Hacking, 1983; Miller, 2016). Ancak burada yanl\u0131\u015f anla\u015fmay\u0131 engellemek i\u00e7in dikkat edilmesi gereken nokta, ilk bak\u0131\u015fta beklenebilece\u011finin aksine her varl\u0131k entite realistinin nedensel-tarihsel g\u00f6nderim kuram\u0131n\u0131 benimsemiyor olu\u015fudur. Yine de bu yakla\u015f\u0131m, s\u00f6z konusu kuramla di\u011fer realizm t\u00fcrlerine k\u0131yasla daha uyumludur. Son olarak, tarihsel olarak ili\u015fkicilik (relationism) olarak da bilinen <strong>yap\u0131sal realizm, bilimsel teorilerde \u00f6ne s\u00fcr\u00fclen g\u00f6zlemlenemeyen varl\u0131klar\u0131n zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z ger\u00e7ekli\u011fe do\u011frudan kar\u015f\u0131l\u0131k gelmeseler bile, bu varl\u0131klar aras\u0131ndaki ili\u015fkisel yap\u0131n\u0131n, b\u00f6yle bir kar\u015f\u0131l\u0131\u011fa sahip olabilece\u011fini savunur.<\/strong> Di\u011fer se\u00e7ici realizm t\u00fcrlerinde oldu\u011fu gibi, burada da teori de\u011fi\u015fimleri boyunca belirli bir \u201cyap\u0131\u201dn\u0131n korundu\u011fu iddias\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcr\u00fcz (Chakravartty, 2007; Frigg &amp; Votsis, 2011; Psillos, 2006).<\/p>\n\n\n\n<figure class=\"wp-block-pullquote\"><blockquote><p><\/p><cite>&#8220;Se\u00e7ici realizm, bilim tarihinde teorilerin birbirleriyle \u00e7eli\u015fik \u015fekillerde de\u011fi\u015fti\u011fini, ancak buna ra\u011fmen s\u00f6z konusu teorilerin belirli k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n korundu\u011funu ve bu sayede belli bir t\u00fcr birikimin sa\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcren yakla\u015f\u0131mlar\u0131n genel ad\u0131d\u0131r. (\u2026) Se\u00e7ici realizm, teori de\u011fi\u015fimlerinde hangi unsurlar\u0131n korundu\u011funa ili\u015fkin farkl\u0131 yakla\u015f\u0131mlara sahiptir. &#8220;<\/cite><\/blockquote><\/figure>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Her se\u00e7ici realizm, kendi savunucular\u0131 taraf\u0131ndan di\u011fer realizm t\u00fcrlerine y\u00f6neltilen kendine \u00f6zg\u00fc bir itirazla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yad\u0131r. <strong>Ancak bizim i\u00e7in \u00f6nemli olan, t\u00fcm se\u00e7ici realizmler i\u00e7in ortak olan noktad\u0131r. Hepsi, bilim tarihindeki belirli t\u00fcrden bir s\u00fcreklilikten hareketle, Do\u011fruya (truth) yak\u0131nl\u0131k ya da ba\u015fka bir deyi\u015fle \u201cDo\u011fruya benzerlik\u201d (truthlikeness) sonucuna ula\u015f\u0131r.<\/strong> Bu \u00e7\u0131kar\u0131m\u0131n ne \u00f6l\u00e7\u00fcde hakl\u0131 oldu\u011fu ya da Do\u011fruya yak\u0131nl\u0131k kavram\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ne t\u00fcr sorunlar bar\u0131nd\u0131rd\u0131\u011f\u0131 a\u015fa\u011f\u0131da tart\u0131\u015f\u0131lacakt\u0131r. Bununla birlikte, tarihsel \u00e7\u0131kar\u0131mlar yapanlar yaln\u0131zca realistler de\u011fildir, anti-realistler de tarihsel \u00e7\u0131kar\u0131mlar\u0131yla tan\u0131n\u0131rlar, ancak tam tersi y\u00f6nde, yani k\u00f6t\u00fcmser meta-t\u00fcmevar\u0131m (meta-induction) ya da k\u0131saca meta-t\u00fcmevar\u0131m arg\u00fcman\u0131yla&#8230;<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\"><strong>2.3 K\u00f6t\u00fcmser meta-t\u00fcmevar\u0131m<\/strong><\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>K\u00f6t\u00fcmser meta-t\u00fcmevar\u0131m<\/strong> ya da <strong>karamsar t\u00fcmevar\u0131m<\/strong> (kimi zaman <strong><em>felaket t\u00fcmevar\u0131m\u0131<\/em> (disastrous induction)<\/strong> olarak da adland\u0131r\u0131l\u0131r; bkz. Psillos, 2022) \u00fcnl\u00fc bi\u00e7imde <strong>Larry Laudan<\/strong> taraf\u0131ndan <strong>1981<\/strong> tarihli makalesinde ortaya at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r (Laudan, 1981).<a id=\"_ftnref8\" href=\"#_ftn8\">[8]<\/a> Laudan, bilim tarihinin adeta bir <strong>\u201cteoriler mezarl\u0131\u011f\u0131\u201d<\/strong> oldu\u011funu \u00f6ne s\u00fcrer. Dahas\u0131, <strong>bu mezarl\u0131\u011f\u0131n yaln\u0131zca ba\u015far\u0131s\u0131z teorilerden de\u011fil, ayn\u0131 zamanda kendi d\u00f6nemlerinde en ba\u015far\u0131l\u0131 ve en iyi olarak kabul edilen teorilerden de olu\u015ftu\u011funu vurgular.<\/strong> Yani bu teoriler reddedilene kadar bize objektif Do\u011fru\u2019ya dair bir resim sundu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu g\u00f6zlemden yola \u00e7\u0131kan <strong>Laudan, ge\u00e7mi\u015fteki ba\u015far\u0131l\u0131 teorilerimizin yanl\u0131\u015f oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kt\u0131ysa, mevcut ba\u015far\u0131l\u0131 teorilerimizin de gelecekte yeni teorilerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda yanl\u0131\u015f \u00e7\u0131kmayaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmemiz i\u00e7in hi\u00e7bir ikna edici neden bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrer.<\/strong> Dolay\u0131s\u0131yla Laudan, realizmin \u201ciyimserli\u011fini\u201d payla\u015fmaz ve Mucize Arg\u00fcman\u0131\u2019na kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kar. Yani teorilerin empirik ba\u015far\u0131lar\u0131ndan, eldeki empirik bulgular\u0131 a\u00e7\u0131klama kapasitelerinden hareketle Do\u011fru\u2019ya yak\u0131nl\u0131klar\u0131 konusunda bir \u00e7\u0131kar\u0131m yap\u0131lamayaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bu arg\u00fcman \u00e7e\u015fitli ele\u015ftiriler alm\u0131\u015f ve \u00f6nemli tart\u0131\u015fmalara yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Bu ele\u015ftirilerden biri, k\u00f6t\u00fcmser arg\u00fcman\u0131 <em>temel oran safsatas\u0131<\/em> (base-rate fallacy) i\u015fleyen hatal\u0131 bir ak\u0131l y\u00fcr\u00fctme bi\u00e7imi olarak g\u00f6r\u00fcr. Bu d\u00fc\u015f\u00fcnce, t\u00fcmevar\u0131m\u0131n normalde nas\u0131l hesapland\u0131\u011f\u0131na dayan\u0131r ve toplam teoriler k\u00fcmesi i\u00e7indeki ba\u015far\u0131l\u0131 ve ba\u015far\u0131s\u0131z teorilerin da\u011f\u0131l\u0131m\u0131n\u0131 bilmeden -ki bu, bariz sebeplerle imkans\u0131zd\u0131r- bu t\u00fcr bir t\u00fcmevar\u0131m yapman\u0131n matematiksel olarak m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrer (Lewis, 2001; Mizrahi, 2013, 2016). <strong>Asl\u0131nda bu ele\u015ftiri, Mucize Arg\u00fcman\u0131 i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. \u00d6zellikle de bu arg\u00fcman, tarihsel kay\u0131tlardan hareketle \u201cba\u015far\u0131l\u0131 teoriler do\u011frudur ya da yakla\u015f\u0131k olarak do\u011frudur\u201d sonucuna varan bir t\u00fcmevar\u0131m olarak yorumland\u0131\u011f\u0131nda (Howson, 2000)&#8230; Dolay\u0131s\u0131yla temel oran safsatas\u0131 itiraz\u0131, temel oran bilinmedi\u011fi s\u00fcrece, ister realist isterse de anti-realist kanatta olsun tarihsel t\u00fcmevar\u0131mlara kar\u015f\u0131 genel bir arg\u00fcman olarak g\u00f6r\u00fclmelidir.<\/strong> Temel oran safsatas\u0131 itiraz\u0131ndan ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak Chang (2003), teorik de\u011fi\u015fimlerdeki s\u00fcreklilikten Do\u011fruya yak\u0131nl\u0131k ya da Do\u011fuya benzerlik sonucuna varan bilimsel realist \u00e7\u0131kar\u0131m\u0131 ele\u015ftirir, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu iki kavram \u2013tarihsel s\u00fcreklilik ve Do\u011fru- aras\u0131nda herhangi bir mant\u0131ksal ba\u011flant\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunur. Bu ele\u015ftirilerin fark\u0131nda olan Psillos (2009) ise realist arg\u00fcman\u0131 iki ayr\u0131 a\u015famadan olu\u015fan bir yap\u0131 olarak ele al\u0131r. \u0130lk a\u015fama, teorik de\u011fi\u015fimlerde ger\u00e7ekten bir s\u00fcreklilik bulundu\u011funu g\u00f6stermeyi ama\u00e7lar, ancak bu tek ba\u015f\u0131na Do\u011fruya yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131 tesis etmeye yetmez. Bu nedenle ikinci a\u015fama, \u201cen iyi a\u00e7\u0131klamaya \u00e7\u0131kar\u0131m\u201d (inference to the best explanation, IBE) bi\u00e7iminde devreye girer. Daha a\u00e7\u0131k ifade etmek gerekirse, ikinci a\u015fama, ilk arg\u00fcmanla g\u00f6sterilen s\u00fcreklili\u011fin, Do\u011fruya yakla\u015fma veya Do\u011fruya benzerlik varsay\u0131m\u0131 olmadan a\u00e7\u0131klanamayaca\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrer. <strong>Fakat, en iyi a\u00e7\u0131klamaya \u00e7\u0131kar\u0131m\u0131n (IBE) bu felsefi ba\u011flamda me\u015fru bir arg\u00fcmantatif hamle olup olmad\u0131\u011f\u0131, \u00e7e\u015fitli nedenlerle olduk\u00e7a tart\u0131\u015fmal\u0131 bir meseledir. \u00d6rne\u011fin, arg\u00fcman\u0131n ilk a\u015famas\u0131n\u0131n ba\u015far\u0131l\u0131 oldu\u011fu, yani teorik de\u011fi\u015fimlerde a\u00e7\u0131klama, yap\u0131 ya da varl\u0131k d\u00fczeyinde bir s\u00fcreklilik kurulabildi\u011fi reddedilebilir. Ya da Van Fraassen\u2019in (1989) \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc gibi, teori de\u011fi\u015fimlerinin bir t\u00fcr Darwinci se\u00e7ilime tabi oldu\u011fu savunulabilir. Bu durumda se\u00e7ilim dinamikleri -\u00f6rne\u011fin bilimsel topluluk (scientific community) i\u00e7in \u00f6nemli olan baz\u0131 fakt\u00f6rler- s\u00fcreklili\u011fi kendili\u011finden a\u00e7\u0131klayabilir ve dolay\u0131s\u0131yla ek bir a\u00e7\u0131klama geli\u015ftirme gere\u011fi ortadan kalkar. <\/strong>Benzer bi\u00e7imde, a\u015fa\u011f\u0131da de\u011finilecek sosyo-tarihsel bilim yakla\u015f\u0131mlar\u0131yla paralel olarak, teorik de\u011fi\u015fimlerdeki varsay\u0131lan s\u00fcreklili\u011fin asl\u0131nda empirik bir fenomen oldu\u011fu, dolay\u0131s\u0131yla bilimdeki sosyo-tarihsel s\u00fcre\u00e7ler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla a\u00e7\u0131klanabilece\u011fi ve a\u00e7\u0131klanmas\u0131 gerekti\u011fi ileri s\u00fcr\u00fclebilir. <strong>Ayr\u0131ca, bilimsel realizmin Do\u011fruya yakla\u015fma veya Do\u011fruya benzerlik varsay\u0131m\u0131n\u0131n da pek de \u201ca\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131\u201d olmad\u0131\u011f\u0131, dolay\u0131s\u0131yla bir en iyi a\u00e7\u0131klamaya \u00e7\u0131kar\u0131m ger\u00e7ekle\u015ftirsek bile bunun bilimsel realizm lehine bir sonu\u00e7 do\u011furmayaca\u011f\u0131 savunulabilir. Yani bu noktada en az\u0131ndan \u2018n\u00f6tr\u2019 pozisyon realizm lehine de\u011fildir.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u00d6te yandan, arg\u00fcman iki a\u015famal\u0131 bi\u00e7imde kuruldu\u011funda ve teori de\u011fi\u015fimlerindeki s\u00fcreklilik ile Do\u011fruya yak\u0131nl\u0131k ya da Do\u011fruya benzerlik aras\u0131ndaki ba\u011f\u0131n zorunlu olmad\u0131\u011f\u0131 kabul edildi\u011finde, ba\u015fka bir mant\u0131ksal olas\u0131l\u0131k ortaya \u00e7\u0131kar. <strong>E\u011fer bize realizmi veren \u015fey teori de\u011fi\u015fimlerindeki s\u00fcreklilik de\u011filse, belki de teori de\u011fi\u015fimlerindeki s\u00fcreksizliktir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f Devitt (2007), Doppelt (2007) ve Fahrbach (2011) taraf\u0131ndan savunulmu\u015ftur.<\/strong> Bu yakla\u015f\u0131m\u0131 \u00fc\u00e7 ana hat \u00fczerinde \u00f6zetlemek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr: 1) G\u00fcn\u00fcm\u00fcz bilimi, belli bir anlamda <strong>ge\u00e7mi\u015fe k\u0131yasla \u00f6l\u00e7\u00fclemez derecede daha geli\u015fmi\u015ftir<\/strong> ve en iyi teorilerimiz, \u00f6nceki teorilere k\u0131yasla aralar\u0131nda <strong>niteliksel <\/strong>bir fark oldu\u011funu s\u00f6yleyebilece\u011fimiz \u00f6l\u00e7\u00fcde do\u011frulanm\u0131\u015ft\u0131r. 2) Son y\u00fczy\u0131l, hem yay\u0131mlanan makale say\u0131s\u0131nda hem de bilim insan\u0131 say\u0131s\u0131nda \u00fcstel bir art\u0131\u015fa tan\u0131kl\u0131k etmi\u015ftir. Bu nedenle, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki ba\u015far\u0131l\u0131 teorilerin ge\u00e7mi\u015ftekilere k\u0131yasla \u00e7ok daha fazla bulguyla desteklendi\u011fini s\u00f6ylemek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. 3) Anti-realistlerin, son y\u00fczy\u0131lda kabul g\u00f6r\u00fcp daha sonra terk edilen bir teori bulmas\u0131 olduk\u00e7a g\u00fc\u00e7t\u00fcr. Fahrbach\u2019a (2011) g\u00f6re bu durum, g<strong>\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki en iyi teorilerimizin \u00f6nceki teorilerden niteliksel olarak farkl\u0131<\/strong> oldu\u011funu, \u00e7\u00fcnk\u00fc e\u011fer yanl\u0131\u015f olsalard\u0131 bunun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131n ve terk edilmelerinin art\u0131k \u00e7ok daha k\u0131sa s\u00fcrede ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini g\u00f6stermektedir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bununla birlikte, <strong>ilk nokta ge\u00e7mi\u015fteki teorilerin, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz mevcut teorilerinin merce\u011finden bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda her zaman daha k\u00f6t\u00fc g\u00f6r\u00fcnece\u011fi gerek\u00e7esiyle ele\u015ftirilebilir.<\/strong> \u0130kinci noktaya gelince, Wray (2013), <strong>\u00fcstel b\u00fcy\u00fcme arg\u00fcman\u0131n\u0131n zaman\u0131n herhangi bir noktas\u0131nda -hatta \u00e7o\u011fu noktas\u0131nda, en az\u0131ndan baz\u0131 d\u00f6nemlerinde- do\u011fru olaca\u011f\u0131n\u0131 belirtir. Bu da arg\u00fcman\u0131n kendisini zay\u0131flat\u0131r (self-undermine), \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00fcstel b\u00fcy\u00fcmenin mevcut teoriler lehine niteliksel bir de\u011fi\u015fim g\u00f6sterdi\u011fini kan\u0131tlayamayaca\u011f\u0131n\u0131,<\/strong> bilim tarihinin herhangi bir noktas\u0131 \u2013yahut \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit noktalar\u0131- i\u00e7in de ge\u00e7erli oldu\u011funu ortaya koyar. Son noktaya ili\u015fkin olarak ise, b\u00f6yle bir arg\u00fcman\u0131n yaln\u0131zca bilimin baz\u0131 y\u00f6nlerden olgunla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterebilece\u011fi, ancak bundan fazlas\u0131n\u0131 kan\u0131tlayamayaca\u011f\u0131 ileri s\u00fcr\u00fclebilir. Dahas\u0131, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde bir y\u00fczy\u0131l \u00f6ncesine k\u0131yasla neredeyse herkesin bir \u015fey yay\u0131mlamas\u0131n\u0131n \u00e7ok daha kolay hale geldi\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse, <strong>bu durum Do\u011fruya yak\u0131nl\u0131k ya da Do\u011fruya benzerlik y\u00f6n\u00fcnde bir g\u00f6sterge olmaktan ziyade, sosyo-tarihsel fakt\u00f6rlerle a\u00e7\u0131klanabilecek empirik bir fenomene d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr.<\/strong> Alai (2017) ayr\u0131ca e\u011fer g\u00fcn\u00fcm\u00fcz biliminin teorileriyle ge\u00e7mi\u015f teoriler aras\u0131nda ger\u00e7ekten niteliksel bir fark olsayd\u0131, ge\u00e7mi\u015f teorilerin belli bir \u00f6l\u00e7\u00fcde dahi olsa nas\u0131l ba\u015far\u0131l\u0131 olduklar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klaman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn olmayaca\u011f\u0131n\u0131 da belirtir. D<strong>olay\u0131s\u0131yla s\u00fcreksizlik arg\u00fcman\u0131, savunucular\u0131n\u0131n ba\u015far\u0131s\u0131z teorilerle g\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fcn ba\u015far\u0131l\u0131 teorileri aras\u0131nda nas\u0131l niteliksel ve kavramsal bir fark bulundu\u011funu g\u00f6stermesini gerektirir. Bu noktada ispat y\u00fck\u00fc onlardad\u0131r ve \u015fimdiye kadar bu y\u00f6nde ikna edici bir arg\u00fcman ortaya konmu\u015f de\u011fildir.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u015eimdi yeniden k\u00f6t\u00fcmser meta-t\u00fcmevar\u0131m arg\u00fcman\u0131na d\u00f6nelim. Bizi bu yan yola sokan as\u0131l mesele, ister realist ister anti-realist bi\u00e7imde olsun, bilim tarihinden yap\u0131lan t\u00fcmevar\u0131msal \u00e7\u0131kar\u0131mlara y\u00f6neltilen ele\u015ftirilerdi. <strong>Ancak k\u00f6t\u00fcmser meta-t\u00fcmevar\u0131m\u0131n bir t\u00fcmevar\u0131m arg\u00fcman\u0131 olarak de\u011fil de, bir t\u00fcmdengelimsel arg\u00fcman olarak kurman\u0131n m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu da s\u00f6ylenebilir. Hatta belki de b\u00f6ylesi daha isabetli olabilir. <\/strong>Wray (2015) tam olarak bunu yapar ve k\u00f6t\u00fcmser meta-\u00e7\u0131kar\u0131m\u0131n asl\u0131nda bir t\u00fcmevar\u0131m de\u011fil, bir t\u00fcmdengelim oldu\u011funu ileri s\u00fcrer. Hatta ona g\u00f6re, <strong>bilimsel realizmin iddias\u0131n\u0131 \u00e7\u00fcr\u00fctmek i\u00e7in tarihsel ya da g\u00fcn\u00fcm\u00fczde, yaln\u0131zca bir tane bile empirik olarak ba\u015far\u0131l\u0131 \u2013yani a\u00e7\u0131klay\u0131c\u0131- fakat yanl\u0131\u015f bir teori bulunmas\u0131 yeterlidir.<\/strong> Bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan, arg\u00fcman\u0131n tarihsel boyutu zaruri de\u011fildir ve yaln\u0131zca destekleyici bir rol oynayabilir, ba\u015far\u0131 ile Do\u011fruya yak\u0131nl\u0131k ya da Do\u011fruya benzerlik aras\u0131nda zorunlu bir ba\u011f bulundu\u011fu iddias\u0131n\u0131 sarsmak i\u00e7in, b\u00f6yle bir teorinin ger\u00e7ekten var oldu\u011funu -ve muhtemelen birden fazla \u00f6rne\u011finin bulundu\u011funu- g\u00f6stermeye yarar.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\">2.4 Belirlenememe (Underdetermination) ve Stanford\u2019un Yeni T\u00fcmevar\u0131m\u0131<\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Daha yak\u0131n d\u00f6nemde <strong>Kyle Stanford (2006)<\/strong>, bilim tarihinden t\u00fcretilen yeni bir t\u00fcmevar\u0131msal arg\u00fcman ortaya koymu\u015ftur. Kendisinin yerinde bir adland\u0131rmayla <strong>\u201cYeni T\u00fcmevar\u0131m\u201d (New Induction)<\/strong> olarak addetti\u011fi bu arg\u00fcman, bilim felsefesi literat\u00fcr\u00fcnde \u00f6nemli bir yank\u0131 uyand\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak Yeni T\u00fcmevar\u0131m klasik bir mesele olan <strong>belirlenememe (underdetermination)<\/strong> sorununa at\u0131fta bulundu\u011fundan, \u00f6ncelikle bu konuyu ele almak gerekir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong><em>Belirlenememe<\/em> <\/strong>(underdetermination) ya da kimi zaman s\u00f6ylendi\u011fi \u015fekliyle <em>belirlenememe problemi<\/em>, k\u00f6keni 19. y\u00fczy\u0131l fizik\u00e7isi <strong>Pierre Duhem<\/strong>\u2019e kadar uzanan bir d\u00fc\u015f\u00fcncedir. <strong>Duhem, herhangi bir teoriyi mutlaka ve ilanihaye bi\u00e7imde (once and for all) do\u011frulayacak ya da yanl\u0131\u015flayacak bir \u201ckritik deney\u201din m\u00fcmk\u00fcn olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 fark etmi\u015ftir.<\/strong> Bunun nedeni, t\u00fcm hipotezlerin ve deneylerin, sonu\u00e7lar\u0131 etkileyebilecek yard\u0131mc\u0131 varsay\u0131mlar (auxiliary assumptions) ve arka plan inan\u00e7lar\u0131 (background beliefs) i\u00e7ermesidir. Bu durum, hi\u00e7bir hipotezin ya da teorinin b\u00fct\u00fcn\u00fcyle izole bi\u00e7imde test edilemeyece\u011fi anlam\u0131na gelir. <strong>Bir ara\u015ft\u0131rmac\u0131 bu g\u00fcr\u00fclt\u00fc etkenlerini (confounding factors) tek tek izole edip test etmeye \u00e7al\u0131\u015fsa bile, bu yeni testler de ba\u015fka yard\u0131mc\u0131 varsay\u0131mlar ve arka plan inan\u00e7lar\u0131na dayanacak, dolay\u0131s\u0131yla sonsuz bir d\u00f6ng\u00fcye yol a\u00e7acakt\u0131r. B\u00f6ylece a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ki, deney ve mant\u0131\u011f\u0131n toplam\u0131 tek ba\u015f\u0131na kesin bir sonu\u00e7 veremez. Bir teoriyi di\u011ferine tercih etmemizi belirleyecek nihai bir \u00f6l\u00e7\u00fct sunamaz.<\/strong> \u201cBelirlenememe\u201d terimi, tam da bu durumu -teorilerin kan\u0131t taraf\u0131ndan belirlenememesini- ifade eder. <strong>Bu durum, realizm i\u00e7in ciddi bir meydan okuma olu\u015fturur, \u00e7\u00fcnk\u00fc teoriler aras\u0131nda se\u00e7im yapman\u0131n evrensel, rasyonel ya da mant\u0131ksal bir yolu olmayabilece\u011fini ve dolay\u0131s\u0131yla teori tercihinin keyfi ya da en az\u0131ndan zihinsel \u2013yahut daha geni\u015f bir ifadeyle bilimsel olmayan- etkenlere ba\u011fl\u0131 olabilece\u011fini g\u00f6sterir.<\/strong> Duhem ba\u015flang\u0131\u00e7ta bu fikri yaln\u0131zca teorik fizik i\u00e7in \u00f6ne s\u00fcrm\u00fc\u015f olsa da, sonradan ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar bunun bilimin hemen her alan\u0131na uygulanabilir oldu\u011funu fark etmi\u015flerdir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Daha sonra, 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n ortalar\u0131nda <strong>Quine <\/strong>(1951, 1975a, 1975b) bu d\u00fc\u015f\u00fcnceyi <strong>inan\u00e7 a\u011f\u0131 (web of beliefs)<\/strong> kavram\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla \u00fcnl\u00fc bir bi\u00e7imde <strong>\u2018bilgi alan\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcne\u2019<\/strong> geni\u015fletmi\u015ftir. Buna g\u00f6re <strong>yaln\u0131zca bilimsel hipotezlerimiz de\u011fil, t\u00fcm inan\u00e7lar\u0131m\u0131z ve bilgimiz birbiriyle ba\u011flant\u0131l\u0131, b\u00fct\u00fcnle\u015fik bir a\u011f<\/strong> olu\u015fturur. Quine\u2019in kendisinden al\u0131nan \u015fu al\u0131nt\u0131 bu fikri olduk\u00e7a iyi \u00f6zetler:<\/p>\n\n\n\n<blockquote class=\"wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow\">\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u201cS\u00f6zde t\u00fcm bilgimiz ya da inan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fc -en s\u0131radan co\u011frafya ve tarih meselelerinden atom fizi\u011finin en derin yasalar\u0131na, hatta saf matematik ve mant\u0131\u011fa kadar- deneyime yaln\u0131zca u\u00e7lardan temas eden, insan yap\u0131m\u0131 bir dokudur.\u201d (Quine, 1951) <a href=\"#_ftn9\" id=\"_ftnref9\">[9]<\/a><\/p>\n<\/blockquote>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Dolay\u0131s\u0131yla, her ne kadar bu inan\u00e7 a\u011f\u0131 i\u00e7inde bir \u015feyler \u2018ters gitti\u011finde\u2019 bir yanl\u0131\u015fl\u0131k oldu\u011funu sezgisel olarak hissedebilsek de, tam olarak neyin yanl\u0131\u015f oldu\u011funu kesinen bilmemiz m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu a\u011f, hem bilim epistemolojisi ba\u011flam\u0131nda hem de genel epistemoloji a\u00e7\u0131s\u0131ndan, \u201cdeneyime yaln\u0131zca u\u00e7lardan temas eder.\u201d Elbette kar\u015f\u0131 bir arg\u00fcman olarak, <strong>hem bilimde hem de di\u011fer bilgi bi\u00e7imlerinde inan\u00e7 a\u011f\u0131m\u0131z\u0131 belirli \u00f6l\u00e7\u00fctlere, kurallara veya ilkelere g\u00f6re revize edebildi\u011fimiz, dolay\u0131s\u0131yla bu revizyonlar\u0131n tamamen keyfi olmad\u0131\u011f\u0131 ileri s\u00fcr\u00fclebilir.<\/strong> Nitekim Laudan (1977, 1984) temelde bunu savunur. Ancak buna kar\u015f\u0131l\u0131k olarak <strong>Quine\u2019\u0131n as\u0131l iddias\u0131n\u0131n g\u00f6zden ka\u00e7\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenebilir, zira Quine\u2019a g\u00f6re bu \u00f6l\u00e7\u00fctler ya da kurallar da zaten inan\u00e7 a\u011f\u0131n\u0131n i\u00e7inde yer al\u0131r. <\/strong>Dahas\u0131, bu \u00f6l\u00e7\u00fctler veya kurallar, yap\u0131lacak revizyonun do\u011fas\u0131n\u0131 tam olarak belirlemekte yeterli olmayabilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc pek \u00e7ok alternatif ve \u00e7eli\u015fik revizyon se\u00e7ene\u011fi ayn\u0131 anda \u201cmakul\u201d g\u00f6r\u00fcnebilir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bu olduk\u00e7a radikal bir tutumdur. <strong>Burada realizm a\u00e7\u0131s\u0131ndan temel sorun, inan\u00e7 a\u011f\u0131n\u0131n \u00f6znel bir yap\u0131ya sahip oldu\u011fu fikridir. Yani bu a\u011f ki\u015fiden ki\u015fiye, k\u00fclt\u00fcrden k\u00fclt\u00fcre ya da tarihsel d\u00f6nemden tarihsel d\u00f6neme de\u011fi\u015fir. G\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re, t\u00fcm olas\u0131 inan\u00e7 a\u011flar\u0131na uygulanabilecek bir prosed\u00fcr, algoritma, \u00f6l\u00e7\u00fct ya da ba\u015fka t\u00fcrden bir meta-ilke in\u015fa etmenin ya da ke\u015ffetmenin bir yolu yoktur.<\/strong> E\u011fer b\u00f6yle bir meta-ilke bulunabilseydi, bu, inan\u00e7 a\u011f\u0131 ile zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir ger\u00e7eklik aras\u0131ndaki bo\u015flu\u011fu doldurmam\u0131za ve baz\u0131 inan\u00e7 a\u011flar\u0131n\u0131 di\u011ferlerine g\u00f6re tercih etmemize olanak tan\u0131rd\u0131. Bu t\u00fcrden bir <strong>radikal \u015f\u00fcphecilik<\/strong>, a\u015fa\u011f\u0131da de\u011finilecek olan bilim felsefesindeki <strong>sosyo-tarihsel yakla\u015f\u0131mlar<\/strong> taraf\u0131ndan benimsenmi\u015ftir. Bu yakla\u015f\u0131mlar\u0131n savunucular\u0131, inan\u00e7 a\u011flar\u0131n\u0131n sosyo-tarihsel olarak olumsal (contingent) oldu\u011funu \u00f6ne s\u00fcrerken, Quine farkl\u0131 bir yoldan giderek bu ba\u011flamda belirleyici fakt\u00f6r\u00fcn insan psikolojisinin do\u011fas\u0131 oldu\u011funu savunur.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Fakat, bu kadar radikal b\u00fct\u00fcnselcilik (holism), belirlenememe problemini yorumlaman\u0131n tek yolu de\u011fildir ve tart\u0131\u015fmalar\u0131n b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131 daha \u0131l\u0131ml\u0131 bir yoruma odaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Nitekim <strong>Stanford (2023)<\/strong>, belirlenememenin iki farkl\u0131 fakat birbirlerini tamamlay\u0131c\u0131 \u015fekilde anla\u015f\u0131labilece\u011fini belirtmi\u015ftir: <strong>b\u00fct\u00fcnselci belirlenememe (holist underdetermination)<\/strong> ve <strong>kar\u015f\u0131tsal belirlenememe (contrastive underdetermination)<\/strong>. <strong>B\u00fct\u00fcnselci belirlenememe,<\/strong> bir <strong>hipotezin izole bi\u00e7imde test edilememesi ve elde edilen sonucun hipotezden mi, yoksa yard\u0131mc\u0131 varsay\u0131mlar ya da arka plan inan\u00e7lar\u0131 gibi ba\u015fka bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc etkeninden mi kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131n belirlenememesi<\/strong> durumudur. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, <strong>kar\u015f\u0131tsal belirlenememe<\/strong>, <strong>belirli bir veri ya da kan\u0131t k\u00fcmesinin birden fazla -ve hatta birbiriyle \u00e7eli\u015fen- teori taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131klanabilmesi durumunu<\/strong> ifade eder. Her iki t\u00fcr belirlenememe elbette \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde ili\u015fkilidir, ancak vurgu noktalar\u0131 farkl\u0131d\u0131r. \u0130lki, belirli bir veri ya da kan\u0131t kar\u015f\u0131s\u0131nda tek bir etkeni izole etmenin zorlu\u011funu vurgularken ikincisi, ayn\u0131 veri ya da kan\u0131t k\u00fcmesi kar\u015f\u0131s\u0131nda, bu veri veya kan\u0131t k\u00fcmesiyle uyumlu alternatif teoriler veya \u201cinan\u00e7 a\u011flar\u0131\u201d aras\u0131nda se\u00e7im yapman\u0131n g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011f\u00fcne i\u015faret eder. Bu ayr\u0131m\u0131n bir neticesi olarak, belirli bir sonucun (veri ya da kan\u0131t\u0131n) hangi etkenden kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 saptayabilsek bile, o sonuca g\u00f6t\u00fcrebilecek birden fazla hipotez hala m\u00fcmk\u00fcn olacakt\u0131r. <strong>Dikkat edilmelidir ki kar\u015f\u0131tsal belirlenememe kavram\u0131, \u00e7a\u011fda\u015f bilim felsefesi tart\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n merkezinde yer alan empirik olarak e\u015fde\u011fer alternatifler (empirically equivalent alternatives) kavram\u0131yla yak\u0131ndan ili\u015fkilidir.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Empirik olarak e\u015fde\u011fer alternatifler<\/strong> ya da rakipler sorunu, ad\u0131ndan da anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere, <strong>inand\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir teoriye empirik olarak e\u015fde\u011fer ba\u015fka bir alternatifin her zaman var olabilece\u011fi olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade eder.<\/strong> Bu durum, teorinin &#8220;objektif anlamda&#8221; do\u011frulu\u011funu zay\u0131flat\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc rakip teori empirik olarak e\u015fde\u011fer olsa da farkl\u0131 ve \u00e7eli\u015fik bir a\u00e7\u0131klama sunabilir. Ancak ele\u015ftirmenler, bu sorunun \u00e7o\u011funlukla sadece ilkesel bir olas\u0131l\u0131k olarak \u00f6ne s\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc savunurlar. Onlara g\u00f6re, ger\u00e7ekte ise, \u00e7o\u011fu zaman \u015fu veya bu d\u00f6nemde elde herhangi bir ger\u00e7ek alternatif bulunmaz ya da \u00f6nerilen alternatifler yeterince g\u00fc\u00e7l\u00fc de\u011fildir. <strong>Stanford (2006)<\/strong> bu ba\u011flamda belirlenememe probleminin yaln\u0131zca <strong>empirik yeterlilikle (empirical adequacy) s\u0131n\u0131rl\u0131 olmamas\u0131 gerekti\u011fini<\/strong> ileri s\u00fcrer, zira, empirik olarak e\u015fde\u011fer olmayan ama e\u015fit derecede do\u011frulanm\u0131\u015f alternatifler s\u00f6z konusu oldu\u011funda bile sorun devam eder. Bu iki durum aras\u0131ndaki fark, <em>g\u00f6zlemlenmemi\u015f g\u00f6zlemlenebilirler<\/em> (unobserved observables) \u00fczerindedir.<strong> \u0130ki teori, g\u00f6zlemlenemeyen \u2018\u015feyler\u2019 hakk\u0131nda farkl\u0131 \u00f6ng\u00f6r\u00fclere sahip olabilir, ancak yine de di\u011fer t\u00fcrden g\u00f6zlemlenebilir entiteler a\u00e7\u0131s\u0131ndan mevcut kan\u0131tlar taraf\u0131ndan e\u015fit \u00f6l\u00e7\u00fcde do\u011frulanm\u0131\u015f olabilirler. <\/strong>Stanford\u2019a g\u00f6re hem g\u00fcn\u00fcm\u00fczde hem de bilim tarihinin b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131nda bu t\u00fcrden \u201czay\u0131f belirlenememe\u201d bi\u00e7imlerine s\u0131kl\u0131kla tan\u0131k olmaktay\u0131z. Dahas\u0131, Stanford\u2019a g\u00f6re bu durum yinelenen bir durum olu\u015fturur. Diyelim ki elimizdeki teoriye alternatif bir teoriyi tercih ettik, o zaman bu yeni teori i\u00e7in de ayn\u0131 t\u00fcrden zay\u0131f belirlenememe -yani ba\u015fka bir alternatifin var olma ihtimali- ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Stanford ayr\u0131ca, \u015fu anda hen\u00fcz tasavvur edilmemi\u015f, ancak gelecekte ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar\u0131n akl\u0131na gelebilecek bu t\u00fcr alternatiflerin de (empirik olarak e\u015fde\u011fer olmayan \u2013\u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00f6zlemlenmemi\u015f g\u00f6zlemlenebilirler a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6ng\u00f6r\u00fcleri farkl\u0131d\u0131r- fakat e\u015fit derecede do\u011frulanm\u0131\u015f \u2013\u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00f6zlemler a\u00e7\u0131s\u0131ndan e\u015fit-teoriler) var olabilece\u011fini \u00f6ne s\u00fcrer. <strong>Onun Yeni T\u00fcmevar\u0131m arg\u00fcman\u0131, bu noktada Hen\u00fcz Tasavvur Edilmemi\u015f Alternatifler Probleminin (Problem of Unconceived Alternatives) bilim tarihi boyunca -Aristoteles\u2019ten Sicim Teorisi\u2019ne kadar- daima mevcut oldu\u011funu savunur. Bilim insanlar\u0131, belirli d\u00f6nemlerde s\u00f6z konusu alternatif teorileri hen\u00fcz tasavvur edemedikleri i\u00e7in mevcut teorilerle yetinmi\u015flerdir, ancak yeni alternatifler tasavvur edilebildi\u011finde, \u00f6nceki teoriler yerlerini onlara b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla Stanford\u2019a g\u00f6re biz de bug\u00fcn, mevcut teorilerimizle u\u011fra\u015f\u0131rken muhtemelen ayn\u0131 durumda bulunmaktay\u0131z ve tasavvur edemedi\u011fimiz prensipte m\u00fcmk\u00fcn olan pek \u00e7ok ba\u015fka \u2018daha iyi\u2019 teoriden haberimiz dahi bulunmamaktad\u0131r.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<figure class=\"wp-block-pullquote\"><blockquote><p><\/p><cite>&#8220;Burada realizm a\u00e7\u0131s\u0131ndan temel sorun, inan\u00e7 a\u011f\u0131n\u0131n \u00f6znel bir yap\u0131ya sahip oldu\u011fu fikridir. Yani bu a\u011f ki\u015fiden ki\u015fiye, k\u00fclt\u00fcrden k\u00fclt\u00fcre ya da tarihsel d\u00f6nemden tarihsel d\u00f6neme de\u011fi\u015fir. G\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re, t\u00fcm olas\u0131 inan\u00e7 a\u011flar\u0131na uygulanabilecek bir prosed\u00fcr, algoritma, \u00f6l\u00e7\u00fct ya da ba\u015fka t\u00fcrden bir meta-ilke in\u015fa etmenin ya da ke\u015ffetmenin bir yolu yoktur.&#8221;<\/cite><\/blockquote><\/figure>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\">2.5 Sosyo-tarihsel Yakla\u015f\u0131mlar<\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bilim felsefesinde hem sosyolojik hem de tarihsel d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmler (turn) ya\u015fanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu iki y\u00f6nelim, baz\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fleri bak\u0131m\u0131ndan birbiriyle yak\u0131ndan ili\u015fkili ve benzer olduklar\u0131ndan, burada tek bir ba\u015fl\u0131k alt\u0131nda ele al\u0131nacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bilim felsefesindeki tarihsel d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm genellikle <strong>Kuhn\u2019un<\/strong> (1962\/1970) \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131yla ba\u015flat\u0131l\u0131r. Kuhn, an\u0131tsal eseri <strong>Bilimsel Devrimlerin Yap\u0131s\u0131\u2019nda (The Structure of Scientific Revolutions) <\/strong>bilim tarihine ciddiyetle yakla\u015f\u0131p bilimin nas\u0131l i\u015fledi\u011fini daha yak\u0131ndan inceledi\u011fimizde, herhangi bir bilim i\u00e7in asl\u0131nda iki farkl\u0131 evre bulundu\u011funu ileri s\u00fcrer: <strong>normal bilim<\/strong> ve <strong>kriz<\/strong>. <strong>Normal bilim d\u00f6neminde ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir durum yoktur, bilim insanlar\u0131 mevcut kuramsal \u00e7er\u00e7eve i\u00e7inde, onun temel varsay\u0131mlar\u0131n\u0131 sorgulama gere\u011fi duymadan, lokal problemlere odaklanarak \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrler.<\/strong> Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, <strong>kriz d\u00f6neminde -\u00e7o\u011fu zaman biriken \u00e7eli\u015fkili bulgular\u0131n tetiklemesiyle- bilim insanlar\u0131 mevcut teorik ve felsefi temellere y\u00f6nelik kayg\u0131lar duymaya ba\u015flarlar.<\/strong> Bu s\u00fcre\u00e7, sonunda eski paradigmalar\u0131n yerini yeni bir felsefi ve teorik \u00e7er\u00e7evenin, yani yeni bir paradigman\u0131n almas\u0131yla sonu\u00e7lan\u0131r. Kuhn\u2019a g\u00f6re bu d\u00f6ng\u00fcsel durum, yani normal bilim ve devrimsel de\u011fi\u015fim aras\u0131ndaki ge\u00e7i\u015f, bilim tarihinin istisnas\u0131 de\u011fil, tam tersine, genel kural\u0131d\u0131r. <strong>Bir paradigma, kendi ontolojisini, metodolojisini, tekniklerini, fenomenlerini, a\u00e7\u0131klamalar\u0131n\u0131 ve hatta kavramsalla\u015ft\u0131rma ve alg\u0131 bi\u00e7imlerini beraberinde getirir. Kuhn\u2019a g\u00f6re yaln\u0131zca fenomenler de\u011fil, bilimin t\u00fcm \u00f6\u011feleri teori-ba\u011f\u0131ml\u0131d\u0131r (theory-laden). Her \u015fey ba\u015fka her \u015feyle teorik olarak ba\u011f\u0131ml\u0131d\u0131r (theory-ladenness of everything). Bu y\u00f6n\u00fcyle, Kuhn\u2019un yakla\u015f\u0131m\u0131 Quine\u2019\u0131n b\u00fct\u00fcnc\u00fcl belirlenememe g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc hat\u0131rlat\u0131r.<\/strong> Bu \u00e7er\u00e7evede Kuhn\u2019un en merkezi iddialar\u0131ndan biri, paradigmalar aras\u0131ndaki<strong> \u00f6l\u00e7\u00fc\u015femezlik (incommensurability)<\/strong> ilkesidir. Buna g\u00f6re, farkl\u0131 paradigmalar i\u00e7inde \u00e7al\u0131\u015fan iki bilim insan\u0131 adeta farkl\u0131 d\u00fcnyalarda ya\u015famaktad\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc ayn\u0131 terimleri kullansalar bile bu terimlerle kastettikleri \u015feyler farkl\u0131 oldu\u011fundan, birbirleriyle tam anlam\u0131yla ileti\u015fim kuramazlar.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Paradigmalar aras\u0131ndaki \u00f6l\u00e7\u00fc\u015femezlik meselesi olduk\u00e7a tart\u0131\u015fmal\u0131 olmu\u015f ve bu konuda farkl\u0131 tutumlar ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Kuhn\u2019dan sonra, onun \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131ndaki de\u011ferli i\u00e7g\u00f6r\u00fcleri koruyarak daha az radikal bir \u00e7er\u00e7eve sunan iki \u00f6nemli fig\u00fcr\u00fcn katk\u0131lar\u0131 \u00f6zellikle \u00f6ne \u00e7\u0131kar. <strong>Bunlardan ilki olan Lakatos,<\/strong> <strong>paradigma kavram\u0131 yerine ara\u015ft\u0131rma program\u0131 kavram\u0131n\u0131 \u00f6nerir. Ara\u015ft\u0131rma programlar\u0131, bir \u201ctemel \u00e7ekirdek\u201d (hard core) ile yard\u0131mc\u0131 hipotezlerden (auxiliary hypotheses) olu\u015fur.<\/strong> Ba\u015fat fikir temel \u00e7ekirde\u011fin, program\u0131n vazge\u00e7ilmez bile\u015feni oldu\u011fudur. Bu durumda ondan vazge\u00e7mek, program\u0131n t\u00fcm\u00fcnden vazge\u00e7mek anlam\u0131na gelir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k yard\u0131mc\u0131 hipotezler de\u011fi\u015fime a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu ba\u011flamda Newton\u2019un \u00fc\u00e7 hareket yasas\u0131 temel \u00e7ekirde\u011fe bir \u00f6rnektir. \u00dc\u00e7 hareket yasas\u0131 ve evrensel k\u00fctle\u00e7ekim yasas\u0131 tek ba\u015flar\u0131na ne g\u00f6zlemlenece\u011fini belirlemezler. Test edilebilir \u00f6ng\u00f6r\u00fcler \u00fcretmek i\u00e7in g\u00f6k cisimlerinin konumlar\u0131, k\u00fctleleri ve g\u00f6reli h\u0131zlar\u0131 gibi \u00e7ok say\u0131da yard\u0131mc\u0131 varsay\u0131mla tamamlanmalar\u0131 gerekir. <strong>Laudan ise ara\u015ft\u0131rma gelenekleri kavram\u0131n\u0131 ortaya atm\u0131\u015ft\u0131r. Bu yakla\u015f\u0131m, hem Kuhn\u2019un paradigmalar\u0131ndan hem de Lakatos\u2019un ara\u015ft\u0131rma programlar\u0131ndan daha esnek bir yap\u0131 \u00f6nerir. Ona g\u00f6re bir ara\u015ft\u0131rma gelene\u011finde unsurlar zaman zaman temel \u00e7ekirde\u011fe dahil olabilir veya oradan \u00e7\u0131kabilir, hatta \u00e7e\u015fitli nedenlerle bir teorinin sonraki g\u00fcncellenmi\u015f versiyonu, \u00f6nceki versiyonuna k\u0131yasla daha az fenomeni a\u00e7\u0131klayabilir. Bu duruma kimi zaman Kuhn\u2019cu kay\u0131p (Kuhnian loss) ad\u0131 verilir. <\/strong>Laudan ayr\u0131ca, belirli bir d\u00f6nemde ayn\u0131 alanda birden fazla ara\u015ft\u0131rma gelene\u011finin var olabilece\u011fini ve bunlar\u0131n rekabet halinde bulunabilece\u011fini savunur. Bu gelenekler zaman i\u00e7inde farkl\u0131 d\u00f6nemlerde alanda bask\u0131n konuma ge\u00e7ebilirler. B\u00f6ylece bilimsel geli\u015fme, tek bir bask\u0131n paradigma etraf\u0131nda de\u011fil, \u00e7o\u011fulcu ve dinamik bir s\u00fcre\u00e7 olarak anla\u015f\u0131l\u0131r. <strong>Laudan\u2019\u0131n yakla\u015f\u0131m\u0131nda da ara\u015ft\u0131rma geleneklerinin metafizik anlay\u0131\u015f, metodoloji ya da kurumsal pratikler gibi konularda kendi \u201ci\u015f yapma bi\u00e7imlerine\u201d sahip olduklar\u0131 kabul edilir, her ne kadar bu ili\u015fkiler esnek olsa da&#8230; <\/strong>Ancak tam da bu noktada, zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir (mind-independent) ger\u00e7eklikle ilgili sorun yeniden ortaya \u00e7\u0131kar. <strong>\u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7o\u011fu zaman birbirleriyle \u00e7eli\u015fen ara\u015ft\u0131rma gelene\u011fi ya da gelenekler b\u00fct\u00fcn\u00fc i\u00e7erisinde nas\u0131l olur da zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir Do\u011fruya ula\u015f\u0131labilir? Bu konuda Laudan yaln\u0131zca belirli bir d\u00f6nemde bilim toplulu\u011funun benimsedi\u011fi kimi \u00f6l\u00e7\u00fctlere at\u0131fta bulunur, fakat bu \u00f6l\u00e7\u00fctlerin kendileri de -Kuhncu ya da Quinec\u0131 terimlerle s\u00f6yleyecek olursak- belirli bir paradigma ya da inan\u00e7 a\u011f\u0131 (web of beliefs) i\u00e7erisinde yer al\u0131r.<\/strong> Bu durum, yukar\u0131da Quine\u2019\u0131n b\u00fct\u00fcnc\u00fcl belirlenememe yakla\u015f\u0131m\u0131 ba\u011flam\u0131nda ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z sorunla b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde ayn\u0131d\u0131r. <strong>S\u00f6z konusu \u2018\u00f6l\u00e7\u00fctlerin\u2019 dahi de\u011fi\u015fime tabi oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn \u201cbilimdeki uzla\u015f\u0131mlar\u0131\u201d (conventions) ciddiye ald\u0131\u011f\u0131n\u0131n alt\u0131n\u0131 \u00e7izelim. \u00c7\u00fcnk\u00fc burada, bilimin uzla\u015f\u0131mlarla nas\u0131l \u015fekillendi\u011fi ve bilimsel bilginin nas\u0131l konvansiyonel bi\u00e7imde ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 sorular\u0131 \u00f6nem kazanmaya ba\u015flar. Bu tam da &nbsp;sosyolojik yakla\u015f\u0131mlar\u0131n vurgulad\u0131\u011f\u0131 \u015feydir. Sosyolojik yakla\u015f\u0131m, toplumsal ko\u015fullar\u0131n, politik fakt\u00f6rlerin, farkl\u0131 kurumlarda benimsenen pratiklerin ya da bireyler, kurumlar ve d\u00fc\u015f\u00fcnce okullar\u0131 aras\u0131ndaki rekabetin bilimsel bilgiyi nas\u0131l etkiledi\u011fini, hatta kimi zaman nas\u0131l belirledi\u011fini inceler<\/strong>.<a id=\"_ftnref10\" href=\"#_ftn10\">[10]<\/a> Bu yakla\u015f\u0131m, bir oranda realist kabullerle uyumlu olabilir, ancak as\u0131l tart\u0131\u015fma, bilim sosyolojisindeki <strong>G\u00fc\u00e7l\u00fc Program (Strong Programme)<\/strong> g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011funda ortaya \u00e7\u0131kar (Barnes, Bloor &amp; Henry, 1996; Bloor, 1976). G\u00fc\u00e7l\u00fc Program\u2019\u0131n savunucular\u0131n\u0131n iki temel kabul\u00fc vard\u0131r: 1) Teorilerin, bulgular\u0131n, yorumlar\u0131n, iddialar\u0131n, inan\u00e7lar\u0131n ve pratiklerin ba\u015far\u0131, do\u011fruluk, yanl\u0131\u015fl\u0131k ya da epistemik stat\u00fcleri konusunda tamamen tarafs\u0131z olunmal\u0131d\u0131r. Bu, kuramsal ya da uzla\u015f\u0131msal e\u011filimlerden kaynaklanabilecek \u00f6nyarg\u0131lardan ka\u00e7\u0131nmak i\u00e7in gereklidir. B<strong>a\u015fka bir deyi\u015fle, G\u00fc\u00e7l\u00fc Program savunucular\u0131na g\u00f6re bilim sosyolojisiyle me\u015fgul bir ara\u015ft\u0131rmac\u0131, \u201cdo\u011fru\u201d kabul edilen \u015feylerle \u201cyanl\u0131\u015f\u201d kabul edilen \u015feyleri ayn\u0131 \u015fekilde ve e\u015fit ciddiyetle incelemelidir. \u201cDo\u011fru\u201d kabul edilen iddian\u0131n neden ve nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 inceledi\u011fi gibi, \u201cyanl\u0131\u015f\u201d kabul edilen iddian\u0131nkini de incelemelidir.<\/strong> 2) Sosyal fakt\u00f6rler yaln\u0131zca bilimsel s\u00fcre\u00e7leri -\u00f6rne\u011fin teoriler aras\u0131ndaki se\u00e7imleri- etkilemekle kalmaz, <strong>ayn\u0131 zamanda onlar\u0131 belirler.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Buradaki ikinci kabul, bir bak\u0131ma birinci kabulle ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc hem \u201cdo\u011fru\u201d hem de \u201cyanl\u0131\u015f\u201d inan\u00e7lar\u0131n ayn\u0131 toplumsal ilkeler ve ayn\u0131 toplumsal dinamikler taraf\u0131ndan \u00fcretildi\u011fini g\u00f6sterdi\u011fimizde, zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir anlamda do\u011fruluk \u00f6nemsiz hale gelir, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu durumda ona ba\u015fvurmadan bilimsel faaliyetin nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi a\u00e7\u0131klanabilir.<\/strong> Bu tutum, ayn\u0131 zamanda bilimsel bilgi ile genel anlamda bilgi -g\u00fcndelik bilgi ya da farkl\u0131 k\u00fclt\u00fcrlerin ve toplumsal ba\u011flamlar\u0131n bilgiyle ilgili pratikleri de dahil olmak \u00fczere- aras\u0131ndaki tart\u0131\u015fmal\u0131 ayr\u0131m\u0131 zay\u0131flat\u0131r ve bu tez boyunca birka\u00e7 kez ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z ba\u011flamsalc\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015flerle uyumlu bir \u00e7izgiye oturur.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>G\u00fc\u00e7l\u00fc Program, iddialar\u0131n\u0131 \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde vaka incelemelerine (case studies) dayand\u0131r\u0131r. <\/strong>Bu yakla\u015f\u0131m, s\u00f6z konusu \u015fu veya bu vaka \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n bilim hakk\u0131nda genel sonu\u00e7lar\u0131 destekleyemeyece\u011fi ya da \u00f6rnek olarak kullan\u0131lan vakalar\u0131n s\u0131kl\u0131kla yanl\u0131\u015f ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 gerek\u00e7esiyle ele\u015ftirilmi\u015ftir. Bununla birlikte, <strong>benim g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcme g\u00f6re,<\/strong> bu ele\u015ftiriler metodolojik a\u00e7\u0131dan \u00f6nemli olsa da, <strong>bilim sosyologlar\u0131 taraf\u0131ndan y\u00fcr\u00fct\u00fclen baz\u0131 veya t\u00fcm vaka \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n yanl\u0131\u015f \u00e7\u0131kmas\u0131, sosyal fakt\u00f6rlerin bilimsel bilgi \u00fczerindeki etkisinin \u00f6nemsiz oldu\u011funu g\u00f6sterecek a priori bir gerek\u00e7e sunmaz. \u00d6zellikle, tart\u0131\u015fman\u0131n realist taraf\u0131ndaki bir\u00e7ok ara\u015ft\u0131rmac\u0131n\u0131n bile belli \u00f6l\u00e7\u00fclerde uzla\u015f\u0131mlar\u0131n \u00f6nemini kabul etti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde, toplumsal ortamlarda ortaya \u00e7\u0131kan uzla\u015f\u0131mlar\u0131n sosyal ve\/veya politik fakt\u00f6rlerden etkilenebilece\u011fi, hatta bunlar taraf\u0131ndan belirlenebilece\u011fi fikri makul g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bu t\u00fcr bir etkinin yaln\u0131zca bir kez bile g\u00f6sterilmesi, konuyla ilgili ciddi bir ku\u015fku uyand\u0131rmak i\u00e7in yeterlidir.<\/strong> <strong>Dolay\u0131s\u0131yla ispat y\u00fck\u00fc, bilgiyle ilgili dinamiklerin bu t\u00fcr fakt\u00f6rlerden etkilenmedi\u011fini iddia eden realistlerin veya benzeri bir sav\u0131 ileri s\u00fcren herkesin omuzlar\u0131ndad\u0131r.<\/strong> \u00dcstelik bilim tarihi boyunca al\u0131nan kararlar\u0131n, y\u00fcr\u00fct\u00fclen pratiklerin ve hatta teori de\u011fi\u015fimlerinin \u00e7oklu\u011funu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurdu\u011fumuzda, bu t\u00fcr bir etkilenmenin hi\u00e7 ya\u015fanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kan\u0131tlamak pratikte imkans\u0131z olabilir, bu da realist pozisyon i\u00e7in \u00f6nemli bir problem anlam\u0131na gelir.<\/p>\n\n\n\n<figure class=\"wp-block-pullquote\"><blockquote><p><\/p><cite>&#8220;Dahas\u0131, &#8216;Do\u011fru&#8217; ve &#8216;objektif ger\u00e7eklik&#8217; kavramlar\u0131 tarih boyunca, farkl\u0131 perspektiflerin \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131 durumunda ba\u015fvurulabilecek meta-perspektifsel ya da perspektiften ba\u011f\u0131ms\u0131z bir otorite olarak i\u015flev g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. E\u011fer art\u0131k bu i\u015flevi yerine getirmeyeceklerse, onlar\u0131 korumakta neden \u0131srar edelim ki?&#8221;<\/cite><\/blockquote><\/figure>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\">2.6 Perspektif\u00e7i Realizm<\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bilim felsefesi ve realist iddialar etraf\u0131nda s\u00fcregelen sorunlar\u0131 ve tart\u0131\u015fmalar\u0131 -ki bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131n\u0131 burada ele almaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131k- kabul eden <strong>Massimi (2018, 2022), teori de\u011fi\u015fimi, s\u00fcreklilik gibi meselelerin \u00e7o\u011funu a\u015fan asgari ve m\u00fctevaz\u0131 bir realizm anlay\u0131\u015f\u0131 \u00f6nerir. Massimi\u2019ye g\u00f6re, realist tutumun \u00f6ne s\u00fcr\u00fclen t\u00fcm sorunlar\u0131na ra\u011fmen \u201cDo\u011fru\u201d ve \u201cger\u00e7eklik\u201d kavramlar\u0131n\u0131 tamamen terk etmemeli, bunlar\u0131 perspektif\u00e7i realizm (perspectival realism) ad\u0131n\u0131 verdi\u011fi yeni bir \u00e7er\u00e7eve i\u00e7inde korumaya \u00e7al\u0131\u015fmam\u0131z gerekmektedir. <\/strong>Massimi, <strong>Do\u011fru (truth) kavram\u0131n\u0131 \u201cperspektifler aras\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 de\u011ferlendirme\u201d (perspectival cross-evaluation) ilkesine dayand\u0131r\u0131r.<\/strong> Ona g\u00f6re, bilgi s\u00f6z konusu oldu\u011funda elbette farkl\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131, farkl\u0131 k\u00fclt\u00fcrler ve farkl\u0131 uzla\u015f\u0131mlar vard\u0131r ve evet, bunlar \u00e7o\u011fu zaman birbiriyle \u00e7at\u0131\u015f\u0131r ve \u00e7eli\u015fir. Ancak Massimi\u2019ye g\u00f6re bu farkl\u0131 perspektifler yaln\u0131zca \u00e7at\u0131\u015fmazlar, ayn\u0131 zamanda bazen de birbirleriyle uyumlu olabilir ve belirli bir ortak zeminde bulu\u015fabilirler. <strong>\u0130\u015fte bu ortak zemin, perspektif\u00e7i bir anlamda da olsa, \u201cDo\u011fru\u201d olarak kabul edilebilir. <\/strong>Farkl\u0131 perspektiflerin kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelmesi ve etkile\u015fime girmesi, b\u00f6yle bir Do\u011frunun ke\u015ffine de yol a\u00e7abilir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Ku\u015fkusuz bu yakla\u015f\u0131m\u0131n, \u00f6nceki realist yakla\u015f\u0131mlara k\u0131yasla \u00f6nemli bir avantaj\u0131 vard\u0131r: <strong>D\u00fcnyada bir\u00e7ok ve \u00e7o\u011fu zaman birbiriyle \u00e7at\u0131\u015fan perspektiflerin, inan\u00e7 sistemlerinin ve bilgi bi\u00e7imlerinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 merkeze al\u0131r. <\/strong>Ancak bu yakla\u015f\u0131m\u0131n da, \u00f6nceki teorilerle ortakla\u015fan \u00e7e\u015fitli sorunlar\u0131 mevcuttur. Her \u015feyden \u00f6nce, <strong>perspektif\u00e7i realizm bize zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir ger\u00e7eklik ya da Do\u011fru -ya da bunlara yakla\u015f\u0131k bir \u015fey- sunamaz, yaln\u0131zca farkl\u0131 perspektifler aras\u0131nda belirli bir \u00f6l\u00e7\u00fcde uzla\u015fma sa\u011flanabilece\u011fini, bunun da kimi zaman k\u00fcm\u00fclatif bir nitelik ta\u015f\u0131yabilece\u011fini g\u00f6sterebilir.<\/strong><a id=\"_ftnref11\" href=\"#_ftn11\">[11]<\/a> Massimi\u2019nin kendisi de bunu a\u00e7\u0131k\u00e7a kabul eder ve <strong>perspektif\u00e7i realizmin objektivist, zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir Do\u011fru kavram\u0131n\u0131 reddetti\u011fini ifade eder.<\/strong> Bana g\u00f6re bu, <strong>sorunlu bir arg\u00fcmentatif hamledir, \u00e7\u00fcnk\u00fc se\u00e7ilen Do\u011fru kavramsalla\u015ft\u0131rmas\u0131 <em>ad hoc<\/em> g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/strong> Elbette herhangi bir kavram\u0131 diledi\u011fimiz gibi tan\u0131mlayabilir ya da kavramsalla\u015ft\u0131rabiliriz, bunda kategorik bir sorun yok gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir. <strong>Ancak bilimsel realizm ile anti-realizm aras\u0131ndaki tart\u0131\u015fman\u0131n k\u00f6keninde, tarihsel olarak realizm i\u00e7in zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n ne \u00f6l\u00e7\u00fcde merkezi bir rol oynad\u0131\u011f\u0131na dair bir mutabakat bulunmaktad\u0131r. Bu olguyu g\u00f6z ard\u0131 etmek, meseleyi \u00e7\u00f6z\u00fclm\u00fc\u015f gibi g\u00f6stermek ad\u0131na keyfi bir kavramsal de\u011fi\u015fiklik yapmak ve tart\u0131\u015fmay\u0131 yaln\u0131zca dilsel bir uzla\u015f\u0131 d\u00fczeyine indirgemek gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/strong> \u00d6te yandan, e\u011fer perspektif\u00e7i realist bu yolu izlemekte \u0131srar edecekse, <strong>en az\u0131ndan neden geleneksel (zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z) Do\u011fru kavram\u0131n\u0131 tamamen terk etmememiz ve onun yerine ba\u015fka bir kavram koymamam\u0131z gerekti\u011fini, bu s\u00f6z konusu tart\u0131\u015fmadan ba\u011f\u0131ms\u0131z gerek\u00e7elerde<\/strong> temellendirerek <strong>a\u00e7\u0131klamak zorundad\u0131r.<\/strong> Felsefi tutarl\u0131l\u0131k (philosophical integrity) ve dilsel hijyen (linguistic hygiene) bunu gerektirir. <strong>Dahas\u0131, \u201cDo\u011fru\u201d ve \u201cobjektif ger\u00e7eklik\u201d kavramlar\u0131 tarih boyunca, farkl\u0131 perspektiflerin \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131 durumunda ba\u015fvurulabilecek meta-perspektifsel ya da perspektiften ba\u011f\u0131ms\u0131z bir otorite olarak i\u015flev g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. E\u011fer art\u0131k bu i\u015flevi yerine getirmeyeceklerse, onlar\u0131 korumakta neden \u0131srar edelim ki?<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Perspektif\u00e7i realizmle ilgili bir di\u011fer \u00f6nemli sorun ise <strong>perspektifler aras\u0131 de\u011ferlendirme (cross-perspectival evaluation)<\/strong> a\u015famas\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kar. <strong>Bu t\u00fcr bir de\u011ferlendirmenin m\u00fcmk\u00fcn olabilmesi i\u00e7in, belirli bir \u00f6nermenin her iki perspektiften de de\u011ferlendirilebilir olmas\u0131 ve her iki perspektifin de performans-yeterlili\u011fi (performance-adequacy) standartlar\u0131n\u0131<a id=\"_ftnref12\" href=\"#_ftn12\">[12]<\/a> kar\u015f\u0131lamas\u0131 gerekir.<\/strong> Bunun i\u00e7in de perspektifler aras\u0131nda bir t\u00fcr \u00e7eviri mekanizmas\u0131n\u0131n kurulmas\u0131 zorunludur. <strong>Ancak perspektifler aras\u0131 \u00e7eviri ve de\u011ferlendirme, birbirine yak\u0131n perspektifler veya dar ba\u011flamlar s\u00f6z konusu oldu\u011funda m\u00fcmk\u00fcn g\u00f6r\u00fcnse de, birbirinden olduk\u00e7a uzak -hatta radikal bi\u00e7imde farkl\u0131- perspektifler aras\u0131nda neredeyse imkans\u0131z, hatta do\u011frudan imkans\u0131z olabilir.<\/strong> Burada \u201cyak\u0131n\u201d ve \u201cuzak\u201d perspektiflerden kastetti\u011fim \u015fey, birka\u00e7 \u00f6rnekle daha iyi a\u00e7\u0131klanabilir. \u00d6rne\u011fin, Atkinson-Shiffrin bellek modeli (Atkinson &amp; Shiffrin, 1968) ile ay\u0131rt edicilik kuram\u0131 (distinctiveness theory of memory) (Glenberg &amp; Swanson, 1986; Glenberg, 1997; Nairne, 2006; Schmidt, 1991) g\u00f6rece yak\u0131n perspektifler olarak g\u00f6r\u00fclebilir. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, ekolojik g\u00f6rsel alg\u0131 teorisi (Gibson, 1979) ile g\u00f6rsel alg\u0131ya n\u00f6robilimdeki derin \u00f6\u011frenme yakla\u015f\u0131m\u0131ndan getirilen a\u00e7\u0131klamalar (Richards et al., 2019) aras\u0131nda \u00e7ok daha b\u00fcy\u00fck bir mesafe bulunmaktad\u0131r. Benzer \u015fekilde, Aristoteles\u00e7i ruh anlay\u0131\u015f\u0131 ile g\u00fcn\u00fcm\u00fcz bili\u015fsel bilimi de son derece farkl\u0131 ve birbirinden uzak perspektifler olu\u015fturur. <strong>Bu mesafeyi daha da u\u00e7 bir \u00f6rnekle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsek, sanayile\u015fmemi\u015f bir toplumun -\u00f6rne\u011fin Amazon yerlilerinin- perspektifi ile par\u00e7ac\u0131k fizi\u011fi perspektifi aras\u0131ndaki fark neredeyse a\u015f\u0131lmaz d\u00fczeydedir. Bu nedenle, perspektifler aras\u0131 \u00e7eviri ve dolay\u0131s\u0131yla perspektifler aras\u0131 de\u011ferlendirme s\u00fcreci, perspektif\u00e7i realizm arg\u00fcman\u0131nda \u00e7\u00f6z\u00fclmesi gereken ciddi ve problemli bir a\u015famad\u0131r.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\">2.7 \u0130n\u015fac\u0131 Empirizm<\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcn sonu\u00e7 k\u0131sm\u0131na ge\u00e7meden \u00f6nce, neden <strong>in\u015fac\u0131 empirizm<\/strong> (constructive empiricism) yakla\u015f\u0131m\u0131n\u0131 <strong>benimsemedi\u011fimi <\/strong>a\u00e7\u0131klamak istiyorum. Bu \u00f6nemli bir konu zira in\u015fac\u0131 empirizm, anti-realist kamp i\u00e7indeki en tan\u0131nm\u0131\u015f yakla\u015f\u0131mlardan biri olarak kabul edilir (Van Fraassen, 1980, 2001, 2002).<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u0130<strong>n\u015fac\u0131 empirizm, filozof Bas van Fraassen taraf\u0131ndan ortaya at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Onun temel motivasyonu, bilimsel bilginin deneyime dayand\u0131r\u0131lmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan tipik bir empirist tutumu s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrken, ayn\u0131 zamanda mant\u0131ksal pozitivizmin tuzaklar\u0131na d\u00fc\u015fmeyen empirist bir bilim anlay\u0131\u015f\u0131 geli\u015ftirmektir.<\/strong> Ba\u015fka bir deyi\u015fle, Van Fraassen, <strong>metafizik kabulleri asgari d\u00fczeyde tutarken bilimsel bilgiye m\u00fcmk\u00fcn olan en b\u00fcy\u00fck de\u011feri atfetmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r.<\/strong> Bu \u00e7er\u00e7evede <strong>g\u00f6zlemlenebilir\/g\u00f6zlemlenemeyen<\/strong> ayr\u0131m\u0131 kilit bir rol oynar. \u00c7\u00fcnk\u00fc Van Fraassen\u2019a g\u00f6re bilimin amac\u0131, zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z ger\u00e7ekli\u011fin do\u011fru bir tasvirini sunmak de\u011fildir. Bilimin amac\u0131, empirik olarak yeterli teoriler geli\u015ftirmek, yani fenomenleri <strong>\u201ckotarmakt\u0131r\u201d (to save the phenomena)<\/strong>. Ona g\u00f6re bir teori, g\u00f6zlemlenebilir fenomenler hakk\u0131ndaki ifadeleri do\u011fru oldu\u011fu s\u00fcrece empirik olarak yeterlidir. Burada ise \u015fu temel soru ortaya \u00e7\u0131kar: G\u00f6zlemlenebilir olan nedir ve g\u00f6zlemlenemeyen nedir?<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Van Fraassen\u2019\u0131n <strong>g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc (observability criterion)<\/strong>, in\u015fac\u0131 empirizminin merkezi unsurlar\u0131ndan biridir ve <strong>insan\u0131n alg\u0131sal yetilerinin s\u0131n\u0131rlar\u0131na g\u00f6re tan\u0131mlan\u0131r.<\/strong> <strong>Van Fraassen\u2019a g\u00f6re bir entite, ilkesel olarak herhangi bir ara\u00e7 yard\u0131m\u0131 olmaks\u0131z\u0131n insan alg\u0131s\u0131nca eri\u015febiliyorsa g\u00f6zlemlenebilir say\u0131l\u0131r.<\/strong> \u00d6rne\u011fin uzak y\u0131ld\u0131zlar veya gezegenler, onlar\u0131 \u015fu anda do\u011frudan g\u00f6remesek de, e\u011fer yeterince yak\u0131n olsalard\u0131 \u00e7\u0131plak g\u00f6zlerimizle g\u00f6rebilece\u011fimiz i\u00e7in g\u00f6zlemlenebilir kabul edilirler. <strong>Dolay\u0131s\u0131yla g\u00f6zlemlenebilirlik, mevcut eri\u015filebilirlikle de\u011fil, \u00e7\u0131plak g\u00f6zlemin potansiyel olarak m\u00fcmk\u00fcn olup olmamas\u0131yla ilgili modal bir ko\u015fula ba\u011fl\u0131d\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k bakteriler gibi mikroskobik varl\u0131klar bu ko\u015fulu kar\u015f\u0131lamazlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131 yaln\u0131zca mikroskop gibi teknolojik ara\u00e7larla g\u00f6rebiliriz ve bu ara\u00e7lar\u0131n g\u00fcvenilirli\u011fi ile i\u015flevi de daha ileri d\u00fczeydeki bilimsel birtak\u0131m varsay\u0131mlara dayan\u0131r.<\/strong> Bu nedenle g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc, do\u011fal alg\u0131 yetilerimizle kavrayabildi\u011fimiz \u015feylerle, teorik \u00f6\u011feler ve teoriden ba\u011f\u0131ms\u0131z olmayan ara\u00e7lara ba\u011fl\u0131 olarak eri\u015febildi\u011fimiz \u015feyler aras\u0131nda bir s\u0131n\u0131r \u00e7izer. Bu ayr\u0131m, in\u015fac\u0131 empirizmin en \u00e7ok tart\u0131\u015f\u0131lan y\u00f6nlerinden biri olmu\u015f ve \u00f6zellikle <strong>g\u00f6relilik (relativity)<\/strong> ve <strong>d\u00f6ng\u00fcsellik (circularity)<\/strong> gibi ele\u015ftirilere yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Bu ele\u015ftirilere ge\u00e7meden \u00f6nce, Van Fraassen\u2019\u0131n kendisinin yapt\u0131\u011f\u0131 \u00f6nemli bir a\u00e7\u0131klamaya dikkat \u00e7ekmek gerekir. <strong>Van Fraassen, g\u00f6zlemlenebilir ile g\u00f6zlemlenemez aras\u0131ndaki s\u0131n\u0131r\u0131n a priori ve keskin bir bi\u00e7imde \u00e7izilemeyece\u011fini kabul eder.<\/strong> <strong>Ona g\u00f6re, neyin g\u00f6zlemlenebilir oldu\u011fu nihayetinde epistemik akt\u00f6rlerin fiili kapasitelerine ve g\u00f6zlemin ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi ba\u011flama ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ba\u015fka bir deyi\u015fle, g\u00f6zlemlenebilir ile g\u00f6zlemlenemez aras\u0131ndaki \u00e7izgi, metafiziksel ya da salt kavramsal bir ayr\u0131mdan de\u011fil, belirli bir g\u00f6zlemci toplulu\u011funun biyolojik, teknolojik ve toplumsal ko\u015fullar\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak neleri alg\u0131layabildi\u011fine dair olumsal ve empirik bir de\u011ferlendirmeden do\u011far. <\/strong>Bu nokta, Van Fraassen\u2019\u0131n (1985) \u00fcnl\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnce deneyini ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131zda daha da netle\u015fir. Buna g\u00f6re, \u00fcyelerinin duyusal sistemlerine biyolojik olarak entegre edilmi\u015f birer elektron mikroskobuyla do\u011fduklar\u0131 bir epistemik topluluk hayal edelim B\u00f6yle bir epistemik toplulukta, molek\u00fcller veya bakteriler gibi mikroskobik varl\u0131klar, t\u0131pk\u0131 bizim i\u00e7in a\u011fa\u00e7lar\u0131n veya kayalar\u0131n g\u00f6zlemlenebilir olmas\u0131 gibi, onlar i\u00e7in g\u00f6zlemlenebilir olurdu. Dolay\u0131s\u0131yla g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc, t\u00fcm ba\u011flamlar veya t\u00fcm epistemik topluluklar i\u00e7in sabit de\u011fildir. Bir anlamda, epistemik toplulu\u011fa g\u00f6relidir. Ancak tam da bu ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k bizi ilk temel itiraza, yani g\u00f6relilik problemine g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>G\u00f6relilik ele\u015ftirisi, g\u00f6zlemlenebilirli\u011fin epistemik toplulu\u011fa veya g\u00f6zlemcilerin olumsal yetilerine ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 durumunda bunun teoriden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u2013ve teoriye \u2018\u00f6ncel\u2019 konumunu- yitirme riski ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrer.<\/strong> <strong>Ba\u015fka bir deyi\u015fle, her bilimsel teori kendi kabulleriyle uyumlu bir g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc tan\u0131mlayabilir ve bu sayede belirli varl\u0131klar\u0131 ya me\u015frula\u015ft\u0131rabilir ya da d\u0131\u015flayabilir. <\/strong>B\u00f6yle bir durumda g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc art\u0131k ba\u011f\u0131ms\u0131z, bilimsel teorilerin b\u00fct\u00fcn\u00fcne y\u00f6nelik bir k\u0131s\u0131tlama i\u015flevi g\u00f6rmez, aksine, d\u00fczenlemeyi ama\u00e7lad\u0131\u011f\u0131 kuramsal \u00e7er\u00e7evenin i\u00e7ine d\u00fc\u015fer. Bu durum, in\u015fac\u0131 empirizmin en cazip y\u00f6nlerinden birini -metafizik kabullerden ka\u00e7\u0131n\u0131rken epistemik tevazuyu koruma \u00e7abas\u0131n\u0131- zay\u0131flat\u0131r. <strong>Bu soruna yan\u0131t olarak Van Fraassen, g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcn\u00fcn teori-ba\u011f\u0131ms\u0131z oldu\u011funu savunur. Ona g\u00f6re g\u00f6zlemlenebilir olan\u0131 belirleyen \u015fey teori de\u011fil, biyolojik kapasitelerimiz ve alg\u0131sal yetilerimizdir.<\/strong> Ne var ki bu yan\u0131t, yak\u0131ndan ili\u015fkili ikinci bir itiraz\u0131, yani d\u00f6ng\u00fcsellik (circularity) problemini g\u00fcndeme getirir. E\u011fer neyin g\u00f6zlemlenebilir oldu\u011funu bilmemiz, mikroskoplar\u0131n nas\u0131l \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131na veya g\u00f6rsel alg\u0131n\u0131n nas\u0131l i\u015fledi\u011fine dair bilimsel teorilerden t\u00fcretiliyorsa, o zaman bu bilgiyi teoriden ba\u011f\u0131ms\u0131z oldu\u011fu iddia edilen bir \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc tan\u0131mlamak i\u00e7in kullanmak d\u00f6ng\u00fcsel g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. <strong>Ba\u015fka bir ifadeyle, bu durumda, g\u00f6zlemlenebilir ile g\u00f6zlemlenemez aras\u0131ndaki \u00e7izgiyi \u00e7izmek i\u00e7in teorik kabullerden yararlanmakta ve ard\u0131ndan bu \u00e7izgiyi kullanarak ayn\u0131 kabulleri gerek\u00e7elendirmekteyizdir.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Bu d\u00f6ng\u00fcsellik sorunu, \u00f6zellikle bilimsel ara\u00e7lar\u0131n rol\u00fc dikkate al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda daha da kritik hale gelir. <\/strong>\u00d6rne\u011fin, mikroskoplar\u0131n g\u00fcvenilir epistemik ara\u00e7lar olarak kabul edilebilmesi, onlar\u0131n nas\u0131l \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayan teorileri ve \u00e7\u0131kt\u0131lar\u0131n\u0131n g\u00fcvenilirli\u011fini do\u011frulayan bilimsel \u00e7er\u00e7eveyi benimsememize ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ancak bu teoriler de, g\u00f6zlemlenebilir sonu\u00e7lara dayanan bilimsel uygulamalarla gerek\u00e7elendirilir. Dolay\u0131s\u0131yla Van Fraassen, k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6l\u00e7ekli entiteleri teorik ara\u00e7lara ihtiya\u00e7 duyduklar\u0131 i\u00e7in g\u00f6zlemlenemez sayarken, asl\u0131nda teoriyi, teorinin neyi kabul edebilece\u011fini s\u0131n\u0131rlamak i\u00e7in kullanarak d\u00f6ng\u00fcsel bir manevra yap\u0131yor gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bu durumda, teoriden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k iddias\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmek giderek daha da zorla\u015f\u0131r.Van Fraassen\u2019\u0131n teori-ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k konusundaki \u0131srar\u0131n\u0131 yorumlaman\u0131n bir yolu, onun g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcn\u00fc bilimsel teorinin d\u0131\u015f\u0131nda yer alan meta-bilimsel ya da felsefi bir alan\u0131n par\u00e7as\u0131 olarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc varsaymakt\u0131r &#8211; yani bilimin kendisinden d\u0131\u015far\u0131da konumlanan kavramsal bir \u00e7er\u00e7eve gibi. Bu okuma \u00e7er\u00e7evesinde \u00f6l\u00e7\u00fct, bilimsel prati\u011fe d\u0131\u015far\u0131dan uygulanan bir felsefi k\u0131s\u0131tlama i\u015flevi g\u00f6r\u00fcr ve bu nedenle ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131 da bilim-d\u0131\u015f\u0131 niteli\u011finden kaynaklan\u0131r. Ne var ki Van Fraassen bu yorumu a\u00e7\u0131k\u00e7a reddeder. <strong>Kendisi, g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcn\u00fc bilim d\u0131\u015f\u0131 ya da felsefi bir ara\u00e7 olarak \u00f6nermedi\u011fini net bi\u00e7imde ifade eder (Van Fraassen, 1980, B\u00f6l\u00fcm 3, K\u0131s\u0131m 7)<\/strong>. <strong>Onun empirizmi, bilimin \u00fczerinde de\u011fil, do\u011frudan bilimsel prati\u011fin i\u00e7inde temellenir.<\/strong> Bu nedenle, bu yorum onun kast\u0131n\u0131 do\u011fru yans\u0131tmaz. Alternatif yorum ise g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcn\u00fcn bilimsel bir do\u011faya sahip oldu\u011fu ve bilimin kendisinin neyin g\u00f6zlemlenebilir oldu\u011funu belirledi\u011fidir. <strong>Ancak bu yakla\u015f\u0131m da d\u00f6ng\u00fcsellik sorununu yeniden g\u00fcndeme getirir. E\u011fer bilimsel \u00e7er\u00e7eve g\u00f6zlemlenebilir olan\u0131 tan\u0131mlamak i\u00e7in kullan\u0131l\u0131yorsa, g\u00f6zlemlenebilirlik art\u0131k bilimsel teorilere d\u0131\u015far\u0131dan bir s\u0131n\u0131r koyamaz, onun i\u00e7sel varsay\u0131mlar\u0131ndan biri haline gelir.<\/strong> Dahas\u0131, Van Fraassen hem g\u00f6zlemlenebilirli\u011fin teori-ba\u011f\u0131ms\u0131z oldu\u011funu hem de teorinin kendisinin bunu belirledi\u011fini savunuyorsa, bu iki iddia birbirini d\u0131\u015flar. G\u00f6zlemlenebilirlik ya d\u0131\u015fsal ve s\u0131n\u0131rlay\u0131c\u0131d\u0131r ya da i\u00e7sel ve g\u00f6reli,her ikisini ayn\u0131 anda savunmak \u00e7eli\u015fkili g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bu a\u00e7maz <strong>Van Fraassen<\/strong> taraf\u0131ndan da kabul edilmi\u015ftir. Morton ile yapt\u0131\u011f\u0131 daha sonraki bir tart\u0131\u015fmada (Morton &amp; Van Fraassen, 2003), <strong>d\u00f6ng\u00fcsellik sorununun kolayca \u00e7\u00f6z\u00fclemeyece\u011fini<\/strong> teslim eder. \u00dcstelik, g\u00f6zlemlenebilirlik \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcn\u00fcn teoriden ba\u011f\u0131ms\u0131z oldu\u011fu y\u00f6n\u00fcndeki iddian\u0131n, asl\u0131nda d\u00f6ng\u00fcsellik ele\u015ftirisini ortadan kald\u0131rmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da kabul eder. <strong>Bu nedenle, in\u015fac\u0131 empirist bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 benimsendi\u011finde belirli bir d\u00fczeyde d\u00f6ng\u00fcselli\u011fin ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olabilece\u011fi sonucuna var\u0131r.<\/strong> Ba\u015fka bir deyi\u015fle, e\u011fer bilimin yaln\u0131zca g\u00f6zlemlenebilir olan\u0131 kabul etmesi gerekti\u011fini ve fakat neyin g\u00f6zlemlenebilir oldu\u011funu bilmemizin de bizzat bilim taraf\u0131ndan \u015fekillendirildi\u011fini kabul ediyorsak, o halde bu d\u00f6ng\u00fcselli\u011fi i\u00e7inde bulundu\u011fumuz durumun yap\u0131sal bir \u00f6zelli\u011fi olarak benimsememiz gerekir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>Bu de\u011ferlendirmeler \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda, in\u015fac\u0131 empirizmin temelini olu\u015fturan g\u00f6zlemlenebilir\/g\u00f6zlemlenemeyen ayr\u0131m\u0131n\u0131n ilkesel olarak s\u00fcrd\u00fcr\u00fclebilir olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunuyorum.<\/strong> Dolay\u0131s\u0131yla bu ayr\u0131m\u0131 ve onun in\u015fac\u0131 empirizmde oynad\u0131\u011f\u0131 kurucu rol\u00fc reddediyorum.<a id=\"_ftnref13\" href=\"#_ftn13\">[13]<\/a><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Literat\u00fcrde daha \u00f6nce dile getirilmi\u015f ele\u015ftirilere paralel olarak, bu ayr\u0131m hakk\u0131nda bir ba\u015fka endi\u015feyi de burada vurgulamak istiyorum. Daha \u00f6nce tart\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, bu ayr\u0131m \u00f6zellikle g\u00f6relilik ve d\u00f6ng\u00fcsellik problemleri \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda keyfi g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bu endi\u015feyi daha da g\u00fc\u00e7lendiren \u015fey ise, \u00f6zellikle g\u00f6relilik problemiyle ba\u011flant\u0131l\u0131 olarak, <strong>g\u00f6zlemlenebilir ile g\u00f6zlemlenemeyen aras\u0131ndaki ayr\u0131m\u0131n bilimsel ontoloji ile folk-ontolojiler aras\u0131nda -ya da daha geni\u015f bi\u00e7imde ifade edersek, bilimsel diller ile do\u011fal diller aras\u0131nda- bir s\u00fcreklilik ile bulan\u0131kla\u015fmas\u0131d\u0131r. \u201c\u015eu noktaya kadar bilimdir\u201d ve \u201cbu noktadan sonras\u0131 yaln\u0131zca folk- ontolojidir\u201d \u015feklinde net bir \u00e7izgi \u00e7ekmek zor, hatta imkans\u0131z g\u00f6r\u00fcnmektedir. Quine, Sellars, Churchland\u2019lar ve Rorty gibi filozoflar bu s\u00fcreklili\u011fe dikkat \u00e7ekmi\u015ftir. Do\u011fal dillerin kendileri de teorik diller kategorisine girer ve onlar\u0131n ifade etti\u011fi folk-ontolojileri teoriden ba\u011f\u0131ms\u0131z de\u011fildir, bunlar\u0131n kendileri de do\u011frudan teorik in\u015falard\u0131r.<\/strong> Dolay\u0131s\u0131yla bilimsel realizm kar\u015f\u0131s\u0131nda tart\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z anti-realist arg\u00fcmanlar bu alanlar i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Bu durum, \u00e7\u0131plak alg\u0131lama yoluyla yap\u0131lan g\u00f6zlemlerin \u201cger\u00e7ek\u201d, teorik ara\u00e7lar veya kavramlar i\u00e7eren g\u00f6zlemlerin ise \u201cger\u00e7ek d\u0131\u015f\u0131\u201d oldu\u011fu y\u00f6n\u00fcndeki her t\u00fcrl\u00fc giri\u015fimi ge\u00e7ersiz k\u0131lar. \u00c7\u0131plak g\u00f6zlemler bile do\u011fal dil ve folk-ontolojinin teorik y\u00fck\u00fc, varsay\u0131mlar\u0131, getirileri ve g\u00f6t\u00fcr\u00fcleri ile i\u00e7 i\u00e7edir. <strong>Bu \u00e7er\u00e7evede, bilim konusunda anti-realist ama daha geni\u015f bir metafizik d\u00fczeyde realist bir tutumu <em>ad hoc<\/em> olmayan bir bi\u00e7imde s\u00fcrd\u00fcrmek g\u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/strong><\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Asl\u0131nda in\u015fac\u0131 empirizm burada ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z k\u0131s\u0131mlardan \u00e7ok daha geni\u015f bir d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemidir. Ben yaln\u0131zca, bilimsel realizm tart\u0131\u015fmam\u0131z a\u00e7\u0131s\u0131ndan esas te\u015fkil eden k\u0131sm\u0131n\u0131 ve buna y\u00f6nelik ele\u015ftirimi sunmak istedim. Konumun b\u00fct\u00fcnl\u00fckl\u00fc bir \u015fekilde anla\u015f\u0131lmas\u0131 i\u00e7in, burada at\u0131fta bulunulan birincil kaynaklara ba\u015fvurulmas\u0131 yararl\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<figure class=\"wp-block-pullquote\"><blockquote><p><\/p><cite>&#8220;Do\u011fal dillerin kendileri de teorik diller kategorisine girer ve onlar\u0131n ifade etti\u011fi folk-ontolojileri teoriden ba\u011f\u0131ms\u0131z de\u011fildir, bunlar\u0131n kendileri de do\u011frudan teorik in\u015falard\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla bilimsel realizm kar\u015f\u0131s\u0131nda tart\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z anti-realist arg\u00fcmanlar bu alanlar i\u00e7in de ge\u00e7erlidir.&#8221;<\/cite><\/blockquote><\/figure>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\"><strong>2.8 Sonu\u00e7<\/strong><\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bu b\u00f6l\u00fcmde, bilimsel realizm ile anti-realizm aras\u0131ndaki tart\u0131\u015fmaya genel bir bak\u0131\u015f sundum ve buna ili\u015fkin kendi yorumlar\u0131m\u0131 ve tutumlar\u0131m\u0131 ortaya koydum. Bunu yaparken meseleyi derinlikli \u015fekilde ele almaktan ziyade geni\u015f kapsamda incelemeyi \u00f6nceledim zira amac\u0131m, yo\u011fun bir tart\u0131\u015fma ve \u00e7ok say\u0131da arg\u00fcman olmas\u0131na ra\u011fmen, bunlar\u0131n \u00e7o\u011funun nihayetinde belirli bir versiyona indirgenerek ya zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k kriterini temellendiremedi\u011fini ya da zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131 realizmin \u00f6nko\u015fulu olmaktan \u00e7\u0131kararak realizm ve Do\u011fru kavramlar\u0131n\u0131 anlams\u0131zla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermekti.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Putnam\u2013Kripke g\u00f6nderim modelinin, dil felsefesindeki Wittgensteinc\u0131 gelenek a\u00e7\u0131s\u0131ndan nas\u0131l sorunlu oldu\u011funu ele ald\u0131k ve \u201cdil oyunlar\u0131\u201d kavram\u0131 ile Wittgensteinc\u0131 ba\u011flamsalc\u0131l\u0131\u011f\u0131n bundan sonraki tart\u0131\u015fmalar\u0131m\u0131z i\u00e7in \u00f6rt\u00fck bir arka plan olu\u015fturaca\u011f\u0131n\u0131 belirttik. Ard\u0131ndan, se\u00e7ici realizmlerin tamam\u0131n\u0131n tarihsel bir s\u00fcreklili\u011fe i\u015faret ederek asl\u0131nda belirli bir t\u00fcr uzla\u015f\u0131 iddias\u0131 olarak \u00f6zetlenebilece\u011fini, ancak bu s\u00fcreklili\u011fin b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde belirli t\u00fcrden toplumsal veya kavramsal uzla\u015f\u0131mlar\u0131n sonucu olabilece\u011fini ve bunun da tek ba\u015f\u0131na zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k ya da Do\u011fruya yak\u0131nl\u0131k iddias\u0131n\u0131 temellendirmek i\u00e7in yeterli olmayaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fck. Ayn\u0131 \u015fekilde, perspektif\u00e7i realizm konusunu da ele ald\u0131k ve \u00fc\u00e7 temel noktada sorunlu bulduk: (1) Do\u011fru kavram\u0131n\u0131 ad hoc bir hamleyle \u00f6nemsizle\u015ftirmesi, (2) perspektifler aras\u0131nda yaln\u0131zca belli bir t\u00fcrden uzla\u015f\u0131 kurabilmesi<a href=\"#_ftn14\" id=\"_ftnref14\">[14]<\/a> ve (3) \u00f6zellikle birbirinden uzak perspektifler aras\u0131nda \u00f6nermelerin \u00e7evrilebilirli\u011fi meselesinde \u00f6nemli bir bo\u015fluk bar\u0131nd\u0131rmas\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">\u00d6te yandan, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz bilimi ve onun ba\u015far\u0131s\u0131 \u00fczerine geli\u015ftirilen s\u00fcreksizlik tezini iki temel nedenle sorunlu bulduk: (1) bu tez en fazla bilimin baz\u0131 a\u00e7\u0131lardan olgunla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterebilir ve (2) ge\u00e7mi\u015fteki bilim ile g\u00fcn\u00fcm\u00fcz bilimi aras\u0131nda nitel bir fark bulundu\u011funa dair ikna edici bir arg\u00fcman ortalarda g\u00f6r\u00fcnmemektedir. Benzer bi\u00e7imde, realist cephede yer alan in\u015fac\u0131 empirizm de g\u00f6zlemlenebilir\/g\u00f6zlemlenemeyen ayr\u0131m\u0131ndaki i\u00e7sel \u00e7eli\u015fkiden mustariptir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><strong>O halde, elimizde kalan manzaraya bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, Quinec\u0131 holizm, Stanford\u2019un Yeni T\u00fcmevar\u0131m\u0131 ve Hen\u00fcz Tasavvur Edilmemi\u015f Alternatifler Problemi ile sosyo-tarihsel yakla\u015f\u0131mlar, realist pozisyona meydan okumaya devam etmektedir. Bu tart\u0131\u015fman\u0131n bir sonucu olarak, bilimi y\u00fczy\u0131llar boyunca geli\u015fmi\u015f, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz d\u00fcnyas\u0131n\u0131n di\u011fer pratiklerine g\u00f6m\u00fcl\u00fc, \u00f6zg\u00fcl bir k\u00fclt\u00fcrel\/toplumsal<a id=\"_ftnref15\" href=\"#_ftn15\">[15]<\/a> pratik ve k\u00fclt\u00fcrel evrim ile tarihin ak\u0131\u015f\u0131 i\u00e7inde meydana gelmi\u015f (emerge) bir kurum olarak ele al\u0131yorum. Bu durum, bilimin zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir Do\u011fru ya da ona yakla\u015f\u0131k bir \u015fey iddias\u0131nda bulunmas\u0131n\u0131 imkans\u0131z hale getiriyor gibi g\u00f6r\u00fcnse de, bu yakla\u015f\u0131m\u0131n bir bireyde yaratabilece\u011fi ilk tepkinin aksine, bilimi din, spirit\u00fcalizm vb. di\u011fer pratiklerle e\u015fitlemek anlam\u0131na gelmez. Her pratik, kendi \u00f6rt\u00fck ve a\u00e7\u0131k kurallar\u0131yla, kendi i\u015flevleri, sonu\u00e7lar\u0131 ve etkileriyle kendine \u00f6zg\u00fc bir \u201coyun\u201ddur. Dolay\u0131s\u0131yla bilim, zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir Do\u011fruya yakla\u015fma iddias\u0131nda bulunmaks\u0131z\u0131n da bilim olarak kalabilir. Bunu, bilim sayesinde t\u0131p, teknoloji, e\u011fitim ve daha bir\u00e7ok alanda neler yapabildi\u011fimize bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda da a\u00e7\u0131k\u00e7a anlayabiliriz.<\/strong> Bilimin, realizm olmaks\u0131z\u0131n nas\u0131l olup da iddia edilen i\u015flevini yerine getirebildi\u011fi ise bilim tarihi, bilim sosyolojisi ve bilim felsefesinin tamam\u0131 i\u00e7in \u00f6nemli ve temel bir sorudur. Bu ba\u011flamda \u00f6nemli bir yakla\u015f\u0131m, bilimin d\u00fcnyaya dair kendine \u00f6zg\u00fcr bir a\u00e7\u0131klama bi\u00e7imi oldu\u011fu y\u00f6n\u00fcndedir. Gelecek b\u00f6l\u00fcmde, bilim felsefesindeki <strong>Yeni Mekanistik<\/strong> yakla\u015f\u0131m \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda, bu \u2018a\u00e7\u0131klama bi\u00e7imi\u2019ni inceleyece\u011fiz.<\/p>\n\n\n\n<div style=\"height:50px\" aria-hidden=\"true\" class=\"wp-block-spacer\"><\/div>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\">Notlar<\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref1\" id=\"_ftn1\">[1]<\/a> Realizm tart\u0131\u015fmalar\u0131nda \u2018truth\u2019 s\u0131kl\u0131kla zihinden ba\u011f\u0131ms\u0131z, \u2018objektif\u2019 bir do\u011fru olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnden \u2018truth\u2019 kelimesini b\u00fcy\u00fck D harfiyle Do\u011fru \u015feklinde \u00e7evirmeye karar verdim. Bunun yerine \u2018hakikat\u2019 de diyebilirdik elbette. Fakat o durumda, \u2018do\u011fru\u2019 ifadesinin ge\u00e7ti\u011fi kimi c\u00fcmlelerle bu Do\u011fru aras\u0131ndaki ili\u015fki g\u00f6zden ka\u00e7abilirdi. Bununla birlikte, \u2018true\u2019 kelimesini \u2018do\u011fru\u2019 \u015feklinde \u00e7evirdim.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref2\" id=\"_ftn2\">[2]<\/a> Daha fazlas\u0131 i\u00e7in bkz: (Churchland, 1985; Hacking, 1985; Teller, 2001; Van Fraassen, 1985; 2005)<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref3\" id=\"_ftn3\">[3]<\/a> Bunun do\u011fal t\u00fcrlere dair tek teori olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n fark\u0131nday\u0131m. Bu tart\u0131\u015fmaya burada derinlemesine girecek yeterli alan\u0131m yok, ancak anti-realizmle uyumlu do\u011fal t\u00fcr teorileri de oldu\u011funu s\u00f6ylemek yeterli olacakt\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref4\" id=\"_ftn4\">[4]<\/a> Burada vurgulamak istedi\u011fim, Putnam\u2019\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6re \u2018anlam\u0131n\u2019 (meaning) kurucu unsurunun \u2018g\u00f6nderge\u2019 (reference) olmas\u0131d\u0131r. Hem <em>sense<\/em> hem de <em>meaning<\/em> anlam olarak \u00e7evrildi\u011fi i\u00e7in, anlam kullan\u0131mlar\u0131 kafa kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 olabilir. Dolay\u0131s\u0131yla parantez i\u00e7inde hangisinin kast edildi\u011fini vurgulamaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m bu tart\u0131\u015fma ba\u011flam\u0131nda. Parantez i\u00e7inde vurgulamad\u0131\u011f\u0131m her bir kullan\u0131m ise <em>meaning<\/em> anlam\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref5\" id=\"_ftn5\">[5]<\/a> Dili bir eylem bi\u00e7imi olarak, d\u00fcnyada baz\u0131 \u015feyleri de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in kullan\u0131lan bir ara\u00e7 olarak g\u00f6ren -ger\u00e7ekli\u011fe ula\u015fmak ya da do\u011frulu\u011fu tesis etmek i\u00e7in de\u011fil de- bu yakla\u015f\u0131m, yak\u0131n d\u00f6nemde bili\u015fsel bilimdeki bedenselci (embodied) ak\u0131mlar taraf\u0131ndan da savunulmu\u015ftur (Baggs, 2015). Benzer bi\u00e7imde, son y\u0131llarda yeniden ke\u015ffedilen \u00f6nemli ve tarihsel bir fig\u00fcr olarak Vygotsky\u2019yi de burada anmak gerekir (Vygotsky, 2012). Benzer bir g\u00f6r\u00fc\u015f i\u00e7in bkz. Christopher Gauker (1994).<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref6\" id=\"_ftn6\">[6]<\/a> Her ne kadar arg\u00fcmentatif olarak merkezi bir rol oynamayacak olsa da, Wittgensteinc\u0131 bir t\u00fcr ba\u011flamsalc\u0131l\u0131k (contextualism) bu tez boyunca arka planda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrecektir. Wittgenstein\u2019\u0131n belirli bir yorumuna kendimi ba\u011flam\u0131yorum, \u201coyun\u201d ya da \u201cdil oyunlar\u0131\u201d fikrini geni\u015f bir bi\u00e7imde ele al\u0131yor ve onu bir d\u00fc\u015f\u00fcnme tarz\u0131 olarak kullan\u0131yorum.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref7\" id=\"_ftn7\">[7]<\/a> Tezde a\u00e7\u0131k\u00e7a bahsetmedi\u011fim ama buraya eklemenin faydal\u0131 oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm bir nokta da var ki o da bu arg\u00fcman\u0131n, bilimle ilgili felsefenin ba\u015fat i\u015flevlerinden biri olarak bilimsel \u2018ilerlemeyi\u2019 a\u00e7\u0131klamay\u0131 ald\u0131klar\u0131d\u0131r. Oysa benim nazar\u0131mda felsefenin b\u00f6yle i\u015flevi bulunmuyor. D\u00fcnyada g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz birtak\u0131m empirik d\u00fczenlilikleri a\u00e7\u0131klamak felsefenin g\u00f6revi de\u011fildir. Bu ba\u011flamda felsefenin g\u00f6revi, ne oldu\u011funda bilimsel ilerlemeden s\u00f6z edebilece\u011fimiz ve ne zaman s\u00f6z edemeyece\u011fimize dair normatif re\u00e7eteler sunmakt\u0131r. Bunun i\u00e7in de realizm varsay\u0131m\u0131na ihtiya\u00e7 yoktur.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref8\" id=\"_ftn8\">[8]<\/a> Benzer bir arg\u00fcman olan \u201cAyr\u0131cal\u0131ks\u0131zl\u0131k \u0130lkesi\u201d (Principle of No Privilege) i\u00e7in bkz. Hesse (1976).<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref9\" id=\"_ftn9\">[9]<\/a> Her ne kadar motivasyonlar\u0131 ve arg\u00fcman bi\u00e7imleri bak\u0131m\u0131ndan farkl\u0131 olsalar da, benzer bir g\u00f6r\u00fc\u015fe Sellars\u2019\u0131n (1956) <em>Myth of the Given<\/em> olarak bilinen \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda da rastlan\u0131r. Sellars, hi\u00e7bir g\u00f6zlemin, aksiyomun ya da bilginin temelde \u201cverili\u201d olmad\u0131\u011f\u0131n, her \u015feyin kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirine ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011funu ve en basit, en s\u0131radan, g\u00fcndelik g\u00f6zlemlerimizin bile kavramsal \u00e7er\u00e7evemizle i\u00e7 i\u00e7e oldu\u011funu savunur.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref10\" id=\"_ftn10\">[10]<\/a> Yukar\u0131da da belirtti\u011fimiz gibi, bu yakla\u015f\u0131m Quine\u2019\u0131n insan psikolojisinin do\u011fas\u0131na yapt\u0131\u011f\u0131 vurguya kar\u015f\u0131l\u0131k, meseleyi \u201cinan\u00e7 a\u011flar\u0131n\u0131n sosyal fakt\u00f6rler ve uzla\u015f\u0131mlar arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla nas\u0131l in\u015fa edildi\u011fi\u201d \u015feklinde form\u00fcle eder.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref11\" id=\"_ftn11\">[11]<\/a> Bilim tarihinde s\u00fcreklilikten hareketle bilimsel realizm lehine geli\u015ftirilen arg\u00fcmanlar\u0131n da ayn\u0131 nitelikte oldu\u011funu belirtmek gerekir. Bu arg\u00fcmanlar en fazla, tarih boyunca belirli bir uzla\u015f\u0131n\u0131n var oldu\u011funu ve bunun belli \u00f6l\u00e7\u00fcde k\u00fcm\u00fclatif bir karakter ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterebilir. Bunu yukar\u0131da Psillos\u2019a (2009) at\u0131fla tart\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131k.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref12\" id=\"_ftn12\">[12]<\/a> Perspektif\u00e7i realizmin i\u015fleyi\u015fine ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131na ili\u015fkin daha kapsaml\u0131 bilgi i\u00e7in bkz.: Massimi (2018, 2022).<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref13\" id=\"_ftn13\">[13]<\/a> \u015eunu da belirtmek gerekir ki, bu d\u00f6ng\u00fcsellik meselesinin \u00f6zellikle ciddi bir sorun oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorum, zira bilimin b\u00fct\u00fcn\u00fc ya da buna denk kapsamda herhangi bir fenomeni a\u00e7\u0131klamaya yetecek kadar geni\u015f bir felsefi yakla\u015f\u0131m, muhtemelen eninde sonunda bir t\u00fcr d\u00f6ng\u00fcselli\u011fe d\u00fc\u015fecektir. Bu ba\u011flamda, d\u00f6ng\u00fcsellik sorunundan ziyade g\u00f6relilik problemini \u00e7ok daha \u00f6nemli ve kayg\u0131 verici bir mesele olarak g\u00f6r\u00fcyorum.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref14\" id=\"_ftn14\">[14]<\/a> Bu t\u00fcr bir uzla\u015f\u0131, senkronik uzla\u015f\u0131 (synchronic consensus) olarak adland\u0131r\u0131labilir, buna kar\u015f\u0131l\u0131k, bilimde tarih boyunca teorilerin belirli k\u0131s\u0131mlar\u0131n\u0131n nas\u0131l korundu\u011funu g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015fan se\u00e7ici realizm gibi s\u00fcreklilik tezleri ise diyakronik uzla\u015f\u0131 (diachronic consensus) olarak nitelendirilebilir.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><a href=\"#_ftnref15\" id=\"_ftn15\">[15]<\/a> Sosyo-tarihsel ya da k\u00fclt\u00fcrel pratik olarak bilim yakla\u015f\u0131m\u0131n\u0131n baz\u0131 form\u00fclasyonlar\u0131 i\u00e7in bkz.: Bourdieu (2004); Collins (1981); Collins &amp; Pinch (1993); Knorr-Cetina (1981); Latour &amp; Woolgar (1979); Pickering (1984). Bu \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 bu b\u00f6l\u00fcmde ele almad\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc realizm\u2013anti-realizm tart\u0131\u015fmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131 temel \u00f6nc\u00fcller, daha \u00f6nce inceledi\u011fimiz sosyo-tarihsel yakla\u015f\u0131mlarla b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00f6rt\u00fc\u015fmektedir.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\">Kaynak\u00e7a<\/h2>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Alai, M. (2017). Resisting the historical objections to realism: Is Doppelt\u2019s a viable solution? Synthese, 194(9), 3267\u20133290. https:\/\/doi.org\/10.1007\/s11229-016-1087-z<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Atkinson, R. C., &amp; Shiffrin, R. M. (1968). Human memory: A proposed system and its control processes. In K. W. Spence &amp; J. T. Spence (Eds.), The psychology of learning and motivation (Vol. 2, pp. 89\u2013195). Academic Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Barnes, B., Bloor, D., &amp; Henry, J. (1996). Scientific knowledge: A sociological analysis. University of Chicago Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Bloor, D. (1976). Knowledge and social imagery. Routledge &amp; Kegan Paul.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Boyd, R. (1973). Realism, underdetermination, and a causal theory of evidence. No\u00fbs, 7(1), 1\u201312. https:\/\/doi.org\/10.2307\/2216179<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Chakravartty, A. (2007). A metaphysics for scientific realism: Knowing the unobservable. Cambridge University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Chakravartty, A. (2017). Scientific realism. In E. N. Zalta (Ed.), The Stanford encyclopedia of philosophy (Summer 2017 ed.). Stanford University. https:\/\/plato.stanford.edu\/archives\/sum2017\/entries\/scientific-realism\/<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Chang, H. (2003). Preservative realism and its discontents: Revisiting caloric. Philosophy of Science, 70(5), 902\u2013912. https:\/\/doi.org\/10.1086\/377376<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Devitt, M. (2007). Scientific realism. In F. Jackson &amp; M. Smith (Eds.), The Oxford handbook of contemporary philosophy. Oxford University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Doppelt, G. (2007). Reconstructing scientific realism to rebut the pessimistic meta-induction. Philosophy of Science, 74(1), 96\u2013118. https:\/\/doi.org\/10.1086\/520685<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Duhem, P. (1991). The Aim and Structure of Physical Theory (P. P. Wiener, Trans.). Princeton University Press. (Original work published 1906)<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Dupr\u00e9, J. (1993). The disorder of things: Metaphysical foundations of the disunity of science. Harvard University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Fahrbach, L. (2011). How the growth of science ends theory change. Synthese, 180(2), 139\u2013155. https:\/\/doi.org\/10.1007\/s11229-009-9602-0<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Feyerabend, P. K. (1975). Against Method. New Left Books.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Frigg, R., &amp; Votsis, I. (2011). Everything you always wanted to know about structural realism but were afraid to ask. European Journal for Philosophy of Science, 1(2), 227\u2013276. https:\/\/doi.org\/10.1007\/s13194-011-0025-7<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Gibson, J. J. (1979). The ecological approach to visual perception. Houghton Mifflin.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Glenberg, A. M., &amp; Swanson, N. G. (1986). A temporal distinctiveness theory of recency and modality effects. Journal of Experimental Psychology: Learning, Memory, and Cognition, 12(1), 3. https:\/\/doi.org\/10.1037\/0278-7393.12.1.3<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Glenberg, A. M. (1997). What memory is for. Behavioral and Brain Sciences, 20(1), 1\u201319. https:\/\/doi.org\/10.1017\/S0140525X97000010<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Hacking, I. (1983). Representing and intervening. Cambridge University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Hallett, G. L. (1991). Essentialism: A Wittgensteinian critique. State University of New York Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Hanfling, O. (1984). Scientific realism and ordinary usage. Philosophical Investigations, 7(3), 187\u2013205.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Howson, C. (2000). Hume\u2019s Problem: Induction and the Justification of Belief, Oxford University Press, New York.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Kitcher, P. (1993). The advancement of science: Science without legend, objectivity without illusions. Oxford University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Kripke, S. (1980). Naming and Necessity. Oxford: Wiley-Blackwell.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Kuhn, T. S. (1970). The structure of scientific revolutions (2nd ed., with postscript). University of Chicago Press. (Original work published 1962)<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Latour, B. (1990). Postmodern? No, simply amodern! Steps towards an anthropology of science. Studies in History and Philosophy of Science Part A, 21(1), 145\u2013171. https:\/\/doi.org\/10.1016\/0039-3681(90)90018-4<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Laudan, L. (1981). A confutation of convergent realism. Philosophy of Science, 48(1), 19\u201349. https:\/\/doi.org\/10.1086\/288975<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Lewis, P. J. (2001). Why the pessimistic induction is a fallacy. Synthese, 129(3), 371\u2013380. https:\/\/doi.org\/10.1023\/A:1013139410613<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Loomis, E. (2017). Necessity and apriority. In H.-J. Glock &amp; J. Hyman (Eds.), A companion to Wittgenstein (pp. 346\u2013358). John Wiley &amp; Sons.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Mach, E. (2013). The Science of Mechanics: A Critical and Historical Exposition of its Principles (T. J. McCormack, Trans.; 6th ed.). Cambridge University Press. https:\/\/doi.org\/10.1017\/CBO9781107338401<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Miller, B. (2016). What is Hacking\u2019s argument for entity realism? Synthese, 193(3), 991\u20131006. https:\/\/doi.org\/10.1007\/s11229-015-0789-y<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Mizrahi, M. (2013). The pessimistic induction: A bad argument gone too far. Synthese, 190(15), 3209\u20133226. https:\/\/doi.org\/10.1007\/s11229-012-0138-3<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Monton, B., &amp; van Fraassen, B. (2003). Constructive empiricism and modal nominalism. British Journal for the Philosophy of Science, 54, 405\u2013422.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Nairne, J. S. (2006). Modeling distinctiveness: Implications for general memory theory. In Distinctiveness and memory (pp. 27\u201346). Oxford University Press.Machamer, P. (2004). Activities and causation: The metaphysics and epistemology of mechanisms. International Studies in the Philosophy of Science, 18(1), 27\u201339. https:\/\/doi.org\/10.1080\/02698590412331289242<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Poincar\u00e9, H. (2014). The Foundations of Science: Science and Hypothesis, The Value of Science, Science and Method (G. B. Halsted, Trans.). Cambridge University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Psillos, S. (2006). The, structure, the whole, structure and nothing but, the structure? Philosophy of Science, 73(5), 560\u2013570. https:\/\/doi.org\/10.1086\/518326<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Psillos, S. (2009). Knowing the structure of nature: Essays on realism and explanation. Palgrave Macmillan. https:\/\/doi.org\/10.1057\/9780230234666<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Putnam, H. (1960). Minds and machines. Reprinted in H. Putnam (1975), Mind, language and reality: Philosophical papers, Volume 2 (pp. 362\u2013385). Cambridge University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Putnam, H. (1962). What theories are not. In E. Nagel, P. Suppes, &amp; A. Tarski (Eds.), Logic, methodology and philosophy of science: Proceedings of the 1960 International Congress (pp. 240\u2013251). Stanford University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Putnam, H. (1963). Brains and behavior. Reprinted in H. Putnam (1975), Mind, language and reality: Philosophical papers, Volume 2 (pp. 325\u2013341). Cambridge University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Putnam, H. (1973). Meaning and Reference. The Journal of Philosophy, 70(19), 699\u2013711. https:\/\/doi.org\/10.2307\/2025079<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Quine, W. V. O. (1951). Two dogmas of empiricism. Philosophical Review, 60(1), 20\u201343.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Richards, B. A., Lillicrap, T. P., Beaudoin, P., Bengio, Y., Bogacz, R., Christensen, A., &#8230; &amp; Kording, K. P. (2019). A deep learning framework for neuroscience. Nature Neuroscience, 22(11), 1761\u20131770. https:\/\/doi.org\/10.1038\/s41593-019-0520-2<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Richardson, A., &amp; Uebel, T. (Eds.). (2007). The Cambridge Companion to Logical Empiricism. Cambridge University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Schmidt, S. R. (1991). Can we have a distinctive theory of memory? Memory &amp; Cognition, 19(6), 523\u2013542. https:\/\/doi.org\/10.3758\/BF03197149<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Searle, J. R. (1983). Intentionality: An essay in the philosophy of mind. Cambridge University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Stanford, P. K. (2006). Exceeding our grasp: Science, history, and the problem of unconceived alternatives. Oxford University Press. https:\/\/doi.org\/10.1093\/0195174089.001.0001<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Stanford, K. (2023). Underdetermination of scientific theory. In E. N. Zalta &amp; U. Nodelman (Eds.), The Stanford encyclopedia of philosophy (Summer 2023 edition). Stanford University. https:\/\/plato.stanford.edu\/archives\/sum2023\/entries\/scientific-underdetermination\/<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Stengers, I. (2023). Virgin Mary and the Neutrino: Reality in Trouble. Experimental Futures.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">VandeWall, H. (2007). Why Water Is Not H2O, and Other Critiques of Essentialist Ontology from the Philosophy of Chemistry. Philosophy of Science, 74(5), 906\u2013919. https:\/\/doi.org\/10.1086\/525632<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Van Fraassen, B. (1980). The scientific image. Oxford University Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Van Fraassen, B. C. (1989). Laws and symmetry. Clarendon Press. A. Hooker (Eds.), Images of science: Essays on realism and empiricism (pp. 245\u2013308). University of Chicago Press.<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Wittgenstein, L. (1953). Philosophical Investigations (G. E. M. Anscombe, Trans.). Blackwell Publishing.\u200b<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Wray, K. B. (2013). The pessimistic induction and the exponential growth of science reassessed. Synthese, 190(18), 4321\u20134330. https:\/\/doi.org\/10.1007\/s11229-013-0276-2<\/p>\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\">Wray, K. B. (2015). Pessimistic inductions: Four varieties. International Studies in the Philosophy of Science, 29(1), 61\u201373. https:\/\/doi.org\/10.1080\/02698595.2015.1071551<\/p>\n\n\n\n\n\n<p class=\"wp-block-paragraph\"><\/p>\n","protected":false},"featured_media":4900,"template":"","meta":{"_acf_changed":false},"event_publishing_tags":[84,83,286,97,98,94,766,91,93,262,234,63,101,393,82,816,691,64,90,233,92,323,285,370,369,74,828,77,1155,826,274,273,76,66,65,300,390,275,482,75,394,765,261,177,299,351,726,80,81,100,471,770,61,1154,96,176,184,1156,825],"kategori":[725],"class_list":["post-4899","blog_content","type-blog_content","status-publish","has-post-thumbnail","hentry","event_publishing_tags-artificial-intelligence","event_publishing_tags-beyin","event_publishing_tags-bilgisayar-bilimi","event_publishing_tags-bilim","event_publishing_tags-bilim-felsefesi","event_publishing_tags-bilis","event_publishing_tags-bilis-felsefesi","event_publishing_tags-bilissel","event_publishing_tags-bilissel-bilim","event_publishing_tags-bilissel-bilim-felsefesi","event_publishing_tags-bilissel-psikoloji","event_publishing_tags-biology","event_publishing_tags-biyoloji","event_publishing_tags-biyoloji-felsefesi","event_publishing_tags-brain","event_publishing_tags-chinese-room","event_publishing_tags-cogist","event_publishing_tags-cognition","event_publishing_tags-cognitive","event_publishing_tags-cognitive-psychology","event_publishing_tags-cognitive-science","event_publishing_tags-cogsci","event_publishing_tags-computer-science","event_publishing_tags-evolution","event_publishing_tags-evrim","event_publishing_tags-felsefe","event_publishing_tags-intentionality","event_publishing_tags-mental","event_publishing_tags-mental-content","event_publishing_tags-mental-representation","event_publishing_tags-metafizik","event_publishing_tags-metaphysics","event_publishing_tags-mind","event_publishing_tags-neuroscience","event_publishing_tags-norobilim","event_publishing_tags-norobilim-felsefesi","event_publishing_tags-ontology","event_publishing_tags-ontoloji","event_publishing_tags-philmind","event_publishing_tags-philosophy","event_publishing_tags-philosophy-of-biology","event_publishing_tags-philosophy-of-cognition","event_publishing_tags-philosophy-of-cognitive-science","event_publishing_tags-philosophy-of-mind","event_publishing_tags-philosophy-of-neuroscience","event_publishing_tags-philosophy-of-science","event_publishing_tags-philsci","event_publishing_tags-psikoloji","event_publishing_tags-psychology","event_publishing_tags-science","event_publishing_tags-sinirbilim","event_publishing_tags-sinirbilim-felsefesi","event_publishing_tags-yapay-zeka","event_publishing_tags-yonelimsellik","event_publishing_tags-zihin","event_publishing_tags-zihin-felsefesi","event_publishing_tags-zihinsel","event_publishing_tags-zihinsel-icerik","event_publishing_tags-zihinsel-temsil","kategori-yazi"],"acf":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content\/4899","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content"}],"about":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/types\/blog_content"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content\/4899\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/media\/4900"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=4899"}],"wp:term":[{"taxonomy":"event_publishing_tags","embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/event_publishing_tags?post=4899"},{"taxonomy":"kategori","embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/kategori?post=4899"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}