{"id":2123,"date":"2023-09-06T15:00:09","date_gmt":"2023-09-06T15:00:09","guid":{"rendered":"https:\/\/cog-ist.com\/?post_type=blog_content&#038;p=2123"},"modified":"2025-09-20T13:57:07","modified_gmt":"2025-09-20T13:57:07","slug":"bilimin-en-zor-problemi-tureyis-destani-muharrem-ayar","status":"publish","type":"blog_content","link":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/blog_content\/bilimin-en-zor-problemi-tureyis-destani-muharrem-ayar\/","title":{"rendered":"Bilimin En Zor Problemi: T\u00fcreyi\u015f Destan\u0131 \u2014 Muharrem Ayar"},"content":{"rendered":"<p id=\"28f0\">\u201cBilimin En Zor Problemi\u201d serisinin t\u00fcm yaz\u0131lar\u0131na&nbsp;<a href=\"https:\/\/medium.com\/cogist\/tagged\/bilimin-en-zor-problemi\" target=\"_blank\" rel=\"noopener\">buradan<\/a>&nbsp;eri\u015febilirsiniz.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"030e\"><em>Muharrem Ayar, Bo\u011fazi\u00e7i \u00dcniversitesi Dilbilim B\u00f6l\u00fcm\u00fc Mezunu. \u0130\u015faret dili dilbilimi, dil edinimi ve dil evrimi konular\u0131yla ilgileniyor. \u015eu anda Max Planck Enstit\u00fcs\u00fc\u2019nde asistanl\u0131k yap\u0131yor.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p id=\"fb79\">\u0130nsan diline dair daha \u00f6nce de\u011finmedi\u011fimiz en \u00f6nemli detaylardan bir tanesi de insanlar\u0131n kendi dilleri ve hatta dil yetileri hakk\u0131nda konu\u015fuyor olabilmesidir. San\u0131r\u0131m bu yaz\u0131y\u0131 okudu\u011funuza g\u00f6re buna dair bir kan\u0131t istemeyeceksinizdir.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"f4e8\">Dil hakk\u0131nda konu\u015fmak insanlar\u0131n dil kadar b\u00fcy\u00fck bir ihtiyac\u0131, sonu\u00e7ta aram\u0131zda ileti\u015fim sorunlar\u0131n\u0131 ya da anla\u015f\u0131lmayan baz\u0131 c\u00fcmleler veya kelimeler oldu\u011fu zaman bunlar\u0131 d\u00fczeltmek i\u00e7in dil hakk\u0131nda konu\u015fmam\u0131z gerekiyor. Bu konu\u015fmalar pek tabii dilin nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 konusunu da kaps\u0131yor. Bu sebeple, insanlar\u0131n en \u00e7ok konu\u015ftu\u011fu dilin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 anlat\u0131lar\u0131n\u0131 konu\u015fmam\u0131z ve protodil olgusunu a\u00e7\u0131klamam\u0131z gerekiyor.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\" id=\"658d\">Dilin Ortaya \u00c7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 Ortaya \u00c7\u0131karmak<\/h2>\n\n\n\n<p id=\"87a7\">Bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcn esas amac\u0131 her ne kadar dilin nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 \u00fczerine bilimsel tart\u0131\u015fmalar olsa da teolojiye de k\u0131saca bir de\u011finelim, yani Babil Kulesi\u2019ne. \u00d6zetle, insanlar Babil Kulesi\u2019ni in\u015fa etmeden \u00f6nce tek bir dil konu\u015fuyorlard\u0131. Fakat, Babil Kulesi\u2019ni dikip kendi namlar\u0131n\u0131 duyurmak istediklerinde Tanr\u0131 Babil \u015fehrine bir ziyarette bulundu. \u0130nsanlar\u0131n tek bir dil konu\u015ftu\u011funda neler ba\u015farabildi\u011fini g\u00f6ren Tanr\u0131 insanlara sinirlendi ve her bir toplulu\u011fa farkl\u0131 bir dil vererek onlar\u0131 yery\u00fcz\u00fcne da\u011f\u0131tt\u0131 (Genesis 11, t.y.)<\/p>\n\n\n\n<p id=\"3ea9\">Fark edilece\u011fi \u00fczere, bu anlat\u0131 insandaki dil yetisinin nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klam\u0131yor. Onun yerine, farkl\u0131 dillerin neden var oldu\u011funa dair bir anlat\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz. \u015eimdi, insandaki dil yetisinin ne yolla ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131na dair tart\u0131\u015fmalara bir bakabiliriz.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"bff2\">Daha \u00f6nce insanlar\u0131n, primatlar\u0131n ve ku\u015flar\u0131n taklit yeteneklerinden bahsettik. \u0130nsanlar\u0131n taklit yetene\u011fi ayn\u0131 zamanda g\u00fcndelik dilde bir \u015feyi anlatmak i\u00e7in de s\u0131kl\u0131kla kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir y\u00f6ntem. \u201cSuyun \u015f\u0131r\u0131l \u015f\u0131r\u0131l akt\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyuyorum.\u201d gibi bir c\u00fcmlede \u201c\u015f\u0131r\u0131l \u015f\u0131r\u0131l\u201d diyerek asl\u0131nda suyu taklit ediyoruz. Bu tarz, taklit temelli seslerin olu\u015fturdu\u011fu s\u00f6zc\u00fcklere yans\u0131ma s\u00f6zc\u00fck deniliyor. Ba\u015fka bir deyi\u015fle, bir kelimenin ya da \u00f6be\u011fin sessel kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile d\u00fcnyadaki nesneler aras\u0131nda bir ba\u011f bulunmas\u0131na yans\u0131ma ad\u0131 verilmektedir (Sharp ve Warren, 1994).<\/p>\n\n\n\n<p id=\"fb67\">Yans\u0131ma s\u00f6zc\u00fcklerin dil i\u00e7erisinde hala varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeleri birka\u00e7 dil evrimi teorisine temel olmu\u015ftur. Bunlar her ne kadar teori olarak adland\u0131r\u0131lsa da asl\u0131nda hipotez olarak varsayabilece\u011fimiz iddialard\u0131r. Bu \u201cteorilerden\u201d ilki Bow-wow teorisidir. Thorndike (1943) taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131 \u00fczere, Bow-wow teorisi insanlar\u0131n hayvan seslerini taklit ederek dili ba\u015flatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrmektedir. Thorndike (1943) bu teorinin ge\u00e7erlili\u011fini yitirmesinin sebebini bu tarz yans\u0131ma s\u00f6zc\u00fcklerden bir dilin s\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc olu\u015fturmak konusunda toplulu\u011fa s\u0131k\u0131nt\u0131 \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131 ve dilde olu\u015facak seslerin hayvan sesleri \u00fczerinden geli\u015fmesini zorunlu k\u0131laca\u011f\u0131 noktalar\u0131na ba\u011fl\u0131yor. Bunlara ek olarak, hen\u00fcz herhangi bir ismi olmayan nesnelere verilen ve yans\u0131ma olmayan isimlerin yans\u0131ma s\u00f6zc\u00fcklere al\u0131\u015fm\u0131\u015f olan topluluklar taraf\u0131ndan kabul edilmesi neredeyse imkans\u0131zd\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"1af7\">Yans\u0131ma s\u00f6zc\u00fckleri temel alan di\u011fer bir teori ise Ding-dong teorisidir. Barber\u2019\u0131n (1965) a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re, bu teori temelde insanlar\u0131n deneyimledikleri seslere kar\u015f\u0131 bir tepki sesi olu\u015fturmas\u0131na dayan\u0131r. Bow-wow teorisinden pek de farkl\u0131 olmamas\u0131 ve asl\u0131nda temelde bir a\u00e7\u0131klama olmamas\u0131 sebebiyle, Barber (1965) bunun ancak \u201cteorimsi\u201d olarak de\u011ferlendirilebilece\u011fini s\u00f6ylemektedir.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"02cd\">Ba\u015fka bir dil evrimi teorisi ise insanlar\u0131n istemeden \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 sesler \u00fczerine kurulu olan Pooh-pooh teorisidir. Bu teori, Themistocleous ve Anastassiou-Hadjicharalambous (2018) taraf\u0131ndan insanlar\u0131n ac\u0131ya, korkuya ya da mutlulu\u011fa tepki olarak \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 seslerin dilin olu\u015fumuna yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi olarak a\u00e7\u0131klan\u0131r. Bu teorinin en b\u00fcy\u00fck ele\u015ftirileri ise, bu tarz kelimelerin dilin \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131sm\u0131n\u0131 olu\u015fturdu\u011fu ve e\u011fer b\u00f6yle bir \u015fey m\u00fcmk\u00fcn olsayd\u0131 di\u011fer hayvanlar\u0131n da dil gibi bir \u015feyi \u00fcretmesi gerekti\u011fidir (Themistocleous ve Anastassiou-Hadjicharalambous, 2018).<\/p>\n\n\n\n<p id=\"cbb8\">Son olarak, insanlar\u0131n \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 seslerin dilin olu\u015fumuna yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcren di\u011fer bir teori ise Yo-he-yo teorisidir. Bu teori dilin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131nda insanlar\u0131n beraber yapt\u0131klar\u0131 i\u015fler s\u0131ras\u0131nda \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 seslerin ve homurdanmalar\u0131n b\u00fcy\u00fck bir rol oynad\u0131\u011f\u0131n\u0131 iddia etmektedir (Mandavilli, 2016). Mandavilli\u2019ye (2016) g\u00f6re bu teorinin en b\u00fcy\u00fck eksikli\u011fi ise kelimelerin nas\u0131l t\u00fcretildi\u011fini a\u00e7\u0131klayamamas\u0131d\u0131r. Benzer \u015fekilde, bu tarz sesleri anlatan kelimelerin bile herhangi bir dilde \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck bir yer kaplamas\u0131 da bu teorinin eksiklerinden bir tanesidir.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"7584\">Dilin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla alakal\u0131 tart\u0131\u015fmalar\u0131n \u00f6ne s\u00fcr\u00fclmesinden beri \u00fcsttekilerden ba\u015fka ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f anlat\u0131lar\u0131 da t\u00fcretilmi\u015ftir. \u00dcsttekilerden yola \u00e7\u0131karak anla\u015f\u0131labilece\u011fi \u00fczere, \u00e7o\u011fu dil olgusu hakk\u0131ndaki baz\u0131 \u015feyleri a\u00e7\u0131klamaktan geri kald\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 reddedilmi\u015ftir. G\u00fcncel durumda ise&nbsp;<em>protodil<\/em>&nbsp;olarak adland\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z olgu \u00fczerinden tart\u0131\u015fmalar d\u00f6nmektedir. O zaman, protodil kavram\u0131n\u0131 bir inceleyelim.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\" id=\"1578\">Protodil<\/h2>\n\n\n\n<p id=\"6f6b\">Kuzenlerimizi konu\u015ftu\u011fumuz yaz\u0131da protodilden iki c\u00fcmle ile bahsetmi\u015ftik. \u015eimdi bu kavram\u0131 daha geni\u015f bir perspektiften konu\u015fabiliriz.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"4e68\">Protodil kavram\u0131n\u0131n yayg\u0131nla\u015fmas\u0131 ve modern insan dilinin bir \u00f6nc\u00fcle sahip oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesi Bickerton (1990) ile ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u00e7al\u0131\u015fmada insan zihninde bulunan kavramsal yap\u0131lar, konu\u015fma bozukluklar\u0131 ve insan atalar\u0131n\u0131n kulland\u0131klar\u0131 ta\u015f aletler gibi fosillerden yararlanarak insan atalar\u0131n\u0131n (en az\u0131ndan zihinsel d\u00fczeyde) bir \u00e7e\u015fit dile sahip olduklar\u0131 sonucuna var\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bickerton, daha sonra yapt\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalarda (2014) ise hem di\u011fer t\u00fcrlerle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma yaparak hem de insanlar\u0131n yeteneklerinden yola \u00e7\u0131karak protodil iddias\u0131n\u0131 daha da g\u00fc\u00e7lendirmeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"8d81\">Peki nedir bu protodil ve neye benzer? Bickerton\u2019un (2014) iddias\u0131na g\u00f6re protodil hayvanlardaki ileti\u015fim sistemlerinin insanlardaki devam\u0131 ve insan dilinin olu\u015fmas\u0131ndaki en \u00f6nemli yap\u0131ta\u015f\u0131d\u0131r. \u0130nsanlar\u0131n di\u011fer hayvanlarla payla\u015ft\u0131\u011f\u0131 kavramsal yap\u0131lar\u0131n protodilin temel yap\u0131ta\u015f\u0131 oldu\u011fu ileri s\u00fcr\u00fclen bir di\u011fer noktad\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"022a\">\u201cProtodil neye benzer?\u201d sorusunu cevaplamak i\u00e7in yine Bickerton\u2019a (1990) bakmam\u0131z gerekiyor. Protodili modern insan dilinden ay\u0131ran en \u00f6nemli \u00f6zellik s\u00f6zdizimin (syntax) olmamas\u0131d\u0131r. Bickerton (1990) sadece kelimelerden olu\u015fan ve s\u00f6zdizimsel bir \u00f6zelli\u011fi bulunmayan protodilin kal\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n modern insanlarda da g\u00f6r\u00fclen bir olgu oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyor. Bunun i\u00e7in Derek Bickerton\u2019un y\u0131llar\u0131n\u0131 verdi\u011fi \u00e7al\u0131\u015fma alan\u0131 olan karma dillere bakmam\u0131z gerekiyor.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"8f20\">Rickford ve McWhorter\u2019in (2017) a\u00e7\u0131klamas\u0131na g\u00f6re karma diller iki ya da daha fazla grubun bir araya gelerek ileti\u015fim i\u00e7in kulland\u0131klar\u0131 dillerdir. Bu dillerin en b\u00fcy\u00fck \u00f6zellikleri konu\u015fanlar\u0131n ana dillerine g\u00f6re daha az kelime i\u00e7ermesi, s\u00f6zdizimsel ve bi\u00e7imbirimsel olarak daha zay\u0131f olmalar\u0131 ve ses envanterlerinin daha k\u0131s\u0131tl\u0131 olmas\u0131 olarak s\u0131ralanmaktad\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"abd7\">Rickford ve McWhorter (2017) 19. y\u00fczy\u0131lda Norve\u00e7liler ve Ruslar aras\u0131nda konu\u015fulan Russenorsk karma dilini \u00f6rnek vermektedir. \u00d6rne\u011fin, Russenorsk dilinde 200 ila 300 adet s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn var oldu\u011fu, ismin halleri, \u00e7o\u011ful ve \u00e7ekim eklerinin bulunmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir. \u00dcstelik, Russenorsk edat olarak sadece \u201cpa\u201d s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kullanmaktad\u0131r.<a href=\"https:\/\/medium.com\/cogist\/bilimin-en-zor-problemi-t%C3%BCreyi%C5%9F-destan%C4%B1-muharrem-ayar-dc500ad069b5#_edn1\" target=\"_blank\" rel=\"noopener\">[i]<\/a><\/p>\n\n\n\n<p id=\"5815\">Protodil kavram\u0131n\u0131n neye benzedi\u011fini anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re, Bickerton\u2019un (1990) \u201carkeolojik\u201d buluntular\u0131n\u0131 incelemeye ba\u015flayabiliriz.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\" id=\"ab5d\">Protodile Ait Kal\u0131nt\u0131lar<\/h2>\n\n\n\n<p id=\"5e42\">Bickerton (1990) protodil iddias\u0131n\u0131 ortaya atarken, modern insanlar\u0131n dil yetisi ile ilgili yukar\u0131da bahsedilen karma diller d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka kan\u0131tlardan da bahsetmi\u015ftir. Bickerton\u2019a (1990) g\u00f6re bu kan\u0131tlar asl\u0131nda protodilden modern insan diline kalan kal\u0131nt\u0131lar olarak say\u0131labilir. Bu kal\u0131nt\u0131lar\u0131n ilki say\u0131lan karma dilleri yukar\u0131da g\u00f6sterdi\u011fimize g\u00f6re, di\u011fer kal\u0131nt\u0131lara ge\u00e7ebiliriz.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"13c0\">\u0130lk protodil kal\u0131nt\u0131s\u0131 bizim de daha \u00f6nce konu\u015ftu\u011fumuz primat ileti\u015fim sistemleri. \u00d6nceki yaz\u0131dan hat\u0131rlayaca\u011f\u0131m\u0131z \u00fczere, primatlara insan dili \u00f6\u011fretildi\u011fi durumlarda insanlar kadar karma\u015f\u0131k c\u00fcmleler kuramad\u0131klar\u0131n\u0131 ve \u201cc\u00fcmlelerinin\u201d birbirine yap\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f s\u00f6zc\u00fcklerden olu\u015ftu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftik. Bickerton (1990) ise bu \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 temel alarak primatlar\u0131n insanlardan daha k\u00fc\u00e7\u00fck bir s\u00f6zc\u00fck da\u011farc\u0131\u011f\u0131na sahip olmalar\u0131n\u0131, edatlar\u0131 ve ba\u011fla\u00e7lar\u0131 \u00f6\u011frenememelerini protodilin kal\u0131nt\u0131s\u0131 olarak \u00f6ne s\u00fcr\u00fcyor. Bu da do\u011fal olarak primatlar\u0131n s\u00f6zdizim gibi bir yetene\u011fe sahip olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"d3ad\">Bickerton\u2019un (1990) primat ileti\u015fiminden \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 en \u00f6nemli noktalardan biri ise herhangi bir s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn kullan\u0131m\u0131d\u0131r. Bickerton\u2019un (1990) s\u00f6zc\u00fck kullan\u0131m\u0131ndan bahsederken kast\u0131, s\u00f6zc\u00fc\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k gelen nesnenin o an ortamda bulunup bulunmad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. \u0130lk \u00e7al\u0131\u015fmalar primatlar\u0131n bir s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc kullanabilmesi i\u00e7in o s\u00f6zc\u00fc\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k gelen nesnenin de o ortamda bulunmas\u0131 gerekti\u011fini ortaya koyuyor. \u00d6te yandan, Bickerton\u2019a (1990) g\u00f6re son \u00e7al\u0131\u015fmalarda ise primatlar\u0131n bu konuda daha geli\u015fmi\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclmektedir.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"6e80\">Bickerton\u2019un (1990) protodile kan\u0131t olarak nitelendirdi\u011fi bir di\u011fer kal\u0131nt\u0131 ise 2 ya\u015f alt\u0131 bebeklerin dil kullan\u0131mlar\u0131d\u0131r. Yenido\u011fanlar dili edindikleri s\u00fcre\u00e7 i\u00e7erisinde kelimeleri izole bir bi\u00e7imde ya da ikili kombinasyonlar halinde kulland\u0131klar\u0131 bir evreden ge\u00e7erler. Bickerton (1990) bu s\u00fcre\u00e7ten yola \u00e7\u0131karak bebeklerin asl\u0131nda dil edinimlerinin bir a\u015famas\u0131nda primatlar\u0131n dil kullan\u0131m\u0131na benzer bir davran\u0131\u015f g\u00f6sterdi\u011fini, sonu\u00e7 olarak ise bunun da bir kal\u0131nt\u0131 olarak say\u0131labilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"ce9f\">Bickerton (1990) taraf\u0131ndan bahsedilen son kal\u0131nt\u0131 ise ilk b\u00f6l\u00fcmde konu\u015ftu\u011fumuz Genie. Genie\u2019nin dil kullan\u0131m\u0131n\u0131n halihaz\u0131rda yeti\u015fkin seviyesine gelemedi\u011fini s\u00f6ylemi\u015ftik. Genie\u2019nin dil kullan\u0131m\u0131 neredeyse 2 ya\u015f\u0131ndaki bir bebe\u011fin dil kullan\u0131m\u0131na e\u015fde\u011fer. Genie\u2019nin dil kullan\u0131m\u0131nda s\u00f6zdizimsel \u00f6\u011felerin \u00e7ok az g\u00f6r\u00fclmesi ve c\u00fcmlelerin genellikle birbirine yap\u0131\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f kelimelerden olu\u015fmas\u0131 protodilin bir kal\u0131nt\u0131s\u0131 olabilir.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"8a7e\">Fark edilece\u011fi \u00fczere, Bickerton (1990) i\u00e7in protodilin en \u00f6nemli tan\u0131mlama noktalar\u0131ndan bir tanesi s\u00f6zdizimin olmamas\u0131. S\u00f6zdizimin nas\u0131l protodile entegre oldu\u011fu konusunda ise, Bickerton (1990) s\u00f6zdizim gibi karma\u015f\u0131k bir yetinin bir anda ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olabilece\u011fini \u00f6ne s\u00fcr\u00fcyor. B\u00f6yle bir yetinin bir anda ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131n muhtemel olmas\u0131n\u0131n sebebi ise insanlar\u0131n di\u011fer bili\u015fsel ve motor becerileri ve beynin olu\u015fturdu\u011fu n\u00f6ral a\u011flard\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"62cb\">Di\u011fer tarafta ise Jackendoff (1999, 2002) bulunmaktad\u0131r. Bickerton\u2019un (1990) aksine, s\u00f6zdizimin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131n ani olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve birka\u00e7 farkl\u0131 konunun daha protodil tart\u0131\u015fmalar\u0131na dahil edilmesi gerekti\u011fini savunmu\u015ftur. O zaman protodil kavram\u0131na biraz da Jackendoff\u2019un taraf\u0131ndan bakmam\u0131z gerekiyor.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\" id=\"cb58\">Jackendoff\u2019un Protodil Anlay\u0131\u015f\u0131<\/h2>\n\n\n\n<p id=\"d131\">\u00d6ncelikli olarak, Jackendoff\u2019un (1999, 2002) Bickerton (1990) taraf\u0131ndan \u00f6ne s\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u015fekliyle protodil iddias\u0131n\u0131 kabul etti\u011fi bilgisiyle ba\u015flayal\u0131m. Jackendoff (1999, 2002) da protodilin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda kelimelerin \u00f6nc\u00fc oldu\u011funu ve bunun sessel-i\u015fitsel kanal \u00fczerinden ger\u00e7ekle\u015fmesinin daha olas\u0131 oldu\u011funu belirtiyor.<\/p>\n\n\n\n<figure class=\"wp-block-image\"><img decoding=\"async\" src=\"https:\/\/miro.medium.com\/v2\/resize:fit:1400\/1*uYQe60dkG6c3dX4Dd-XZuA.png\" alt=\"\"\/><figcaption class=\"wp-element-caption\">Protodil ve modern dile kadar ger\u00e7ekle\u015fen s\u00fcre\u00e7ler (Jackendoff, 1999, syf. 273\u2019ten uyarlanm\u0131\u015ft\u0131r).<\/figcaption><\/figure>\n\n\n\n<p id=\"0609\">\u00d6te yandan, Jackendoff\u2019un (1999, 2002) Bickerton\u2019a (1990) kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 ilk konu s\u00f6zdizim gibi bir becerinin insanlarda bir anda ortaya \u00e7\u0131kamayaca\u011f\u0131; bunun yerine, bu tarz bir becerinin zaman i\u00e7erisinde yava\u015f yava\u015f geli\u015febilece\u011fidir. Jackendoff\u2019un (1999, 2002) bu zaman \u00e7izelgesi i\u00e7erisinde \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc yeteneklerden kendi bahsetme s\u0131ras\u0131yla bahsedebiliriz.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"dbcd\">\u0130lk a\u015fama sembollerin durumlara \u00f6zel olarak kullan\u0131lmamas\u0131. Jackendoff (1999, 2002) bu noktada tek s\u00f6zc\u00fck a\u015famas\u0131nda olan bir bebe\u011fin \u201ckedicik\u201d s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kulland\u0131\u011f\u0131nda dikkati kediye \u00e7ekmek istedi\u011fi, kedinin yan\u0131na gelmesini istedi\u011fi, kedinin nerede oldu\u011funu \u00f6\u011frenmek istedi\u011fi ya da kediye benzer bir \u015fey g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc durumlarda kullanabilece\u011fini belirtiyor. Benzer bir \u00e7e\u015fitlili\u011fin primatlar\u0131n \u00e7a\u011fr\u0131lar\u0131nda bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor. Yani, bir primat yemek \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131n\u0131 genel olarak yeme\u011fin bulundu\u011fu durumlarda kullan\u0131yorken, yemek araman\u0131n gerekli oldu\u011fu durumlarda kullanam\u0131yor. Ayn\u0131 zamanda, tek kelimelik ve herhangi bir s\u00f6zdizimi olmayan \u201cevet, hay\u0131r, merhaba, g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcz\u201d gibi kelimelerin de protodilden g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kalm\u0131\u015f olan kal\u0131nt\u0131lar oldu\u011fu Jackendoff (1999, 2002) taraf\u0131ndan \u00f6zellikle vurgulanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"030d\">Di\u011fer bir konu ise a\u00e7\u0131k bir sembol s\u0131n\u0131f\u0131 ile proto-sesbilim. \u0130lki, herhangi bir dilde bulunmas\u0131 gereken s\u00f6zc\u00fck da\u011farc\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in gerekli bir yetidir. Ayr\u0131ca hem bebekler hem de yeti\u015fkinlerin g\u00fcnl\u00fck hayatlar\u0131nda yeni kelimeleri alelade bir \u015fekilde \u00f6\u011frenmesi de buna dayanmaktad\u0131r. \u0130kincisi ise asl\u0131nda bu \u00f6\u011frenilen kelimelerin zihinde fazla yer kaplamamas\u0131 i\u00e7in kelimeleri en basit anlam\u0131yla hecelere b\u00f6lme becerisidir. Bu sayede, daha karma\u015f\u0131k bir ses-kelime sistemi gerektirmeden kelimeler haf\u0131zada heceleri kullanarak kolayca olu\u015fturulabilir.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"4ee5\">Ba\u015fka bir ikili ise sembollerin biti\u015ftirilmesi (concatenation) ve anlamsal ili\u015fkileri anlatmak i\u00e7in sembollerin s\u0131ralanmas\u0131 ikilisidir. Sembollerin biti\u015ftirilmesi daha farkl\u0131 anlamlar ta\u015f\u0131yan c\u00fcmleler kurmak i\u00e7in \u00f6nemlidir. Jackendoff\u2019un (1999, 2002) verdi\u011fi \u00f6rne\u011fe \u00e7ok benzer bir \u00f6rnek verecek olursak \u201cAli elma\u201d \u00f6be\u011fi sadece \u201celma\u201d kelimesinden daha fazla anlama sahip olacakt\u0131r. Bu \u00f6rnekte Ali ile elma aras\u0131nda do\u011frudan bulunan bir ba\u011f oldu\u011funu g\u00f6zlemleyebiliriz. Bu Ali\u2019den elman\u0131n istendi\u011fi ya da Ali\u2019nin elma yedi\u011fi gibi durumlar\u0131 kapsayabilir. Bu sembollerin hangi s\u0131rada biti\u015ftirildi\u011fi ise yine anlamsal olarak farkl\u0131l\u0131klar yaratacakt\u0131r. Bu noktada Jackendoff (1999, 2002) Temel \u00c7e\u015fitlilik (Basic Variety, BV, T\u00c7) ad\u0131nda bir teoriden yararlanmaktad\u0131r. Buna g\u00f6re, T\u00c7 a\u015fa\u011f\u0131dakileri kapsamaktad\u0131r:<\/p>\n\n\n\n<p id=\"adf9\">&#8211; S\u00f6zc\u00fcksel yeterlilik,<\/p>\n\n\n\n<p id=\"e23c\">&#8211; \u00c7ekimsel bi\u00e7imbilimin bulunmamas\u0131 \u2014 yani \u201cismin -i hali\u201d gibi bir durumun s\u00f6z konusu olmamas\u0131,<\/p>\n\n\n\n<p id=\"04a2\">&#8211; Eyleme kat\u0131lanlar\u0131n rollerinin belli olmamas\u0131 \u2014 yani \u00f6zne veya nesnenin kesin olarak belirtilmemesi,<\/p>\n\n\n\n<p id=\"4035\">&#8211; Yan c\u00fcmlecik gibi yap\u0131lar\u0131n bulunmamas\u0131,<\/p>\n\n\n\n<p id=\"7e76\">&#8211; S\u00f6zc\u00fck s\u0131ralanmas\u0131n\u0131n tamam\u0131yla anlamsal olmas\u0131.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"e8f9\">T\u00c7 g\u00f6r\u00fclebilece\u011fi \u00fczere modern dildeki s\u00f6zdizim kurallar\u0131 kadar kar\u0131\u015f\u0131k de\u011fildir. T\u00c7\u2019nin b\u00f6yle olmas\u0131 sebebiyle kurulan c\u00fcmlelerde eylemi ger\u00e7ekle\u015ftirenin en ba\u015fta, eylemin oda\u011f\u0131n\u0131n da en sonda oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclmektedir.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"d35e\">Jackendoff\u2019un (1999, 2002) dil i\u00e7in olu\u015fturdu\u011fu zaman \u00e7izelgesini inceledi\u011fimizde protodil kavram\u0131n\u0131n tam olarak bu geli\u015fmelerden sonra kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rebiliriz. Buradan sonra bahsedilen beceriler modern dilin olu\u015fmas\u0131na sebep olan becerilerdir.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"3b86\">Bu becerilerden ilki \u00f6bek yap\u0131s\u0131d\u0131r. \u00d6bek yap\u0131s\u0131 modern insan dilindeki c\u00fcmlelerin karma\u015f\u0131kla\u015fmas\u0131n\u0131 sa\u011flayan en \u00f6nemli unsurlardan bir tanesidir. \u00d6bek yap\u0131s\u0131, kelimelerin birbiri ard\u0131na s\u0131ralanmas\u0131ndan farkl\u0131 olarak \u00f6beklerin eylem i\u00e7erisinde belli bir rol almas\u0131na olanak sa\u011flar. \u00d6rne\u011fin \u201cSar\u0131 \u00e7izmeli Mehmet A\u011fa mahallelinin \u00f6denmemi\u015f hesaplar\u0131n\u0131 \u00f6derdi.\u201d c\u00fcmlesine bakal\u0131m. Hesab\u0131 \u00f6deyen ki\u015finin Mehmet oldu\u011funu biliyoruz, fakat bu noktada elimizde \u00f6bek yap\u0131s\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in \u201cSar\u0131 \u00c7izmeli Mehmet A\u011fa\u201d asl\u0131nda bir \u00f6bek olarak hesab\u0131 \u00f6deyen ki\u015fi oluyor.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"7ea9\">S\u0131radaki a\u015fama ise kavramlar aras\u0131 soyut ili\u015fkileri anlatmak i\u00e7in kullan\u0131lan s\u00f6zc\u00fcklerin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131. Jackendoff (1999, 2002) bu noktada bir dizi s\u00f6zc\u00fck grubunun ya da \u00e7ekimin tamam\u0131yla iki kavram aras\u0131ndaki soyut ili\u015fkiyi anlatmak i\u00e7in ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor. Bunlardan baz\u0131lar\u0131na \u00f6rnek verecek olursak:<\/p>\n\n\n\n<p id=\"18e9\">&#8211; \u201c\u00dcst\u00fcnde, alt\u0131nda, a\u015fa\u011f\u0131s\u0131nda\u201d gibi uzamsal ili\u015fkileri anlatan s\u00f6zc\u00fckler,<\/p>\n\n\n\n<p id=\"c09f\">&#8211; \u201c\u00d6ncesinde, sonras\u0131nda, d\u00fcn, Sal\u0131\u201d gibi zamansal ili\u015fkileri anlatan s\u00f6zc\u00fckler,<\/p>\n\n\n\n<p id=\"09cc\">&#8211; \u201cYa, hani, lan\u201d gibi g\u00fcndelik konu\u015fma i\u00e7erisinde bulunan s\u00f6ylem belirleyicilerden bahsedebiliriz.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"2bda\">Jackendoff (2002) taraf\u0131ndan bahsedilen son kategori ise \u00e7ekim, bi\u00e7imbilim ve ileri derecedeki s\u00f6zdizimsel yap\u0131lard\u0131r. Bu noktaya kadar, Jackendoff (2002) isimler ve eylemler aras\u0131ndaki fark\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde anlamsal olarak a\u00e7\u0131klanabilir oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. Fakat bu durumda, dilbilgisel kategoriler aras\u0131nda yap\u0131m ve \u00e7ekim ekleriyle beraber de\u011fi\u015fimler oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclebilmektedir. Bu noktada Jackendoff\u2019un (1999, 2002) verdi\u011fi \u00f6rne\u011fe benzer bir \u00f6rnek verelim: \u201cAli eve gitti.\u201d ve \u201cAli\u2019nin eve gitti\u011fi\u201d. Bu iki \u00f6bek de neredeyse ayn\u0131 anlam\u0131 ta\u015f\u0131yor, fakat, ayn\u0131 anlama sahip olmalar\u0131na ra\u011fmen hem \u00e7ekim hem de s\u00f6zdizimsel olarak birbirlerinden farkl\u0131lar. \u0130lki i\u00e7erisinde bir eylem \u00f6be\u011fi bar\u0131nd\u0131r\u0131rken, di\u011feri sadece bir isim \u00f6be\u011fi.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"8fd4\">Jackendoff (1999, 2002) Bickerton\u2019un (1990) protodil teorisine ileti\u015fimin yeri konusunda kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Bu konuda, Jackendoff (1999, 2002) dilin evriminin asl\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnceden ziyade ileti\u015fimle ilgili oldu\u011funu s\u00f6ylemektedir. Bunu ilerideki yaz\u0131larda derinlemesine inceleyece\u011fiz.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\" id=\"19c3\">Sonu\u00e7<\/h2>\n\n\n\n<p id=\"11cc\">Bu yaz\u0131da dilin t\u00fcreyi\u015f destan\u0131n\u0131 inceledik. Fark edilebilece\u011fi \u00fczere, dilin nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olabilece\u011fi insanlar\u0131n \u00fczerine uzun s\u00fcredir d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc bir konu. Bu varsay\u0131mlar\u0131n ya da hipotezlerin \u00e7o\u011fu \u00e7\u00fcr\u00fct\u00fclm\u00fc\u015f olsa da aralar\u0131nda hala bir \u00f6l\u00e7\u00fcde ge\u00e7erlili\u011fini koruyanlar bulunmakta. \u00d6zellikle protodil teorisi \u015fu anda g\u00fcncelli\u011fini koruyor. Bickerton ve Jackendoff taraf\u0131ndan geli\u015ftirilen, en temelinde s\u00f6zdizim kurallar\u0131n\u0131n mevcut olmad\u0131\u011f\u0131 bu protodil kavram\u0131na ise literat\u00fcrde s\u00f6zl\u00fcksel protodil (lexical protolanguage) denildi\u011fini belirtmeden de ge\u00e7meyelim. S\u00f6zc\u00fcksel protodil dedi\u011fimize g\u00f6re \u201cba\u015fka protodil \u00e7e\u015fitleri olmal\u0131\u201d diye d\u00fc\u015f\u00fcnebilirsiniz ve hakl\u0131s\u0131n\u0131z. Dil evrimi \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131nda tart\u0131\u015fmalar bitmiyor c\u00fcmlesini fazlaca kullan\u0131yoruz, ger\u00e7ekten de \u00f6yle. S\u0131radaki yaz\u0131larda protodilin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f mekanizmas\u0131n\u0131n asl\u0131nda jest-mimik temelli mi, m\u00fczik temelli mi yoksa farkl\u0131 kanallardan beslenen bir model temelli mi oldu\u011funa bakaca\u011f\u0131z.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\" id=\"bad6\"><strong>Notlar<\/strong><\/h2>\n\n\n\n<p id=\"eaaa\"><a href=\"https:\/\/medium.com\/cogist\/bilimin-en-zor-problemi-t%C3%BCreyi%C5%9F-destan%C4%B1-muharrem-ayar-dc500ad069b5#_ednref1\" target=\"_blank\" rel=\"noopener\">[i]<\/a>&nbsp;Rickford ve McWhorter (2017) bu basitli\u011fin i\u00e7sel ve d\u0131\u015fsal basitlik olarak kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmamas\u0131 gerekti\u011fini a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6yl\u00fcyor. \u00d6rne\u011fin, \u00c7ince\u2019de de Russenorsk\u2019a benzeyen \u00e7ekim ya da ismin halleri gibi olgular bulunmamaktad\u0131r. Fakat, s\u00f6zc\u00fck envanterinin darl\u0131\u011f\u0131 gibi i\u00e7sel sadelik karma dillere \u00f6zg\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\" id=\"9d76\">Referanslar<\/h2>\n\n\n\n<p id=\"5fa7\">Barber, C. L. (1965).&nbsp;<em>The Story of Speech and Language<\/em>.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"7c83\">Bickerton, D. (1990).&nbsp;<em>Language and Species<\/em>. University of Chicago Press.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"6822\">Bickerton, D. (2014).&nbsp;<em>More than Nature Needs<\/em>. Harvard University Press.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"64a9\"><em>Genesis 11 (NIV)<\/em>. (n.d.). Bible Gateway.&nbsp;<a href=\"https:\/\/www.biblegateway.com\/passage\/?search=Genesis+11&amp;version=NIV\" rel=\"noreferrer noopener\" target=\"_blank\">https:\/\/www.biblegateway.com\/passage\/?search=Genesis%2011&amp;version=NIV<\/a><\/p>\n\n\n\n<p id=\"3818\">Jackendoff, R. (1999). Possible stages in the evolution of the language capacity.&nbsp;<em>Trends in Cognitive Sciences<\/em>,&nbsp;<em>3<\/em>(7), 272\u2013279.&nbsp;<a href=\"https:\/\/doi.org\/10.1016\/s1364-6613(99)01333-9\" rel=\"noreferrer noopener\" target=\"_blank\">https:\/\/doi.org\/10.1016\/s1364-6613(99)01333-9<\/a><\/p>\n\n\n\n<p id=\"a2f3\">Jackendoff, R. (2002).&nbsp;<em>Foundations of Language: Brain, Meaning, Grammar, Evolution<\/em>. Oxford University Press, USA.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"23c7\">Mandavilli, S. R. (2016). On the Origin and Spread of Languages: Proposing Twenty-First Century Axioms on the Evolution and Spread of Languages with Concomitant Views on Language Dynamics.&nbsp;<em>ELK Asia Pacific Journal of Social Science<\/em>,&nbsp;<em>3<\/em>(1).<\/p>\n\n\n\n<p id=\"93c8\">Rickford, J. R., &amp; McWhorter, J. (2017). Language Contact and Language Generation: Pidgins and Creoles. In&nbsp;<em>Blackwell Publishing Ltd eBooks<\/em>&nbsp;(pp. 238\u2013256).&nbsp;<a href=\"https:\/\/doi.org\/10.1002\/9781405166256.ch14\" rel=\"noreferrer noopener\" target=\"_blank\">https:\/\/doi.org\/10.1002\/9781405166256.ch14<\/a><\/p>\n\n\n\n<p id=\"02c7\">Sharp, H., &amp; Warren, B. (1994). The Semantics of Onomatopoeic Words.&nbsp;<em>Folia Linguistica<\/em>.&nbsp;<a href=\"https:\/\/doi.org\/10.1515\/flin.1994.28.3-4.437\" rel=\"noreferrer noopener\" target=\"_blank\">https:\/\/doi.org\/10.1515\/flin.1994.28.3-4.437<\/a><\/p>\n\n\n\n<p id=\"230a\">Themistocleous, D., &amp; Anastassiou-Hadjicharalambous, X. (2018). M\u00fcller\u2019s Language Hypotheses. In&nbsp;<em>Springer eBooks<\/em>&nbsp;(pp. 1\u20134).&nbsp;<a href=\"https:\/\/doi.org\/10.1007\/978-3-319-16999-6_1116-1\" rel=\"noreferrer noopener\" target=\"_blank\">https:\/\/doi.org\/10.1007\/978-3-319-16999-6_1116-1<\/a><\/p>\n\n\n\n<p id=\"27a0\">Thorndike, E. L. (1943). The Origin of Language.&nbsp;<em>Science<\/em>,&nbsp;<em>98<\/em>(2531), 1\u20136.&nbsp;<a href=\"https:\/\/doi.org\/10.1126\/science.98.2531.1\" rel=\"noreferrer noopener\" target=\"_blank\">https:\/\/doi.org\/10.1126\/science.98.2531.1<\/a><\/p>","protected":false},"featured_media":2124,"template":"","meta":{"_acf_changed":false},"event_publishing_tags":[568,102,94,1087,93,234,63,101,691,64,233,92,323,1090,838,87,1083,62,370,1086,371,1089,575,369,1088,577,1039,103,1084,1092,1091,88,89,167,168,106,164,1085],"kategori":[725],"class_list":["post-2123","blog_content","type-blog_content","status-publish","has-post-thumbnail","hentry","event_publishing_tags-animal","event_publishing_tags-animal-cognition","event_publishing_tags-bilis","event_publishing_tags-bilisin-evrimi","event_publishing_tags-bilissel-bilim","event_publishing_tags-bilissel-psikoloji","event_publishing_tags-biology","event_publishing_tags-biyoloji","event_publishing_tags-cogist","event_publishing_tags-cognition","event_publishing_tags-cognitive-psychology","event_publishing_tags-cognitive-science","event_publishing_tags-cogsci","event_publishing_tags-comparative-biology","event_publishing_tags-comparative-cognition","event_publishing_tags-dil","event_publishing_tags-dil-evrimi","event_publishing_tags-dilbilim","event_publishing_tags-evolution","event_publishing_tags-evolution-of-cognition","event_publishing_tags-evolution-of-language","event_publishing_tags-evolutionary","event_publishing_tags-evolutionary-psychology","event_publishing_tags-evrim","event_publishing_tags-evrimsel","event_publishing_tags-evrimsel-psikoloji","event_publishing_tags-hayvan","event_publishing_tags-hayvan-bilisi","event_publishing_tags-hayvan-zihni","event_publishing_tags-karsilastirmali-bilis","event_publishing_tags-karsilastirmali-biyoloji","event_publishing_tags-language","event_publishing_tags-linguistics","event_publishing_tags-neurolinguistics","event_publishing_tags-norodilbilim","event_publishing_tags-psikodilbilim","event_publishing_tags-psycholinguistics","event_publishing_tags-vegan","kategori-yazi"],"acf":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content\/2123","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content"}],"about":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/types\/blog_content"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content\/2123\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/media\/2124"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=2123"}],"wp:term":[{"taxonomy":"event_publishing_tags","embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/event_publishing_tags?post=2123"},{"taxonomy":"kategori","embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/kategori?post=2123"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}