{"id":2108,"date":"2023-07-05T15:00:01","date_gmt":"2023-07-05T15:00:01","guid":{"rendered":"https:\/\/cog-ist.com\/?post_type=blog_content&#038;p=2108"},"modified":"2025-09-19T20:01:51","modified_gmt":"2025-09-19T20:01:51","slug":"gelisim-surecinde-duygu-tanima-rabia-kursun","status":"publish","type":"blog_content","link":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/blog_content\/gelisim-surecinde-duygu-tanima-rabia-kursun\/","title":{"rendered":"Geli\u015fim S\u00fcrecinde Duygu Tan\u0131ma \u2014 Rabia Kur\u015fun"},"content":{"rendered":"<p id=\"251d\"><em>Rabia Kur\u015fun, \u0130stanbul \u00dcniversitesi psikoloji \u00f6\u011frencisi, akademik hayat\u0131n\u0131 bili\u1e63sel n\u00f6robilim alan\u0131nda ilerletmek istiyor.<\/em><\/p>\n\n\n\n<p id=\"6f1d\">Hissettiklerimizle hayat\u0131m\u0131z\u0131n her an\u0131nda temas halindeyiz. Duygular\u0131m\u0131z hayat\u0131 anlamland\u0131r\u0131rken bize e\u015flik eden ve onlars\u0131z belki de bu anlam\u0131n \u00f6z\u00fcn\u00fc bulamayaca\u011f\u0131m\u0131z bile\u015fenler. Fizyolojik olarak belirli kas hareketlerinin y\u00fczde bir ifade bulmas\u0131yla temsil edilen duygular evrensel olarak 6 temel ifade ile tan\u0131mlan\u0131r (korku, mutluluk, \u00f6fke, tiksinme, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k, \u00fcz\u00fcnt\u00fc). Bunlar T\u00fcrkiye\u2019de de Yeni Zelanda\u2019da da benzer \u015fekilde tan\u0131mlanacak duygu ifadeleridir (Ekman, Friesen ve Ellsworth, 1972). Denham (1998)\u2019a g\u00f6re duygu tan\u0131ma, bu hislerin neden ve sonu\u00e7lar\u0131n\u0131n i\u015flenmesi sonucu olu\u015fan bilgidir. Ba\u011flama g\u00f6re de\u011fi\u015fir ve bir analiz s\u00fcrecinden ge\u00e7er. Ayn\u0131 \u015fekilde bu jest ve mimikler de duygu tan\u0131mada olduk\u00e7a etkilidir. \u00c7ocukluk d\u00f6neminin hen\u00fcz \u00e7ok ba\u015flar\u0131ndayken bu yeti geli\u015fmeye ba\u015flar ve \u00e7ocu\u011fun sosyal uyumunda da \u00f6nemli yer tutar. \u00c7ocu\u011fun bir \u00f6tekinin psikolojik deneyimini anlamas\u0131; ba\u011flam, durum analizi i\u00e7erisinde duyguyu tan\u0131mas\u0131 kendi duygular\u0131n\u0131 da anlamas\u0131na kap\u0131 aralamaktad\u0131r. Bunu empati yetene\u011fine de ba\u011flayabiliriz. Bildi\u011fimiz \u00fczere insan\u0131 di\u011fer canl\u0131lardan ay\u0131ran \u00f6nemli yetilerden biri de empatidir. Empati yetene\u011fi sayesinde kar\u015f\u0131daki ki\u015finin duygusal-psikolojik ya\u015fant\u0131s\u0131n\u0131 kendi anlam d\u00fcnyas\u0131nda i\u015fleyebilme ve buna g\u00f6re davran\u0131\u015f\u0131 de\u011fi\u015ftirebilme yetisi kazan\u0131r\u0131z, ki bu sosyal bir canl\u0131 olarak birlikte olabilmemiz i\u00e7in m\u00fchim bir nokta.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"903b\">Duyguyu tan\u0131mada \u00e7ocuklar\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 karma\u015f\u0131k i\u015fleyi\u015f sistemlerinin ne zaman ba\u015flad\u0131\u011f\u0131na dair ara\u015ft\u0131rmalar alanyaz\u0131nda mevcut olup iki hipotez \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnde \u00e7al\u0131\u015fmalar ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015ftir. Bunlardan ilki&nbsp;<strong>do\u011fu\u015ftanc\u0131l\u0131k&nbsp;<\/strong>olarak ge\u00e7mekte ve do\u011fumla birlikte ya\u015fam\u0131n \u00e7ok erken d\u00f6nemlerinde y\u00fcz ifadelerinin \u00fcretimi (Caron, Caron ve Meyers, 1982) ve duygular\u0131n k\u00fclt\u00fcrler aras\u0131 incelemelerde benzer ifadelerinin g\u00f6r\u00fclmesi bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc desteklemektedir (Ekman, Sorenson ve Friesen, 1969). Bu g\u00f6r\u00fc\u015f bize mekanik bir insan mod\u00fcl\u00fcn\u00fc de g\u00f6stermektedir. Buna dayanarak duygusal temel bile\u015fenlerin bir mekanizman\u0131n iskeleti gibi b\u00fct\u00fcn insanlarda var oldu\u011funu da s\u00f6yleyebiliriz. Bu iskelet bir anlamda temel bir ileti\u015fim \u00f6\u011fesi olarak da \u00f6n\u00fcm\u00fcze \u00e7\u0131kmakta. Dilini bilmeyen iki insan jest ve mimiklerle birbirini anlayabilmekte, \u00e7ok karma\u015f\u0131k d\u00fczeyden bahsetmemekle birlikte en az\u0131ndan temel ba\u011flamda anla\u015fabilmektedir. \u00d6zellikle \u00e7ocuklarda g\u00f6zlemlenen iki farkl\u0131 k\u00fclt\u00fcrden veyahut dilden olsalar dahi oyunlar\u0131n\u0131 oynarken birbirlerini anlama ve ona g\u00f6re bir d\u00fczen geli\u015ftirebilme olgusu bu iskeletin temel bir ileti\u015fim \u00f6\u011fesi oldu\u011funa bir \u00f6rnektir. Di\u011fer g\u00f6r\u00fc\u015f ise duygu tan\u0131man\u0131n deneyim yoluyla \u00f6\u011frenildi\u011fini \u00f6ne s\u00fcrmektedir. \u00c7ocuklar duygusal sinyallerin \u00fcretimi ve bu sinyallerin duygu ifadesi olarak tan\u0131nmas\u0131n\u0131 geli\u015fim s\u00fcrecinde sosyal etkile\u015fimlerle de birlikte kademeli olarak ilerletirler (Fogel, Nwokah, Dedo, Messinger, Dickson, Matusov ve Hold, 1992). Bu g\u00f6r\u00fc\u015f ise daha \u00e7ok k\u00fclt\u00fcr\u00fcn, ya\u015fan\u0131lan ortam\u0131n bize y\u00fckledikleriyle birlikte duygu anlamland\u0131rman\u0131n da de\u011fi\u015febilece\u011fi y\u00f6n\u00fcndedir. Ortam\u0131n bize y\u00fcklediklerinin daha karma\u015f\u0131k duygular\u0131 anlamland\u0131rmada \u00f6nemli bir parametre oldu\u011fu belirtilmekle birlikte bu duygulan\u0131mlar\u0131n g\u00f6sterilmesi de toplum t\u00fcrlerine g\u00f6re dahi de\u011fi\u015febilmekte. \u00d6rne\u011fin topluluk\u00e7u k\u00fclt\u00fcrlerde gurur duygusunun tan\u0131m\u0131 ile bireyselci k\u00fclt\u00fcrlerdeki tan\u0131m\u0131 aras\u0131nda fark vard\u0131r. Bu tan\u0131m\u0131n toplumda nas\u0131l i\u00e7selle\u015ftirildi\u011fi, toplumun k\u00fc\u00e7\u00fck yap\u0131 ta\u015f\u0131 olan aileyle birlikte ya\u015fam\u0131n daha ilk d\u00f6nemlerinde \u00e7ocu\u011fa nas\u0131l \u00f6\u011fretildi\u011fiyle ili\u015fkili olabilmektedir. Bu iki g\u00f6r\u00fc\u015f neticesinde ne yaln\u0131zca genlerimizden ibaretiz diyebiliyoruz ne de zihin bo\u015f bir kutudur, biz doldururuz \u015feklinde bir tan\u0131mlamaya girebiliyoruz. Asl\u0131nda \u00e7ok i\u00e7 i\u00e7e bir durum bu, belli bir sistemin \u00fczerine in\u015fa edilen bir mekanizma diyebiliriz.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"2dbd\">Bahsetti\u011fim gibi hen\u00fcz ya\u015fam\u0131n \u00e7ok ba\u015f\u0131ndayken duygu tan\u0131mada bir yeti geli\u015ftirdi\u011fimize y\u00f6nelik \u00e7al\u0131\u015fmalar mevcut. Ke\u015ffetme g\u00fcd\u00fcs\u00fcyle hareket eden bebekler, ilk temas\u0131 kuran annenin y\u00fcz ifadelerini ipucu olarak ele al\u0131r ve bunu analiz ederek bir sonraki davran\u0131\u015f\u0131 yapmaya karar verirler: Bunu yapmam iyi ya da k\u00f6t\u00fc gibi. \u0130lk sosyal becerinin de bu ya\u015flarda kazan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Topluma adapte olma s\u00fcreci de bu \u015fekilde ba\u015fl\u0131yor. Geli\u015fimsel \u00f6yk\u00fcye bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda ilk 6 ay kar\u015f\u0131lar\u0131ndaki insan\u0131n basit duygular\u0131n\u0131 ay\u0131rt edebilir ve duruma uygun, \u00f6tekinin duygusal uyar\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k veren davran\u0131\u015flar sergileyebiliyorlar. (Herba ve Philips, 2004, s.1195). Do\u011fumlar\u0131ndan itibaren hen\u00fcz 36 saat ge\u00e7mi\u015f bebeklerle yap\u0131lan bir ara\u015ft\u0131rmada \u00fczg\u00fcn, mutlu ve \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f y\u00fczleri taklit ettikleri g\u00f6zlenmi\u015ftir (Field, Woodson, Greenberg ve Cohen, 1982, s.119). Bu iki \u00f6rnek ile g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u00fczere \u201c<strong>do\u011fu\u015ftanc\u0131\u201d&nbsp;<\/strong>bak\u0131\u015f ile \u201c<strong>deneyimci<\/strong>\u201d bak\u0131\u015f yan yana y\u00fcr\u00fcyen iki s\u00fcreci temsil ediyor bizlere. Bu 6 ay i\u00e7erisinde duygu tan\u0131may\u0131 g\u00f6zlemlemek ad\u0131na pek \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015fma yap\u0131larak bebekler ay ay takip edilmi\u015f ve duygular\u0131 ay\u0131rt etmede nas\u0131l bir s\u00fcre\u00e7 izledikleri takip edilmi\u015ftir. \u00d6rne\u011fin Young-Browne, Rosenfeld ve Horowitz (1977) \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131nda,&nbsp;<strong>\u00fc\u00e7 ayl\u0131k&nbsp;<\/strong>bebeklerin \u00fczg\u00fcn ile \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f y\u00fcz aras\u0131nda ayr\u0131m yapabilirken mutlu bir y\u00fcz\u00fc \u00fczg\u00fcnden ay\u0131rt edemediklerini bulmu\u015flar. LaBarbera, Izard, Vietze ve Parisi (1976),&nbsp;<strong>d\u00f6rt ayl\u0131k&nbsp;<\/strong>\u00e7ocuklar\u0131n mutluluk g\u00f6steren bir ifadeye, \u00f6fke ifadesine ya da n\u00f6tr ifadelere k\u0131yasla istatistiksel olarak anlaml\u0131 \u015fekilde daha uzun s\u00fcre bakt\u0131klar\u0131n\u0131 bildirmi\u015ftir; \u00f6fke ifadesi ile n\u00f6tr ifade aras\u0131nda ise anlaml\u0131 bir fark bulmam\u0131\u015flar. Bu \u00e7al\u0131\u015fma, bebeklerin ya\u015fam\u0131n ilk zamanlar\u0131nda mutlu ifadeleri di\u011fer ifadelere k\u0131yasla daha \u00e7abuk tan\u0131d\u0131\u011f\u0131na y\u00f6nelik bir kan\u0131t olu\u015fturabilir. Bak\u0131m verenin bebe\u011fe y\u00f6nelik tutumuna g\u00f6re de de\u011fi\u015fmekle birlikte bebek, bu evrelerde olu\u015fan yo\u011fun ilgi sonucu da taklit yoluyla bu yetiyi daha h\u0131zl\u0131 kazanm\u0131\u015f olabilir. Di\u011fer yandan bebe\u011fin hen\u00fcz tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131 bir davran\u0131\u015f ger\u00e7ekle\u015ftirildi\u011finde bebek bunu tan\u0131yamaz ve \u015fok tepkisi ger\u00e7ekle\u015ftirebilir, bu a\u011flama olarak da sunulabilir. Kuchuk ve arkada\u015flar\u0131 (1986); bu d\u00f6nemdeki bebeklerin ayn\u0131 ifadenin farkl\u0131 yo\u011funluklardaki kar\u015f\u0131l\u0131klar\u0131na da yan\u0131t verebildiklerini ve ayr\u0131m yapabildiklerini belirtmi\u015ftir: \u00d6rne\u011fin di\u015fleri g\u00f6z\u00fck\u00fcyor \u00e7ok mutlu ya da hafif tebess\u00fcm az mutlu gibi.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"607a\">Sosyal ortamlara girip \u00f6tekiyle etkile\u015fime girmeleriyle birlikte duygu tan\u0131ma yetisini daha h\u0131zl\u0131 geli\u015ftirdiklerini g\u00f6r\u00fcyoruz. Burada Field ve Walden\u2019in 1982\u2019de yapm\u0131\u015f oldu\u011fu bir \u00e7al\u0131\u015fmadan s\u00f6z etmek istiyorum. Bu \u00e7al\u0131\u015fma 3\u20135 ya\u015f aras\u0131 \u00e7ocuklar aras\u0131nda yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7ocuklardan birine g\u00f6rsel bir ipucu ya da fiil verilerek y\u00fcz ifadesi \u00fcretmesi istenmi\u015f ve di\u011ferlerinden de bu hangi duygu onu bilmeleri istenmi\u015f. Sessiz sineman\u0131n duygu format\u0131 gibi d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz bunu. \u00c7al\u0131\u015fma sonucuna g\u00f6re \u00e7ocuklar y\u00fcz ifadesini \u00fcretmede, duyguyu tan\u0131maya k\u0131yasla daha ba\u015far\u0131l\u0131 olmu\u015flar. Yani duyguyu taklit edebiliyorlar ama tan\u0131makta hala zorluk \u00e7ekiyorlar. Bu ya\u015f aral\u0131\u011f\u0131nda \u00e7ocuklardan temel duygular\u0131 tan\u0131ma, duyguyu ifade etme ve d\u00fczenleme yetilerini kullanarak sosyal \u00e7evrelerine uyum sa\u011flamalar\u0131n\u0131 bekliyoruz. 7 ya\u015f itibariyle daha karma\u015f\u0131k duygular\u0131 edinmeye ba\u015flayan \u00e7ocuklar ergenlik d\u00f6neminin ba\u015flar\u0131nda daha karma\u015f\u0131k bir sosyal bili\u015f yetisi ediniyorlar (Herba ve Philips, 2004, s.1187). Burada 3\u20135 ya\u015f, sosyal ortamlara adapte olmaya hen\u00fcz yeni ba\u015flam\u0131\u015f bir ya\u015f skalas\u0131 olarak kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131k\u0131yor. Bu ya\u015f aral\u0131\u011f\u0131nda kre\u015f gibi kendi ya\u015f\u0131tlar\u0131n\u0131n oldu\u011fu alanlara da girmeye ve onlarla etkile\u015fimde bulunmaya ba\u015fl\u0131yorlar. Bu ya\u015f \u00f6ncesinde daha \u00e7ok anne-baba y\u00f6netiminde bir ili\u015fki belirlenirken \u00e7ocuk bu ya\u015ftan itibaren annenin arkada\u015f\u0131n\u0131n \u00e7ocu\u011fu, kom\u015fu gibi farkl\u0131 aile tiplerinde yeti\u015fen \u00e7ocuklarla da ili\u015fkiye giriyor. Bu \u015fekilde hem bu yenili\u011fe adapte oluyor hem de kendi ya\u015f\u0131tlar\u0131n\u0131n duygular\u0131n\u0131 tan\u0131rken kendininkini de tan\u0131maya ba\u015fl\u0131yor \u00e7ocuk. Tabii bu \u00e7al\u0131\u015fmada da elde edildi\u011fi \u00fczere hen\u00fcz kar\u015f\u0131dakinin duygusunu tan\u0131makta, duyguyu taklit etmeye k\u0131yasla daha \u00e7ok zorlan\u0131yor.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"2427\">Korku hissinin tan\u0131nmas\u0131 ise genele bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda da olduk\u00e7a de\u011fi\u015fkenlik g\u00f6steren bir konu. Yeti\u015fkinler de dahil olmak \u00fczere bu duygunun tan\u0131nmas\u0131 di\u011ferlerine k\u0131yasla daha zor oluyor. \u00c7ocuklar 8 ya\u015f\u0131ndayken korku hissinin %43.5, 16 ya\u015f\u0131ndayken %59\u2019unu do\u011fru tan\u0131mlamaktayken, yeti\u015fkinler %80 oranda ba\u015far\u0131l\u0131 olmu\u015f (Lenti, Lenti Boero ve Giacobbe, 1999). Yani y\u00fczdelik olarak bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda yeti\u015fkinler i\u00e7in de tam bir tan\u0131madan s\u00f6z edemiyoruz. ki yo\u011funlu\u011funa g\u00f6re de olduk\u00e7a de\u011fi\u015fim g\u00f6sterebilecek bir duygu tan\u0131ma s\u00f6z konusu olabilmekte. Abart\u0131l\u0131 bir tepki verilmedi\u011fi s\u00fcrece elbette duygu tan\u0131ma seviyeleri de\u011fi\u015fiyor. S\u00f6z konusu olan duygu korku oldu\u011funda ise Ekman\u2019\u0131n duygu testi ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda bu testin Bat\u0131 toplumuna y\u00f6nelik bir test oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesindeyim: \u015e\u00f6yle ki bireyselci toplumlarda bireylerin kendini tan\u0131mas\u0131 bir ba\u015fkas\u0131n\u0131 tan\u0131maktan daha de\u011ferli olabilmekte. Ayn\u0131 \u015fekilde duygu tan\u0131mada da kendini ve kendine y\u00f6nelik hislerini bireysel \u00f6zene lay\u0131k g\u00f6r\u00fcyor. Bunun \u00f6tesinde korku duygusu da bir nevi zay\u0131fl\u0131k olarak g\u00f6r\u00fclebilmekte, \u00f6zellikle topluluk\u00e7u k\u00fclt\u00fcrlerde buna s\u0131kl\u0131kla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz. Bu tabii ki sadece bir hipotez olmakla birlikte ilgili alanda yap\u0131lacak nitel ve deneysel ara\u015ft\u0131rmalar destek sa\u011flayabilir. Gosselin ve Larocque (2000), duygular\u0131 y\u00fcz ifadelerinden tan\u0131man\u0131n kolayl\u0131k s\u0131ralamas\u0131n\u0131 yapm\u0131\u015ft\u0131r. Mutluluk ve \u00fcz\u00fcnt\u00fc ifadesinin korku ve tiksintiden, \u00f6fke ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k ifadelerinin tiksintiden daha kolay tan\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131; yine \u00f6fke ve \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k ifadelerinin ise mutluluk ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcden daha zor tan\u0131nd\u0131klar\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. Buna g\u00f6re korku ve tiksinme di\u011fer ifadelere k\u0131yasla daha kompleks tan\u0131ma s\u00fcre\u00e7lerinden ge\u00e7iyor.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"ea70\">Duygu tan\u0131ma hem bireyin geli\u015fimi a\u00e7\u0131s\u0131ndan hem de sosyal birliktelik a\u00e7\u0131s\u0131ndan olduk\u00e7a \u00f6nemli bir beceri. Ya\u015fam\u0131n ba\u015f\u0131ndan itibaren insanlara maruz kal\u0131yoruz ve bu maruziyet etkile\u015fimi zorunlu k\u0131l\u0131yor. Bu etkile\u015fim de bize kendimizle ilgili yeni kap\u0131lar a\u00e7\u0131yor. Geli\u015fimimiz boyunca devam eden bir s\u00fcre\u00e7 bu, durmadan yeniliklerle birlikte \u00e7o\u011falarak ilerliyor. Dahas\u0131 var, buradan esinlenerek sosyal robotlar da yap\u0131lmakta; duyguyu tan\u0131yan ve kendi duygusunu da tan\u0131mlayabilen, empati yapabilen robotlar. Empati sahibi robotlar\u0131n nas\u0131l olaca\u011f\u0131 merak konusu olmakla birlikte, geli\u015fim s\u00fcre\u00e7leri ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda \u00e7ok da u\u00e7 bir noktada durmad\u0131klar\u0131 s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n\n\n\n<h2 class=\"wp-block-heading\" id=\"d267\">Kaynak\u00e7a<\/h2>\n\n\n\n<p id=\"83e5\">Caron, R. F., Caron, A. J. ve Myers, R. S. (1982). Abstraction of invariant face expressions in infancy. Child Development 53(4), 1008\u20131015.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"3d0f\">Ekman, P., Sorenson, E. R. ve Friesen, W. V. (1969). Pan-cultural elements in the facial displays of emotions. Science, 164(3875), 86\u201388.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"ba9a\">Ekman, P., Friesen, W. V. &amp; Ellsworth, P. (1972). Emotion in the human face. Elmsworth, NY: Pergamon Press<\/p>\n\n\n\n<p id=\"af4b\">Denham, S. A. (1998).&nbsp;<em>Emotional development in young children<\/em>. Guilford Press.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"bc29\">Fogel, A., Nwokah, E., Dedo, J. Y., Messinger, P., Dickinson, K. L., Matusou, E. ve Holt, S. A. (1992). Social process theory of emotion: A dynamic systems approach. Social Development, 1(2), 122\u2013142.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"ecb1\">Field, T. M., Woodson, R., Greenberg, R., &amp; Cohen, D. (1982). Discrimination and imitation of facial expression by neonates.&nbsp;<em>Science<\/em>,&nbsp;<em>218<\/em>(4568), 179\u2013181.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"3dfa\">Gosselin, P., &amp; Larocque, C. (2000). Facial morphology and children\u2019s categorization of facial expressions of emotions: A comparison between Asian and Caucasian faces.&nbsp;<em>The Journal of genetic psychology<\/em>,&nbsp;<em>161<\/em>(3), 346\u2013358..<\/p>\n\n\n\n<p id=\"6cab\">Herba, C. ve Phillips, M. (2004). Annotation: Development of facial expression recognition from childhood to adolescence: Behavioural and neurological perspectives. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 45(7), 1185- 1198.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"8839\">Field, T. M., &amp; Walden, T. A. (1982). Production and discrimination of facial expressions by preschool children.&nbsp;<em>Child development<\/em>, 1299\u20131311.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"806a\">Kuchuk, A., Vibbert, M., &amp; Bornstein, M. H. (1986). The perception of smiling and its experiential correlates in three-month-old infants.&nbsp;<em>Child development<\/em>, 1054\u20131061.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"20dc\">LaBarbera, J. D., Izard, C. E., Vietze, P. ve Parisi, S. A. (1976). Four-and sixmonth-old infants\u2019 visual responses to joy, anger, and neutral expressions. Child Development, 535\u2013538.<\/p>\n\n\n\n<p id=\"a6be\">Lenti, C., Lenti-Boero, D., &amp; Giacobbe, A. (1999). Decoding of emotional expressions in children and adolescents.&nbsp;<em>Perceptual and Motor Skills<\/em>,&nbsp;<em>89<\/em>(3), 808\u2013814<\/p>\n\n\n\n<p id=\"8db7\">Young-Browne, G., Rosenfeld, H. M. ve Horowitz, F. D. (1977). Infant discrimination of facial expressions. Child Development 48(2), 55<\/p>","protected":false},"featured_media":2109,"template":"","meta":{"_acf_changed":false},"event_publishing_tags":[94,93,210,234,252,64,209,233,92,323,206,207,211,1074,208,253,76,80,81,1037,1075,96],"kategori":[725],"class_list":["post-2108","blog_content","type-blog_content","status-publish","has-post-thumbnail","hentry","event_publishing_tags-bilis","event_publishing_tags-bilissel-bilim","event_publishing_tags-bilissel-gelisim","event_publishing_tags-bilissel-psikoloji","event_publishing_tags-clinical-psychology","event_publishing_tags-cognition","event_publishing_tags-cognitive-development","event_publishing_tags-cognitive-psychology","event_publishing_tags-cognitive-science","event_publishing_tags-cogsci","event_publishing_tags-development","event_publishing_tags-developmental-psychology","event_publishing_tags-gelisim","event_publishing_tags-gelisim-psikolojisi","event_publishing_tags-gelisimsel-psikoloji","event_publishing_tags-klinik-psikoloji","event_publishing_tags-mind","event_publishing_tags-psikoloji","event_publishing_tags-psychology","event_publishing_tags-trauma","event_publishing_tags-travma","event_publishing_tags-zihin","kategori-yazi"],"acf":[],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content\/2108","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content"}],"about":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/types\/blog_content"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/blog_content\/2108\/revisions"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/media\/2109"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=2108"}],"wp:term":[{"taxonomy":"event_publishing_tags","embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/event_publishing_tags?post=2108"},{"taxonomy":"kategori","embeddable":true,"href":"https:\/\/cog-ist.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/kategori?post=2108"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}